Twitter Facebook Linkedin Youtube

“LGBT’Yİ MEŞRULAŞTIRMA ÇABALARI VE BUNA KARŞI İZLENEBİLECEK POLİTİKA SEÇENEKLERİ” KONULU ÇALIŞTAY SONUÇ RAPORU

Merkezimizce düzenlenen okuyucularımıza açık etkinliklerin 21.si, ulusal ve uluslararası düzeyde LGBT’yi meşrulaştırma çabaları, yazılı ve görsel medyanın bir bölümünde LGBT’nin olumlanması ve gündemde tutularak normalleştirilmeye çalışılması ve neticesinde toplumun temel yapı taşı aile kurumunun zedelenmesi ile tüm bu meşrulaştırma ve yaygınlaştırma girişimlerine karşı izlenebilecek politika seçeneklerinin analiz edildiği bir çalıştay şeklinde gerçekleşti.

SASAM Sosyal Politikalar Masasının düzenlediği çalıştayda, aşağıdaki tespitler yapılmış ve politika önerileri geliştirilmiştir;

  • LGBT (Lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel) kavramıyla ifade edilen eşcinsellik;insan doğasına ve hayatın olağan akışına aykırı, biyolojik ve/veya psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanan ve tedavisi mümkün olan sapkın bir cinsel yönelimdir”.
  • Toplum ve hukuk/devlet nezdinde kabul ettirilmeye çalışılan LGBT şeklinde bir kimlik; ne alt, ne üst ve ne de normal kimlik olarak kabul edilemez.
  • Bu tarz cinsel sapkınlıklar, şu toplumsal zararları beraberinde getirir;
    • Toplumun hatta insan neslinin sağlıklı bir şekilde devam etmesini engellemekte,
    • Başta AIDS olmak üzere, cinsel yolla bulaşan hastalıkları artırmakta (Resmi kayıtlara göre Türkiye’de AIDS hastalığına neden olan HIV virüsü taşıyanların sayısı 8 bine ulaştı. Kayıt dışı hastaların ise 10 kat fazla olabileceği ifade edilmektedir–Haber için tıklayınız),
    • Toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunu yıpratmakta, yozlaştırmakta ve toplum yapısın bozmakta,
    • Fiziki ve ruhsal açıdan sağlıklı bireylerin ve nesillerin yetişmesini engellemektedir.
  • Eşcinselliği tercih etmek bir insan hakkı değildir: Uluslararası ve ulusal kampanyalarla “cinsel tercih hakkı” şeklinde, insan haklarına ilişkin uluslararası metinlerde yer almayan bir hak uydurulmaya çalışılmaktadır. Ancak sapkın ve toplum için zararlı bir cinsel yönelimi tercih hakkı şeklinde bir hak olamaz.
  • “LGBT’li hakkı” şeklinde bir hak kategorisi olamaz: Yukarıda zikredilen toplumsal zararları dikkate alındığında, “LGBT’li hakkı” diye bir hak kategorisinin olduğunu savunmak, başka bir cinsel sapkınlık türü olan pedofili hastalarının veya uyuşturucu bağımlılarının hakları şeklinde bir hak kategorisi olduğunu varsaymak gibi anlamsız bir iddiadır. Sapkın cinsel yönelimleri olanların temel insan hak ve hürriyetleri vardır ve korunmalıdır. Hatta bu kişiler, tedavi/rehabilite edilmeleri ve topluma entegre edilmeleri için pozitif ayrımcılığa tabi tutulmalıdırlar. Ancak kimsenin sapkınlığı yayma ve normalleştirme hakkı yoktur. Hak ve ödev kavramları, birbirinden ayrı düşünülemez. Hak talep eden bu sapkın kişiler, toplumu rahatsız ve rencide edici ve hatta kışkırtıcı tutum ve davranışlardan kaçınmakla ve tedavi olmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğünü yerine getiren LGBT bireylerinin tedavi ve rehabilite olmaları ve topluma entegre olmaları için gerekli tedbirleri almak, sosyal devletin gereğidir.

ULUSLARARASI KAMPANYA

  • Eşcinsellik, ulusal ve uluslararası kampanyalarla gerek toplum ve gerekse hukuk/devlet nezdinde kabul edilen(tanınan) bir kimlik haline getirilmeye çalışılmaktadır.
  • Eşcinselliğin toplumlar nezdinde normalleşmesi ve yaygınlaşması için lobi yapan güçlerin oldukça organize ve finansal olarak güçlü oldukları görülmektedir.
  • ABD’de yapılan sağlık anketi sonuçlarına göre; ABD halkı içerisinde kendilerini LGBT bireyleri olarak tanımlayanların oranları %2,3 iken (Haber için tıklayınız), LGBT haklarını savunan lobiler, ABD siyasetinde güçlü bir konumu olan Kiliseyi yenmiş ve son olarak 26 Haziran 2015 tarihinde ABD Anayasa Mahkemesinin Obergefell v. Hodges davasında  4’e karşı 5 oy ile aldığı bir kararla tüm ABD çapında eşcinsel evlilikler serbest hale gelmiştir (Detaylı bilgi için tıklayınız).
  • Sonucunda tüm ABD genelinde eşcinsel evliliğin yasal hale geldiği Obergefell v. Hodges davasında, aralarında Wal-Mart ve JPMorgan Chase gibi firmaların yer aldığı 379 büyük ABD firmasının eşcinsel evliliği savunan avukatlara destek verdiği bilinmektedir (Haber için tıklayınız).
  • Üç semavi din de eşcinsel ilişkiyi sapkınlık olarak tanımlamaktadır ancak Ortadoks Yahudilik dışındaki Yahudi mezheplerinin (Yeniden yapılanmacı ve Reformist Yahudilik ile Muhafazakar Yahudilik içinde bazı kesimlerin), eşcinsel evliliği onayladığı ifade edilmektedir (Detaylı bilgi için tıklayınız)  .
  • ABD Anayasa Mahkemesinde görev yapan 9 hâkimden 3’ü Yahudi kökenlidir ve 3’ü de Obergefell v. Hodges davasında eşcinsel evliliğin serbest kalmasından yana oy kullanmıştır.

Eşcinselliği yaygınlaştırmak ve normalleştirmek için yapılan uluslararası çalışmalarının arka planında;

  • Toplumsal yapıları bozarak toplumları daha rahat yönlendirme isteği (Ahlaki yapıyı çökertmek, halkı depolitize hale getirmek (halkın siyasete ilgisini ve demokratik siyasi katılımını azaltmak) ve daha kolay yönetilebilir hale getirme isteği),
  • Tüketim üzerine kurulmuş uluslararası ekonomik düzenin çarklarının; tüketme eğilimi fazla, üretme ve tasarruf etme eğilimi az olan bu sapkın kişiliklerin artmasıyla daha iyi döneceği düşüncesi (bir aile sorumluluğu taşımadıkları için bu bireylerin üretme ve tasarruf eğilimlerinin sağlıklı bireylere göre daha az olacağı düşüncesi),
  • Sayıları artması durumunda LGBT bireylerinin haklarını bahane ederek ülkelerin içişlerine müdahale imkanı sunması,
  • Toplum içinde farklı uçlarda radikalleşmeyi teşvik etme, toplumları ayrıştırma ve birbirine düşürerek kolay yönetilebilir hale getirme arayışları

olabilir.

TÜRKİYE’DE LGBT’Yİ YAYGINLAŞTIRMA ÇABALARI

  • LGBT’yi normalleştirmek ve yaygınlaştırmak için uluslararası düzeyde gerçekleştirilen lobi faaliyetlerinin, son dönemde Türkiye’de de yoğun bir biçimde uygulandığı görülmektedir.
  • ABD Başkonsolosu, eşcinsel bir evlilik gerçekleştirmiş (Ramadan isimli bir Türkle evlenmiş) ve bu evlilik hiç gizlenilme gereği hissedilmeden medyaya haber olarak servis edilmiştir (Haber için tıklayınız).
  • İngiltere Başkonsolosu Leigh Turner, LGBT derneklerinin düzenlediği Eşcinsel Yürüyüşüne destek yazısı kaleme almış ve bu yazı, medyaya servis edilmiştir (Haber için tıklayınız).
  • Fransa’nın Başkonsolosu Muriel Domenach, Eşcinsel Yürüyüşü için çağrıda bulunmuş ve “Gaz atmayın, gurur duyun” buyurmuştur! Ayrıca 13’üncü düzenlenen bu yürüyüşe;
  • Fransa Başkonsolosu Domenach, İngiltere Başkonsolosu Leigh Turner ve eşcinsel ABD Başkonsolosu Charles F. Hunter ile eşi Ramadan Çaysever de katılmıştır (Haber için tıklayınız).
  • ABD, İngiltere ve Fransa’nın Türkiye’deki mezkur temsilcilerinin bu sapkınlığı Türkiye’de de normalleştirmek ve meşrulaştırmak için pek bir hevesli oldukları anlaşılmaktadır.

lgbt abd buyukelciligi

  • Türkiye’deki LGBT derneklerine, uluslararası fonlardan büyük miktarlarda fon sağlandığı iddia edilmektedir. Sadece bir derneğe, 2013 yılında AB fonlarından 11 milyon TL fon sağlandığı, bir LGBT aktivisti tarafından iddia edilmektedir (Haber için tıklayınız).
  • LGBT’yi olumlayan ve savunan pek çok köşe yazısı ile LGBT’yi gündemde tutmaya yönelik (aslında birçoğu haber değeri bile taşımayan) pek çok haberin, bazı medya organları tarafından bu sapkınlığın gündemde kalacağı şekilde yayınlandığına şahit olunmaktadır.

lgbt haber

  • LGBT’nin meşrulaştırılması ve yaygınlaştırılması çabalarının arkasındaki bir unsurun da fuhuş rantı olduğu ve LGBT derneklerinin fuhuş mafyasıyla işbirliği yaparak eşcinselleri fuhuş mafyasının kullanmasına zemin hazırladıklarına dair iddialar bulunmaktadır (Haber için tıklayınız).
  • LGBT propagandası yapan lobi güçlerinin, cinsel yönden kafası karışık dindar gençlere din eğitimi adı altında eşcinselliği teşvik edici seminerler düzenledikleri ve sapkınlıklarını meşrulaştırmak için dini argümanlar geliştirdikleri iddia edilmektedir (Haber için tıklayınız). AK eşcinseller başlığıyla haberleşen (Haber için tıklayınız) eşcinsel topluluğun, bu iddiayı doğrular şekilde muhafazakar (!) bir yaşam sürdürdükleri takdirde, eşcinselliğin meşru/normal olduğuna ilişkin iddialarının, bu sapkınlığın normalleştirilmesi ve yaygınlaştırılması için farklı bir yöntem olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

İZLENEBİLECEK POLİTİKALAR

  • Anayasanın “Devletin temel amaç ve görevleri”nin sayıldığı 5’inci maddesinde, devletin temel amaç ve görevleri arasında; “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak” ile “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” yer almaktadır.
  • Benzer şekilde Anayasa’nın “Gençliğin korunması” başlıklı 58’inci maddesinde; “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır” hükmü yer almaktadır.
  • Anayasanın mezkur hükümleri uyarınca, devletin halkı ve bilhassa gençleri bu sapkın cinsel yönelimlerden korumak, farklı biyolojik ve/veya psikolojik nedenlerle sapkın cinsel yönelimlere kapılmış bireylerin tedavisi ve rehabilitasyonu için tedbirler almak gibi yükümlülükleri bulunmaktadır.

Bu kapsamda ve yukarıdaki tespitler ışığında aşağıdaki politika önerileri geliştirilmiştir;

  • Öncelikle ilgili tüm kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının bu konudaki görmezden gelme politikalarını terk ederek, toplumsal duyarlık oluşturulması için faaliyet göstermesi gerekmektedir. Görmezden gelme politikaları ile sorun çözülmemekte, aksine gittikçe yaygınlaşmakta ve meşrulaştırılmaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı

  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının cinsel bozukluklara yönelik rehabilitasyon merkezleri oluşturması ve ayrıca ihtiyacı olan herkesin ücretsiz arayabileceği ve rehberlik hizmeti alabileceği bir telefon hattı oluşturulması uygun olacaktır. Rehabilitasyon merkezlerinin, başvuran kişilerin ifşa olmayacağı şekilde konumlandırılması, danışanların ve merkezlere başvuranların bilgilerinin kesinlikle gizli tutulacağı bir sistemle işletilmesi gerekmektedir.
  • Bu merkezlerde görev yapmak üzere, cinsel bozukluklar/sapmalar konularında uzman psikolog ve psikiyatrların yetiştirilmesi, bu konuda üniversitelerle işbirliği yapılması, bu konularda uzmanlaşmak isteyen öğrencilere yurtdışı eğitim ve staj imkânları da sağlanarak iyi birer uzman olarak yetişmelerinin sağlanması gerekmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı

  • Eşcinsel eğilimlerin, 6-7 yaşlarında belli olabildiği ifade edilmektedir. Bu eğilimlerin erken yaşta tespit edilerek tedavi edilmesi, eşcinsellikle mücadelede önemli bir adım olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığının bu kapsamda anaokulu ve sınıf öğretmenlerini bilinçlendirmesi, öğretmenlerin tespit ettikleri anormallikleri okulların rehberlik servislerine iletmeleri için teşvik etmesi, yerinde olacaktır. Yine rehber öğretmenlerin bu konularda eğitim almaları ve öğrenciler ile velilerini doğru yönlendirebilmeleri için gerekli altyapının oluşturulması sağlanmalıdır.
  • Yine Milli Eğitim Bakanlığının, bu konularda özellikle ergenlik çağına girme çağında olan öğrencilere yönelik eğitimler ve bilgilendirici dokümanlar hazırlaması, yerinde olacaktır.

Diyanet İşleri Başkanlığı

  • Diyanet İşleri Başkanlığının toplumda giderek yaygınlaşan ve daha da yaygınlaşması için ulusal ve uluslararası düzeyde geniş çaplı kampanyalar yürütülen bu sapkınlığı görmezden gelmemesi, hutbelerde, vaazlarda ve kuran kurslarında bu konunun dini ve ahlaki açıdan zararlarını işlemesi, toplumu bilinçlendirme çalışmalarına katkı sağlaması, yerinde olacaktır.

Sağlık Bakanlığı ile Gıda ve Tarım Bakanlığı

  • Cinsel bozuklukların, beslenme alışkanlıklarından ve hormonsal bozukluklara neden olan gıdalardan da kaynaklanabildiği bilinmektedir (Örneğin hızlı büyümesi için tavuklara dişilik hormonu östrojen katılan yemler verildiği, bunun da erkeklerde cinsel bozukluklara yol açtığı iddia edilmektedir İlgili haber için tıklayınız).
  • Bu nedenle de başta eşcinsellik olmak üzere, cinsel sapkınlık ve bozukluklarla mücadele için Sağlık Bakanlığı ile Gıda ve Tarım Bakanlığının sağlıklı beslenme ve güvenli gıda konularında çalışmalar yapması ve halkı bilinçlendirmesi gerekmektedir.
  • Sağlık Bakanlığı ayrıca aile hekimlerinin bu konularda eğitim almalarını sağlaması ve aile hekimlerinin hastalarını doğru yönlendirebilmeleri için onları bilinçlendirmesi gerekmektedir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)

  • Anayasanın yukarıda zikredilen “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” ve “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır” hükümleri uyarınca RTÜK, görsel medyada bu sapkınlığın şirin gösterilmesine ve propagandasının yapılmasına yönelik faaliyetlere engel olacak tedbirler almalıdır.

Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK)

  • BTK, çocukların ve gençlerin zihinlerinin bulanmasına neden olan özellikle de eşcinsel sapkınlıkların yer aldığı pornografik web sitelerine erişimin engellenmesi için gerekli tedbirleri almalıdır.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM)

  • EGM, eşcinsel sapkınlıkların tedavisinin engellenmesinin ve yaygınlaştırılmasının arkasında önemli bir etken olan fuhuş mafyası ile daha etkin mücadele edilmesi için gerekli tedbirleri almalıdır.
  • EGM ayrıca, sosyal medya kanalıyla bu sapkınlığın propagandasının yapılmasına ve yayılmaya çalışılmasına karşı gerekli tedbirleri almalıdır.

ÇALIŞTAYDAN KARELER:

20150707_18234020150707_18233120150707_182308

 

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorumlar (17)

  1. Zeynep dedi ki:

    1. LGBT olmak gayrimeşru bir durum değildir ki, “LGBT’yi meşrulaştırma” diye bir ifade kullanıyorsunuz? Cinsel yönelim, insanın doğasına yönelik en temel olgulardan biridir. Sizin karşı cinsten birini sevmeniz ne kadar gayrimeşruysa LGBT olmak da o kadar gayrimeşrudur.
    2. “Normalleştirme” de yine sıkıntı yaratan ifadelerden biri. LGBT’ler gayrimeşru olmadıkları gibi anormal de değillerdir. Bu benim değil, başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere uluslararası tıp kurumları ve ülkemizdeki üniversite hastaneleri de bu şekilde açıklamaktadır. Sahi böyle bir çalışmaya soyunmadan önce kaç uzmanla görüştünüz? Kaç üniversitenin ilgili bölümlerindeki uzmanlardan görüş aldınız?
    3. Aralarında konunun uzmanı kaç kişinin bulunduğu açıklanmayan bir kurul hangi donanım, bilgi, yetki ve hakla LGBT olmayı “tedavisi mümkün olan bir sapkınlık” olarak nitelendirme cüretinde bulunabiliyor?
    4. LGBT’ler insan neslinin devamı için kesinlikle bir tehlike oluşturmamaktadır. Üreme yetisinden yoksun olmadıkları gibi, anlaşmalı evlilikler ve sperm bağışı gibi yöntemlerle çocuk sahibi olmak ya da evlat edinmek isterken önlerine taş koyan yine bağnaz toplum değerlerinden başka bir şey değildir.
    5. “HIV / AIDS eşcinsellere özgü, onlara ait bir hastalıktır” inanışı terk edileli on yıllar oldu. Gündemi bu kadar geriden takip ederken bu kadar iddialı açıklamalar yapmanız tehlikeli derecede yanıltıcı değil mi?
    6. Doğru, eşcinselliği tercih etmek bir insan hakkı DEĞİLDİR çünkü eşcinsellik bir tercih değil, tıp çevrelerinin kabul ettiği gibi doğal bir yönelimdir.
    7. “LGBTli hakkı” da daha en baştan yanlış bir ifadedir. LGBTİ’li diye bir şey yoktur, LGBTİ kişiler, bireyler vardır. Bundan hareketle LGBTİ hakkı da vardır. Hele hele yoktur diyenlerin karşısında bal gibi vardır.
    8. Uygulanan “tedavi” sonunda “iyileşmeyen” kişiler için öngördüğünüz çare nedir? Toplumdan tecrit edilmeleri mi, toptan imha edilmeleri mi? Hasta olmadıkları için iyileşmeyecekler de çünkü, şimdiden haberiniz olsun.
    9. Verdiğiniz oranlar tartışmalı olmakla birlikte, isterse toplumdaki oran 0.0001 olsun, toplum o bireyin var olma hakkının teminatını sunmakla yükümlü değil midir?
    10. Onay veren hakimlerin dini inançlarını, YAHUDİ olmalarını ön plana çıkarmanız, tarafsızlığınız açısından büyük bir şaibe oluşturmuyor mu?
    11. Bütün dünyada düzenlenen ve adı ONUR yürüyüşü olan bir etkinliğin adını kendinizce “onursuzluk” olarak değiştirmeniz bilimsel ve yine tarafsız olmanıza büyük bir gölge düşürmüyor mu?
    12. Fuhuş, Türkiye’de sadece LGBT’ler arasında var olan bir sektör müdür?
    13. LGBTİ olmak bir alışkanlık, kötü bir alışkanlık mıdır ki, anayasal maddeleri bu tuhaf çabalarınıza uydurmaya çalışıyorsunuz?
    14. Yabancı ülkelerin Türkiye’deki LGBT hareketine desteğiyle ilgili olarak komplo teorileri üreten kişiler, bu ülkelerde eşcinsel evliliğin serbest, LGBTİ haklarının yasal olmasını unutuyor mu? Sözde Türkiye’nin birlik bütünlüğünü, aile kurumunu dinamitleyecek bir uygulamayı kendi ülkelerinde niçin meşru hale getirsinler? Deli mi bu insanlar?
    Diye uzar gider bu açıklamalar ve sorular.

  2. Yavuz dedi ki:

    Koca koca adamlar utanmadan oturmuş LGBTİ linci planlıyorlar. Şerefsizler. Biz buradayız. Böyle doğduk böyle öleceğiz.

  3. Ali Baydaş dedi ki:

    nefret suçunu meşrulaştırmak için 9 kişiyle yapmış olduğunuz çalıştayın TCK'da bir karşılığı var:

    "madde 216. – (1) halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    "madde 218. – (1) yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır."

    Anayasa Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

    siz stratejik araştırma merkeziyseniz, ben de Einstein filan sayılırım herhalde. sizi kim fonluyor? başka işiniz mi yok da, farklı olan bir grubu hedef haline getiriyorsunuz? herkes sizin gibi sevgisiz, hayattan kopuk ve tipsiz olmak zorunda mı? dünyanın bir iklim felaketine sürüklendiği, bölgemizin mezhep savaşlarıyla cehenneme döndüğü, her yıl binlerce işçinin iş cinayetlerinde öldüğü bir dönemde eşcinselliğe bu kadar kafayı takmanızın altında neyin yattığını sizden başka herkes görüyor. kendinizi ifşa etmeye devam edin

  4. KADİR dedi ki:

    GAYRIMEŞRU OLMAYAN BİR ŞEYİ KİM, NEDEN MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞSIN? Mantığa, bilgiye ve idrak yeteneğine ihtiyacınız var. Birileri sizi bundan haberdar etse iyi olacak. Çünkü şu yaptığınız şey, ülkemizde de, dünyada da var olan tüm BİLİMSEL KANITLARın ve TÜM YASAL HAKLARIN, YASAL TANIMLAMALARIN aksinedir. Dolayısı ile yaptığınız şey; ” Dünyanın ( Dünya; sizin de üzerinde var olduğunuz, güneş sisteminde bir gezegendir) yuvarlak olduğunu meşrulaştırmaya çalışıyorlar, bunu engellemeliyiz, bunun için çalışma yapmalıyız, yasa çıkarmalıyız…” demek kadar dayanaksız, gerçek dışı ve boşunadır. Yorulduğunuza yazık.

    1 : Dünya bir gezegendir, yuvarlaktır ve ne yazık ki sizin zihniyetinize ve niyetinize sahip bazıları ile hep birlikte üzerinde yaşıyoruz.

    2 : Eşcinsel bir insan ve de yaşadığı, içinde bulunduğu duygusal-biyolojik var oluş biçimi, bakın ne kadar anlaşılır; deneyebilirsiniz, anlamak zor değil ” OLUŞ BİÇİMİ- VAR OLUŞ BİÇİMİ” olağandır, gerçektir, öylecedir. Bir seçim değildir. Dünya Sağlık Örgütü ve dünyadaki tüm BİLİMSEK KURUM VE ÇEVRELERİN DE belirttiği gibi, bir hastalık değildir. ( Bu arada BİLİMSEL ve BİLİM ne demek, bildiğinizi, anladığınızı var sayarak yazıyorum. )

    3 : Bu var oluş biçimi ile yaşayan bireylerin yaşama ve var olma hakları yasal olarak vardır. Gerçek dışı yorumlarınız ve hukuken de gerçek dışı olduğu ispatlanabileceğinden, hakaret, itibarsızlaştırma ve hedef göstererek nefret cinayetleri için açık bir hedef haline getirme ile hakkınızda dava açılabilir !!! Bu cinayete azmettirmek gibi bir şeydir. Anlayabileceğinizi düşünüyorum. Oolmazsa, etrafınızda bilim ve hukuk insanı (varsa) bir sorabilirsiniz.

    4 : Gerçekler ve haklar, sizin bu konuda nasıl düşündüğünüze, nasıl inandığınıza, niyetinizin ve isteğinizin ve korkularınızın ne olduğuna göre değişmezler!

    Meselâ EŞCİNSELSENİZ, EŞCİNSELSİNİZDİR. Kendinizi tanımaya eşcinsel olup olmadığınızı anlamaya çalışmak bir adım olabilir. Eğer araştırırsanız, gerçekler hep oradadır. Bilim bunu yapıyor meselâ.

    5 : Endişelenmeyin, sizin dışınızda tüm dünya bu gerçeklikten haberdar eşcinsellik bir suç, bir utanç kaynağı, bir hastalık ya da bir eksiklik değildir. Dünyada yaşayan ve aralarında bilim ve tıp insanları, ülke yöneticileri, sporcular, sanatçılar, din adamları, aktivistler, kamyon şoförleri, çocuk doktorları, marangozlar, tasarımcılar, avukatlar…. bulunan, bazıları anne-baba olan insanlar, eğer sizi kınamaz, aşağılamaz, suçlamaz ya da hasta olduğunuz gibi saçma bir iddia ile sizin tedavi görmeniz gerektiğinizi savunmayız…

    RAHAT OLUN, İNSAN OLMANIN TADINI ÇIKARIN, DİĞER İNSANLARIN DA TADINI KAÇIRMA HAKKINIZ OLMADIĞINI HATIRLAYIN!

  5. Gorkem Bagci dedi ki:

    daha rezil bi toplantı yapamazdınız herhalde….daha önemli mesele bulamadınız:)…hala aranızda eşcinselliği bulaşı bir hastalık, sonradan özenilen bir moda ve tercih, herkesin eşcinsel olması isteyen bir hareket zannedecek kadar cahiller ve dünyadan bi haber insanlar var…neyin stratejesini araştıracaksınız bu cehaletle…

  6. Buğra Karasi dedi ki:

    Yıl olmuş 2015. Hastalık değil. Doğal bir şey. İçten gelen duygulara ket vuramazsınız. Böyle duygulara sahip değilsiniz ki başkası hakkında nasıl çıkarımda bulunabiliyorsunuz. Söke söke o hakları alacağız. Her yerdeyiz.

  7. antiparalel dedi ki:

    Belli ki LGBT’yi savunanların ipi, puştun elinde. Sapkın insanların ahlak dışı lobilerce desteklenmesi böylesi büyük toplumsal yıkımlara sebep olmaktadır.

  8. Tamer Erdoğmuş dedi ki:

    sayfayı yapanın kafasına tüküreyim, o kadar yazdığım yorum, yukarıdaki bir haber linkine tıklayınca kayboldu. bravo sizlere. bu toplantıyı yapınca kendi kendinize Türkiyeyi kurtardık falan da demişsinizdir.
    LGBT tanımı için yazdıklarnızdan sadece bir kelime doğru, o da "yönelim" . Sanırım tanımlamayı da toplantınız sırasında kararlaştırdınız. Ama bu da birşey, "Stratejik Araştırma Merkezi " olurken, kullandığınız kelimelerin de anlamlarını öğreniyrsunuzdur. Yönelim, bir tercih değildir, öyle mambo jamboyla değişmez. alıntı yaptığınız linklerdeki adamlar Ertuğrul Tulpar, bir uzman değil. Kendisini meşrulaştırmak için uydurduğu "paralelin tecavüzü" vakası da ya yalan ya da doğru ama iki yüzlülüğünün ispatı, zira bu durumu öğrendiklerinde (6-8 yıl önce olsa gerek) gizlemişler, şimdi o yurtlar "paralel" olunca haberleştirmişler. Yemezler.

  9. […] Başkanlığını Süleyman Erdem’in yaptığı Ankara merkezli kuruluşun 7 Temmuz’da gerçekleştirdiği çalıştayın sonuçları internet sayfasından paylaşıldı. […]

  10. […] Başkanlığını Süleyman Erdem’in yaptığı Ankara merkezli kuruluşun 7 Temmuz’da gerçekleştirdiği çalıştayın sonuçları internet sayfasından paylaşıldı. […]

  11. Pınar Sun dedi ki:

    Homofobinin bastırılmış eşcinsellik olduğunu biliyor muydunuz?

  12. Abuzer Kadayıf dedi ki:

    Yalnız size bilimsel ve kötü bir haberim var ki Homofobi (eşcinsellerden/lgbti lerden nefret etme eğilimi) Gizli Eşcinselliğin (bilinçaltında bulunan ve ancak cinsel deneyim yada farkındalıkla keşfedebileceğiniz) dışavurumudur. Yani burada toplantı yapanların aslında hepsinde bisexüellik veya eşcinsellik var. Amerika da da vardı böyle bir kurum, eşcinsellik karşıtı bir kurum. Başkanı sonradan eşcinsel olduğunu farkettiğini açıkladı. Bunun dışında bir kaç cahilden başka bişey değilsiniz. Eşcinselliğin ne olduğunu bilseniz zaten toplanmazdınız böyle.

  13. Tunca Özlen dedi ki:

    Türkiye'de homofobi gericiliğin ayrılmaz bir parasıdır. Birine karşı mücadele edip diğerini görmezden gelemeyiz. LGBT hareketi laiklik talebini ve Aydınlanmacı kimliğini sivriltmek zorunda.

  14. Mustafa Aycan dedi ki:

    SASAM’ı bu harika çalışması için kutluyorum.Ben de eşcinsellik gibi bir rezaleti meşru görmüyorum.Allahın lanetlediği bir eylemi ufacık beyinli insanlar meşrulaştıramaz.Çok hayırlı bir iş çıkarmışssınız.Allah sizden razı olsun.

  15. Mustafa Aycan dedi ki:

    İki de bir eşcinsellikten hoşlanmayanlara homofobik diyor bu sapkınlar. Hem cinslerimizden niye korkalım yaw. Hemcinsler arası cinsel ilişkiden iğreniyoruz. Homofobik olmadığımız gibi homohobik de değiliz.

  16. […] Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ÇÖZÜM POLİTİKALARI ÖNERİMİZ İÇİN TIKLAYINIZ […]

  17. Yasemin Celebi dedi ki:

    İstediğinizi yapın canlarım, durduramazsınız.
    Sırasıyla dünyanın bütün ülkelerinde eşcinsel evlilik yasal oluyor, Türkiye’ye de sıra gelecek. Modern dünyada homofobiye yer yok.
    Bütün kaynaklarınız yalan. Sizin yerinizde olsam utanırdım ve sayfayı kapatırdım.

Yorum Ekleyebilirsiniz