Twitter Facebook Linkedin Youtube

ABD-ÇİN TİCARET SAVAŞI VE TÜRKİYE’NİN STRATEJİSİ

Umut Berhan ŞEN

ABD Başkanı Trump Çin mallarına %54’lük tarifeyi yetmez bulmuş gibi, %50 ek gümrük vergisi tehdidini masaya koydu. Çin’de boş durmadı; ABD’den ithal edilen tarım ürünlerine %40 ek vergiyle misilleme yaptı, teknoloji devlerine üretim kısıtlamaları getirdi. Son haberlere göre, Çin’in ABD ithalatına uyguladığı tarifeler %84’e kadar çıktı. Bu, adeta ekonomik bir satrançta “şah” hamlesi!

ABD tarafında ise hedef belli: Çin’in küresel tedarik zincirindeki hakimiyetini kırmak. Zaten bu amaçla elektronik ve otomotiv parçalarına %60’lık yeni bir tarife dalgası geldi. Apple ve Tesla gibi devler zorda; iPhone fiyatlarının ABD’de %35 artabileceği konuşuluyor. Çin ise Japonya ve Güney Kore ile teknoloji iş birliğini derinleştirip, Avrupa’ya “ABD’ye karşı birleşelim” mesajını daha yüksek sesle veriyor. Kısa vadede iki taraf da yara alıyor: ABD’de enflasyon %5’i aşabilir, Çin’de büyüme %4’ün altına inebilir. Ama uzun vadede, Çin’in ABD’den koparak kendi ekosistemini kurma ihtimali, küresel güç dengelerini altüst edebilir.

Türkiye Kaosun Neresinde?

Türkiye, bu ticaret savaşında ne seyirci ne de figüran—tam aksine, sahnenin merkezinde bir aktör. Neden mi? Çünkü Çin’in Avrupa’ya mal akıtmak için ihtiyaç duyduğu lojistik hatlar, enerji koridorları ve ticaret yolları Türkiye’den geçiyor. İstanbul Boğazı, modern İpek Yolu’nun kilit noktası. Üstelik Çin, ABD’den uzaklaştıkça alternatif tedarikçiler arıyor ve Türkiye burada devreye giriyor. 2025’te TOGG’un 50 bin araçlık ihracatı, SİHA’ların 20 ülkeye satışı ve yenilenebilir enerji projeleriyle Türkiye, hem üretim kapasitesini hem de stratejik değerini kanıtlıyor.

Ama iş sadece fırsatlarla bitmiyor. ABD’nin doları güçlendiren politikaları, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için döviz baskısı demek. 2025’te faiz indirimleri konuşulurken, sermaye girişinin azalması ve döviz atakları riski kapıda. Yani, Türkiye’nin bu kaostan kazançlı çıkması için somut bir strateji şart.

Türkiye’nin Stratejisi Ne Olmalı?

Lojistik Avantajı Kullanmak: Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nde Türkiye’nin payı 2025’te %12 artmış durumda. Çin mallarını Avrupa’ya ulaştırmak için Türkiye’yi tercih etmesi, lojistik gelirleri %15 artırabilir. Liman yatırımları ve demiryolu ağını genişletmek, bu fırsatı katlayabilir.

Üretimde Boşluğu Doldurmak: Çin’in ABD ve AB pazarlarından dışlanması, Türkiye’yi alternatif tedarikçi yapabilir. Tekstil, otomotiv ve elektronikte yerli üretimi hızlandırmak, bu pastadan pay kapmanın anahtarı. TOGG ve SİHA’lar gibi başarı hikayeleri, bu potansiyeli gösteriyor.

Diplomatik Dengeler: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kazan-kazan” diplomasisi, Türkiye’yi hem ABD hem Çin’le iş yapabilen bir köprü yapıyor. NATO ittifakını korurken, Çin’le ticaret ve enerji anlaşmalarını derinleştirmek, bu dengenin sırrı. Japonya ve Güney Kore gibi oyuncularla da iş birliği artırılmalı.

İç Ekonomiyi Sağlam Tutmak: Döviz baskısına karşı iç talebi desteklemek ve enflasyonu kontrol altına almak kritik önem addediyor. Yerli üretimi teşvik eden teşvik paketleri ve enerji yatırımları, bu süreçte can simidi olabilir.

Kuşkusuz ABD-Çin ticaret savaşı, bir yandan tehdit, diğer yandan fırsat. Türkiye, coğrafi konumu, üretim kapasitesi ve diplomatik esnekliğiyle bu kaostan sıyrılıp yükselebilir. Ama bu bir satranç oyunu ve sabırlı olup, akıllı ve hızlı hamleler yapmak şart. Eğer elimizdeki kozları doğru oynarsak, iki dev kapışırken kazanan biz olabiliriz.

.

Umut Berhan ŞEN
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Umut Berhan ŞEN Hakkında

1991 yılında İstanbul’da doğdu. Okumayı çok küçük yaşlarda (okul öncesi) öğrendiğinden beri tarihe olan ilgisi hiç bitmedi. Lise yılarına geldiğinde, çeşitli internet site ve gazetelerinde yazmaya başlamıştır. Yayınlanmış bir adet tarih araştırma kitabı ve bir adet polisiye-casusluk türünde romanı bulunmaktadır. Günümüzde ise düzenli olarak ulusal basında yazmaya devam etmektedir. Bu yayın organları ve gazetelerin başlıcaları; ATAYURT Tarih Dergisi (devam), STAR Gazetesi AÇIK GÖRÜŞ EKİ (devam-halen AKŞAM Gazetesi yayın organı olarak devam etmektedir.), YURT Gazetesi (devam), -KARAR Gazetesi, CUMHURİYET Gazetesi (devam), HİSTODİA Tarih Dergisi (devam), MİSAK (Milli Stratejik Aaraştırmalar Kurulu-devam) Yayınlanmış kitapları: SAHİPKIRAN EMİR TİMUR (Araştırma-ATAYURT Yayınevi-2019 Nisan), FIRÇA TEMASI (Polisiye-casusluk seri roman-ATAYURT Yayınevi-2019 Kasım) Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Sosyoloji Eğitimi alan yazar, Gazi Üniversitesi Sanat tarihi bölümünü de bitirmiştir. Ayrıca İstanbul İşletme Enstitüsü’nde Finansal Yönetim eğitimi ve sertifikası almıştır. Orta Asya Türk Tarihi, Osmanlı Silah Sanatı ve Teşkilat’ı Mahsusa konusunda çalışmalarını sürdürmektedir. Genelkurmay Başkanlığı ATASE Arşivinde Türk İstihbarat Tarihi, ATATÜRK’ün Yaşamı, Teşkilat’ı Mahsusa ve 1. Dünya Savaşı konusunda araştırma, inceleme ve tetkiklerde bulunmuştur. Ayrıca çeşitli araştırma merkezlerinde ‘work shop’ ve yuvarlak masa çalışmalarına da katılmaktadır. Devlet Tiyatroları için yazdığı ve henüz yayınlanmamış ‘ENVER’ adlı bir tiyatro eseri de bulunmaktadır. Bununla birlikte, tiyatro eserleri konusunda eleştiri yazıları da kaleme almaktadır. Yazar, Ahmed Yesevi Vakfı üyesi ve genel sekreteridir. Ayrıca Azerbaycan Kültür Derneği üyesi ve Türk Anıtlar Derneği yedek yönetim kurulu üyesidir.

Yorum Ekleyebilirsiniz


%d blogcu bunu beğendi: