Twitter Facebook Linkedin Youtube

ORMAN YANGINLARININ ARKASINDA “SÖZDE MÜTTEFİKİMİZ” ABD’NİN TÜRKİYE’Yİ İŞGAL PLANI MI VAR?

ABD’den Türkiye’ye yönelen açık tehditlerin ardından başlayan orman yangınlarının arkasındaki gizli tertibin amacı Türkiye’yi işgal planı mı?

Ülkemizde yaşanan peş peşe ve sistematik bir şekilde başlatılan orman yangınlarının birçoğu herkesin bildiği üzere adlarına güneşin çocukları denen bir gurup pkk terör örgütü mensubunca gerçekleştirilmiştir. Sözüm ona bu grup gerçekleştirmiş oldukları eylemleri gerçek ve gizli hedefi saptırmak için, Türkiye’den intikam almak amacıyla gerçekleştirdiklerini ifade etmektedirler. Peki, acaba gerçekte de amaç böyle mi? Türkiye’nin terör örgütüne yönelik gerçekleştirmiş olduğu örgütü bitirmekte kararlı operasyonlarına karşı bir cevap olarak mı ormanlarımız yakıldı yoksa aslında arkasındaki amaç daha büyük de, terör örgütünün münferit bir eylemi propagandası yaparak aslında gizli olan başka bir planı örgüt ölçeğinde göstermeye çalışıyorlar.

Büyük ölçüde Akdeniz ve Ege’de başlatılan orman yangınları gerçekte Türkiye’ye yönelik hazırlanan büyük bir işgal planının ön hazırlıkları. ABD orta doğudaki cephelerini bir bir kapatırken önce Irak şimdi de Afganistan’daki askerlerini çekerek aslında gücünü bir noktada yani Türkiye’yi işgal planında toplamak istiyor. Cepheleri küçültmesindeki asıl amaç Türkiye’yi işgal hazırlığı. Öyle ya Irak ve Afganistan’daki zenginlikleri sömürmek için Irak’ta Saddam’ı Afganistan’da da 11 Eylülü bahane ederek ülkeleri işgal etmedi mi? Bu ülkelere özgürlük ve demokrasi götüreceğiz diyerek milyonlarca insanı katletmediler mi? Peki Suriye de dahil olmak üzere bu ülkelerin hangisine özgürlük, adalet, demokrasi, zenginlik veya kalkınmışlık geldi. ABD işgalinden sonra bu ülkeleri diğer bölge ülkelerinden ayıran üstünlük, gelişmişlik, zenginlik, kalkınmışlık farkı nerede? ABD bu ülkelere ölümden, zulümden, tecavüzden, katliamlardan, yoksulluktan, fakirlikten ve milyonlarca insanın yerlerini yurtlarını terk ettiği büyük göçlerden başka neyi miras bırakmış ki başka ülkelere umut olsun.

Türkiye’ye karşı sinsice planlanmış ve ülke içerisindeki Amerikan sevicilerle birlikte organize edilen bir işgale hazırlama süreci ile karşı karşıya olabiliriz. Elbette ki böyle bir ihtimal var. Hani bir Atasözümüz var ya “Hırsız içerden olursa kapı kilit tutmazmış.” Tamda bu söze uygun Amerikan seviciler var içimizde ve ayrıyeten bu Amerikan sevicilerinin işlerini kolaylaştıranlar da var ülke içerisinde siyasetten ticarete tutun da bürokrasiye kadar sanki hepsi tek elden verilmiş bir talimat tek ağızdan verilmiş bir emre uyarcasına devleti ve kurumlarını kör sağır ve işlemez hale getirmektedirler.

Yaşanan orman yangınları süreci bir terör örgütünün münferit bir eylemi değildir ve konunun bir terör örgütünün kundaklama eylemi seviyesine indirilerek yetkililerce de böyle küçük ve basit bir bakış açısıyla değerlendirilmemesi gerekir. Zira Akdeniz ve Ege hattında başlatılan orman yangınları bilinçli olarak ve ABD’nin Türkiye için hazırlamış olduğu büyük işgal planının ilk aşaması olarak hayata geçirilmiş olabilir. Akdeniz’de trilyon dolarlar seviyesinde petrol ve doğalgaz rezervleri bulunduğu artık herkesçe bilinen bir gerçek. Amerika’nın Türkiye’yi işgal planının arkasında da aslında bu zenginlikler var. Yani ABD plan içinde plan yapmış durumda. Bizim ülkemizdeki Amerikan sevicileri size özgürlük adalet refah getireceğiz sloganıyla avutarak, Türkiye’nin işgalini kolayca hazırlayıp, gelişinin arkasından da tüm zenginliklerimizi almak. İşte bütün amaç ve gaye bu.

Bu ABD’nin vazgeçilmez ve hiçbir zaman değişmeyecek politikasıdır. Eşitlik, özgürlük, demokrasi söylemleriyle gelir. Milyonlarca canınız da dahil olmak üzere en az 50 yıllık, yüz yıllık tüm zenginliklerinizi de alır giderler tıpkı Afganistan’da Irak’ta ve diğer ülkelerde olduğu gibi. Amerika çağın en tehlikeli sivrisineği gibidir. Kanınız da dahil her şeyinizi emer ve gider.

İşte tam da bu noktada ABD Türkiye’yi işgale hazırlanıyor olabilir. Orta doğudaki bütün cephelerden çekiliyor, savaş cephesini küçültüyor çünkü amacı tek cepheden Türkiye’ye saldırmak. Yakılan ormanlar işgalin Ege ve Akdeniz hattındaki ayağını oluşturuyor. Ormanların yakılmasındaki amaç denizden yapılacak bir işgal çıkarmasının yolunu açmak. Denizden yapılacak asker çıkarmasının güvenliğini ve başarısını sağlamak için çıkarma yapılacak bölgelere hava indirme yapmak zorundalar. Bunun gerçekleşmesi için çıkarma bölgelerindeki ormanların temizlenmesi, hava indirmedeki ABD ve koalisyon askerlerinin ağaçsız, ormansız temiz bir alana indirilmesi gerekmektedir. Bölge genellikle sarp tepelerden oluştuğu için hakim tepelerde oluşturulacak bir Türk savunmasını aşmaları mümkün değildir. Tıpkı Çanakkale zaferinde olduğu gibi. Eğer o savaşta hava indirme gibi bir taktik kullanılmış olsaydı belki bizim Çanakkale zaferimiz de gerçekleşmemiş olabilirdi. İşte böyle bir çıkarmanın başarılı olabilmesi için sahillerden karaya çıkarılacak askerlerin güvenliğini sağlamak için sahil hattına hava indirme yoluyla asker indirmek zorundalar. Aksi takdirde çıkarmanın yapılacağı bölgelerdeki Türk savunmasını aşmaları mümkün değil. Arazi sarp olduğu için, bir de orman kaplı olsaydı çıkarmadaki koalisyon askerlerinin işi bir o kadar zor olacaktı.

Devletin ve askeri yetkililerin bir an evvel ABD’nin yapmayı düşündüğü olası bir işgal planına karşı yakılan ormanların sahil hatlarında olan kısımlarında güvenlik üsleri kurması ve denizden gelecek olası savaş gemileri ve çıkarma gemileriyle gerçekleştirebilecekleri bir ,şgale karşı Akdeniz ve Ege hattının deniz savunması hususunda hızlıca hazırlıkların başlatılarak tahkim edilmesi gerekmektedir. Devletimizin ve Milletimizin çok uyanık olması ve her türlü kışkırtmaya veya kargaşaya sebebiyet verecek eylemlerden ve söylemlerden uzak durması gerekmektedir.

Askeri yetkililer dahil olmak üzere güvenlik güçleri, istihbarat, emniyet ve siyaset müesseseleri gereken önlemleri almalıdır. Herkes üzerine düşen görevleri ve sorumlulukları dikkatle ve titizlikle yerine getirmelidir. Sorumsuz davranışlardan uzak durulmalı ve her şey Milletten beklenilmemelidir. Millet herkese görevini ve yetkisini vermiştir. Yetkililer, tüm siyaset tüm kamu görevlileri görevlerini ve vazifelerini bu sorumluluk ve bilinçle yerine getirmelidirler.  Çünkü başka Türkiye yok ve tehlike çok yakın. Bu tehlikeyi ahmakça her şeyi başkasından bekleyerek görevini layığıyla yapmayan kamu görevlisi yetkililer ve sızıntılar yaklaştırmaktadır.

Gafil ve hain olursanız düşman affetmez. Türkiye’nin işgali için zemin hazırlayıp altın tepside sunarsanız ABD bu fırsatı kaçırmaz.

Kamu yetkilileri, askeri yetkililer, istihbarat yetkilileri yaklaşan savaşa hazır olmaları ve siyasetin de toplumu ayrıştırıcı ve kışkırtıcı dilden ve söylemlerden uzak durması gerekmektedir. Milletin enerjisini içerde tüketmek isteyen ABD’ye kimse bu fırsatı vermemelidir. Siyaset milletiyle uzlaşmalı ve barışmalıdır. Devletle milletin arasını açan ve uzaklaştıran herkes bedelini ödemelidir.

Artık zaman kalmamış gibi gözüküyor. Gün geldiğinde her şeyi milletten bekleyenler, milletin kendisini toparlaması için gereken zamanı ve imkanı vermelidirler. Milletle Devletin arasına sızan ve devletin bazı kurumlarını işlemez hale getirerek itibarsızlaştıran bu işe yaramaz hain ve sızıntı zerzevatların ivedilikle görevlerinden el çektirilmesi ve def edilmesi gerekmektedir. Bu Aziz Millet bunu beklemektedir. Millet hak ettiği değerin artık verilmesi ve kıymetinin bilinmesi gerektiğini düşünüyor. Bizden söylemesi.

Alper Tunga KILIÇ – SASAM Sivil Toplum ve Sosyal Politikalar Masası Direktörü

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

Yorum Ekleyebilirsiniz


%d blogcu bunu beğendi: