Twitter Facebook Linkedin Youtube

AB ADALET DİVANINDAN ŞAŞIRTAN KARAR

Cesurhan TAŞ

Cesurhan TAŞ

Avrupa Birliği’nin mevzuatını denetleyen AB Adalet Divanı (ABAD), Türk vatandaşlarına yönelik ‘vize muafiyeti’ konusunda hayati öneme sahip olan ‘Demirkan’ davası ile ilgili kararını vermiş bulunuyor. Lüksemburg’daki mahkeme, Leyla Ecem Demirkan’ı talebinde haksız buldu ve davayı reddederek Türk vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz girme hakkının bulunmadığına hükmetti. Yani, Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vize almadan azami 3 ay süreyle turistik amaçlı seyahat hakkı olmadığına karar verdi.(1)

Konu, Almanya’da yaşayan babasını ziyaret etmek için vize başvurusu yapan bir Türk vatandaşı, Leyla Ecem Demirkan adlı kadının Alman mahkemesine dilekçe sunmasının ardından gündeme gelmiş; Alman makamlar da kadına vize vermeyi reddettiğinden, Türk vatandaşı kadın, AB-Türkiye Ortaklık Anlaşması Ek Protokolüne gönderme yaparak “standstill” koşulunun, taraflara hizmet alma özgürlüğüne yeni sınırlamalar konmasını yasakladığı iddiası ile konuyu AB Adalet Divanına taşımıştı. Türk vatandaşı davacı, bu koşulun sadece hizmet sağlanmasını isteyenlere karşı “aktif” hizmet alımı özgürlüğü değil aynı zamanda bu hizmetleri almayı isteyenlere karşı “pasif” hizmet alımı özgürlüğünün, vize şartı gibi yeni sınırlamalar konmasına izin vermediğini savlamıştı. Demirkan’ın avukatı Rolf Guttmann, davaya gerekçe olarak, AB’nin 1963 yılında Türkiye ile imzaladığı Ortaklık Anlaşması’nın, “taraftarların birbirlerine sonradan yerleşim ve hizmet sunum özgürlüğüyle ilgili kısıtlama getirmeyecekleri” ifadesinin yer aldığı ek protokolü göstererek “Kazanılmış Hakların Korunması İlkesi”ne işaret etmişti. Zira Türkler için vize uygulaması 1980 yılında başlatılmıştı.(2)

AB Adalet Divanı bu savı reddederek “Birlik’ koşullarının aksine Avrupa Ekonomik Topluluğu-Türkiye Ortaklık Anlaşması’nın özel ekonomik amacının olduğunu” vurgulamıştır. AB Adalet Divanı’nın “Birlik Koşullarına göre uygulanan, genellikle kişilerin serbest dolaşımına izin verilmesi için ekonomik özgürlüklerin geliştirilmesinin AB-Türkiye Ortaklık Anlaşması’nın amacı olmadığı” üzerinde durması dikkate değer bir husustur. Bu yorum mahkemenin bu yöndeki ilk yorumu durumunda. Bilindiği üzere Avrupa Birliği Adalet Divanı, Avrupa Birliği’nin yargı organıdır ve genel mahkeme ve uzmanlık mahkemeleri olmak üzere üçlü bir yapıdan oluşur. Adalet Divanı’nın temel amacı, AB hukukunun Avrupa Birliği içerisinde her yerde aynı şekilde yorumlanmasını ve uygulanmasını sağlamaktır. Adalet Divanı, AB hukukunun yorumlanmasında ve uygulanmasında hukuka saygıyı sağlama, ulusal hukuk düzenleri ile AB hukuk düzeni arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi, hukuki denetim, yorum, uyuşmazlık çözme, hukuk yaratma ve boşluk doldurma işlevlerini de ifa eder.(3)

Divan, her üye devletten bir yargıçtan, Genel Mahkeme ise yine her üye devletten en az bir yargıç olmak üzere 27 yargıçtan oluşur. Divana ve Genel Mahkemeye bizdeki tetkik hâkimlerine benzeyen 8 adet Hukuk Sözcüsü, davalar hakkında görüş hazırlayarak yardımcı olur. Yargıçlar, üye devlet hükümetlerinin önerisi ve muvafakati ile altı yıl için atanırlar ve yeniden atanmaları mümkündür. Divan müzakereleri gizli olup, açıklanmaz, kararlar çoğunluk oyuna göre oluşur ama tüm yargıçlar tarafından imzalanır ve karşı oylar yayınlanmaz.(4)

Lüksemburg’daki AB Adalet Divanı bu kararıyla, başsavcının olumsuz görüş bildirmesinin ardından benzer yönde davayı karara bağlamış oldu. Türkiye için vize muafiyeti konusunda ortaya konan siyasi engeller aşılmaya çalışılırken, bu dava üzerinden devam eden hukuki süreç de ayrı bir önem arz ediyordu. Ülkemiz ile AB arasında 8 yıldır üyelik müzakereleri devam ediyor. Hâlihazırda, Avrupa Birliği tarafından benzer statüde ülkeler arasında vize uygulanan tek ülke konumunda bulunuyor. Aleyhimize karara bağlanan Demirkan davası olumlu neticelenmiş olsaydı emsal teşkil edecek ve Türk vatandaşların AB ülkelerine hizmet alımı konusunda vizesiz seyahat edebilmenin kapısı açılmış olacaktı.

Vize zorunluluğunu yasal yoldan kaldırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından siyasi sahada bir karar alınması gerekiyor. Avrupa’da Türklerin en yoğun yaşadığı ülke olan Almanya’nın, kararın bu şekilde çıkması yönünde çaba harcadığı düşünülmektedir. Karar’da siyasi bir ağırlık hissedilmektedir. Türk kamu yönetimi uygulamasında ‘hizmet alımı’ ve ‘hizmet sunumu’ şeklinde bir ayrım yapılmaktadır. Almanya’da böyle bir ayrım bulunmamaktadır. ABAD’ın son kararıyla AB ülkelerine hizmet sunumu için gitmek isteyen Türk vatandaşlarından vize istenmezken, hizmet almak için turistik seyahate gidenler için vize talep edilecektir. Şu ana kadar ABAD, vize konusunda 56 karara imza atarken bunların 54’ü Türk vatandaşları lehinedir. Alınan son karar vize konusunda Türkler lehine işletilen hukuksal sürecin bundan sonra Türkler aleyhine işletileceği izlenimi vermektedir. Arzu edilmeyen göç nedeniyle kısıtlayıcı tutumunu sürdüren AB’nin, bu şekilde Türkiye’nin Avrupa’ya sırt çevirmesini adım adım teşvik etmeye devam etmesi endişe verici bir tutumdur. Avrupada Türklere seyahat özgürlüğü konusunda ayrımcılık yapılmaya devam edilmesi, burada yaşayan Türkler için istenmediklerinin yeni bir kanıtı olacaktır.

Cesurhan TAŞ – @cesurhan33 – cesurhan@sahipkiran.org

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

KAYNAKÇA:

1-Christian Rath, Türkler İçin Vize Özgürlüğü Yok, Die Tageszeitung, Freiburg, Almanya, 25 Eylül 2013

2-Pavlos Ksanthulis, AB Adalet Divanı: Türklere Vize Gerekiyor Fileleftheros, Lefkoşa, GKRY, 25.09.2013

3-Christian Rath, Hayal Kırıklığı Yaratan Karar, Die Tageszeitung, Berlin, Almanya,25 Eylül 2013

4- http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=45632&l=1 26.09.2013

Cesurhan Taş Hakkında

Cesurhan TAŞ: (Ankara) 1974 Anamur doğumludur. ODTÜ İ.İ.B.F, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü mezunudur. İngilizce, Arapça ve Rusça bilmektedir. Devlet yapısı, kamu yönetimi, mali yönetim, kalkınma ekonomisi, bölgesel kalkınma ve kamu hukuku alanlarında çalışmaları bulunmaktadır. Yörük ve Türkmen kültürü üzerine de araştırma ve inceleme çalışmaları yapmaktadır.

Yorum Ekleyebilirsiniz