Twitter Facebook Linkedin Youtube

SAĞLIK BAKANLIĞINDA SÖZLEŞMELİ YÖNETİCİLİK Mİ, LİYAKATLİ SINAVLAR MI? 

Bir hastaneyi veya il sağlık müdürlüğünü yönetmek, sadece evrak takibi yapmak değil; kriz anlarını yönetmek, sınırlı kaynakları verimli kullanmak ve en önemlisi hasta güvenliğini sağlamaktır. Ayrıca bu yönetim anlayışı, alt kademedeki personeli korumak ve çalışan memnuniyetini artırmayı da kapsar. Ancak Türkiye’de Sağlık Bakanlığı teşkilat yapısı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi diğer birçok kurumun aksine, yönetici atamalarında nesnel bir sınav kriterinden ziyade “sözleşmeli model” üzerinden ilerlemektedir. Bu durum, idari kadroların teknik beceriden ziyade siyasi referanslarla dolmasına zemin hazırlamaktadır. 

Günümüzde hastaneler; siyasi ideolojiler, basın organları tarafından oluşturulan yarı doğru yarı yanlış haberler ve idari zafiyetlerle gündeme gelmektedir. Bunun başlıca sebebi, yöneticilerin idari fonksiyonlarını kaybetmesi ve kendilerini o makama getirenlere karşı hissettikleri “minnet” borcu nedeniyle bağımsız karar alamamalarıdır. Bir sağlık profesyoneli olarak gözlemim; yöneticilerin seçiminde geçmiş başarılar, bilgi ve donanımdan ziyade, referansların (torpil) öncelikli olarak değerlendirildiğidir. 

Mevcut Sistemin Analizi ve Yarattığı Sorunlar 

663 sayılı KHK ile hayata giren sözleşmeli yönetici modeli, idari başarısızlık durumunda yöneticinin görevden alınmasını kolaylaştırmayı amaçlıyordu. Ancak pratikte bu sistem şu sorunları doğurmuştur: 

* Liyakat Yerine Sadakat: Yazılı bir sınavın (görevde yükselme sınavı gibi) olmaması, kapıları siyasi gücü olan ancak yönetim vizyonu bulunmayan kişilere açmaktadır. Bu noktada öncelik; yazılı ve fiziki bir sınav sisteminin getirilmesi olmalıdır. 

* Kurumsal Hafızanın Kaybolması: Liyakatsiz atamalar, kurum içinde yıllarca emek vermiş kalifiye personelin motivasyonunu kırmakta ve bir “küskünler ordusu” yaratmaktadır. Bu durum, personelini memnun edemeyen ve kurum içi düzeni sağlayamayan yöneticilerin çoğalmasına neden olmaktadır. 

* Verimlilik Kaybı: Sağlık yönetimi (Hospital Management) profesyonel bir uzmanlık alanıdır. Sadece hekim veya sağlık çalışanı olmak; devasa bütçeleri ve binlerce personeli yönetmek için yeterli değildir. Sınavsız atanan yetkinliksiz yöneticiler; kamu kaynaklarının israfına, hatalı fazla mesailere, malzeme savurganlığına ve önüne geçilemeyen adam kayırma sorunlarına yol açmaktadır. 

Çözüm Önerisi: Nasıl Bir Atama Sistemi Kurulmalı? 

Sağlık Bakanlığı’nda adaleti ve verimliliği sağlamak için *”Kariyer ve Liyakat Esaslı Atama Modeli”*ne geçilmesi bir zorunluluktur. Atılması gereken adımlar şunlardır:

1-Yazılı Sınav Şartı: Müdür ve müdür yardımcılığı kadroları için merkezi bir seçme sınavı (ÖSYM veya Bakanlık bünyesinde) yapılmalıdır. Mevzuat, işletme, sağlık hukuku ve kriz yönetimi konularını kapsayan bu sınavda baraj puanı alamayanlar aday olamamalıdır.

2-Sertifikasyon ve Eğitim: Sınavı kazanan adaylar, “Sağlık Yönetimi Akademisi” gibi bir yapıda zorunlu eğitime alınmalı ve profesyonel yöneticilik sertifikası almalıdır. Ayrıca kişinin kariyer geçmişi, projeleri ve aldığı eğitimler detaylıca incelenmelidir.

3-Performans Bazlı Sözleşme: Atamalar yapıldıktan sonra yöneticinin performansı; siyasi kriterlerle değil; hasta memnuniyet oranları, mali disiplin ve personel huzuru gibi somut KPI (Temel Performans Göstergeleri) üzerinden denetlenmelidir.

4-Şeffaf Mülakat: Mülakat süreci mutlaka kayıt altına alınmalı; puanlama sisteminde yazılı sınavın etkisi %80, mülakatın etkisi ise %20 gibi dengeli bir oranda tutulmalıdır.

Öngörüler ve Sonuç 

Eğer Sağlık Bakanlığı sınavsız atama sisteminde ısrar ederse; yönetimsel kaos, nitelikli personel istifaları (beyin göçü) ve hizmet kalitesindeki düşüş kaçınılmaz olacaktır. Aksine, liyakat odaklı bir sisteme geçilmesi durumunda hastaneler daha profesyonel yönetilecek, kamu kaynakları verimli kullanılacak ve sağlık çalışanları “emek verirsem hak ettiğim yere gelebilirim” inancıyla kendilerini geliştirecektir. 

Sağlık, hatanın telafisi olmayan bir alandır. Bu nedenle yöneticiler, “kimin tanıdığı” olduğuna göre değil, “ne bildiğine” göre seçilmelidir. İşini layıkıyla yapan, bilgili ve donanımlı yöneticilerle yol yürümek bir tercih değil, zorunluluktur. 

.

Selçuk DEMİREL
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

Yorumlar (1)

  1. ERCAN ÖZÇELİK dedi ki:

    Mart 2021 tarihli yazım:
    Sağlıkta Sözleşmeli Yöneticilik Nasıl Gidiyor?
    https://ercanozcelik.com/saglikta-sozlesmeli-yoneticilik-nasil-gidiyor/

Yorum Ekleyebilirsiniz


%d blogcu bunu beğendi: