Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 21 Temmuz’da kabul ettiği Cumhurbaşkanlığı tezkeresiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Somali’deki görev süresini, 27 Temmuz 2026 tarihinden itibaren iki yıl daha uzattı. Bu karar, önceki görev uzatma tezkerelerinden kapsamı ve stratejik yaklaşımı bakımından ayrışmaktadır. Zira yeni yetki yalnızca terörizmle mücadeleyi değil; deniz haydutluğu, yasa dışı, kayıt dışı ve düzensiz (IUU) balıkçılıkla mücadeleyi, kaçakçılığın önlenmesini ve Somali’nin deniz yetki alanlarının güvenliğinin desteklenmesini de kapsamaktadır. Ayrıca faaliyetlerin, Türkiye ile Somali arasında ortaklaşa belirlenecek bölgelerde ve iki ülke arasında oluşturulacak usul ve esaslar çerçevesinde yürütüleceğinin açıkça belirtilmesi, söz konusu görevin tek taraflı bir askerî angajmandan ziyade kurumsallaşmış bir güvenlik ortaklığı niteliği taşıdığını göstermektedir.
Bu çerçevede TBMM’nin son kararı, Türkiye’nin Somali’deki mevcut askerî varlığının basit bir süre uzatımı olarak değerlendirilmemelidir. Hâlihazırda Somali Silahlı Kuvvetlerine eğitim ve askerî danışmanlık desteği sağlayan Türkiye, yeni yetkiyle birlikte deniz güvenliği, devlet kapasitesinin geliştirilmesi ve deniz yetki alanlarının korunmasını da kapsayan daha geniş bir güvenlik mimarisinin parçası hâline gelmektedir. Böylece Ankara’nın Somali politikası, yalnızca güvenlik yardımı sunan bir modelden çıkarak, uzun vadeli kapasite inşasını ve kurumsal iş birliğini önceleyen kapsamlı bir stratejik ortaklık modeline doğru evrilmektedir.

Bu dönüşüm, Türkiye’nin son on beş yılda Afrika Boynuzu’nda izlediği dış ve güvenlik politikasının doğal bir devamı niteliğindedir. Türkiye, 2009 yılından itibaren Aden Körfezi, Somali açıkları ve çevre deniz alanlarında uluslararası korsanlıkla mücadele faaliyetlerine aktif katkı sağlamış; NATO’nun Ocean Shield Harekâtı ile Birleşik Deniz Kuvvetleri bünyesindeki CTF-151 görev grubunda birçok kez komuta sorumluluğu üstlenmiştir. Ancak yeni görev yetkisi, uluslararası deniz güvenliği operasyonlarının ötesine geçerek doğrudan Somali’nin egemenlik haklarının korunmasına, deniz kaynaklarının güvence altına alınmasına ve ulusal güvenlik kurumlarının güçlendirilmesine odaklanmaktadır. Bu yönüyle Türkiye, yalnızca uluslararası deniz yollarının güvenliğine katkı sunan bir aktör olmaktan çıkarak, Somali’nin deniz güvenliği kapasitesinin geliştirilmesinde kilit stratejik ortaklardan biri olma yönünde yeni bir aşamaya geçmektedir.
Dolayısıyla 21 Temmuz tarihli TBMM kararı, yalnızca teknik bir görev süresi uzatımı olarak değil; Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki uzun vadeli jeostratejik hedeflerini, deniz güvenliği vizyonunu ve kapasite geliştirmeye dayalı güvenlik iş birliği modelini yansıtan önemli bir politika belgesi olarak değerlendirilmelidir. Kararın gerçek anlamı da ancak bu geniş stratejik çerçeve içerisinde doğru şekilde analiz edilebilir.
Bu kararın stratejik önemi, Somali kıyılarının coğrafi konumundan gelmektedir. Somali, Babülmendep Boğazının güneyinde kalır. Kızıldeniz’deki güvenlik bozulduğunda Avrupa-Asya ticareti, enerji taşımacılığı ve küresel tedarik zincirleri haliyle etkilenmektedir. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Kızıldeniz’deki tehditler nedeniyle gemilerin Ümit Burnu’na yönelmesinin sefer sürelerini, maliyetleri ve emisyonları artırdığını belirtmektedir. Somali açıklarının güvenliği, dış ticaret ve tedarik zincirleriyle bağlantılıdır.
Coğrafyanın karışıklığı nedeniyle Aden Körfezi’ndeki Husi saldırıları ile Somali korsanlığını birbirlerine karıştırmamak gerekir. Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları, Yemen merkezli siyasi ve askerî hedefleri bulunan bir çatışma dinamiğinin parçasıdır. Somali korsanlığı ise çoğunlukla gemi kaçırma ve fidye elde etme amacı taşıyan örgütlü suç faaliyetidir. İki tehdit, aynı deniz güzergâhında birleşerek risk değerlendirmesini zorlaştırmakta ve uluslararası deniz kuvvetlerinin kaynaklarının israfına neden olmaktadır. Uluslararası Denizcilik Örgütü, 23 Temmuz’daki “Statement on recent attacks on ships in the Red Sea” açıklamasında, Temmuz 2026’da Kızıldeniz’de uluslararası gemiciliğe yönelik saldırıların yenilendiğini bildirmiştir.
Yasa dışı, kayıt dışı ve düzensiz balıkçılık, güvenlik ile ekonomi arasındaki en önemli bağlantıdır. Dünya Bankası, Somali sularında yasa dışı avlanan balığın yıllık değerinin 100 ila 450 milyon dolar arasında (2015 Adeso Araştırması) tahmin edildiğini ve yabancı filoların avından Somali ekonomisinin çok sınırlı yarar sağladığını belirtmektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü uzmanlarının değerlendirmelerine göre, Somali açıklarında güncel olarak avlanan balık miktarı, bütün potansiyelinin %5’inden daha az bir seviyededir³. Bu durum kıyı topluluklarının geçim kaynaklarını aşındırmakta, devlete duyulan güveni zayıflatmakta ve dünyadaki diğer tüm terör örgütlerinin yaptığı gibi gençleri korsanlık, kaçakçılık veya silahlı örgütlerin bünyesine çekme çabalarını kolaylaştırmaktadır.
Gelişmeler ışığında, Somali Silahlı Kuvvetleri’nin personelini eğitmek, yerel orduyu güçlendirmek ve terörle mücadeleye destek olmak amacıyla Somali’nin başkenti Mogadişu’da Eylül 2017’de açılan Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük askerî eğitim üssü TURKSOM’un rolü, daha da önem kazanmaktadır. 2017’den beri Somali ordusunun eğitimine katkı sağlayan yapı, bugüne kadar ağırlıklı olarak kara kuvvetleri ve terörle mücadele kapasitesiyle ön plana çıkmıştır. Yeni görev çerçevesi, Türkiye’nin eğitim ve danışmanlık modelini; sahil güvenlik, donanma eğitimi, deniz gözetleme, liman güvenliği ve müşterek harekat planlamasına taşıyabilir. Şubat 2024 tarihli Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması da Türkiye’nin Somali donanmasının kurulması, eğitilmesi ve teçhiz edilmesine destek vermesini öngörmektedir. Amaç, Somali kıyılarının sürekli TSK tarafından korunması değil, Somali’nin kendi deniz alanlarını denetleyebilecek kurumlara sahip olmasını sağlamak olmalıdır.
Hargeysa Başkonsolosluğumuzun içinde bulunduğu Somaliland bölgesi ise, bölge politikalarının ve coğrafyanın tabiri caizse sınavı olagelmiştir. Berbera Limanı ve Aden Körfezi kıyılarının önemli bölümü sözde Somaliland makamlarınca yönetilirken, Türkiye Somali’nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemektedir. Ankara bu nedenle Mogadişu’nun uluslararası hukuk yetkisini aşındırmadan, sahadaki yerel makamların koordinasyon ihtiyacını yönetmek zorundadır. Deniz güvenliği politikası, uyuşmazlıkları derinleştiren değil, gelir paylaşımını ve ortak deniz yönetimini teşvik eden bir araç hâline getirilmelidir.
Ancak bu politikanın riskleri de göz ardı edilmemelidir. TURKSOM varlığı, ilk uluslararası balıkçılık lisansının Türkiye’ye (Ergun Reis A gemisine) verilmesi, Türk kurumları ve inşaat şirketleri, Türkiye’nin inşaat hâlinde olan fırlatma üssü ve TSK varlığı, her anlamda pozitif etki edecek gelişmelerdir. Fakat görev alanının terörizmden balıkçılığa kadar geniş tutulması, belirlenmiş hedeflere ulaşılamamasına yol açabilir. Fransa’nın Barkhane Operasyonu, bu durum için bilinmesi gereken örneklerin en başında gelir. Türkiye olarak öncelik sırası belirlemeli ve karar mekanizmalarını buna göre şekillendirmeliyiz. Türk Silahlı Kuvvetleri, Dışişleri Bakanlığı ve aktif rol alan tüm kurumlarımızın ittihatlı bir biçimde görevlerini sürdüreceklerinden şüphemiz yoktur.
.
Kaan Demir ALDANMAZ
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız
_______________
Kaynakça:
1: https://youtu.be/eoQqAH02RpU?si=kWHSxby_-eERcCgw&t=96
https://issafrica.org/iss-today/somalia-tuerkiye-maritime-security-partnership-faces-stormy-waters
https://tr.euronews.com/next/2026/01/04/turkiye-somalide-uzay-limani-kuruyor-neden-somali
https://www.mfa.gov.tr/piracy-_armed-robbery_-off-the-coast-of-somalia.en.mfa
https://www.tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=52226928-c750-4ae0-84bf-019f6f6e4618
https://unctad.org/publication/review-maritime-transport-2025
https://main.un.org/securitycouncil/en/content/houthis-0
https://www.mfa.gov.tr/piracy-_armed-robbery_-off-the-coast-of-somalia.en.mfa?
https://www.tbmm.gov.tr/Haber/Detay?Id=bb41dd99-dbb5-4808-8c5a-0190f5197c56
https://www.msb.gov.tr/SlaytHaber/542019-65442
https://www.mfa.gov.tr/joint-ministerial-statement–24-may-2026.en.mfa