Orta Doğu coğrafyasında askeri çatışmalar tek bir kıvılcımla patlak vermemekte; yıllar süren karmaşık ve çok katmanlı hazırlıkların bir sonucu olarak şekillenmektedir. ABD ile İran arasındaki doğrudan ve dolaylı karşı karşıya geliş süreci; vekil güçlerin pasifize edildiği, bölgesel aktörlerin yeniden konumlandırıldığı ve sınır hatlarının baskılandığı devasa bir jeopolitik çevreleme hamlesi olarak okunmalıdır.
Savaş Öncesi Bölgesel Hazırlıklar Ve Saha Satrancı
Sıcak çatışma aşamasına geçilmeden önce, İran’ın etrafındaki güvenlik kuşağı ve lojistik hatları sistemli biçimde yeniden yapılandırılmıştır:
Doğu Sınırının Güvenlikleştirilmesi (Afganistan): Taliban’ın Afganistan’da iktidara gelerek Sünni yönetim yapısını pekiştirmesi, İran’ın doğu sınırında sürekli bir teyakkuz hali yaratmış ve Tahran’ın güvenlik kaynaklarını tek bir cepheye (batıya) odaklamasını engellemiştir.
Şii Lojistik Koridorunun Kesilmesi (Suriye-Irak Hattı): Suriye’deki aktif çatışmaların dindirilmesi ve kalan marjinal/DEAŞ unsurlarının Irak içlerine kaydırılması, İran’ın Akdeniz’e uzanan “Şii Hilali” kara koridorunu kesintiye uğratmış; İran destekli milislerin dikkatini İsrail sınırından Irak iç güvenliğine kaydırmayı amaçlamıştır.
Kuzey Irak Hattının Yeniden Şekillenmesi: Türkiye’nin kararlı operasyonları neticesinde PKK’nın Türkiye içi faaliyetlerinin sonlandırılması ve örgüt unsurlarının Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye-Halepçe hattına sıkıştırılması, İran’ın Irak ve bölgesel nüfuz alanları üzerinde ek bir güvenlik baskısı oluşturmuştur.
İç Cepheye Yönelik Ekonomik ve Toplumsal Müdahaleler: Ağır ambargolar altındaki İran ekonomisi, yüksek enflasyon ve ulusal paradaki değer kaybı üzerinden zayıflatılmıştır. Dışarıdan desteklenen kitlesel gösteriler ve sosyal çalkantılarla Tahran rejiminin kriz yönetme kapasitesi sınanmıştır.
İran’ın Sosyolojik Direnç Kapasitesi Ve Parçalanamazlık Dinamiği
Dış stratejistlerin ve bölgesel aktörlerin en çok gözden kaçırdığı unsur, İran’ın iç sosyolojik dokusudur:
Sosyo-Dinsel Çimento Tezi: İran; Farslar, Azerbaycan Türkleri, Kürtler, Beluçlar ve Araplar gibi heterojen etnik gruplara ev sahipliği yapmaktadır. Ancak etnik fay hatlarını tetikleme çabaları sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. İran toplumunun ortak birleştirici paydası Şiilik kimliğidir. İster Türk, ister Fars, ister Kürt olsun; halkı devlet yapısı etrafında birleştiren tarihsel çimento mezhepsel aidiyettir. Bu nedenle İran’ın Irak veya Suriye gibi etnik hatlardan parçalanması stratejik açıdan imkansızdır.
Çatışmanın Ana Stratejik Hedefleri
Tüm çevresel baskılara ve iç çalkantı arayışlarına rağmen İran’ın sistemik bir çöküş yaşamaması üzerine kurgulanan müdahale konsepti iki ana eksene dayanmaktadır:
Şii Vekil Grupların İsrail’den İzolasyonu: Hizbullah, Haşdi Şabi ve Husiler gibi İran’ın “Direniş Eksenini” oluşturan vekil güçlerin İsrail sınırlarından uzaklaştırılması, finansal ve lojistik bağlarının doğrudan ana karaya yapılan vuruşlarla kesilmesi.
Körfez Enerji ve Petrol Hakimiyeti: Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki İran deniz dominasyonunun kırılması, Tahran’ın küresel enerji piyasalarına yönelik “boğazı kapatma” şantaj kartının elinden alınması ve sevkiyat rotalarının tam kontrolü.
Gelecekteki Kritik Cephe: İran – Azerbaycan Hattı Ve İsrail Faktörü
Çatışmanın boyut değiştireceği ve gelecekte en çok dikkat edilmesi gereken jeopolitik fay hattı İran-Azerbaycan sınırıdır:
İsrail’in Kuzey Sıçrama Tahtası: İsrail’in Bakü ile geliştirdiği askeri, istihbari ve teknolojik ortaklık, İran’ın kuzey sınırında ciddi bir stratejik varlık kazanmasını sağlamıştır. Olası/fiili tırmanma senaryolarında İsrail; İran’ın kuzeydeki nükleer ve askeri tesislerini gözetlemek, İHA/SİHA ve istihbarat unsurlarını konuşlandırmak için Azerbaycan coğrafyasını en kritik sıçrama tahtası olarak kullanma potansiyeline sahiptir.
Kuzeyden Çevreleme Baskısı: Güneyde Körfez, batıda Irak ve doğuda Afganistan ile sınırlandırılan İran’ın kuzeyden de kıskaca alınması, Tahran yönetimi için varoluşsal bir güvenlik tehdididir. Bu durum, Kafkasya ve Hazar havzasını doğrudan çatışma alanının içine çekecektir.
Sonuç ve Stratejik Öngörü
Nihai Zafer İmkânsızlığı: Etnik unsurları üzerinden parçalanamayan ve Şiilik kimliği çevresinde kenetlenen köklü bir devlet geleneğine sahip İran, konvansiyonel veya asimetrik vuruşlarla kısa sürede teslim alınabilecek bir aktör değildir.
Kronik Yıpratma Savaşı: İsrail’in Azerbaycan üzerinden kurduğu kuzey baskısı ve ABD’nin askeri kuşatması savaşı bitirmeyecek, aksine çatışmanın coğrafi yayılımını genişletecektir.
Genel Değerlendirme: ABD-İran gerilimi ve çatışma süreci, kısa vadeli bir askeri operasyon değil; Orta Doğu ve Kafkasya coğrafyasını onlarca yıl sürecek düşük yoğunluklu, kronik ve “bitmeyecek bir yıpratma savaşına” mahkûm eden küresel bir düğümdür.
.
Mehmet ÇALIŞKAN
SASAM İran Uzmanı