Twitter Facebook Linkedin Youtube

“KESİN İNANÇLILAR” KİTAP ÖZETİ

Eric Hoffer’ın kaleme aldığı Kesin İnançlılar kitabını okuduktan sonra insana farklı perspektiflerden bakmayı öğretiyor. Time’a göre 20. Yüzyılın en etkileyici kitaplarından birisi olan Kesin İnançlılar, dört farklı bölümden oluşmaktadır; Kitle Hareketlerinin Cazibesi, İnanç Değiştirmeye Hazır Kişiler, Birlikte Hareket Etmek ve Fedakârlık, Başlangıç ve Son. Temel anlamda kitle hareketlerinin ve bu hareketlere katılan kişilerin psiko-politikası incelenmektedir.

Hoffer’ın oldukça ilgi çekici bir hayat hikayesi bulunmaktadır ve bu durum benim açımdan kitabı daha kayda değer kılmaktadır. 1902 yılında Alman İmparatorluğundan ABD’ye göç eden Alman Yahudi asıllı bir ailenin tek çocuğudur. Nazi Hareketini ve Yahudi Katliamlarını örneklerinde değerlendirirken oldukça tarafsız bir şekilde kaleme alması bu noktada ilginçtir. Beş yaşına geldiğinde annesini kaybeden Hoffer’ın 7 ve 15 yaşları arasında geçen yıllarda körlükle mücadele etti ve tekrar görmeye başladığında büyük bir istekle okumaya başladı çünkü tekrar kör olmaktan korkuyordu. Kitle hareketlerinin psikolojik ve sosyal temeller üzerine kaleme aldığı ilk kitabı olan “Kesin İnançlılar”, 1951’de yayımlandı.

Hoffer’a göre gerek dini hareketler gerek milliyetçi ya da devrimci hareketler olsun, hepsinin ortak bir kimliği paylaştığını öne sürmektedir. Ortak bir kimlik ile kastettiği durum tüm kitle hareketlerinin aynı olması değildir, hepsinin aynı aileden geldiğini ve bazı temel nitelikleri paylaştığını belirtmektedir. Kitle hareketlerinin Kesin İnançlı bireyler tarafından gerçekleştirildiğini ve bu kişilerin bir amaç uğruna ölmeyi göze almasını inanç olarak nitelendirmektedir. “İnsanların uğrunda öldükleri kutsal davalar birbirinden farklı olsa bile, o insanlar belki de esas itibarıyla aynı şey için ölmektedir.”[1]. Bu ifadeden hareketle, Hoffer’ın anlatmak istediği; insanların kutsal davaları için ölmeyi göze alması kitle hareketlerinin farklılıklarını aslında ortaklaştırmaktadır. Örneğin, bir komünist veya bir milliyetçinin aslında benzer eylemler gerçekleştirmesi aynı amacı paylaşmalarıdır.

Kitle hareketlerinin başlangıcı aslında büyük bir değişim arzusundan doğmaktadır. Peki bu arzuyu içinde barındıran kişiler kim olabilir? Hoffer’a göre doygunluk hissi olan insanlar bu arzuya sahip olmaktan çok uzaktadırlar çünkü zaten var olan mevcut düzenden ve durumdan oldukça memnun oldukları için değişiklik gözlerini korkutur. Diğer yandan ise hüsrana uğrayan kişiler ise mevcut düzeni değiştireceklerine inanırlar. Bunun sebebi ise şudur ki eğer bir kişinin derdi varsa veya başarısızlığa uğramışsa, bunun nedenlerini kendine yüklemez ve dış etkenleri suçlamaya başlar ve bu noktada ise dünyayı değiştirme arzusu ön plana çıkar.

Hoffer, toplumları üç parçaya bölerek ele alır; alt tabaka, üst tabaka ve orta kesim. Eğer bir kitle hareketi meydana gelecekse bunun alt veya üst tabaka sayesinde gerçekleşeceğini savunur. Orta sınıf ise daha muhafazakâr davranır ve değişime müsait değildir. Hoffer diyor ki; “Geleceğe duyulan korku bugüne sarılmamıza sebep olurken geleceğe duyulan inanç değişime açık olmamızı sağlar.”[2]. Bu bağlamda, içinde değişme umudu barındıran ve oldukça kuvvetli değişim arzusuna sahip insanların içlerinde gelecek korkusu yoktur ve değişimi başlatmak isterler. Kişinin güçlü veya güçsüz olmasıyla ya da zengin veya fakir olması durumu değiştirmez, kişinin içindeki umut ile alakalı bir durum vardır ve herhangi bir konuda umudu olan kişiler radikalken, gelecekten korkup bugüne sıkı sıkıya sarılanlar muhafazakardır ve mevcut durumu muhafaza etmeye çalışırlar. Büyük umutların peşinden koşan kişiler pervasızlaşırlar ve mevcut düzeni değiştirmeye hazırlardır. Hayatta şanslı olan kişiler veya imtiyazlılarda içlerindeki umutla devrimler yapabilir; mesela Sanayi Devrimi, Çitleme Hareketi gibi kitlesel hareketler zenginler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bir kitle hareketinin bireysel çıkarlardan oluşmaması gerektiğini savunur Hoffer, insanların kendi çıkarları uğruna yapacakları her türlü iş verimsiz olmaya mahkumdur ve bir kitle hareketine katılan kişiler kendi bireysel çıkarlarını ön planda tutarsa o kitle hareketi inançtan ve umuttan uzak bir hal almaya başlar. Yeni bir dünya düzeni kurmaktan uzaklaşırlar ve mevcut durumu korumaya başlarlar çünkü mevcut durumda kitle hareketinin önde gelenleri olmaya başlarlar ve şöhretlerini arttırırlar. Ancak, bir insan kendisi için mükemmel olanı değil de uğrunda savaşmaya hazır olduğu ve inandığı şey için mükemmeliyeti ararsa davasında kazanmaya yaklaşır. Hoffer yazısında ele aldığı bireysel çıkarları şu şekilde ifade ediyor; bireysel çıkarlarımız ve umutlarımız değersiz görünmeye başladığında, başka amaçlar ve hayatı değerli kılacak şeyler ararız çünkü başarıya ulaşma arzumuzda kendimize bir noktaya kadar güvenebiliriz fakat kutsal davamıza, ırkımıza veya ulusumuza sınırsız inanç duyarız. Bireyler tek başlarına bir amaç oluşturmazlar çünkü insan ömrü kısadır ve tek başlarına hareket etmeleri bir davayı başlatıp bitirmelerine yetmez fakat bireylerin kendini adadığı ve uğrunda inandığı davaları ise ölümsüz olur. Bir kişinin yok olma durumuna gelmesi durumunda kendi gücüne ve kuvvetine inanması imkansızdır fakat kuvvetli, yıkılmaz ve ihtişamlı bir grubun parçası olduğunda ona güvenebilir.[3] Bu bağlamda, inanç aslında bir kimlik sahibi olma durumudur. Bireyselliğimizden ayrılarak bir grubun içerisinde yeni bir kimlik kazanırız ve ölümsüz bir gerçekliğin parçasını oluştururuz.

Kitle hareketleri, inançlı kişileri bulundukları ortamdan, ailelerinden ve sevdiği şeylerden aslında bir noktada ayırmaktadır çünkü kitle hareketleri tam bağlılığa ihtiyaç duyar. Herhangi bir dış etken olmaksızın inançlı kişilerin kendilerini tamamen ortak davaya adamalarını hedefler. Hoffer’a göre, bir ortamdaki bağlar zayıflayınca o alanda kitle hareketlerinin doğması için daha uygun bir zemin hazır olur ve daha güçlü kapalı bir hareket başlar. Bu noktada topluma uyamayan kişiler ise inanç değiştirmeye meyilli kişilerdir ve kitle hareketlerini en derinden etkileyecek kişilerdir. Kitle hareketlerinin birbirleri ile değiştirilebileceğini savunan Hoffer, Hitler’in Alman komünistlere potansiyel Nasyonal Sosyalistler olarak bakması hakkında bir örnek vermiştir. Yani en radikal ve fanatik taraflar bile aslında birbirine yakın uçta durdukları için kitle hareketlerinin seyrini değiştirme etkisine sahiptir.

Hoffer fedakârlık ve liderlik kavramları üzerinde oldukça çarpıcı betimlemelere yer vermiştir. Birlikte hareket ve fedakârlık, bir kitle hareketinin aradığı özelliklerdir. Bu özellikleri içlerinde barındıran kişiler hayal kırıklığına uğramış bireylerdir ve onların içinde bugüne dair umut yoktur aksine gelecek günlere hevesle ilerlemek isterler. Bu amaçta ölmeye hazır olan bu kişiler, ölümü mevcut gün için değil de gelecek günler için göze alırlar. Hareketin liderleri de aslında kitle hareketlerindeki kişileri olmayan şeylere inandırarak onlardan ölümü göze almalarını ister. Bir noktada liderler, kişileri kahramanmış gibi hissettirilirler. Bir lider bir kitle hareketini başlatamaz, ortada var olan kaosu fırsat bilerek kitleleri peşinden sürükleyecek öncü rolünü oynar.

Bir şeyi sevdiğimizde aynı şekilde onu seven ortak kişiler aramayız fakat bir şeye karşı ise ve ondan hoşlanmıyorsak, aynı duyguları paylaşan kişilerle bir arada olmak isteriz. Ortak düşman, insanlara ortak bir hedef kazandırarak işbirliğine yöneltir.

Eric Hoffer’ın insanların inançları üzerine kaleme aldığı Kesin İnançlılar, kitle hareketlerinin anatomisini ele almaktadır. İçerisindeki bilgiler oldukça anlaması kolay ve açıklayıcı, bunun yanı sıra okuyucuya farklı öğretiler sunarak bakış açısını genişleten bir baş yapıt. Kitle hareketlerinin oluşum aşamasını, nedenlerini ve sonuçlarını oldukça dikkatli bir şekilde inceleyen Hoffer, insan psikolojisi üzerinde de aydınlatıcı olacak bir eseri kaleme almıştır.

Müge KARAÇALIOĞLU – SASAM Stajyeri

KAYNAKÇA

  • Tutar, H. (2013). Kitap Tanıtımı: Kesin İnançlılar veya Kitle Hareketlerinin Anatomisi. İşletme Bilimi Dergisi, 1(2), 91-100.
  • Hoffer, E. (2019). Kesin İnançlılar (1st ed.). İstanbul: Olvido Kitap.

[1] Hoffer, 2019; s.12

[2] Hoffer, 2019; s.24

[3] Tutar,13; s.95

Sahipkıran Akademi Hakkında

Sahipkıran AKADEMİ; üniversite öğrencilerine çalışmalarını yayınlayabilecekleri bir platform sağlamak ve öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak üzere, Merkezimiz çatısı altında yeni oluşturulmuş bir yapıdır. “Türkiye’nin geleceğinin mimarları, Sahipkıran’da buluşuyor!” sloganı ile gayretli ve üretken üniversitelileri, çalışmalarını bu platformda paylaşmaya ve SASAM’ın etkinliklerine katılmaya davet ediyoruz. Sahipkıran AKADEMİ üyeliği, tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Üye olan öğrenciler, istedikleri zaman üyelikten çıkabilmektedirler. Üye olmak veya üyelikten çıkmak için bilgi@sahipkiran.org adresine, talebinize ilişkin e-posta göndermeniz yeterlidir. Talebiniz, en geç 3 iş günü içinde sonuçlandırılacaktır.

Yorum Ekleyebilirsiniz


%d blogcu bunu beğendi: