Twitter Facebook Linkedin Youtube

“TÜRKİYE’NİN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ” KONULU SÖYLEŞİMİZ GERÇEKLEŞTİ

Merkezimizce düzenlenen okuyucularımıza açık etkinliklerin 35.si, Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü Başkanı Av. Süleyman BOŞÇA’nın katılımıyla, “Türkiye’nin Enerji Arz Güvenliği”ne ilişkin bir söyleşi şeklinde gerçekleşti.

Sayın BOŞCA’ya bilgilendirici sunumu için teşekkür ediyor, söyleşiden bazı notları okuyucularımızın istifadesi için aşağıda sunuyoruz.

SÖYLEŞİDEN NOTLAR:

Ortadoğu’nun bugün içinde bulunduğu kaosun sebebi, enerji arz güvenliğidir.

Rusya ile yaşanan uçak krizinden önce de öncelikli bir konu olan Türkiye’nin enerji güvenliği hususu, uçak krizinden sonra daha öncelikli hale gelmiştir. Çünkü mevcut durumda Türkiye’nin enerji arz güvenliği, büyük ölçüde Rusya ile ilişkilere bağımlıdır.

Türkiye’nin 2015 yılı itibarıyla kurulu elektrik gücü, 72.000 megawatt’tır. Elektrik üretimimizde doğalgazın payı %30’dur. Doğalgaz ithalatımızın %55’i ise Rusya’dan yapılmaktadır. Avrupa’nın Rusya’ya bağımlılığı %20 civarında iken bizim Rusya’ya bağımlılığımız %55tir.

Kuzey Irak’ta zengin doğalgaz kaynakları bulunmaktadır ancak bu kaynakların Türkiye’ye nakli için ihtiyaç duyulan boru hattı, 2-3 yıldan önce döşenemez.

Doğalgaz, Rusya’nın ihracatının %70’ini oluşturmaktadır. Bu nedenle Rusya, doğalgazı satmayacağım diyemez. Özellikle içinde bulunduğu mevcut ekonomik darboğaz göz önüne alındığında, Rusya’nın Türkiye’ye gaz satışını durdurması beklenmiyor. Nitekim Ukrayna ile yaşadığı kriz boyunca doğalgaz akışını kesmemişti. Eğer satışı durdurursa, güvenilirliğini kaybeder ve bundan sonra dünya piyasalarında alıcı bulması kolay olmaz.

Ancak teknik arıza gibi bahanelerle kısa vadeli akışın durdurulması ihtimaline karşı, Türkiye’nin depolama tesislerini acilen inşa etmesi gerekmektedir. Ukrayna’nın kendisine 1 sene boyunca yetecek doğalgazı depolama tesisleri bulunmaktadır. Türkiye, Tuz Gölü’nün altına büyük bir depolama tesisi kurmaktadır.

Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de enerji arzında bir sıkıntı yaşanması beklenmemektedir. Türkiye’nin 72.000 megawatt kurulu gücü bulunmasına rağmen, halen enerjinin en çok kullanıldığı pik saatlerde bile en fazla 32-33.000 megawatt kullanılmaktadır. Dolayısıyla kapasite aşımı gibi bir sıkıntı beklenmemektedir.

Önümüzdeki 10 yılda 120 milyar Dolarlık enerji yatırımına ihtiyacımız bulunmaktadır.

Enerji arz güvenliğini sağlamak için öncelikle kaynak çeşitliliğini artırmak gerekmektedir. Bu kapsamda yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla yönelmek ve enerji ithal ettiğimiz ülkeleri çeşitlendirmek gerekmektedir. Bununla birlikte, mevcut kaynakların daha verimli kullanılması (enerji verimliliği politikası) ve yerli kaynaklarımızı (linyit ve hidroelektrik santralleri gibi) daha fazla kullanmamız gerekmektedir.

Enerji arz güvenliği açısından diğer bir önemli husus, dünyanın çeşitli bölgelerinde doğalgaz ve petrol aramaları gerçekleştirecek güçlü özel sektör şirketlerimizin olmasıdır. Bu sayede, dünyanın farklı bölgelerindeki enerji kaynaklarından pay almamız gerekmektedir.

Enerji alt yapısının geliştirilmesi de, enerji arz güvenliği açısından önem taşımaktadır. Mevcut durumda şebeke iletim hatları yeterli olmamaktadır. Bu alanda yatırıma ihtiyaç bulunmaktadır.

Yenilenebilir enerji kaynakları için yerli sanayimizin geliştirilmesi de çok önemlidir. Çünkü 1 megawatt güneş enerjisi için 1 milyon Euroluk ithalat yapmak durumunda kalmaktayız. Bu harcamaların yurtiçinde kalması, ekonominin gelişmesine ve istihdamın artmasına büyük katkı sağlayacaktır. Böylece, bu teknolojilerin dünyaya pazarlanması ve ihracı da mümkün olabilecektir.

Türkiye, Avrupa’nın enerji arz güvenliği açısından kilit konumdadır. Türkiye şu an Avrupa’ya iletilen enerji hatları için geçiş güzergahı fonksiyonunu üstlenmektedir. Ancak arzu edilen; Türkiye’nin sadece geçiş güzergahı olmaması, fiyatları da belirleyebilen bir merkez (hub) fonksiyonu üstlenmesidir.

Teorik olarak sadece yenilenebilir kaynaklarla Türkiye’nin tüm enerji ihtiyacının karşılanabileceği iddia edilmektedir. Ancak bunun fiilen mümkün olamayacağını düşünüyorum.

Enerji çeşitlendirmesi bakımından nükleer santraller ihmal edilemeyecek kadar önemlidir. Fransa’nın enerji ihtiyacının %75’i nükleer enerjiden sağlanmaktadır.

Akkuyu Nükleer Santrali’nin lisansı 2015’te alınmalı idi ancak alınamadı. Rusya’nın mevcut ekonomik gücünün Akkuyu’yu tamamlayabilecek kapasitede olmadığını düşünmekteyim.

SÖYLEŞİDEN KARELER:

20160105_185245 20160105_192536 20160105_192558 20160105_192603 20160105_192630

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

Yorum Ekleyebilirsiniz