Twitter Facebook Linkedin Youtube

CEMAAT VE KÜRTÇÜLÜK

17 Aralık operasyonu sonrasında sosyal medyada Cemaat olarak nitelendirilen yapıya karşı yapılan ithamlardan biri; özellikle siyasal merkez olarak nitelendirebileceğimiz iktidar taraftarı kişi ve gruplar tarafından dile getirilen “hain” ve “vatan haini” ithamı idi.[1] Cemaatin siyasal merkezle (iktidar) yaşadığı çatışmada “hain” olarak damgalanmasının, toplumun ne kadarı tarafından benimsendiğini kestirmek zor olsa da, toplumun en azından belli bir kısmı tarafından kabul edildiğini söylemek hata olmayacaktır. Cemaatin hain olarak damgalanmasının, cemaat müntesipleri tarafından şiddetle karşı çıkıldığına şüphe yoktur. Ancak cemaat mensuplarının, bu algının kesin olarak yerleşmesini güçlendiren somut bazı olgularla ne kadar yüzleştiklerini söylemek zordur. Cemaatin üzerine bu algının kısmi olarak yerleşmesini sağlayan etkenlerden biri de; Cemaatin Kürt milliyetçiliği ile kurduğu ilişkide gizlidir. Cemaate her ne kadar Kürt milliyetçiliği yaptığını söylemek mümkün değilse de, Cemaatin siyasal merkezle yaşadığı çatışmada bazen Kürt milliyetçilerinin desteğini almak, bazen de kendi tezlerini güçlendirmek ya da en azından onları karşısından uzaklaştırmak için Kürt milliyetçilerinin argümanlarını kullanmışlar ya da Kürt milliyetçisi tezlere destek olabilmişlerdir.

Tüm dünyada hain ya da vatan haini gibi kavramlar, siyasal mücadelelerde sıkça kullanılmaktadır. Siyasal merkeze karşı yürütülen mücadelede siyasal merkeze muhalif olanlar, hain olarak sıkça damgalansalar da, dün hain olarak damgalananlar, zamanın değişmesi ile orta ve uzun vadede vatansever olarak nitelendirilebilmektedir. Ancak siyasal merkeze değil de toplumun kendisine, diğer bir deyişle toplumsal merkeze yapılan saldırılar ya da bu saldırılarda işbirliği, bunu yapanların hem orta hem de uzun vadede hain olarak görülmeye devam edilmesine neden olmaktadır. Siyasal merkeze muhalefet eden kişi ya da grupları, orta veya uzun vadede millet, bu gruplar sıratı müstakimi muhafaza etmeleri ve toplumsal merkeze saldırı yapmamaları halinde bağrına basabilmiştir. Ancak siyasal merkezle mücadelesinde toplumsal merkeze düşman olanlarla ittifak kuranlara ise, mesafeli kalmaya devam etmiştir. Bu anlamda toplumsal merkeze düşman olmak ya da toplumsal merkeze düşman olanlarla aktif işbirliği, orta ve uzun vadede vatan haini olarak nitelendirilmenin temel kıstaslarından biri olmaktadır. Ancak siyasal merkezle yaşanan mücadeleler ise, asla orta ve uzun vadede hainlik olarak görülmemektedir. Çoğu durumda da kısa vadede bile böyle bir suçlama söz konusu olmamaktadır. Örnek olarak siyasal merkezle çatışma yaşamış olan ve kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen gruba karşı, hain tarzında bir suçlamanın olmaması, bize sorunun siyasal merkezle çatışma değil, toplumsal merkezle çatışmamak olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Etnik milliyetçiler, siyasal merkeze muhalif olanların ittifak kurdukları ya da ittifak kurmaya çalıştıkları yapılar olmuştur. Örnek olarak günümüzde sol ya da radikal siyasal İslamcı gruplar, Kürt milliyetçilerini doğal müttefikleri olarak görmüşlerdir. Ayrıca Osmanlı’da siyasal merkeze muhalif olan İttihatçılar, Abdülhamit rejimine karşı Ermeni ve diğer milliyetçilerle işbirliği içinde olmuş, hatta 1908 seçimlerine ortak adaylarla girmişlerdir.[2] İttihatçıların toplum nezdinde yeterince popüler olmamasının bir nedeni de, bu etnik milliyetçilerle kurduğu ilişkide gizlidir. Günümüzde de siyasal merkeze muhalif olan gruplar, toplumsal merkeze muhalif olan gruplarla işbirliği yaparak gücünü artırmaya çalışmaktadırlar. Cemaat de siyasal merkezle yaşadığı mücadelede, Kürt milliyetçilerini en azından karşısından uzaklaştırmak için, Kürt milliyetçisi tezlerin destekçisi olabilmektedir. Kürt milliyetçilerinin uyguladıkları etnik şiddeti meşrulaştırmak için kullandıkları; “bize çok fazla zulüm yapıldı?” tezinin, sıkça cemaate yakın gazete ve gazeteciler tarafından tekrarlandığı görülmektedir. Örneğin Kürt milliyetçilerinin 17.000 faili meçhul iddiası da, onlar tarafından tekrarlanmaktadır.[3] Hatta bazı durumlarda Kürt milliyetçilerinden daha fazla Kürtçü haberler yapabilmektedirler. Bu konuda misal olarak IŞİD’in yaptığı belirtilen katliamla ilgili Todasyzaman haberini verebiliriz. Bu haberde Suriye’deki Kürt milliyetçilerin liderlerinden Salih Müslim, ölenlerin Arap olduğunu belirtmesine rağmen gazete; “ölenler Kürt” şeklinde çarpıtma yapıyordu.[4] Yine Cemaatin, Kürt milliyetçileri için stratejik önemde olan konularda Kürt milliyetçileri ile paralel adımlar attığı da görülmektedir. Bu konuda en önemli örnek, Zazacanın Cemaat tarafından lehçe olarak ilan edilerek yayın yapılmasıdır. Minorsky, MacKenze, Oskar Mann gibi onlarca bilim adamı Zazacanın ayrı bir dil olduğunu ispat etmesine rağmen Cemaatin, Zazacayı Kürt milliyetçileri gibi lehçe olarak nitelendirmeye devam ettiği ve bu şekilde yayın yaptığı görülmektedir.[5]

Özet olarak ifade etmek gerekirse; 30 Mart seçimlerinde millet, cemaate içinden çıktığı milletin değerleri ile bir çatışma içinde olduğu hatırlatmasını yapmış, deyim yerindeyse fabrika ayarlarına dönmesi gerektiğini ifade etmiştir. Etnik milliyetçileri memnun etmeye çalışan ittihatçılara karşı tarihte milletimizin bakış açısı ortada iken, etnik milliyetçileri memnun etmeye çalışarak uzun vadede her hangi bir kazanç elde edilemeyeceği şüphesizdir. Kürt milliyetçilerini tatmin etmek adına Zazacanın lehçe olarak gösterilmesi, ölen Arapların Kürt olduğu çarpıtmasının yapılması, orta ve uzun vadede cemaat için açıklanması gereken yanlışlar olarak kalacağı şüphesizdir. Sonuç olarak ifade etmek gerekirse; siyasal merkezle (iktidar) kavgası nedeniyle cemaate yapılan hain veya vatan haini suçlamalar cemaat sıratı müstakimi koruması halinde orta ve uzun vadede tamamen ortadan kalkabilecektir. Ancak toplumun bütününe ve toplumsal merkeze veya millete düşman olanlarla işbirliği ise, orta ve uzun vadede cemaat aleyhine şüphelerin devamına sebep olacaktır.

Son söz olarak şu söylenebilir: Cemaat, kamuoyunda kendisini temsil ettiği görüntüsü veren kişi ya da grupların, etnik milliyetçileri memnun etmek ya da onları cemaat karşıtlığından uzaklaştırmak adına yazdıklarını ve söylediklerini tekrar gözden geçir(t)mesi, Zazacayı lehçe olarak gösteren Kürt milliyetçisi tezlerinin savunuculuğunu terk etmesi ile orta uzun vadede kendini töhmet altında bırakacak bir yaklaşımdan kolaylıkla kurtarabilecektir. Unutulmamalıdır ki; güneş doğduğunda herkes, gece ne yaşandığına veya nasıl bir kavganın verildiğine değil, meydandaki eserlere ve kimin hangi tarafta bulunduğuna bakacaktır.

.

Abdülkerim DOĞRU

________________________

[1] Twitter, facebook ve eksisozluk gibi bir cok sosyal medya paylasim alaninda bu konuda binlerce haber ve paylasim bulunmaktadir, https://eksisozluk.com/vatan-haini-cemaat–4308071, https://eksisozluk.com/cemaate-ve-vatan-hainlerine-vurulacak-tokat–4313306 erisim 8 Haziran 2014

[2] Dikran Mesrob Kaligian, Armenian Organization and Ideology under Ottoman Rule: 1908-1914, Transaction Publishers, 2011, s. 121

[3] Hüseyin Gülerce, Ergenekon davas?, statükonun testisini çatlatt?…, 24 Eylul 2009, http://www.zaman.com.tr/huseyin-gulerce/ergenekon-davasi-statukonun-testisini-catlatti_895527.html erisim 8 Haziran 2014

[4] ISIL kills 15, abducts 300 Kurds in attacks on Kurdish towns in Syria, May 30, 2014, Friday, http://www.todayszaman.com/news-349218-isis-kills-15-abducts-300-kurds-in-attacks-on-kurdish-towns-in-syria.html erisim 8 Haziran 2014

[5] Zazaca ilmihal program?, http://www.zaman.com.tr/tv-rehberi_zazaca-ilmihal-programi_2012758.html, 8 Kas?m 2012, Peygamberimiz’i Kürtçe ö?reniyoruz! http://tr.fgulen.com/content/view/20613/11/, erisim 8 Haziran 2014

Yorum Ekleyebilirsiniz