Twitter Facebook Linkedin Youtube

ÇİN’İN YAPAY ZEKADAKİ GELİŞMELERE BAKIŞ AÇISI

Yapay zeka şirketi Anthropic’in CEO’su Dario Amodei, Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk ve OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zeka modellerinin geliştirme hızının düşürülmesi yönünde çağrı yaptılar. Montreal Üniversitesi’nde yapay zeka güvenliği alanında çalışan Doç. Dr. David Krueger, teknoloji devlerinin bu “yavaşlama” talebinin yetersiz olduğunu belirterek tek çözümün; “daha güçlü sistemlerin inşasının derhal ve süresiz olarak durdurulması gerektiğini” savundu. İnsanlığın varoluşsal bir krizle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Krueger, hükümetlerin kontrol kaybını önlemek adına geliştirme çalışmalarını tamamen durdurması gerektiğini ifade etti.(🔗)

Batıda yapay zekanın ulaştığı seviye tehdit olarak algılanırken, yapay zeka yarışının diğer tarafı Çin’in konuya bakış açısı önem kazanıyor. Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı (MSS) Komünist Parti Komitesi Sekreteri ve Bakanı Chen Yixin, 13 Eylül 2026’da China Cyberspace dergisinde “Yapay Zekâ Güvenlik Bariyerini Kapsamlı Biçimde Güçlendirmek ve Yapay Zekânın Sağlıklı ve Düzenli Gelişmesini Teşvik Etmek” başlıklı bir makale yayınladı.

Yixin’in yapay zekânın güvenlik risklerine ilişkin değerlendirmeleri, Pekin’in AI teknolojisine yalnızca ekonomik ve teknolojik rekabet açısından bakmadığını ortaya koyuyor. Chen’e göre yapay zekâ; rejim güvenliğinden veri sızıntılarına, siber savaştan toplumsal yönetime ve askerî operasyonlara kadar devletin bütün güvenlik mimarisini dönüştürebilecek bir teknoloji. Bu yaklaşım, Çin’in yapay zekâ stratejisinin arkasındaki güvenlik anlayışını anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor. https://finance.sina.com.cn/roll/2026-09-13/doc-inirsqpv0347332.shtml linkinden tamamına ulaşılabilen makalenin yapay zeka çevirisini okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz:

YAPAY ZEKÂ GÜVENLİK BARİYERİNİ KAPSAMLI BİÇİMDE GÜÇLENDİRMEK VE YAPAY ZEKÂNIN SAĞLIKLI VE DÜZENLİ GELIŞMESİNİ TEŞVİK ETMEK 

Chen Yixin
Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı Parti Komitesi Sekreteri ve Bakanı

Günümüzde yapay zekâ, yeni bir bilimsel ve teknolojik devrimin ve sanayi dönüşümünün öncü gücü olarak hızla gelişmektedir. Yapay zekâ alanı, küresel bilimsel ve teknolojik rekabetin başlıca savaş alanı ve büyük güçler arasındaki stratejik rekabetin yeni cephesi hâline gelmiştir. Aynı zamanda yapay zekâ, ekonomik ve toplumsal gelişmeye güçlü bir ivme kazandırırken yeni güvenlik riskleri ve meydan okumaları da beraberinde getirmektedir.

Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi yapay zekânın gelişimine büyük önem vermektedir. Genel Sekreter Xi Jinping, yapay zekâ konusunda bir dizi önemli talimat vermiş; yapay zekânın gelişiminin ve kullanımının güvenliğini sağlamak, riskleri önlemek ve yapay zekânın sağlıklı ve düzenli gelişmesini teşvik etmek gerektiğini vurgulamıştır.

Bu nedenle, yapay zekânın gelişimindeki fırsatları yakalarken ortaya çıkabilecek riskleri de tam olarak anlamalı; yapay zekâ güvenliği için kapsamlı bir risk önleme ve kontrol sistemi oluşturmalı ve yüksek düzeyde güvenlik ile yüksek etkinlikte yönetişim yoluyla yapay zekânın sağlıklı ve düzenli gelişmesini sağlamalıyız.

Çin’in yapay zekâ gelişiminin temel ilkeleri

Metinde yapay zekânın geliştirilmesiyle ilgili olarak sekiz temel yaklaşım öne çıkarılmaktadır:

Birincisi, yapay zekânın stratejik önemini kavramak.

Yapay zekâ yeni bilimsel ve teknolojik devrimin önemli bir itici gücüdür. Yapay zekâ teknolojisinin gelişimi yalnızca ekonomik ve toplumsal üretim biçimlerini değiştirmekle kalmamakta, aynı zamanda ülkelerin kapsamlı ulusal gücünü ve stratejik rekabet kapasitesini de etkilemektedir.

Bu nedenle yapay zekâ alanındaki gelişmeler yakından takip edilmeli, stratejik fırsatlar değerlendirilmeli ve Çin’in yapay zekâ alanındaki rekabet gücü sürekli artırılmalıdır.

İkincisi, yapay zekânın geliştirilmesine yönelik doğru stratejiyi uygulamak.

Yapay zekâ gelişiminin temelinde bilimsel ve teknolojik yenilik bulunmaktadır. Çin, bağımsız yenilik kapasitesini güçlendirmeli, temel araştırmalara yatırım yapmalı, yapay zekâ alanındaki temel teknolojilerde ilerleme sağlamalı ve teknolojik bağımsızlığını güçlendirmelidir.

Aynı zamanda yapay zekânın ekonomik ve toplumsal alanlarda kullanımını genişletmek, yeni üretim biçimleri ve yeni ekonomik büyüme alanları oluşturmak gerekmektedir.

Üçüncüsü, yapay zekânın geliştirilmesinin toplumsal yararını gözetmek.

Yapay zekâ teknolojisinin nihai amacı insanların refahını artırmak olmalıdır. Yapay zekânın eğitim, sağlık, kamu hizmetleri, üretim ve diğer alanlarda uygulanması teşvik edilmeli; teknolojik gelişmenin sonuçlarından halkın daha geniş kesimlerinin yararlanması sağlanmalıdır.

Dördüncüsü, yapay zekânın yönetişim sistemini geliştirmek.

Yapay zekânın hızlı gelişimi yeni etik, hukuki ve güvenlik sorunları ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle yapay zekâ için uygun hukuk ve düzenleme sistemleri oluşturulmalı; risklerin değerlendirilmesi, denetlenmesi ve kontrol edilmesine yönelik mekanizmalar kurulmalıdır.

Beşincisi, yapay zekânın güvenlik kapasitesini güçlendirmek.

Yapay zekânın gelişimi ile güvenlik arasında dengeli bir ilişki kurulmalıdır. Kritik altyapıların, önemli verilerin ve kişisel bilgilerin korunması güçlendirilmeli; yapay zekânın kötüye kullanılmasından kaynaklanabilecek risklere karşı önlem alınmalıdır.

Altıncısı, yapay zekânın gerçek dünyadaki uygulamalarını geliştirmek.

Yapay zekâ yalnızca teknoloji alanında değil; sanayi, tarım, hizmetler, eğitim, sağlık, kamu yönetimi ve diğer alanlarda da uygulanmalıdır. Böylece yapay zekâ ekonomik ve toplumsal gelişmenin yeni bir itici gücü hâline getirilmelidir.

Yedincisi, yapay zekânın yetenek altyapısını güçlendirmek.

Yapay zekâ alanında yüksek nitelikli insan kaynağı yetiştirilmeli; bilim insanları, mühendisler ve diğer uzmanlardan oluşan kapsamlı bir yapay zekâ yetenek sistemi oluşturulmalıdır.

Sekizincisi, yapay zekâ alanında uluslararası işbirliğini derinleştirmek.

Yapay zekânın küresel niteliği nedeniyle ülkeler arasında işbirliği yapılması gerekmektedir. Çin, yapay zekânın güvenli, adil ve düzenli gelişmesini teşvik etmek amacıyla uluslararası toplumla birlikte çalışmalı; yapay zekâ yönetişimi konusunda ortak kurallar ve uluslararası işbirliği mekanizmaları oluşturulmasına katkıda bulunmalıdır.

Yapay zekânın gelişmesinin getirdiği riskleri tam olarak kavramak

Makalenin ikinci önemli bölümünde Chen Yixin, yapay zekânın hızlı gelişiminin beraberinde getirdiği altı temel güvenlik riskini ele almaktadır.

Birinci risk: Siyasi güvenlik ortamının sistemik biçimde etkilenmesi

Çeşitli düşman güçler ve kötü niyetli kişiler; deepfake ses ve görüntüler, yapay zekâ tarafından üretilen metin ve görseller, “akıllı troller” ve diğer üretken yapay zekâ teknolojilerini kötüye kullanabilir.

Bu teknolojiler sayesinde siyasi söylentiler düşük maliyetle ve büyük miktarlarda üretilebilir, zararlı bilgiler yayılabilir ve toplumsal karşıtlıklar kışkırtılabilir.

Böylece Çin’e karşı kamuoyu savaşı ve bilişsel savaş yürütülebilir. Bu durum Çin’in siyasi güvenliğini, devlet sisteminin güvenliğini ve ideolojik güvenliğini doğrudan tehdit edebilir.

Metindeki önemli nokta, yapay zekânın yalnızca yanlış bilgi üretme aracı olarak değil, siyasi mücadelede ve bilişsel savaşta kullanılabilecek stratejik bir araç olarak görülmesidir.

İkinci risk: Siber saldırı ve savunma ortamının köklü biçimde değişmesi

Chen Yixin’e göre yapay zekâ, siber saldırıların kapasitesini büyük ölçüde artırmaktadır. Özellikle ABD’deki teknoloji şirketlerinin yakın dönemde geliştirdiği “Claude Mythos” ve “GPT-5.5-Cyber” gibi büyük modeller örnek gösterilmektedir.

Yapay zekâ teknolojisi: ağ güvenlik açıklarının keşfedilmesini, kötü amaçlı yazılım geliştirilmesini ve saldırı araçlarının silahlandırılmasını önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır. Bunun sonucunda siber saldırı ve savunma alanı yeni bir aşamaya geçmektedir:

Güvenlik açıklarının endüstriyel ölçekte keşfedilmesi, saldırı ve savunmanın otomatikleşmesi ve AI’ın AI’a karşı kullanıldığı yeni bir dönemde yapay zekâ, siber saldırı gerçekleştirmek için gereken teknik eşiği ve maliyeti önemli ölçüde düşürmektedir. Bu durum özellikle Çin’in kritik bilgi altyapıları açısından ciddi risk oluşturmaktadır.

Üçüncü risk: Gizli bilgilerin çalınması ve veri sızıntısının kitlesel ölçekte büyümesi

Yapay zekânın yaygınlaşmasıyla veri güvenliği konusunda yeni sorunlar ortaya çıkmaktadır. Chen Yixin özellikle Çin’deki bazı kullanıcıların güvenlik bilincinin yeterince gelişmiş olmadığını belirtmektedir.

Bu kullanıcılar: hassas bilgileri yabancı yapay zekâ ürünlerinde işleyebilir, hassas verileri yabancı AI sistemlerine gönderebilir ve verileri yurtdışındaki sunuculara aktarabilir. Bunun sonucunda Çin içerisindeki verilerin büyük ölçekte yurtdışına sızması söz konusu olabilir.

Dolayısıyla yapay zekâ, yalnızca bilgi işlem aracı değil, aynı zamanda verilerin sınır ötesi aktarılmasını kolaylaştıran bir kanal hâline gelebilir.

Dördüncü risk: Teknolojik gelişmedeki dengesizliğin artması

Chen Yixin burada doğrudan isim vermeden özellikle bazı gelişmiş ülkeleri eleştirmektedir. Bazı ülkelerin; yapay zekânın temel teorileri, model mimarileri, temel hesaplama gücü ve çip teknolojileri alanlarında sahip oldukları avantajları kullanarak diğer ülkelerin gelişimini sınırladığını savunmaktadır.

Bu ülkelerin “ulusal güvenliği koruma” gerekçesiyle: şirket ve kuruluşları kara listelere almaları, teknoloji ihracat kontrolleri uygulamaları, sektör standartlarında tekel oluşturmaları ve kapalı kaynaklı ekosistemler kurmaları sonucunda diğer ülkelerin ileri teknoloji ve ekipmanlara erişiminin sınırlandırıldığı ileri sürülmektedir.

Chen’e göre bu durum: küresel yapay zekâ sanayi zincirinin ve tedarik zincirinin parçalanmasına ve ülkeler arasındaki yapay zekâ gelişmişlik farkının daha da büyümesine yol açmaktadır. Bu bölüm, Çin’in ABD’nin çip ve ileri teknoloji ihracat kontrollerine yönelik eleştirisinin yapay zekâ bağlamındaki bir yansımasıdır.

Beşinci risk: Toplumsal yönetişim sisteminin yapısal biçimde sarsılması

Yapay zekânın toplumdaki yaygın kullanımı, mevcut sosyal yönetişim sistemleri üzerinde de baskı oluşturmaktadır. Yapay zekâ: kamu güvenliğini, toplumsal düzeni, kişisel bilgilerin korunmasını, istihdamı ve sosyal ilişkileri etkileyebilmektedir. Özellikle AI tarafından üretilen sahte içeriklerin yaygınlaşması, insanların gerçek ile sahte arasındaki ayrımı yapmasını zorlaştırabilir.

Yapay zekâ aynı zamanda suçların yeni biçimlerinin ortaya çıkmasına, dolandırıcılık yöntemlerinin gelişmesine ve toplumsal risklerin daha hızlı yayılmasına yol açabilir. Bu nedenle sosyal yönetişim sistemlerinin yapay zekânın ortaya çıkardığı yeni koşullara uyum sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği savunulmaktadır.

Altıncı risk: Askerî mücadele biçiminin köklü biçimde değişmesi

Makalenin en dikkat çekici bölümlerinden biri budur. Chen Yixin’e göre yapay zekâ savaşın niteliğini değiştirmektedir. “Algoritmalar aracılığıyla daha hassas algılama, daha doğru değerlendirme ve daha isabetli saldırı gerçekleştirebilen taraf savaş alanında inisiyatifi ele geçirecektir.”

Yapay zekânın askerî alandaki kullanımı; istihbaratın akıllı biçimde bütünleştirilmesi, karar alma süreçlerine AI desteği, hedeflerin yapay zekâ ile tanımlanması, gerçek muharebe operasyonlarına AI desteği ve bilişsel alanın şekillendirilmesi gibi yeni yetenekler ortaya çıkarmaktadır.

Chen Yixin burada ABD-İsrail-İran çatışmasını da örnek göstermektedir. Ona göre yapay zekâ askerî alanda artık yalnızca savaş alanındaki “yardımcı bir unsur” değildir. Tam tersine: yapay zekâ savaş alanındaki “yardımcı rolden” “kilit aktör” konumuna doğru dönüşmektedir. Bu nedenle AI, savaşların yürütülme biçimini ve askerî güç dengelerini köklü biçimde değiştirebilir.

Yapay zekânın güvenli gelişimini sağlamak için temel öncelikler

Makalenin son bölümünde Chen Yixin, bu risklere karşı Çin’in izlemesi gereken politikaları sıralamaktadır.

