Twitter Facebook Linkedin Youtube

GENÇLER İŞ BULMA KONUSUNDA ÜMİTSİZ Mİ?

emin_basmaci

Y. Emre BÜYÜKBASMACI

Bugün kendi açımdan tarihi bir gün. Nedeni ise sizler için ilk yazımı kaleme alıyor olmam. Bu vesileyle bana bu imkanı sunan Sahipkıran AKADEMİ‘ye teşekkürlerimi sunarım. İlk yazım olması hasebiyle biraz farklı bir başlangıç olacak. Hemen hemen hepimizin duyduğu ya da bildiği ”Kutadgu Bilig” adlı eserden alıntı yapacağım.

Bayat atı birle sözüg başladım, törütgen egidgen keçürgen idim. Üküş ögdi birle tümen min senâ”. Eski türkçe yazısı olan bu yazının anlamı şöyledir; ‘‘Yaratan, yetiştiren ve göçüren Rabbim olan Allah’ın adı ile söze başladım. Kadir ve bir olan Allah’a çok hamd ve binlerce sena olsun.

Kendimce anlamlı bir başlangıçtan sonra asıl konuya girebiliriz. Ülkemizde ve dünyada özellikle genç nüfusun önemli sorunlardan biri de, iş bulma endişesidir. Dünyada milyonlarca insanın işsiz olduğu bilinmekte. Dünya genelenindeki işsizliğin nedenleri; ülkeden ülkeye, kişisel özelliklere ve ölçütlere göre değişebilmektedir. Türkiye, 2000 yılında %6,5 işsizlik düzeyinde iken, 2005 yılında bu oran %10,3’ün üzerine çıkmış, 2007’de ise %12,5 olmuştur. 2016 yılına gelindiğinde ise işsizlik oranı, 2 milyon 895 bin kişi ile %9,4’e gerilemiştir. Türkiye ekonomisinde özellikle 2002 yılından itibaren yüksek büyüme hızının oluşmasına rağmen meydana gelen yüksek işsizlik oranı, çeşitli yönlerden konunun irdelenmesi, araştırılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. 2015 nüfus sayımı sonuçlarına göre Türkiye nüfusunun yarısı, 28,3 yaşından küçüktür. Yaklaşık 78 milyon olan toplam nüfusumuzun %44’ü ise 24 yaşın altındadır.

Türkiye, genç nüfus yapısıyla Avrupa kıtasında şanslı gibi görünse de, 15-24 yaş nüfusunun çok ciddi bir istihdam ve işsizlik sorunu yaşadığı bilinmektedir. İşsizlerin %73,4’ü erkek nüfustan oluşmakta, bunların % 29,1’i bir yıl ve daha uzun süredir iş aramaktadır. İstihdam edilemeyenlerin eğitim durumları incelendiğinde; 2000 yılında 143 bin üniversite mezunu işsiz iken, 2007 yılının Ağustos ayı verilerine göre bu sayının 376 bine ulaştığı ve 2015 yılında da 613 bin civarına kadar yükseldiği görülmektedir. Bu duurmda son 8 yılda diplomalı işsiz sayısının 237 bin arttığı görülmektedir.(1)

ANKET SONUÇLARI

Gençlerin hedeflerinin olması önemlidir ancak gençerin hedefleri için çalışmaları ve kendilerini yetiştirmeleri daha da önemlidir. Çünkü inancımıza göre çalışmanın önünde hiçbir engel duramaz. Yani işsiz kalmak, genel itibariyle bireyin kendisiye ilgili bir durumdur. Benim gibi düşününen birçoğuna göre; ülkemizde hatta dünyada iş bulma sıkıntısı bulunmamaktadır. Yeter ki insan, kendine hedef koysun ve azimle çalışsın. Düşüncemiz odur ki; bir genç, öğrencilik yıllarında gününü gün etmek yerine kendine bazı hedefler koyar ve o hedefler için planlı bir şekilde çalışırsa, başarı kaçınılmaz olacaktır. Bu şekilde hedefleri için çalışan gençlerin “acaba iş bulabilecekmiyim” gibi korkuları olmayacaktır. “Ne iş olsa yaparım” lafı da tarihe karışacaktır. İşte o zaman, ülkemizde ki işsizlik oranları tarihin sayfalarında kalacaktır. Diyelim ki “işim zaten hazır” diyen trilyonluk bir ailenin evladından bahsediyoruz. Bir insan, ailesinin parasıyla ne kadar mutlu olabilir ki? Hem “hazıra dağların dayanmadığını” atalarımız çok güzel ifade etmemişler mi? Bu yüzden sosyal sınıflara ve kişisel sebeplere bakılmaksızın sadece diploma için değil, “alanımda ne gibi yenilikler yapabilirim” diye toplumun tüm kesimleri düşünmeli ve üretici olmalıdır.

Bir teknoloji marketine girdiğimiz zaman her köşesinde ülkemizin  ürünlerini görmeyi kim istemez? Dünya ekonomisinde bizim ağırlığımız olduğunu bir düşünün! Ya d dünyanın süper gücünün biz olduğunu ve tüm dünya sistemini Amerikanın değil de ülkemizin yönlendirdiğini hayal edin. İşte tüm bunlar için daha bilinçli idealleri olan bir gençlik gerekiyor. Bir genç, bin umut; bin umut bir ülkenin geleceğidir.

Şimdi biraz da yaptığım anket çalışmasından bahsedeyim. Her ne kadar araştırmamın sonuçları çok iç açıcı olmasa da gerçekleri görmek lazım. Anket, çok yönlü bir anketti fakat konumuz gençler ve iş bulma endişesi olunca, tek bir sorunun cevaplarının sizleri aydınlatacağını düşündüm. Ankete farklı Üniversitelerden ve bölümlerden olmak üzere 242 üniversite öğrencisi katıldı. “Mezun olduğunuzda rahatlıkla kendi alanınızda iş bulabileceğinizi düşünüyor musunuz?” sorusuna verilen cevaplar şöyle;

  Frequency

(Kişi sayısı)

Percent

(Yüzdelik)

Cumulative Percent
  Kesinlikle Düşünüyorum 91 %37,6 37,6
Düşünüyorum 77 %31,8 69,4
Kararsızım 44 %18,2 87,6
Düşünmüyorum 20 %8,3 95,9
Kesinlikle düşünmüyorum 10 %4,1 100,0
Total 242 100,0  

“Kesinlikle düşünmüyorum”, “Düşünmüyorum” ve “Kararsızım” diyenleri iş bulma konusunda umutsuz sayacak olursak, oranımız %30.6’ya tekabül ediyor. Bu oranın gelişmiş ülkelerde %10’u geçmediğini biliyoruz. Sonuçları öğrenmeden önce birisi bana tahminimi sorsa, herhalde %15’i geçmez derdim. Beklentinin büyüklüğünden mi bilmiyorum ama bu sonuç biraz abartılı ve üzücü oldu.

Peki bu rakamı düşürmek için neler yapılabilir diye soracak olursanız; baştada belirttiğim gibi ilk başta her birey kendinden sorumlu. Bireyler donanımını hazırlamalı ve ancak kendinden yana bir eksiklik söz konusu olmadğında işsizlikten bahsetmeli.

Ülke politikası ile ilgili acizane fikrim ise liselerde öğrencilere CV hazırlama eğitimleri verilmeli ve her lisenin “araştırma geliştirme departmanı” olmalı. Sınıf sınıf tüm öğrencilere görevler düşmelidir. Ortaokullara gelecek olursak; her okulun kendine has projesi olmalı ve bu projelerde tüm öğrenciler görev almalıdır.  Proje araştırmaları gibi öğrenci çalışmaları, okul yönetimi tarafından değerlendirilmeli, devlet bütçesi tarafından da maddi manevi desteklenmelidir. Tabi ki tüm bu eğitimlerin başında, ailelerin ahlak eğitimi gelmelidir. Kısaca bireyler, çocukluk yaşlarından itibaren ülkesine faydalı bir birey olması için teşvik edilmelidir.

.

Yunus Emre BÜYÜKBASMACI

Sahipkıran AKADEMİ kategorisinde yayınlanan diğer yazılar için tıklayınız.

____________________________

KAYNAKÇAhttps://sahipkiran.org/category/yazarlar/sahipkiran-akademi-yazilari/

(1) http://www.tuik.gov.tr/Erişim Tarihi 14/02/2016 /Yeni Tıp Dergisi 2009

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

Yorum Ekleyebilirsiniz