Twitter Facebook Linkedin Youtube

İRAN’A YÖNELİK OLASI BİR KARA HAREKÂTININ BÖLGESEL DİNAMİKLERİ VE KOMŞU ÜLKELERE YÜKLENEBİLECEK ROLLER

Son dönemde ABD, İsrail ve İran ekseninde tırmanan askeri gerilim, bölgesel çatışma olasılıklarını hava ve füze savaşlarının ötesinde, doğrudan bir “kara operasyonu” senaryosuna doğru evrilmektedir. Böyle bir senaryoda savaşın kaderini belirleyecek en kritik unsur; İran’ın jeopolitik komşularının takınacağı tutum, etnik fay hatlarının harekete geçirilmesi ve sınır hatlarındaki askeri ve siyasi hamleler olacaktır.

Bu değerlendirmede, olasılık dâhilindeki bir kara harekâtında komşu ülkelerdeki durum ve bölgesel aktörlerin rolleri detaylandırılmaktadır.

Irak ve Kürt Gruplar: Batı Cephesinde Etnik ve Siyasi Baskı

Irak, olası bir kara harekâtında ABD için en kritik sıçrama tahtalarından biridir. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bünyesindeki gruplar ile İran kökenli Kürt muhalif yapılar (İKDP, Komala vb.) süreçte stratejik bir enstrüman haline gelebilir:

Irak merkezli Kürt gruplar vasıtasıyla İran’ın Batı Azerbaycan ve Kürdistan eyaletlerindeki Kürt nüfus üzerinde nüfuz kurulması, Tahran yönetimini içeriden bir güvenlik krizine sokabilir. Irak sınırından İran topraklarına yönelik lojistik akış, istihbarat desteği ve yerel milis unsurlarının sızdırılması; Tahran’ı Batı sınırına ciddi miktarda konvansiyonel güç kaydırmaya zorlayacaktır.

Afganistan (Taliban) ve Beluç Faktörü: Doğu Sınırındaki Sünni Baskı

İran’ın doğu sınırında yer alan Afganistan’daki Sünni Taliban yönetimi ile Tahran arasındaki mezhepsel ve siyasi gerilimler, Doğu cephesini son derece güvensiz hale getirmektedir. İran’ın Sistan-Belucistan eyaletindeki Sünni Beluç nüfus ve bölgede faaliyet gösteren muhalif/militan gruplar (Ceyşül Adl vb.), Afganistan sınırındaki istikrarsızlıktan ve Sünni yönetimler üzerindeki baskıdan beslenmektedir. Taliban yönetiminin doğrudan bir kara savaşına girmese dahi sınırda yaratacağı güvenlik tehdidi ve Beluç unsurlara alan açması, İran’ın Doğu sınırını emniyete almak için ciddi bir askeri güç tutmasını zorunlu kılacaktır.

Azerbaycan ve İsrail Faktörü: Kuzeyden Gelen Doğrudan Tehdit

Azerbaycan, İsrail ile geliştirdiği derin savunma ve istihbarat iş birliği nedeniyle Tahran’ın en çok çekindiği kuzey komşusudur. Azerbaycan topraklarında ve hava üslerinde konuşlandığı iddia edilen İsrail askeri/istihbarat unsurları, Tahran için doğrudan bir güvenlik tehdididir. Bu varlık; İHA operasyonları, elektronik harp ve suikast/sabotaj hamleleri için kuzey sınırında hazır bir platform sunmaktadır.

Ayrıca İran içinde yaşayan milyonlarca Azeri Türkünün, Bakü-Tel Aviv hattından gelebilecek psikolojik ve siyasi etkilere nasıl tepki vereceği Tahran için en büyük iç güvenlik kaygılarından biridir.

Türkiye’nin Konumu: NATO Üyeliği ve Lojistik Denge

Türkiye, sınır komşusu İran’a yönelik olası bir kara savaşında hem NATO müttefiki olarak yükümlülükleri hem de kendi bölgesel çıkarları arasında hassas bir denge kurmak zorundadır. Türkiye’nin NATO üyesi olarak İncirlik, Kürecik ve uluslararası hava/deniz koridorları üzerinden ABD ve koalisyon güçlerine lojistik, istihbarat ve iletişim desteği sağlama ihtimali yüksektir.

Ayrıca Ankara, olası bir savaşta doğrudan insani krizler (kitlesel mülteci akını), sınır güvenliği tehditleri ve enerji tedarik hatlarının kesilmesi risklerine karşı muharip askeri bir güç olmaktan ziyade sınır hattını ve kendi güvenliğini önceleyen stratejik bir tutum sergileyecektir.

Harekât Senaryoları ve Asimetrik Riskler

ABD’nin doğrudan milyonlarca askerle İran’a girmek yerine, enerji hatlarını (Hark Adası vb.) ve Hürmüz Boğazı’ndaki kritik noktaları kontrol altına alacak amfibi/özel kuvvet operasyonlarına odaklanması veya Irak (Batı), Afganistan (Doğu), Azerbaycan (Kuzey) ve Körfez (Güney) hatlarından oluşturulacak çok yönlü çevreleme ile İran’ın askeri gücünün bölünmesi, olası bir kara harekatı için en muhtemel senaryolar olarak gözükmektedir

Olası bir ABD-İran kara savaşı, tek taraflı bir işgal harekâtı olmanın ötesinde; Kürt, Beluç ve Azeri etnik fay hatlarının harekete geçirileceği, komşu ülkelerin coğrafi sınırlarının birer cepheye dönüştüğü son derece karmaşık ve bölgesel bir savaşa gebedir.

İran’ın coğrafi derinliği ve asimetrik yanıt kapasitesi göz önüne alındığında, komşular üzerinden yürütülecek bu vekalet ve kuşatma stratejisi bile Orta Doğu’yu uzun yıllar sürecek bir kaos ortamına sürükleme riski taşımaktadır.

.

Mehmet ÇALIŞKAN
SASAM İran Uzmanı
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir