Bir tarihçi, tarihi olayları araştırırken öncelikle birinci elden kaynaklara ihtiyaç duyar. Bunlar da sözlü olmayan; kitâbe, lahit (mezar), tablet, eski para, heykel, arkeolojik buluntular vb. kaynaklardır. Birçok medeniyetin tarihi izlerini görmenin mümkün olduğu Ankara’nın eşsiz tarihi mekanlarında da, gerek Roma döneminden, gerek (Anadolu) Selçuklu döneminden, gerekse Osmanlı döneminden bu birincil kaynaklara ulaşmak mümkündür. Ankara’nın tarihi bölgesi Ulus’ta bulunan (Roma Dönemine ait) Augustus Tapınağı ve Julian Sütunu ile hemen yakınlarında bulunan Hacı Bayram-ı Veli Camii, yukarıda bahsedilen abîdevî eserlerdendir.
Ancak Büyükşehir Belediyesi, kanalizasyon çalışması sırasında ortaya çıkan bu tarihi sütunların üzerini toprakla örttükten sonra, üzerine asfalt attı. Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada; “Koruma Kurulu’nun görüşü doğrultusunda Hükümet Caddesi’ndeki sütunların üzerine asfalt atıldı” denildi. Şehir Plancıları Odası ise, tarihi eserlerin üzerinin kapatılarak asfaltlanmasını, ‘trajikomik’ bulduğunu ifade eden bir açıklama yaptı.
Ben de bir tarih sevdalısı olarak şunu ifade edebilirim ki; ender bulunan tarihi mirası adeta zabt-ü rabt altına alarak toprağın altına hapsedenler, ne tarihe karşı, ne de bu coğrafyayı bizlere emanet eden ecdadımıza karşı hesap verebilirler. Zira tarih, her ne kadar geçmişteki olaylara ait bilgilerin keşfi, toplanması, analiz edilmesi ve kamuoyuna sunulması ise de, tarihten bî-haber olan nesillerin onlara verdiği zarar yüzünden doğru bir tarihe ulaşmak mümkün olamayabilmektedir. Yukarıda izah edilen durum da, birincil kaynakların üstünün örtülerek doğru tarihe ulaşılmasının önüne geçilmesinden başka bir şey değildir. Oysa belki de burada çıkan tarihi eserler ve kültürel miras, nice çözülmemiş soruların cevaplarını barındırmaktadır.
Tarihimizi bilmek, köklerimizi bilmek demektir. Necip Fazıl’ın ifadesiyle; “Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve, olgunlaşmadan çürür”. Köklerimizi doğru şekilde öğrenebileceğimiz tarihi kaynakların üstünün örtülmemesi temennisiyle…
Muhammet Ali DOĞAN
SASAM Stajyeri – Gazi Üniversitesi Tarih Bölümü


