Twitter Facebook Linkedin Youtube

TÜRKİYE’DE BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR

Abdullah DAĞDEMİR

Abdullah DAĞDEMİR

Türkiye de spor, son 10–15 sene öncesine kadar sadece güreş, halter gibi belirli alanlarda gelişme göstermişti. Ama son yıllara bakıldığında; sporun her alanda gelişme kaydetmekte olduğu ve Türkiye’nin “sporda ben de varım!” diyebilme seviyesine yaklaştığı görülmektedir. Çin, ABD ve Rusya gibi olimpiyat oyunlarında derecelere sahip ülkeler gibi olmasa da Türkiye, yavaş yavaş dünyanın dikkatini üzerine çekmeye başlamıştır.

NEDEN BAŞARILI OLAMADIK?

Spor, 1922–1945 yılları arasında ilk olarak devlet eli ile yürütülürken daha sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin etki alanına bırakılarak daha da özel hale getirildi. Uluslararası oyunlarda Türk Bayrağının yanı sıra, dönemin iktidar partisinin de bayrağının dalgalanması örneğinde görüldüğü gibi; mezkûr dönemde, iktidar partisinin gözetimi altına giren spora siyaset karıştırılmıştı.

Spor bakanlığının sürekli olarak yenilenmesinden dolayı, bu dönemde kaliteli spor hizmetlerinin oluşması gecikmiştir. O dönemlerde yaşanan ekonomik sıkıntılar, darbeler, insanlara fırsat verilememesi ve sporun sadece zenginlerin bir uğraş alanı olarak görülmesi gibi sebeplerden dolayı da ülkemiz, sporda oldukça geri kaldı…

BEDEN EĞİTİMİNİN YAPILMAMASI

Sporda geri kalmamızın nedenlerinden biri de, Beden Eğitiminin sadece geçilmesi gereken bir ders olarak görülmesi… Aslında beden eğitimi; bedenin ve ruhun terbiyesidir. Koşmak, zıplamak, tırmanmak… Bunlar ve daha fazlası, insanın kendi içinde olan bedensel bir tepkidir. Bunları yapamayan bir beden, elbette sıkıntı çeker. “Vaktim yok”, “zamanın yok” deyip ertelemek, bedeninize ve ruhunuza yapmış olduğunuz büyük bir işkencedir kanaatimce. Aşırı kilo, nefes alıp vermede zorluk çekme, vücut organlarının yağlanması ve düzenli çalışamaması gibi daha birçok sorun, beden terbiyesinin verilmemesinden kaynaklanır. Dolayısıyla “beden eğitimi”, sadece okullarda verilen bir dersten ibaret olmamalı; bütün yaşama aktarılması sağlanmalıdır. Çünkü sporun pek çok önemli faydası bulunmaktadır. Bunları şu şekilde sayabiliriz:

Fiziksel ve Fizyolojik Yararları:

-Fit ve düzgün bir vücudumuzun olmasını sağlar

-Vücudumuzdaki organların ve sistemlerin düzgün ve verimli çalışmasını sağlar

-Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam süreci geçirmemizi sağlar

-Hastalıklara karşı daha dirençli bir bedene sahip olmayı sağlar

-Temel muhtelif özelliklerimizin gelişmesini sağlar

-Dayanıklılık, estetik, denge, sürat, gibi daha birçok özellikler kazanmamızı sağlar

Psikolojik Yararları:

-İnsanın kendisini tanımasını sağlar

-Çevresi ile uyumlu bireyler yetiştirir

-Kendisi ve çevresi ile barışık bireylerin yetişmesini sağlar

-İnsanın karşılaştığı sorunlarından uzaklaşmasını sağlar

-Planlı ve programlı yaşamayı sağlar

Toplumsal Yararları:

-Milli şuur ve milli iradenin gelişmesini sağlayarak toplum yapısının güçlenmesini sağlar

-Sağlıklı bireyler, sağlıklı toplumlardan oluşur.

Ekonomik Yararları:

-Spor faaliyetlerinin düzenlendiği yerlerde spor turizmi oluşur, bu da oranın büyümesine ve gelişmesinde katkıda bulunur

-Spor faaliyetleri iş alanları ve sektörleri geliştirir.

-Mesleki iş kolları doğar

-Spor yan sanayi kurulur

Sporun faydalarını saymakla bitiremeyiz. Sosyal alandan tutun da ekonomik alana kadar ve daha pek çok alanda bizlere fayda sağlar. En önemlisi; spor bireyin yaşantısını kolaylaştırır. Spor yapan bir insan ile yapmayan bir olur mu? En azından vücuduna zararlı olan maddeleri kullanmaktan sakınır. Spor, insanı alkolden sigaradan ve diğer kötü alışkanlıklardan da uzak tutar. Çünkü birey, spor yaparak kendisi ile barışık hale gelir. Ve bu bireysel farkındalıklar, sağlıklı toplumların oluşumuna zemin hazırlar.

etkisiz nesil

AİLELERİN BİLİNÇLİ OLMASI LAZIM

Küçük yaştan itibaren çocuklarımızın kılık kıyafetinde bir değişim söz konusudur. Çocuğun koşup oynaması gerekirken, evde hapis olması ve rahat elbiseler yerine kaba, sıkı kot tarzı kıyafetlerin giydirilmesi, çocukların hareketlerini kısıtlar. Arkadaşları koşup oynarken o daracık ve ağır elbiseler içinde sıkışıp kalırlar. Çocuklara rahat edecekleri elbiseler giydirilmeli ve çocukların toza toprağa karışması sağlanmalı. Çocuk, elbette koşacak ve düşecek. Böyle büyümeli, her düştüğünde kaldırılmamalı ve böylece zorluğu çekip kendi kendine kalkmasını bilmeli…

Önemli bir mevzu daha; internet… İnternet, yanlış kullanıldığından dolayı ve gayri ahlaki ve yasadışı sitelere kolay ulaşılabilmesi nedenleriyle, nesli tembelleştiren ve olumsuz etkileyen önemli bir sorun haline gelmiştir. Çocukların sosyalleşmesini engellemekte, davranış bozukluğuna neden olmakta ve çocukların kötü örneklere ulaşmasını temin etmektedir. Yukarıda da bahsettiğim gibi beden eğitimi; bedenin ve ruhun terbiyesidir. Çocuk, kötü amaçlı internet kullandığında ruhun terbiyesinden mahrum kalır, eğer internete bağlı kalıp dışarı çıkmaz koşup oynamaz düşüp kalkmaz ise bundan dolayı da beden terbiyesinden de mahrum kalır.

Tüm bu sayılan nedenlerle, anne-babaya, kısacası aileye çok iş düşüyor. Bırakın çocuklar koşsunlar, bırakın düşsünler. Küçüklüğünde koştu koştu, yok koşamadıysa zaten büyüdüğünde birçok bahane, onun koşmasına engel olacaktır.

 

Abdullah DAĞDEMİR

Sahipkıran AKADEMİ kategorisinde yayınlanan diğer yazılar için tıklayınız.

Sahipkıran Akademi Hakkında

Sahipkıran AKADEMİ; üniversite öğrencilerine çalışmalarını yayınlayabilecekleri bir platform sağlamak ve öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak üzere, Merkezimiz çatısı altında yeni oluşturulmuş bir yapıdır. “Türkiye’nin geleceğinin mimarları, Sahipkıran’da buluşuyor!” sloganı ile gayretli ve üretken üniversitelileri, çalışmalarını bu platformda paylaşmaya ve SASAM’ın etkinliklerine katılmaya davet ediyoruz. Sahipkıran AKADEMİ üyeliği, tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Üye olan öğrenciler, istedikleri zaman üyelikten çıkabilmektedirler. Üye olmak veya üyelikten çıkmak için bilgi@sahipkiran.org adresine, talebinize ilişkin e-posta göndermeniz yeterlidir. Talebiniz, en geç 3 iş günü içinde sonuçlandırılacaktır.

Yorum Ekleyebilirsiniz