Birincisi: Yapay zekâ güvenliğinde Parti’nin kapsamlı liderliğini güçlendirmek

Çin, yapay zekâ güvenliği çalışmalarında Komünist Parti’nin merkezi ve kapsamlı liderliğini güçlendirmelidir. Yapay zekâ güvenliği ulusal güvenlik sisteminin bir parçası olarak ele alınmalı ve çeşitli kurumlar arasında koordinasyon sağlanmalıdır.

İkincisi: Sistemler arasındaki işbirliği ve ortak mücadele kapasitesini artırmak

Çin’in yapay zekâ güvenliği alanındaki çeşitli kurumları arasında koordinasyon güçlendirilmelidir. Devlet kurumları, teknoloji şirketleri, araştırma kurumları ve diğer kuruluşlar arasında bilgi paylaşımı ve ortak müdahale mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Üçüncüsü: Riskleri önceden algılama ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmek

Yapay zekânın gelişim eğilimleri sürekli takip edilmelidir. Yeni teknolojilerin yaratabileceği potansiyel riskler bilimsel olarak değerlendirilerek: risklerin ortaya çıkış biçimleri, gelişim eğilimleri ve yayılma yolları önceden belirlenmelidir. Ortaya çıkan güvenlik açıkları zamanında kapatılmalı ve düzenli olarak yapay zekâ güvenlik risklerini önleme kılavuzları yayımlanmalıdır.

Dördüncüsü: Bilimsel ve teknolojik yenilikleri güçlendirmek

Çin’in yapay zekâ alanındaki temel ve kritik teknolojilere yönelik araştırmaları artırması gerektiği belirtilmektedir. Özellikle: temel AI teorileri, hesaplama gücü, çipler, geliştirme çerçeveleri ve uygulama yazılımları gibi kritik alanlarda teknolojik atılım gerçekleştirilmelidir.

Ayrıca ulusal ve yerel veri kaynak havuzlarının oluşturulması ve “Doğu’daki veriyi Batı’da hesapla” (东数西算) yaklaşımıyla hesaplama altyapılarının koordineli biçimde geliştirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Beşincisi: Yapay zekâ güvenliğinin toplumun tamamına yayılması

Yapay zekâ güvenliği konusunda kamuoyunun ve işletmelerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Devlet kurumları, şirketler ve bireylerin yapay zekânın oluşturabileceği riskleri tanıma ve bunlarla başa çıkma kapasitesi artırılmalıdır.

Altıncısı: Hukuki güvence sistemini geliştirmek

Yapay zekâ alanındaki hukuk ve düzenlemeler geliştirilmelidir. Yapay zekânın gelişmesiyle ortaya çıkan yeni güvenlik sorunlarına uygun hukuki mekanizmalar oluşturulmalı ve yapay zekânın kullanımına ilişkin denetim güçlendirilmelidir.

Yedincisi: Tanıtım ve toplumsal bilinçlendirme yöntemlerini yenilemek

Yapay zekâ güvenliği konusunda toplumun bilinçlendirilmesi için yeni iletişim yöntemleri kullanılmalıdır. Devlet kurumları, işletmeler ve toplumun diğer kesimleri yapay zekâ güvenliği konusunda bilgilendirilmeli; güvenli kullanım kültürü geliştirilmelidir.

Sekizincisi: Uluslararası yapay zekâ işbirliğini derinleştirmek

Çin, yapay zekâ güvenliği konusunda uluslararası işbirliğini geliştirmelidir. Yapay zekânın küresel bir teknoloji olduğu vurgulanarak, ülkelerin ortak güvenlik kuralları geliştirmesi, yapay zekânın güvenli ve düzenli gelişimini birlikte teşvik etmesi ve küresel yapay zekâ yönetişiminin iyileştirilmesi gerektiği savunulmaktadır.

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir