Son dönemde küresel otomotiv sektörü, hızla büyüyen elektrikli araç pazarını yakından ilgilendiren önemli bir ticaret uyuşmazlığına sahne oldu. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 28 Temmuz 2026 tarihinde DS629 sayılı uyuşmazlığa ilişkin panel raporunu yayımladı. Raporda, Türkiye’nin Çin menşeli elektrikli ve bazı hibrit araçların ithalatına yönelik uyguladığı çeşitli tedbirlerin DTÖ kurallarıyla uyumlu olmadığı yönünde değerlendirmelere yer verildi.(1)
Küresel otomotiv sektörünün elektrikli araçlara geçiş sürecinin hız kazandığı bir dönemde Türkiye, bir taraftan iç pazarını düzenlemeye, diğer taraftan yerli üretimi ve Türkiye’de yapılacak yatırımları teşvik etmeye yönelik çeşitli politikalar uygulamaya koydu. Ancak söz konusu uygulamaların bir bölümü, uluslararası ticaret kuralları açısından Çin tarafından DTÖ nezdinde uyuşmazlık konusu haline getirildi.
DTÖ’nün kararı, Türkiye’nin uyguladığı tedbirlerin Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT 1994) kapsamındaki yükümlülüklerle ilişkisini ortaya koyması bakımından önem taşıyor. Bunun yanı sıra karar, Türkiye’nin söz konusu düzenlemeleri hayata geçirmesinin arkasındaki ekonomik gerekçelerin ve önümüzdeki dönemde yapılması muhtemel politika değişikliklerinin de değerlendirilmesini gerekli kılıyor.
Uyuşmazlığın Arka Planı ve Türkiye’nin Stratejik Yaklaşımı
DTÖ panel raporunun yayımlanmasının ardından Ticaret Bakanlığı, 29 Temmuz 2026 tarihinde konuya ilişkin bir basın açıklaması yayımlayarak Türkiye’nin yaklaşımını kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada, teknolojik gelişmeler, artan korumacılık eğilimleri ve büyük ekonomiler arasındaki yoğun rekabetin dünya ticaretini önemli ölçüde etkilediği; bu ortamda Türkiye’nin ekonomik ve sınai yapısının korunması amacıyla dış ticaret politikalarının dikkatli bir şekilde yönetilmesinin önem taşıdığı belirtildi. Bakanlık, ithal araçlara yönelik alınan tedbirlerin gerekçelerini ve DTÖ panel raporuna ilişkin değerlendirmelerini ise birkaç temel başlık altında ortaya koydu:(2)
Çin Ticaret Bakanlığı da panel raporunun yayımlanmasının ardından konuya ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada, panelin kararının memnuniyetle karşılandığı belirtilirken, Türkiye’den Çin menşeli araçlara yönelik uygulamalarını DTÖ kurallarıyla uyumlu hale getirmesi istendi. Çin tarafı ayrıca söz konusu tedbirlerin Çinli şirketlerin ticari çıkarlarını ve Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri olumsuz etkilediğini ifade etti.(3)
Panel Kararının İçeriği
Ticaret Bakanlığının panel raporuna ilişkin hukuki inceleme süreçlerinin başlatılacağını açıklaması, DTÖ uyuşmazlık çözüm sisteminin mevcut yapısını da gündeme getiriyor. Türkiye bir yandan dengeli ve adil ticaret yaklaşımını vurgularken, diğer yandan panel kararında yer alan bazı temel değerlendirmelere itiraz ediyor. Bu çerçevede, panel raporunda öne çıkan başlıca hususlar şu şekilde özetlenebilir:(4)
DTÖ Temyiz Organındaki İşleyiş Sorunu
Panel raporunun sonuçlarını değerlendirirken DTÖ uyuşmazlık çözüm sisteminde uzun süredir devam eden kurumsal sorunun da dikkate alınması gerekiyor. DTÖ uyuşmazlık çözüm sistemi, panel raporunun yayımlanmasıyla birlikte bir üyenin iç hukukundaki düzenlemeleri kendiliğinden ortadan kaldıran bir mekanizma değildir. doğrudan değiştirebilecek bir yaptırım mekanizmasına sahip değil. Sistem, uyuşmazlıkların belirli hukuki aşamalardan geçmesine ve tarafların panel kararlarına itiraz edebilmesine dayanıyor.
Türkiye, panel raporunun hukuken hatalı bulduğu bölümlerine ilişkin mevcut DTÖ mekanizmaları çerçevesinde hukuki inceleme yollarına başvuracağını açıkladı. Ancak bu noktada DTÖ Temyiz Organının 2019 yılından bu yana fiilen çalışamaması önemli bir belirsizlik yaratıyor.
Bu durum uluslararası ticaret hukukunda gayriresmî olarak “appeal into the void” olarak adlandırılan bir olgunun ortaya çıkmasına yol açtı. Bir panel raporunun işleyen bir temyiz mekanizmasına yapılan başvuruyla sonuçlandırılamaması, uyuşmazlığın nihai olarak karara bağlanmasını önemli ölçüde geciktirebiliyor. Türkiye’nin de panel raporuna karşı temyiz yoluna başvurması halinde, DTÖ’nün mevcut kurumsal tıkanıklığı nedeniyle uyuşmazlığın kısa vadede nihai bir sonuca ulaşması güçleşebilir. Bu durum, Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara yönelik mevcut düzenlemelerin geleceği açısından da önem taşıyor. Bununla birlikte, sürecin nasıl ilerleyeceği Türkiye’nin atacağı hukuki adımların yanı sıra DTÖ bünyesindeki gelişmelere ve taraflar arasındaki olası görüşmelere bağlı olacaktır.
Çinli Otomotiv Markalarının Türkiye Pazarındaki Konumu ve Yerli Üretimin Desteklenmesi
DTÖ’nün Türkiye’nin Çin menşeli araçlara yönelik uygulamalarına ilişkin kararını değerlendirirken, söz konusu ticaret politikalarının yabancı yatırımları teşvik etmek amacıyla nasıl kullanıldığına da bakmak gerekiyor. Bu açıdan en dikkat çekici örneklerden biri Çinli otomotiv üreticisi BYD’nin Türkiye’de gerçekleştirmeyi planladığı yatırım oldu.
Temmuz 2024’te BYD ile Türkiye arasında yaklaşık 1 milyar dolar tutarında bir yatırım anlaşması imzalandı. Anlaşma kapsamında Manisa’da yıllık 150 bin araç üretim kapasitesine sahip bir tesis kurulması ve yaklaşık 5 bin kişilik doğrudan istihdam yaratılması öngörüldü. Yatırım planının önemli unsurlarından biri de BYD’ye sağlanan yatırım bağlantılı ithalat avantajlarıydı. Şirketin yatırım teşvik sistemi kapsamında Çin’den Türkiye’ye ithal edeceği belirli araçların Çin menşeli otomobillere uygulanan ilave gümrük vergilerinden muaf tutulabilmesine imkân sağlandı.
Bu uygulama, Türkiye’nin ilave gümrük vergilerini yalnızca ithalatı sınırlayan bir araç olarak değil, aynı zamanda küresel otomotiv üreticilerini Türkiye’de üretim yapmaya yönlendiren bir sanayi politikası unsuru olarak kullandığını gösteren önemli örneklerden biri oldu. Bununla birlikte BYD yatırımında yaşanan belirsizlikler, dış ticaret tedbirleri ile yatırım teşvikleri arasındaki ilişkinin sürdürülebilirliği konusunda da tartışmaları beraberinde getirdi.(6)
Ancak yatırımın planlanan takvim doğrultusunda ilerlememesi üzerine BYD’nin yararlandığı teşviklerin 2026 yılı başından itibaren askıya alındığı Haziran ayında kamuoyuna yansıdı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır7, milletvekillerinin konuya ilişkin sorularına verdiği yazılı yanıtta, şirketin yatırımdan resmî olarak vazgeçmesi halinde daha önce tahsil edilmeyen gümrük vergilerinin gecikme faiziyle birlikte geri alınacağını, teminat mektuplarının nakde çevrileceğini ve fabrika için tahsis edilen arazinin geri alınacağını belirtti.
Bu süreç BYD’nin Türkiye pazarındaki satış performansıyla da aynı döneme denk geldi. Şirket, 2025 yılında Türkiye’de 45.537 araç satarken, 2026 yılının ilk yarısındaki satışları bir önceki yılın aynı dönemindeki 25.501 adetten 6.809 adede geriledi. Böylece satışlarda yıllık bazda yaklaşık yüzde 73’lük bir düşüş yaşandı. Bu gelişmeler, dış ticaret tedbirleri ile yatırım teşviklerinin birlikte kullanılmasının sağlayabileceği avantajların yanı sıra, planlanan yatırımların gerçekleşmemesi halinde ortaya çıkabilecek ticari ve hukuki sorunları da gündeme getirdi.
Tablo 1.: Elektrikli Araç Satış Miktarları
| Dönem | BYD | Chery | Diğer Çinli markalar | Tüm Çinli markalar | TOGG |
| 2024 | 8.331 | 57.047 | 21.927 | 87.305 | 30.093 |
| 2025 | 45.537 | 28.579 | 11.814 | 85.930 | 39.020 |
| 2026 Ocak–Ağustos | 6.878 | 16.056 | 10.843 | 33.777 | 30.734 |
Kaynak: https://www.odmd.org.tr/web_2837_1/neuralnetwork.aspx?type=36
Satış verileri, Türkiye’nin Çin menşeli araçlara yönelik aldığı tedbirlerin arkasındaki ekonomik ve stratejik gerekçelerin anlaşılması açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır. Çinli otomobil markalarının satışları 2024 yılında 87.305, 2025 yılında ise 85.930 adet olarak gerçekleşirken, TOGG aynı yıllarda satışlarını 30.093 adetten 39.020 adede yükseltmiştir. 2026 yılının ilk sekiz ayında ise Çinli markaların toplam satışı 33.777 adet olurken TOGG 30.734 adetlik satış seviyesine ulaşmış ve iki grup arasındaki fark önemli ölçüde daralmıştır. Özellikle BYD’nin 2025 yılında 45.537 adet olan satışının 2026 yılının ilk sekiz ayında 6.878 adet seviyesinde kalması dikkat çekmektedir.
Bu veriler, Türkiye’nin otomotiv sektöründe yalnızca kısa vadeli ithalat ve fiyat dengelerini değil, yerli üretim kapasitesinin ve teknolojik yetkinliğinin geliştirilmesini de gözetmesinin önemini ortaya koymaktadır. Elektrikli araçlara geçiş, geleneksel otomotiv sektöründeki rekabet koşullarını önemli ölçüde değiştirirken, büyük ölçekli devlet desteklerinden yararlanan küresel üreticiler karşısında henüz gelişme aşamasındaki yerli elektrikli araç ekosisteminin tamamen korumasız bırakılması Türkiye açısından önemli riskler doğurabilirdi. Bu açıdan bakıldığında, Çin menşeli araçlara yönelik düzenlemeler yalnızca ithalatı sınırlandıran korumacı tedbirler olarak değil, Türkiye’de üretimi, teknoloji transferini ve uzun vadeli yatırımları teşvik etmeyi amaçlayan daha geniş bir sanayi politikasının parçası olarak değerlendirilebilir.
TOGG’un aynı dönemde satışlarını artırması da bu politika açısından önem taşımaktadır. Türkiye’nin elektrikli araç pazarında yerli bir üreticinin kalıcı hale gelmesi, yalnızca bir otomobil markasının ticari başarısı anlamına gelmemekte; batarya teknolojileri, yazılım, elektronik sistemler, şarj altyapısı ve yan sanayi gibi alanlarda yerli bir ekosistemin gelişmesi bakımından da stratejik önem taşımaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin, hızla büyüyen elektrikli araç pazarında yerli üretimin rekabet gücünü korurken yabancı üreticileri de Türkiye’de yatırım ve üretim yapmaya yönlendirmeye çalışması anlaşılabilir bir politika tercihi olarak görülebilir.
DTÖ panel kararı ise Türkiye’nin bu hedeflerinden vazgeçmesini gerektiren bir karar olarak değerlendirilmemelidir. Panelin temel itirazı, yerli otomotiv sanayisinin geliştirilmesi veya Türkiye’de yatırımın teşvik edilmesi hedefinden ziyade, bu amaçlar doğrultusunda kullanılan bazı ticaret politikası araçlarının DTÖ kurallarıyla uyumluluğuna ilişkindir. Dolayısıyla Türkiye açısından önümüzdeki dönemde asıl mesele, TOGG başta olmak üzere yerli otomotiv ekosisteminin gelişimini desteklemeye devam ederken, aynı hedeflere DTÖ yükümlülükleriyle daha uyumlu araçlarla ulaşabilecek bir politika çerçevesinin oluşturulması olacaktır.
*Tablo 2.: Olası Senaryolar
| Olası Senaryo | Değerlendirme |
| Türkiye’nin panel raporuna karşı mevcut DTÖ mekanizmaları çerçevesinde hukuki yollara başvurması | Yüksek |
| Türkiye’nin Çin menşeli araçlara yönelik ilave tedbirleri kısa vadede tamamen kaldırması | Düşük |
| Çinli otomotiv üreticilerinin Türkiye pazarına erişimde Avrupa’daki üretim yatırımlarına daha fazla ağırlık vermesi | Orta-Yüksek |
| BYD deneyiminin ardından Türkiye’nin yatırım bağlantılı teşviklerde daha seçici ve koşullu bir yaklaşım benimsemesi | Orta-Yüksek |
| TOGG’un ürün çeşitliliğini ve satışlarını artırarak Türkiye elektrikli araç pazarındaki konumunu güçlendirmesi
|
Orta-Yüksek |
*Tabloda yer alan değerlendirmeler mevcut hukuki ve ekonomik gelişmeler temelinde oluşturulan senaryolar olup kesin öngörü niteliği taşımamaktadır.
Sonuç
DTÖ panel kararı, Türkiye’nin otomotiv sektöründe izlediği politikaların uluslararası ticaret kuralları bakımından yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bununla birlikte, Türkiye açısından temel öncelik; elektrikli araçlara geçiş sürecinde yerli üretim kapasitesini, teknolojik birikimini ve otomotiv sanayisinin rekabet gücünü koruyarak geliştirmek olmalıdır. TOGG’un pazardaki konumunu güçlendirmesi ve yabancı üreticilerin Türkiye’de yatırım yapmaya yönlendirilmesi de bu yaklaşımın önemli unsurlarıdır.
Bu çerçevede Türkiye’nin önümüzdeki dönemde DTÖ yükümlülüklerini dikkate alırken yerli ve millî üretimi destekleyen sanayi politikalarından vazgeçmek yerine, bu politikaları uluslararası kurallarla daha uyumlu ve sürdürülebilir araçlarla devam ettirmesi önem taşımaktadır. Küresel otomotiv sektöründe rekabetin giderek teknoloji, üretim kapasitesi ve kamu destekleri üzerinden şekillendiği bir ortamda, Türkiye’nin kendi üretim altyapısını ve elektrikli araç ekosistemini güçlendirmesi uzun vadeli ekonomik ve stratejik çıkarları bakımından önemini koruyacaktır.
Yazar Notu: Bu çalışmada yer alan değerlendirme, yorum ve öngörüler tamamen yazara ait olup herhangi bir kamu kurum veya kuruluşunun resmî görüşünü yansıtmamaktadır.
.
Arda ÖZÇAĞLAR
SASAM Çin Uzmanı
_______________
Referanslar:
1 https://www.wto.org/english/tratop_e/dispu_e/cases_e/ds629_e.htm#accordion_1785247091865
3 https://www.mofcom.gov.cn/syxwfb/art/2026/art_5f94bef9428948dd975bb9d9b169504d.html?utm_source
4 https://www.wto.org/english/news_e/news26_e/629r_465_e.htm
7 https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/sanayi-ve-teknoloji-bakanligindan-byd-aciklamasi/3962938?utm_source