Twitter Facebook Linkedin Youtube

ASİMETRİK SAVAŞLAR VE TÜRKİYE İÇİN ASİMETRİK HARPLE MÜCADELE OFİSİNİN KURULMASI TEORİSİ

 

Bu çalışmada genel olarak asimetrik savaşın tanımı ve özellikleri açıklanmış, asimetrik savaş uygulanma sahaları ve asimetrik savaşları yürüten ülkelerden Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Türkiye üzerinde durularak, geldiğimiz nokta itibariyle savaşın mizacı anlatılmıştır. Ayrıca Türkiye özelinde kurgulanan Cumhurbaşkanlığı Asimetrik Harple Mücadele Ofisi teorisiyle ilgili kavramlara yer verilerek, ulusal güvenlik literatürüne katkıda bulunulmak istenmiştir.

 1. Savaşların Dönüşümü ve Asimetrik Savaş Kavramına Yönelik Açıklamalar

Sanayi Devrimiyle beraber başlayan sömürge yarışı neticesinde doğan sistemde uluslaşma sürecindeki devletlerin kaynaklarını koruma ve artırma gayretleri ile hedef alınan ülkelerin asker ve sivil unsurlarını kapsayacak biçimde bertaraf etmeye dayanan zorunlu askerlik modelinin uygulandığı ve ekonominin büyük oranda askeri maksatlar için kullanıldığı savaş biçimi Total War olarak adlandırılmaktadır. Buna göre Total War yapısı itibariyle konvansiyonel biçimi ağır basan harp metodunu ifade etmektedir. Her ne kadar 19. Yüzyılın koşullarıyla teorik çerçevesi oluşsa da birinci ve ikinci dünya savaşları sırasında Total War kavramından bahsedilebilir. Ancak konvansiyonel, kalabalık ordulardan oluşan ve büyük oranda ordu finansesine dayanan veri ve kaynak aktarımını içerse bile cephe gerisinde de medya-ideoloji-kamuoyu boyutuyla mücadele verilmiştir. Bu bakımdan Total War kavramını bile salt askeri nitelikli değerlendirmek eksik olacaktır. İkinci Dünya Savaşından sonra 1945 yılından itibaren ABD ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği aralarındaki kamplaşma Soğuk Savaş olarak adlandırılmaktadır. Her ne kadar soğukta olsa savaş sıfatı ile adlandırılan bu dönem bir bakımdan mutlak barış dönemidir. Bunun sebepleri arasında şu unsurlar sıralanabilir:

-İkinci Dünya Savaşından sonra Birleşmiş Milletlerin kurulması

-Stalin’in 1953 yılında hayatını kaybetmesi

-Bloklar içinde bir müddet sonra çok kutupluluğun başlaması

-Nükleer silahları önleme anlaşmasının imzalanması

Dünya siyasetindeki bu değişmelerin yanı sıra realizmin esnemesi, yeşil teori, feminist teori gibi yeni kavramların tartışılması, iletişim cihazlarının gelişmesi ve yayılmasıyla teknolojinin ekonomik küreselleşmeyi hızlandıran yapısıyla sert stratejiler esnetilmiştir ve Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra da Yumuşak Güç kavramının temellendiği, özel askeri şirketlerin kurulmaya başladığı ve orduların küçüldükleri yeni döneme girilmiştir.[1]

Değişen ve dönüşen güvenlik tanımlamaları içerisinde yeniden değerlendirilen kavramlardan birisi de savaşın içeriğine yönelik tartışmalardır. İnsanlık tarihi bir anlamda yaşanılan savaşların tarihidir ve savaş kavramının yeniden tanımlanması tehdit, risk, savunma metodlarının da değiştiğini ve yeni stratejiler oluşturulması gerektiğini içerebilir. Yeni savaş[2] için milat olarak ise Yugoslavya’nın iç savaş neticesinde siyasi çözülmesi gösterilmektedir. Konvansiyonel bir harbin yerine sınırları içerisinde nispeten daha düşük yoğunluklu ve siyasi parçalanmayı beraberinde getiren süreç savaşın yeni mizacını gösterebilir. Ancak yeni savaş olarak ilan edilen Yugoslav iç savaşı seviye ve kullanılan yöntemler farklı olmasına rağmen yine de önceki yıllarda da yaşanan savaşlardan benzerlikler taşımaktadır. 20. Yüzyılın sonunda dağılan Yugoslavya ile 20. Yüzyılın başında siyasi ve teritoryal olarak çözülen Osmanlı İmparatorluğu’nun aralarında, iç çatışma yöntemleri bakımından ise 18. Yüzyılda yaşanan Amerikan iç savaşından bariz farkı yoktur ve neticede fizik farklılaşsa da ruh aynı kalmıştır. Bu bakımdan yeni savaşlar konusunda kesin tanımlamalar ve çıkarımlarda bulunmak her zaman doğru sonucu vermeyecektir. Yeni savaşların sebebi sayılan kimlik politikalarının varlığı ve ideolojilerin bittiği yönündeki yaklaşım doğrudur ancak yeterli değildir. Çünkü kimlik politikalarını da nihayetinde ideolojiler tetiklemektedir. Bu bakından Kaldor ve ekolü yeni savaşı konvansiyonel ile sınırlar içerisindeki gayrı nizami çatışmalar arasında bir konumda değerlendirmektedirler. Eleştirel güvenlik çalışmaları ise ulusal ve uluslararası egemenliğin devlet merkezli doğasına getirdiği eleştiriyle birlikte egemenliğin yeniden tanımlanması kavramı üzerinde durmuştur. Bu konuda en önemli çalışmaları yürüten ekolün başında ise Kopenhag Okulu gelmektedir. Barry Buzan, asimetrik tehditleri ön planda tutarken güvenliğin çeşitlenmesi kavramı üzerinde durmaktadır. Bu yeni güvenlik biçimine göre ise dört farklı savaş kavramı geçerli olacaktır. Birincisi, devletlin devlete karşı yürüttüğü savaştır ve Soğuk Savaş sonrasında bu eğilim düşüşe geçmiştir. İkincisi, devletin sivil olmayan topluma karşı yürüttüğü savaşlardır. Burada sivil olmayan toplum kavramından terör örgütleri, organize örgütler, suç örgütleri gibi yapılar anlaşılmalıdır. İşte bu evrede tam olarak bir asimetri söz konusudur. Üçüncüsü, devletin ve sivil toplumun karşı karşıya geldikleri savaşı ifade etmektedir. Baskıcı idareler hegemonyalarını devam ettirebilmek adına sivil kurumlara yönelik savaşa başvurabilmektedirler. Dördüncüsü ise, sivil ve sivil olmayan tarafların birbirlerine karşı giriştikleri savaşı ifade etmektedir. Çökmüş devlet kategorisindeki ülkelerde üstel bir otorite bulunmadığı için taraflar karmaşık biçimde birbirleriyle savaşmaktadırlar.[3]

Yeni savaşlar ile ilgili geçerli teoriler incelendiğinde bu noktada belirli kategorilere değinilmelidir. Birinci kategoride savaşın yeni olmadığı ve biçim değiştirdiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. İkinci kategoride ise 2002 yılında ABD ordusundan Binbaşı William Nemeth’in yüksek lisans tezinde yer verdiği Çeçenistan savaşına vurgu yapan hibrit savaş kavramı yer almaktadır. Kavram 2013 yılında Rusya Genelkurmay Başkanı Gerasimov’un doktrinize ettiği biçimiyle savaşta halkın ve özel kuvvetler gibi yapılanmaların önemine vurgu yapmaktadır. Hibrit savaş, konvansiyonel ve konvansiyonel olmayan unsurların yer aldığı savaş biçimidir. Bu sebeple hibrit savaşın içerisinde mutlaka asimetrik faktörlerin öne çıktığı asimetrik savaşta yer almaktadır. Hibrit savaşlar ve asimetrik savaşlar birbirlerinde ayrı kavramlar değildir. Asimetrik savaşın başarısı tekil olarak asimetrik savaşın olumlu sonuçlanmasıyla doğrudan ilgiliyken, hibrit savaşın başarıya ulaşmasında da önemli etkiye sahiptir.

Asimetrik tehdidin evrensel bir tanımı olmaması ve yapısı gereği, bazen bilinen simetrik simetrik tehditlerin farklı bir anlayışla kullanımını ifade etmek bazen de terör gibi tehditler için kullanılmakta olduğu ortaya konulmuştur.[4]

Türkiye’de asimetrik savaş kavramının üzerinde durulması 2009 yılında siyasi tartışmaların ortasında kendisini göstermiştir. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik yoğun bir asimetrik savaş yürütüldüğünü belirtmiştir.[5] O dönemde çoğunluğu askeri personeli kapsayan birtakım soruşturma, kovuşturma ve tutuklamaların asimetrik savaş olarak tanımlanması kavramın psikolojik savaş boyutunun önemini vurgulamaktadır. Paramiliter bir örgüt yerine asimetrik savaşın devlet ve kurumlarına karşı yine aynı devletin resmi görevlilerince yürütüldüğü söylemi oldukça iddialıdır. Ancak 17-25 Aralık 2013 operasyonları, 1 ve 19 Ocak 2014 MİT tırları ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimi bu söylemi desteklemektedir. Asimetrik harbin vekil aktörleri arasında resmi görevlilerinin yer alması bu savaşın tehlike ve belirsizliğini çok iyi vurgulamaktadır. Asimetrik savaşı başarılı biçimde yürütmek isteyen devletlerin, yabancı ülkelerin siyasi ve askeri yönetici adaylarına yönelik eğitim ve yetiştirme programlarının[6] örtülü operasyonlarla olan yakın ilişkisi asimetrik savaşın görünmeyen özelliği olduğunu anlatmaktadır.

Yeni savaşların ne oranda yeni oldukları çatışma şekilleri, teknoloji, sebepler ve sonuçlar incelendiğinde saptansa da savaşın ana karakterinin şu zamana kadar değişmediği geçerlidir.

Asimetrik savaşta bir tarafın örgütlü ve konvansiyonel diğer tarafın ise daha zayıf ya da nicel olarak az sayıda bulunması simetrik olmayan yani asimetrik biçiminde açıklanır ancak bu yöndeki çatışma biçimlerinde yer alan aktör çeşitliliği ve bağlantıları asimetrik savaşın, klasik asimetrik savaş olarak değerlendirilemeyeceğini kanıtlamaktadır. Ayrıca gayrınizami savaş ve kır ya da şehir terör eylemleri de çeşitlenerek başta siber saldırılar olmak üzere yeni saldırı biçimlerini beraberinde getirmiştir. Asimetrik savaşların analizinde teknolojik kapasitelerin de değerlendirilmesi gerekir aksi durumda bu kavrama yönelik yapılacak tanım ve saptamalarda eksiklik olacaktır.

Örnek vermek gerekirse tarafların İHA teknolojisine sahip olup olmaması, tanksavarların varlığı ve kullanımı, istihbarat yeterliliği, hava kuvvetlerinin kullanılıp kullanılmadığı, saldırı helikopterlerinin devreye sokulup sokulmadığı gibi teknik konular askeri planlamaların üzerinde etkili olacaktır. Yine bu silah türlerinin asimetrik savaşta en kullanışlı olanlarının hangilerinin olduğuna dair değerlendirmeler de asimetrik savaşların sonuçlarına etki edecektir. Dahası tarafların sahip oldukları teknik imkanların tektik ve operasyonel planlamalara da etkisi olacaktır. Bu teknik kapasitelerin iki taraf arasındaki dağılımına göre yapılan hesaplar çerçevesinde saldırı savunma dengesinin nasıl kurulacağı veya manevra ve yıpratma savaşlarından hangilerinin tercih edileceği de değişebilir ve bu tercihlerin doğru kurgulanıp kurgulanmadığı savaşın sonucuna etki edebilir.[7]

Asimetrik savaşlar bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer konu ise savaşlar sonucunda kesin olarak kaybedenin ya da kazananın belirlenmesindeki meçhullüktür. Asimetrik savaşların sonucuna etki eden faktörler genel olarak dört kategoriye ayrılmıştır.

Bunlardan ilki Andrew Mack’ın ortaya koyduğu irade modelidir. Büyük devletler girdikleri savaşların kendileri için hayati öneme sahip olduğunu düşünmez. Model bu haliyle zayıf olan tarafın asimetrik savaşı kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmektedir. İkinci model ise Gil Merom’un öne sürdüğü rejim tipi modelidir. Merom’a göre demokratik devletler halka hesap verme yükümlülüğü bulunan siyasi yapılar olduğu için asimetrik savaşı yürütme iradeleri zayıf olacaktır. Üçüncü model Ivan Arreguin Toft’un öne sürdüğü stratejik etkileşim modelidir. Buna göre güçlüler doğrudan saldırdıklarında zayıflar gerilla yöntemini seçerlerse zayıflar, güçlüler doğrudan saldırıyı seçerlerse ve zayıflar doğrudan savunmada bulunurlarsa zayıflar kazanacaktır. Stratejik tercihler uyuşuyorsa güçlülerin eğer uyuşmuyorsa zayıfların kazanacağı temeline dayanmaktadır. Dördüncü model ise Jeffery Record’un savunduğu dış yardım modelidir. Temel olarak zayıf tarafın dış yardım alması durumunda kazanacağını belirtmektedir.[8] Modeller kendi içerisinde tutarlı olmalarına karşın günümüzdeki harp kavramı ve sonuçlarıyla bütün olarak uyumlu değillerdir. Asimetrik savaş gibi çok değişkenli ve oyunculu bir müsabakanın kesin sonucunu teorik olarak ifade etmek oldukça zordur.

Örneğin Anonymous global bir hacker çetesidir ve Türkiye’ye yönelikte saldırılar düzenlemiştir. Ancak Anonymous hiçbir zaman Türkiye’nin siyasi bütünlüğünü parçalayamaz bu bakımdan mutlak mağlup olarakta belirlenemez çünkü saldırıları Türkiye içerisinden ve dışarısından da alıcı bulmaktadır. Bu durumda asimetrik savaşın tarafları birtakım kazanımların yanında kayıplarda vermiş durumdadır. Bir başka örnekle Uganda’da eylemlerde bulunan terör örgütü Tanrı’nın Direniş Örgütü bu ülkeyi parçalayamamıştır bu bakımdan başarısızdır ve Uganda bütünlüğünü koruma konusunda başarı göstermiştir. Ancak siyasi talepleri ve toplumsal baskı yaratabilme faktörü sebebiyle de kendince başarılı olurken karşısındaki daha konvansiyonel aktörün ise hanesine başarısızlık yazılabilir.

Savaşların değişen koşulları, asimetrik savaşı da etkiledi ve onlarca çeşit savaş metodunun yanı sıra savaş sonuçlarının belirsizlikleri ve bir savaşın başka savaşa dönüşebilme ihtimali, asimetrik savaşa yönelik oldukça profesyonel ve entelektüel çalışmaların üretilmelerini gerekli kılar. Türkiye’nin kolluk teşkilatı ve silahlı kuvvetleri gibi legal resmi silahlı güçleri ve daha ötesinde yeni kurulması muhtemel silahlı birimlerinin, istihbarat teşkilatlarının varlığı asimetrik savaşlarda devletin başarı katsayısını yükseltir. Ancak silahlı kapasite artırımı ve dağılımı yanı sıra asimetrik tehditlerin zamanında belirlenmeleri ve buna uygun çözüm yollarının geliştirilmeleri de askeri nitelikli operasyonlar kadar önemlidir. Bir savaş yalnızca siyasi ve diplomatik sonuçlu gelişme olarak tanımlanamaz. Güvenlik çalışmalarına önemli katkılarda bulunan Stephan Walt, güvenlik kavramının askeri temelden farklı olarak yorumlanmasının asıl tehditlere yoğunlaşılamayacağı ve meselenin entelektüel tespitinin zarar göreceği kanısındadır. Savaş, asimetrik bile olsa sahadaki kinetik niteliğinden ayrı düşünülemez ve bu nitelik başarıda önemli bir katkıyı oluşturmaktadır. Savaşın ve asimetrik savaşın, askeri-kinetik yönüyle, düşünsel yönünü birbirlerine rakip göstermek ya da önem derecelerini yarıştırmak yerine birbirlerinin tamamlayıcısı olarak okumak daha isabetli bir savunma stratejisi olacaktır.

2. Asimetrik Savaşlar ve Uygulama Sahaları

Asimetrik savaşlar kapsamında en yaygın olarak karşılaşılan ya da karşılaşılması düşünülen sahalar maddeler halinde sıralanarak açıklanmıştır.

a) Asimetrik Savaş ve Ayaklanma

Baskı yaratmak suretiyle organize olarak hükümetin otoritesini sarsmak ve yeni bir otoriteyle değiştirmek hedefi, ayaklanma olarak tanımlanmaktadır. Siyasi yapıların/devletlerin baskıcı veya dışlayıcı politikaları, kötü yönetim, başarısız devlet katsayısının yükselmesi, çökmüş devlet, komitacılık ayaklanmaya giden sürecin özellikleri olarak sıralanabilir. Ayaklanmanın başarıya ulaşabilmesi için bu topluluğu organize edecek ve toplulukla uyumlu kuvvetli bir liderin varlığı gerekir. Bunun dışında ayaklanan kitlenin ortak hedefler çevresinde birleştirilmesi, ayaklanmanın dış desteğe sahip olması, gerektiği yerde gerektiği zaman uygun eylemlerin gerçekleştirilmeleri, ayaklanmanın uzama ihtimaline karşı ayaklanmada yer alan grupların şiddet eylemlerini muhafaza edecek ya da başka bir evreye geçirecek adımların atılmaları genel gerekli unsurlardandır. İç sorunlara yol açan gelişmeler genellikle ayaklanmaya zemin olarak sunulurlar ve sonrasında uzun müddet telkin ve propagandayla hazırlanan kitlenin hedef ülkenin önemli noktalarında gösteri ve işgal eylemleri gerçekleştirmeleri istenmektedir. Kitlenin hedeflerine ulaşacağına inandırılması yani motive edilmesi ise oldukça önemlidir. Bu sebeple grup içi propaganda, gruba uyumsuzluk yaşayanların belirlenerek tasfiye edilmeleri ve dijital olanaklardan istifade edilerek istenilen algı düzeyi oluşturulur. Devletler, ayaklanma karşısında bütünüyle siyasi meşruiyetlerini kaybetmeseler bile zarar görürler. Kolluk ve silahlı kuvvetlerin ayaklanmaları bastırmada izlediği yöntemlerde bazı yanlış uygulamalara sebebiyet verilebilir ve bu durum ayaklanan kitle tarafından dış lobilere sunulur. Bu noktada ise hedef ülkeye yönelik rakip ülkelerin baskısı başlayacaktır. Ayaklanmanın bastırılma süreci disiplinli bir asimetrik harp stratejisinin uygulanmasını gerekli kılmıştır.

b) Asimetrik Savaş ve Terörizm

Tarihin sayfalarında izlerine rastlamakla beraber dünya siyasetinin önemli bir argümanı olan ve en çok misyon yüklendiği 20. Yüzyılı kan gölüne çeviren terör, 21. Yüzyılda da misyonunu sürdürüyor. Bu konuya ilgi duyan herkesçe bilindiği üzere; 1789 Fransız İhtilâli’nin önde gelen isimlerinden Robespierre, ihtilal öncesi hakimlik yaparken, verdiği idam cezalarından rahatsızlık duyarak görevinden istifa etmişti. Fakat aynı Robespierre 1789 İhtilâli sürecinde, ihtilâl karşıtlarını ‘’Terörün Saltanatı’’ olarak ifade edilen yönetim anlayışı ile acımasızca bertaraf etmiş, böylece terörizm teriminin ilk defa 1793-1794 yıllarında kullanılmasını ve tarihe kayıt düşülmesini sağlamıştır.[9] İhtilâl ve devletleşme süreciyle siyasi otoritenin yöntemi olarak tanımlanan terörizm, uluslaşma ve siyasi birliklerin tamamlanmasından sonra devletlere karşı silahlı grupların siyasi bir amaç elde etmek için kullandığı şiddet eylemlerini tanımlamaktadır. Terör örgütleri, devletlerin birbirlerine karşı destekledikleri vekil oyuncular olarak görev üstlenirken savunduğunu iddia ettikleri kitlelerin sömürülmesini sağlayan kanlı yapılanmalar oluşu asimetrik savaşlarla ilgisini de arttırmıştır. Savunma ve harp konularında akademik çalışmalar yürüten Türk ordusunda da görev yapmış eski General Toptaş, terör örgütlerinin halka yönelik şiddet içerikli faaliyetlerini asimetrik savaş kapsamında değerlendirmemektedir. Ona göre terör örgütlerinin iğrenç saldırıları ve bu saldırılarla mücadele, düşük yoğunluklu çatışma kapsamında düşünülüp terörizm ve terörizmle mücadele olarak yorumlanması ve kullanılması gerekmektedir.[10] Ancak düşük yoğunluklu çatışmalar da asimetrik harbin unsurları arasında yer almaktadır. Kavram terörizmle mücadele kapsamında tanımlansa bile asimetrik savunma ve saldırı biçimlerinin geliştirilmesini lüzumlu kılmaktadır.

c) Asimetrik Savaş ve Şehir Savaşları-Meskûn Mahal

Gayrı nizami faaliyetler kırsal bölgelerde doğmuştur. Ancak 1970’lerden itibaren bu mücadelenin şehirlere taşınması gerektiği yönündeki görüşler silahlı gruplar ya da teorisyenler tarafından açıklanmaya başlanmıştır. Bundan böyle şehirler, kırsala yoğunlaşan dikkatleri dağıtmak için ya da kırsaldaki silahlı faaliyetleri destekleyecek hibrit bir saldırı biçimini oluşturmak için değerlendirilmiştir. Ancak artık nüfusun Dünya’nın her yerinde şehirlere kaymış olması, özel bir meskûn mahal saldırı ve savunma biçimini beraberinde getirmiştir.

Şehirler ve meskûn mahal bölgelerinde terör ve benzeri unsurlar şehirlerin kapsamını göz önünde bulundurarak şu eylem biçimlerine başvurabilir:

  • Saldırı
  • Bir yerin basılması
  • Bir yerin işgali
  • Pusu kurma
  • Sokak taktikleri
  • Grev ya da boykot eylemi
  • Silah, cephane ve patlayıcı madde depolarının boşaltılması
  • Mahkumların kurtarılması
  • İdamlar
  • Adam kaçırmalar
  • Sabotajlar
  • Silahlı propaganda
  • Sinir savaşı (Psikolojik harekât, dezenformasyon, bilgi harekâtı)[11]
  • Yeni silahların temini yoluyla saldırılar
  • Akıllı şehirlerin enerji ve önemli nakil hatlarına yönelik saldırılar

Bu çok boyutlu meskûn mahal saldırı olasılıklarının asimetrik savaşlar içerisinde daha ağırlıklı yaşanacağı bir döneme girilmiştir.

d) Asimetrik Savaşlar ve Siber

Ülkelerin, ülkeler tarafından devşirilen hacker gruplarının ya da hackerların, ülke güvenlik sistemlerini hedef almaları siber güvenlik sisteminin gelişmesine katkıda bulunurken, orduların içerisinde siber güvenlik birimlerinin kurulmasını beraberinde getirmiştir. Siber saldırılar kamu güvenliğini yalnızca doğrudan tehdit etmezler. Kamuoyu yönlendirme ve yanıltma etkinlikleriyle siyasi baskı amacı çok detaylı bir psikolojik savaş olarak görülmektedir.

Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan Mueller raporunda 2016 Başkanlık seçimlerinde Trump’ın Rusya tarafından desteklendiği ve Trump’ın kampanyasını yürüten ekibin Rusya’yla iş birliği içine girdiğine yönelik iddialarının somut delillere dayanmadığının ortaya çıkmasının ardından tartışmalar farklı bir noktaya evrildi. Özellikle demokratların yaklaşık iki yıldır gündemde tuttukları bu iddianın savcı Mueller tarafından soruşturulması ve nihayetinde Trump’ın ekibinin söz konusu süreçte herhangi bir dahlinin olmadığının netlik kazanması, Trump’ın iç kamuoyunda rahat bir nefes almasını sağladı. Soruşturma ile ilgili raporun gündeme gelmesinin ardından Trump yaptığı açıklamada, fake news konusuna dikkat çekmiş ve ABD anaakım medyasının sosyal ağlarda kendisi ve ekibinin Rusya ile iş birliği yaptığına yönelik “asılsız iddiaları” gündeme getirmesini şiddetli bir biçimde eleştirerek geleneksel medya araçlarının bu yolla fake news konusuna doğrudan destek verdiklerini ifade etmiştir.

Yakın dönemde fake news ve sosyal ağ tabanlı manipülasyonlar Fransa ve Almanya seçimlerine de damga vurmuştur. Seçimler öncesinde sosyal medya üzerinden sahte anketler paylaşılmış ve bu anketler gündemde uzun bir süre tartışılmıştır. Seçimlere gidilen süreçte bir site tarafından paylaşılan ankette Le Pen’in ilk turda yüzde 28,1 alarak seçimleri kazanacağı, diğer bir ankette aşırı sağ aday François Asselineau’nun ilk turda yüzde 56,91 oranında oy alacağı, başka ankette ise diğer bir aday Jean-Luc Melenchon’ü ilk turu kazanacağının iddia edilmesi sosyal medyada yapılan manipülasyonların türüne ilişkin de ipuçları vermektedir. Almanya’daki seçimlerde de İkinci Dünya Savaşından sonra ilk defa ırkçı ideolojiye sahip bir parti olan AfD’nin Federal Mecliste temsil edilmesi sosyal medyadaki sahte içerik ve bu içeriklerin etkin kullanılması ile yakından ilişkilidir. Benzer stratejilerle, aşırı sağda yer alan siyasi aktörlerin ana akım politik hayata girmesi, sosyal ağlarda yapılan bu ve benzeri manipülasyonların ne denli işlevsel olduğunu da göstermektedir.[12] Siber saha; saldırı, savunma, manipülasyon oluşturma, manipülasyona engel olma, hedef kitlenin alışkanlıklarını takip etme gibi operasyonların yaşandığı önemli bir asimetrik kulvarı oluşturmaktadır.

e) Asimetrik Savaşlar ve Teknoloji

Teknolojinin kuvvetli biçimde etkilediği sektörlerin başında askeri alan gelmektedir. Yeni savunma sistemleri ve teknolojik gereçler bu kulvara entegre edildikçe tabii ki personel sayıları azalmış ancak meslek içerisinde yeni uzmanlık birimleri ve sınıfları oluşmuştur. Örneğin hava savunma sınıfı bundan yirmi sene öncesine kadar yardımcı sınıfı oluşturmaktaydı ancak artık muharip kategoridedir ve hava savunma-taarruz sistemleri üstün bir uzmanlık ve mesai gerektiren harp sistemlerinin parçası haline gelmiştir. İHA ve SİHA sistemleri sahada personel kayıplarının önüne geçtikleri gibi, daha düşük rütbeli askerlerin bu sistemleri kontrol etmesiyle birlikte üst rütbelerin ‘Süper Kâse’ etkisiyle daha çok sistem dışına itilmesini beraberinde getirmiştir. Bu durum orduların yeni yapıları bakımından tartışılmaktadır. Ancak bu tip yeni teknolojik silahların kontrolsüz kullanılmaları sivil kayıpları yükseltmekte ve Amerika’nın, Pakistan’da karşılaştığı sorunlar gibi yeni tehditleri beraberinde getirmektedir. Suudi Arabistan petrol rafinelerine Husilerin, SİHAlar ile saldırı düzenlemeleri devlet dışı silahlı gruplarında yeni cihazlara erişimlerinin kolaylaştığını ortaya çıkarmaktadır ve merkezi hükümetler ve güvenlik bürokrasileri yeni bir istihbarat takip sistemini inşa etmek zorunda kalmışlardır.

Teknolojik gereçlerin gelişmesinin getirdiği mukayeselerden en önemlisi otonom sistemlerdir. Otonom sistemler şu anda üç bölümde incelenmektedir.

 

  • Yarı Otonom İşletim (döngü içinde insan): Makine bir görevi yerine getirir ve ardından devam etmek için insanın harekete geçmesini bekler.
  • Denetimli Otonom İşletim (döngü üstünde insan): Makine kendi başına sez, karar ve uygula döngüsünden geçer, ancak insan kullanıcı makinenin davranışını gözlemler ve istediği zaman durdurmak için müdahale edebilir.
  • Tam Otonom İşletim (döngü dışında insan): İnsan müdahalesi olmadan tamamen kendi başlarına ‘’sez, karar ver, uygula’’ döngüsünden geçerler. İnsan makineyi çalıştırmaya başladığında, makine insan kullanıcıyla iletişime geçmeden görevini yapar. İnsan ‘’Döngünün Dışındadır.’’[13]

Otonom sistemlerin ileriki yıllarda tam otonom hâle gelmesi savunma bilimcilerin ve hukukçuların üzerinde tartıştıkları ve kaygı duydukları güncel bir durumu oluşturmaktadır. Ancak günümüzdeki haliyle bile bu sistemler kullananlar bakımından operasyonel başarıyı yükseltmektedir. Akıllı mühümmatlar, robotik sistemler, otonom sistemler gibi yeni savaşların yeni figürleri devletlerin gerçekleştirdikleri operasyonlarda kolay ve rahat bir kulvarı var etmiştir. Ancak bu yeni savaş araç ve gereçlerinin asimetrik savaşların da enstrümanları olarak kullanılmaları ulusal güvenlik mekanizmalarını bir bakımdan da zor durumda bırakmıştır. Terör örgütlerinin, vekil aktörlerin ya da bireysel olarak yalnızlık sendromundaki eylemcilerin tekil olarak düzenleyecekleri saldırılarda internet üzerinden verilen siparişlerle parçaların teminleri ve silah geliştirilmesi ya da deepweb gibi mecralardan gerçekleştirilecek teminler oldukça kolay görülmektedir. Ancak örgütlü bir paramiliter grubun çok sayıda bu yeni teknolojik silaha sahip olması için başvuracağı yöntem bu silahları yine bir devlet üzerinden temin etmesi olacaktır. Soğuk Savaş dönemine damgasını vuran nükleer silahsızlanma anlaşmaları benzeri belgelerin yeni teknolojik silahlara yönelik düzenleneceği yönündeki varsayımlarda beraberinde gelmektedir fakat önemli nokta buna devletlerin ne oranda sadık kalacaklarıdır.

Savaşlar ve asimetrik savaşlarda kullanılan teknolojik silahlar yalnızca amaçlar için üretilen nesneler değildir çünkü bu yeni evre artık bütünüyle yaşamın kendisini etkileyecek seviyeye ulaşmıştır.

 

Çağ Temel Teknoloji Temel Yıkım
Makine veya Endüstri Çağı Buhar Makinesi

Yanmalı Motor

Elektirik

Kitleye ve Altyapıya Dair Herşey Fabrika süreçleri yararına mal üreten bireysel işler
Atom, Jet veya Uzay Çağı Jet Uçağı ve Uzay gemisi

Atom ve Güneş Enerjisi

Telefon

Hayata Dair Herşey Yavaş, verimsiz üretim süreçleri
Dijital Çağ veya Bilgi Çağı Bilgisayarlar

İnternet

Verilere Dair Herşey

Elle Kayıt Tutma

Fiziksel Dağıtım ve Ürünler

Artırılmış Çağ veya Zekâ Çağı Yapay Zekâ,

Akıllı Altyapı,

Dağıtılmış UX ve yerleşik programlama

Deneyime Dair Herşey

Deneyim ve Tavsiyeler

Tablo: Teknolojik Çağlar ve Yıkım Süreçleri[14]

 

Teknolojik ilerlemelerin klasik insan ve yaşantısına dair alışkanlıkları tamamen değiştirmesi beklenmektedir. Teknolojinin ordu ve özel şirketler arasında iş birliği ya da rekabete dayalı süreçlerle üretilmesi farklı silah sistemlerini, güvenlik güçlerini ve talimnameleri beraberinde getirecektir. Bu bakımdan asimetrik savaşlarda kullanılacak özel silah ve teknolojilerin takibi, patent-teknoloji casuslukları, teknolojik girişim refüzelerinin daha çok uygulanması beklenmektedir.

f) Asimetrik Savaşlar ve Fikir-Zihin İnşaları

 

Zihin kontrol ve algı yönlendirmeleri İkinci Dünya Savaşı döneminden itibaren sık olarak gündeme taşındı. Mançurya Kobayı oluşturma üzerine yapılan çalışmalar ve savaştan çıkan askerlerin rehabilitesi için Tavistoc Enstitüsünün faaliyetlerine hız verilmiştir. Günümüzde algısal yönlendirme-propaganda, siyasi iletişimden, pazarlama tekniklerine kadar uzun bir yelpazede faydalanılmaya çalışılan süreci ifade etmektedir. Ülkelerin imaj ve kavram çalışmalarını, yumuşak ve akıllı güç enstrümanlarıyla desteklemeleri, yeni medya ve yeni popüler bireyler üzerine yapılan çalışmalar cazibe veya korku merkezleri oluşturmak üzerine kurguludur. Asimetrik savaşların önemli bir boyutunu oluşturacak, algı yönetimi, propaganda ve zihin formatlama tekniklerinden sık olarak istifade edilmesi düşünülmektedir.

Şimdiye kadar süregelen propaganda geçmişine kulağını veren dikkatli bir dinleyici, birbiriyle uyumlu, ruha dokunan nağmeleri, orkestrasyonu müthiş bir incelikle yapılmış yüzlerce enstrümanın çaldığı aryaları işitebilir. Oysa yeni dönem metalik ve mekanik bir ve sıfır tınılarından ibarettir. Önceki dönemde bireyler de propaganda sonuçları açısından bir değişken vazifesi görülürken, yeni dönemde bireyler sistemin sabitleri olacaklar gibi görünmektedir. Bugüne kadarki propaganda anlayışının bütün sanatsal içeriğiyle ulaşmak istediği sonuçlar, sadece birkaç basit formülle ifade edilecektir. Birey her şeyi kendi özgür iradesiyle yaptığını düşünürken, dijital bir sistemin hükmettiği, geçmişte olduğundan daha yüksek oranda yönetilen konumunda olduğunun farkında olmayacaktır. Gördüğünün farkında olmayacak ama görecek, duyduğunu fark etmeyecek ama duyacaktır. Bilinçaltını tamamen ele geçiren propagandist, insanları kısa formüllerle ağlatacak ya da güldürecek, en barışçıl yüreklerden gözü kanlı otobot katiller yaratacak, tekdüze hayatlarını mekanik bir sessizlik içinde yaşayan sürülerden şehadet çığlıkları atan kitleler çıkaracaktır. Gelecek, insanoğlunun doğrudan bilgisayarların içerisine girerek bugün oynanan FPS (First Person Shooter) oyunların içerisindeki karakterlere dönüştüğüne şahit olacak gibi görünmektedir.[15] Google gibi teknoloji şirketleri teknolojiyle doğrudan ilgisi bulunmayan zihin faaliyetlerine de yönelmiştir ve bu alana yüklü bütçeler ayrılmıştır. Elon Musk’ın çip projesi de ilerleyen dönemde yayılarak sağlıklı insanların da kullanacakları sıradan gereçler arasında yer alacaktır. Bu durumda insanları hacklemek, insanların bu yeni uzuvlarını provoke etmek ya da devre dışı bırakmak gibi savaşlar, asimetrik savaşın küçülerek insan ve insan vücudu-zihni özelinde yürütüleceğini kanıtlamaktadır.

3. Asimetrik Savaş İncelemeleri: ABD-Rusya ve Türkiye Örnekleri

 

Asimetrik savaşın genel olarak ne biçimde yürütüldüğü konusunu ülkeler üzerinden açıklamak daha doyurucu bir sonuca ulaşmamıza sebebiyet verecektir. Hemen her ülke ve birim asimetrik savaşın unsuru olmalarına rağmen en büyük askeri harcamaya sahip olan Amerika Birleşik Devletleri, bölgesel güç haline gelen ve ordu millet geleneğine sahip olan Rusya ve son yıllarda başarılı bir asimetrik savaş sınavı vermiş olan Türkiye üzerinde durulacaktır.

a) Asimetrik Savaş ve ABD

Amerikan ulusal güvenlik kavramı ve istihbaratının kurumsallaşma süreci 1940’lardan itibaren başlayan bir süreci ifade etmektedir. Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın kurulmasıyla birlikte örtülü operasyon faaliyetlerini yürüten Amerika kimi zaman çıkarları doğrultusunda özellikle Güney Amerika bölgesinde konvansiyonel müdahalelerden de kaçınmamıştır. Amerikan toplum modeli ve demokratik mekanizmasının cazibe merkezi olarak üniversiteler, think tanklar, sinema filmleri ve müziklerle öne çıkartılması 1990’larda ortaya atılan yumuşak güç savaşlarında bu ülkeye önemli bir katkı sağlamış olacaktır. Askeri üsleri ve operasyonlarını, yumuşak güç faaliyetleri, ekonomik yaptırımları, askeri şirketler ve vekil aktörlerle destekleme yöntemiyle pek çok askeri ve sivil lideri yetiştiren ve ayaklanma, düşük yoğunluklu çatışma, sivil darbe gibi eylemlerde de yer almak suretiyle asimetrik savaş düzeyindeki başarısı öne çıkmaktadır. Körfez savaşında propaganda boyutunu farklı bir seviyeye taşımak suretiyle yoğun dezenformasyon ve algı çeşitlendirmesi bu ülkenin asimetrik savaş birikimine önemli katkıda bulunmuştur. Ancak asimetrik savaş düzeyinin yüksekliği bu düzeyin her daim aynı seviyede kalacağını nitelemez. İkinci Körfez Savaşında artık birincisinden ders çıkaran Irak vardır ve Enformasyon Bakanlığı özellikle Muhammed el-Sahaf yürütülen propagandalara karşı El Cezire ve Abu Dabi Tv merkezli karşı algı sürecini işletmişlerdir. Ancak Irak’ın işgali ile Irak Ordusu ve paramiliter milislerin birbirlerine düşürülmeleri ve çoğu komutanın silah bırakmaya zorlanması bu ülkedeki siyasi yapıyı değiştirmiştir. Amerika konvansiyonel, hibrit ve asimetrik başarısıyla Irak yönetimini değiştirebilmiştir ancak asimetrik başarı düzeyini sürdüremediği için Irak’ta ulus inşası son derece başarısız sonuçlanmış ve ülkeden çekilme kararı almıştır.[16]

b) Asimetrik Savaş ve Rusya

Çarlık döneminde Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Balkan bölgesini ayaklandırma faaliyetlerinin yanı sıra İngiltere ile diplomatik kuşatma ve askeri operasyon hamlelerini sürdüren Rusya, komünist rejimle birlikte iç cephede muhalif unsurları tasfiye etti ve dış cephede ise çok sert askeri/konvansiyonel operasyonlar düzenlemiştir. Soğuk Savaş’ın yapısına göre hibrit ve asimetrik savaş düzeyine ağırlık vermeye başlayan Rusya’nın, Afganistan ile zirveye çıkan yeni harp modeli Ukrayna ve Kırım[17] ile devam etmiştir. Ukrayna’da yürütülen savaşta paramiliter gruplar olarak genellikle Rus eski askerlerden istifade edilmiştir. Ancak Rusya paramiliter grupları[18] sahiplenmemiştir. Ukrayna’da yaşanan olayların tamamen bir iç çatışma olduğu, silahların özel şahıs veya gruplar tarafından temin edildiği, Rus askerlerinin değil, yerel halktan oluşan öz savunma güçlerinin savaştığı, Rus ordusuyla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin, ordudan atılan kişiler olduğu ve muvazzaf Rus askerlerinin bulunmadığı yönündeki açıklamalar kamuoyu ile paylaşılmıştır.[19] Rusya’nın bu stratejiye başvurmak suretiyle uluslararası tepkiyi yatıştırmak niyetinde olduğu söylenebilir. Ancak gerek ABD gerekse Avrupa Birliği’nin yaptırımları sebebiyle bu ülke milyarlarca dolarlık yükün altına girmiştir. Bu durum yeni savaşların, eski savaşlara göre daha düşük maliyete sebep oldukları yönündeki oldukça geçerli varsayımını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum eski ve yeni savaş kavramının tam olarak ayrılamadığını ve yürütülecek asimetrik savaşın eski ekolden de eser taşıyacağını göstermektedir. Ukrayna müdahalesi bir anlamda Kiliseler savaşı kavramını da gündeme taşımıştır. Din ve propaganda binlerce yıldır uygulanan bir stratejidir. Rusya’nın, pan-Ortodoks ideolojisini, Rus milliyetçiliği ve militarizmiyle desteklemesi, bu savaşların Rus halkı nezdindeki kabul seviyesini yükseltmeyi ve Doğu Ukrayna üzerindeki sempatisini pekiştirmeyi amaçlamaktaydı. Neticede Ukrayna kendi kilisesini kurdu ve asimetrik savaşların, inanç-kültür boyutu da hesap edilmesi gereken bir kavram olarak savaş ve istihbarat analistlerinin gündemini oluşturmuştur.

c) Asimetrik Savaş ve Türkiye

Türkiye’nin siyasi ve güvenlik kodunda asimetrik savaş kavramı bulunmaktadır çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına sebep olan İstiklâl Harbi bir asimetrik nitelikle başlamıştır. Mondoros Anlaşması, Türk ordusunun terhisini ve ordunun silahlarına el koyulmasını gerektirmekteydi. Ordu terhis edildi ancak bölgesel milisler oluşturulduğu gibi envanterden kaçırılan silahlar milli kuvvetlere dağıtıldı. Böylece gayrı nizami harp esasına göre askeri nitelikli savunmanın yanında, propaganda, dini fetva, yardım toplama, siyasi meşruiyet için ise yeni bir Millet Meclisi teşkilatlama, asimetrik harbin genel niteliğini oluşturmuştur. Kuruluşundan sonra ise Hatay ve Kıbrıs çıkarmaları sınırların ötesine yönelik özel bir harbi gerektirmiştir. Türkiye’nin asimetrik harp birikiminin yoğun biçimde ve sınır güvenliği/ileriden güvenlik için uygulandığı dönem ise tam anlamıyla 2016 ve sonrasına denk düşmektedir. ABD’nin, Irak operasyonuyla birlikte otonomlaşma sürecine giren Kuzey Irak aktörleri, Türkiye bakımından çözümlenmesi gereken yeni bir süreci doğurdu. Ancak terör örgütü PKK’nın siyasileşme ve şehirlerde de boy gösterme faaliyetleri Türkiye’nin yeni bir savunma politikası oluşturmasını gerekli kılmıştır. 24 Ekim 2015 yılında Türk Hava Sahası’nı ihlâl eden Rus uçağının düşürülmesinden sonra, Türkiye’nin yalnızlaştırılma ve kuşatılma süreci başlatılmıştır. Rusya, Suriye-Ermenistan-İran’da askeri varlığını yükseltirken, NATO ise Patriotların kullanılamayacağını belirtmiştir. Bütün bunların dışında ise 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişiminin yaşanması ile güvenlik bütünlüğü sarsılmıştır. Türkiye, darbe girişiminden sonra ilk olarak Rusya’yı ziyaret ederek dış politika çeşitliliğini yükseltmiş ve akabinde 24 Ağustos tarihinde başlatılan Fırat Kalkanı Harekâtı ile Suriye’ye yönelik gerçekleştirilen harekâtların devamını sağlamıştır. Fakat doğu ve batı bloğunun eşzamanlı Türkiye’yi hedef alan söylem ve eylemleri devam etmiştir. Türkiye ise askeri güçleri ve istihbaratının yanı sıra bölgedeki yerel silahlı unsurlardan faydalanarak vekalet savaşını başarılı yürütmüştür. Suriye’ye yönelik girişilen asimetrik savaşın askeri boyutu başından sonuna bütün olarak aynı organizasyon yapısı üzerine kurulu değildir. Fırat Kalkanı özel kuvvetlerle yapılırken Zeytin Dalı’nda ikinci ordu ön plana çıkmış, Barış Pınarı’nda ise Genelkurmay Karargâhı çok daha etkili olmuştur.[20]

Harekâtı boyunca bölgede işgalci olmadığını ve sınır güvenliği için bulunduğunu sık olarak gündeme getirerek hem bölge halkının gönlünü kazanmaya hem de uluslararası hukuka riayet ettiğine yönelik imajını güçlendirmiştir. Kendisine yönelik gerçekleştirilen algı ve psikolojik savaş yöntemlerinde ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Anadolu Ajansı ve sivil toplum kuruluşlarının zamanında cevapları psikolojik harekâtın çürütülmesinde önemli rol oynamıştır. Fırat Kalkanı Harekâtı’nın neredeyse Malazgirt Zaferi ile aynı tarihe denk getirilmesi, Afrin merkezine Türk Sancağı’nın, Çanakkale Zaferinin tarihi olan 18 Mart günü dikilmesi, Azerbaycan zafer kutlamalarında ise Azerbaycan ordusunun şehit sayısı kadar TSK personelinin törenlerde yer alması yeni savaşların, psikolojik boyutundaki subliminal etki/mesaj yönteminin uygulanmak istendiğini ortaya koymuştur.

4. Türkiye İçin Kurgulanan Bir Güvenlik Teorisi: Cumhurbaşkanlığı Asimetrik Harple Mücadele Ofisi

 Asimetrik savaş ve bu savaşın dönüşümündeki değişimlerin incelenmesinden sonra bu alana yönelik yeni bir yapının kurulması devlet mücadele eşiğinde başarı oranını daha da yükseltecektir. Türkiye’nin yeni idari yapısı 16 Nisan 2017 referandumundan sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak belirlenmiştir ve sisteme özgü düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkındaki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Cumhurbaşkanlığı Ofislerinin kuruluşuna ilişkin bölümüne göre, verilen görevleri yerine getirmek üzere Cumhurbaşkanlığına bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, İdari ve mali özerkliğe sahip, Dijital Dönüşüm Ofisi, Finans Ofisi, İnsan Kaynakları Ofisi ve Yatırım Ofisi kurulmuştur.[21] Son dönemde dijital gelişmedeki olanaklara bağlı olarak öne çıkan özellikle dijital dönüşüm ofisi ile kamuoyu, bu yapılara daha alışkın hale gelmiştir.

Sistemle uyumlu olan ve Cumhurbaşkanlığına bağlı Asimetrik Harple Mücadele Ofisi’nin hayata geçirilmesi bu alana yönelik eksikliği giderecek bir çalışma olacaktır. Ofis, diğer Cumhurbaşkanlığı ofisleri mahiyetiyle benzer sorumluluğu üstlenecektir fakat tabii ki görev ve çalışma biçimleri farklılık gösterecektir. Bu bakımdan Asimetrik Harple Mücadele Ofisi, stratejik istihbarat üretme maksadıyla oluşturulmuş bir birim olmadığı gibi yurt sathında veya dışında herhangi askeri ve benzeri operasyon icra etme yetkisi de bulunmamaktadır. Ofis, asimetrik harbe yönelik gerekli fikri çalışmaların yanı sıra koordine ve geri bildirim faaliyetlerinde bulunmalıdır. Buna göre genel olarak Ofis’in görevleri şu biçimde sıralanabilir:

 

  1. Cumhurbaşkanı ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından belirlenen amaçlara uygun politika ve stratejiler üretmek.
  2. Kamunun ve toplumun karşı karşıya kalacağı asimetrik harp tehditlerini belirlemek ve bu tehditlere yönelik yol haritası hazırlamak.
  3. Asimetrik harple mücadelenin uygun zeminini oluşturabilmek için en başta düşünce kuruluşları ve akabinde diğer sivil toplum örgütleri ve çevrim içi topluluklarla uygun çalışma ve içerik geliştirebilmeye yönelik faaliyetlerde bulunmak.
  4. Asimetrik harbin yeni vasıtaları olan gelişmiş teknolojik silahların uluslararası platformlar nezdinde takibini gerçekleştirmek.
  5. Asimetrik harbin yeni vasıtaları olan gelişmiş teknolojik silahların ulusal platformlar nezdinde takibinde bulunmak ve bu hususta gerekli görüldüğü durumlarda danışmanlık gerçekleştirmek.
  6. Asimetrik harp ile ilgili yeni kavram, çözüm, öneri, savunma metodlarını kolluk kuvvetleri, silahlı kuvvetler ve istihbarat teşkilatlarına sunmak.
  7. Gerekli olduğu durumlarda Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında temsilci bulundurmak ve görev alanı ile ilgili brifing vermek.
  8. Görev alanıyla ilgili olarak lüzumlu kamu kurumlarından bilgi temininde bulunmak.
  9. Görev alanıyla ilgili olarak şahıs ve tüzel kişiliği bulunan özel kurum veya sivil toplum kuruluşlarından Cumhurbaşkanı onayıyla bilgi temin etmek.
  10. Cumhurbaşkanınca verilen diğer görevleri yapmak.

Ofisin idari yapılanmasında bulunması muhtemel dairelerin görevleri ise aşağıdaki biçimde sıralanabilir.

A) Asimetrik Harple Mücadele Ofisi Koordinasyon Daire Başkanlığı

  • Asimetrik harple mücadeleye yönelik stratejilerin tam olarak belirlenebilmesi için diğer kurumlarla koordinasyon sağlamak.
  • Asimetrik harp sahasıyla ilgi teknik birikimin arttırılması için gerekli projeleri hazırlamak.
  • Temin ettiği envanterle ilgili raporlamayı ve tavsiye içeriğini oluşturmak.
  • Savaş ve asimetrik savaş tecrübesi bulunan sivil ve askeri personele yönelik çalışmalarda bulunmak.

B) Asimetrik Harp Yeni Teknolojiler ve Kaynak Yönetimi Daire Başkanlığı

  • Asimetrik harbin ilgi ve kullanım alanı dahilindeki dünyadaki güncel teknolojik ilerlemenin takip edilmesi.
  • İlgili ülkelerde açık kaynaktan toplanan verilerin sınıflandırılması ve kısa, orta, uzun vadeli teknolojik saptamaların hazırlanması.
  • Asimetrik harbin karşılanması ve üretilebilmesi için Savunma Sanayii, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ve savunma şirketleriyle iş birliği yapmak.
  • Asimetrik harbe yönelik genel kaynak ve personel gücünün değerlendirilmesine yönelik raporları hazırlamak.

C) Asimetrik Harp Uzmanlık ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı

  • Asimetrik harple ilgili uzman personelin belirlediği esaslar doğrultusunda yeni harp metodlarını geliştirmek.
  • Asimetrik harp uygulama raporları ve sonuçların değerlendirilmeye tabi tutulması suretiyle tavsiye kararlarda bulunmak.
  • Asimetrik harp konusunda uzman ve ofis personeli olmayan TC vatandaşı ya da yabancı uyruklu kişilerden ofisin görev mahiyeti doğrultusunda ortak çalışmalar yürütmek.

 

D) Asimetrik Harp Güvenlik Dairesi Başkanlığı

  • Asimetrik harp ofisinin Koruyucu Güvenlik uygulamasını yerine getirmek siber ve fiziki ortamda ofis bina, demirbaş ve envanterini muhafaza etmek.
  • Ofise karşı gerçekleştirilecek siber, algı vs saldırılarda güvenliği temin etmek.

 

E) Asimetrik Harp Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığı

  • Türkiye’ye karşı girişilen asimetrik harbe yönelik açıklamaların başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Dairesi ile koordinasyonla gerçekleştirilmesinin sağlanması.
  • Ofisin yurtdışı temsilcilikleriyle ilgili çalışmaların düzenlenmesi.
  • Yurtdışında ofis görev sahasıyla ilgili çalışmaların takip edilmesi.
  • Yurtdışında ofis görev sahasıyla ilgili olarak kültürel ve entelektüel çalışmaların yürütülmesi.

 

Asimetrik Harple Mücadele Ofisi Gözlem Komisyonu

Ofis bünyesinde, asimetrik harbin doğası, gelişmesi ve sonucuna katkıda bulunan kurumların faaliyet takibi ve ortak etkinliklerin yanı sıra bu konularda gerektiğinde bilgilerine başvurulacak personelin takibi için her sektöre uygun düşen bir gözlemci belirlenmeli ve bu gözlemcilerin oluşturacağı komisyon, ofis başkanına bağlı olarak görev üstlenmelidir. Komisyon gözlemcilerinin sorumlu olacağı sektörler şu biçimde sıralanmalıdır:

  • Düşünce Kuruluşları
  • Üniversiteler
  • Savunma
  • Kamu Kurumları
  • Finans Şirketleri
  • Startuplar

5. SONUÇ

Günümüzde savaşlar düşman, halk ve asimetrik düzeyde verilmektedir. Asimetrik savaşların fazlalığı devletlerin kamuoyu nezdindeki yükünü azaltırken, uluslararası hukuk düzeyinde kaçış noktalarının aranmasından yeni harp metodlarının gelişimine katkıda bulunmasına kadar çeşitli alanlarda sağladığı getiri ile açıklanabilir. Dünya’da konvansiyonel savaşın yaşanma ihtimali askeri teorisyenlerce oluşturulmaktadır. Ancak topyekûn bir savaşta bile asimetrik unsurlar bulunacağından asimetrik düzeyde harp profesyonelliği, konvansiyonel savaşın sonucunu da etkileyecektir.

Savaşların dalgalı düzeyi olduğu da mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Konvansiyonel bir savaş asimetrik savaşa dönüşebileceği gibi asimetrik savaşta konvansiyonel savaşa dönüşebilir ve farklı düzeylerde hibrit savaş seçenekleri belirebilir. Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşında konvansiyonel savaşı kaybetmiştir. Ancak daha sonra başarılı bir asimetrik savaş başlatmıştır. Asimetrik savaşı ise konvansiyonel bir düzeye ulaşmıştır. Konvansiyonel savaş ise sonrasında başarılı bir hibrit savaş koşullarını doğurmuştur. Postmodern güvenlik toplumunun gerekliliklerine göre Türkiye’nin siyasi yapısına uygun olarak Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Asimetrik Harple Mücadele Ofisi’nin faaliyete geçirilmesi güvenliğin merkezden çevreye boyutunu ve sektörleşme kademesindeki başarısını yükseltecektir. Bu yönde bir yapının faaliyete geçirilmesi kurumlar arası çatışmayı beraberinde getirmez çünkü yapı bu haliyle ulusal bir istihbarat birimi seviyesinde oluşturulmayacaktır. Birimin bakanlıklar ya da diğer kurumlarla rekabet halinde bulunacağı yönündeki görüş ise geçerli olabilir. Ancak her demokratik devlette kurumların rekabeti söz konusudur. Kurumsal rekabet ulusal güvenlik birikimine katkı yapacaktır. Asıl kaçınılması gereken konu kurumsal çatışmadır. Yasalarla kurumların işleyiş koşul ve çevresi keskin olarak belirtilip, etkin koordinasyon ve denetim mekanizmasıyla birlikte çatışma düzeyi asgariye indirilmiş olunacaktır.

Savaşın yeni doğasının gerekliliklerinden en önemli unsuru savaşın her daim devam ettiği gerçeğidir. Bu sebeple asimetrik savaşlarda karşılaşılabilinecek başarısız sonuçlar, mutlak bir son bulunmadığı için aktif bir geri besleme ve değerlendirme sürecini lüzumlu kılmaktadır. Sovyetler Birliği, Afganistan’da 1979’dan itibaren yürüttüğü ve asimetrik tonunun yüksek düzeyde setrettiği savaşta başarısız olmuştur. Ancak Rusya ilerleyen yıllarda gerçekleştirdiği Ukrayna ve Kırım müdahalelerinde, Afganistan’da da yer alan askeri ve sivil unsurlarından da faydalanmıştır ve arzu ettiği sonuca göre başarılı olmuştur. Türkiye’nin herhangi bir asimetrik tehdit ve savaşta başarısız olma ihtimali devam eden savaşlarda da başarısız olacağı anlamına gelmemektedir. Asimetrik savaş ve saha tecrübesi bulunan kadrolardan yeniden istifade süreçlerinde, Asimetrik Harple Mücadele Ofisi’nin etkin bakımdan rol alması bu yeni mekanizmanın işlevleri arasında yer almalıdır. Bu takip sistemi ve bilgi düzeyinin farklı alanlarda uzman biçimde yansıtılma misyonu, ofisin ve Türkiye’nin tam olarak asimetrik ve ötesindeki harp düzenine hazır olmasını sağlayacaktır.

[1] Onur Dikmeci, Harplerin Değişen Yüzleri, Sunum Notları, Academia.Edu…

[2] Mary Kaldor, New and Old Wars: Organised Violence in a Global Era, Cambridge, 2012

[3] Barry Buzan, Askeri Güvenliğin Değişen Gündemi, Uluslararası İlişkiler, Cilt 5, Sayı 18: 107-123

[4] Halim Altınışık, Küresel Terörizmin Yeni Yüzü Canlı Bombalar, Ankara, Detay Yayıncılık, Ocak 2017, s.10

[5] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/org-basbugdan-savas-gemisinde-cok-sert-aciklamalar-13224433

[6] ABD, Soğuk Savaşın hemen başlangıcında belirlediği ülkelerin askerlerine, Kansas ve Georgia’da piyade ve kurmaylık eğitimi vermekteydi. Daha sonradan program kapsamını genişleterek IMET programını devreye sokmuş ve özel harp eğitimleriyle ülkelerin darbeci kadrolarını hazırlamış ve bu ülkeleri kendi politikalarına uyumlu hale getirebilmiştir. Sovyetler Birliği’de başta Barzani Aşireti olmak üzere belirlediği kişileri kendi harp okullarında okutarak politikasıyla uyumlu bölgesel aktörlerin gelişimini desteklemiş ve kendi asimetrik harp sürecine katkıda bulunmuştur. Türkiye’de emniyet içerisinde yer alan Emre Uslu ve Önder Aytaç gibi dönemin polis amirleri ise Fetullahçı Terör Örgütü Tarafından, Amerika’ya götürülmek suretiyle psikolojik savaş sürecinde eğitilmişlerdir. Asimetrik savaşların terör aparatı FETÖ böylelikle çeşitli kurumlarda kendi aparatlarını oluşturarak çok başlı bir asimetrik savaş sürecine sebep olmuştur.

[7] Hasan Basri Yalçın, Asimetrik Savaş Fırat Kalkanı Zeytin Dalı Barış Pınarı, 1.Baskı, İstanbul, SETA, Aralık 2020, s.65

[8] Daha detaylı bilgi için; Yalçın, A.g.e., s.31-32

[9] Cevdet Saral, Terörün Gizli Efendileri Dünya’yı Armageddona Zorlayanlar, 4.Baskı, Ankara, Kripto, Nisan 2016, s.23

[10] Ergüder Toptaş, 21. Yüzyılda Savaş, 1.Baskı, Ankara, Kripto, Kasım 2009, s.88

[11] Haluk Karadağ ve Kadir Tamer Türkeş, DDSA’lar ve Devletin Koruma Sorumluluğu, Mehmet Akif Memmi (Ed.), Ortadoğu’da Devlet Dışı Silahlı Aktörler Terör Örgütleri Milisler Vekil Güçler, 1. Baskı, İstanbul, SETA Kitapları, Aralık 2018, s.154-155

[12] Turgay Yerlikaya, Seçimler ve Sosyal Ağ Tabanlı Manipülasyon Çabaları, https://www.setav.org/secimler-ve-sosyal-ag-tabanli-manipulasyon-cabalari/

[13] Paul Scharre, İnsansız Ordular Katil Robotlar Otonom Silahlar ve Makine Savaşları, Çev. Kutsi Aybars Çetinalp, 1.Baskı, İstanbul, Kronik Kitap, Kasım 2020, s.58-59

[14] Brett King, Augmented Akıllı Dünyada Yaşam, Çev. Kerem Balaban, İstanbul, 2016, s.244

[15] Muhittin Imıl, Propaganda, Memduh Begenirbaş, Rukiye Can Yalçın, Serkan Yenal (Ed.), Strateji ve Güvenlik Alanında Temel ve Güncel Yaklaşımlar, 1. Baskı, Ankara, Nobel Akademik, Ekim 2020, s.70

[16] Şu özel ayırım üzerinde mutlaka durulmalıdır. Asimetrik savaşların askeri boyutu önemlidir ve savaşın kazanılmasında etkin rol oynamaktadır. Ancak sert gücün sınırsız biçimde kullanılması, yumuşak faktörleri de ortadan kaldırır ve sonuçta asimetrik savaş başarısız olur. Rusya’nın, Çekoslovakya ve Afganistan’da özel kuvvetlerine ağırlık vererek uyguladığı başarılı harekâtlardan, Amerika’nın ise Afganistan ve Irak harekâtlarından istedikleri sonuçları alamayışları, sert gücün tekil olarak anlamlı olmadığını gösterir. Asimetrik savaşlar çok daha spesifik ve özel mahiyetlidir.

[17] Tarihi Türk Yurdu Kırım’ı kendisine bağlamıştır.

[18] Ağırlıklı olarak Little Green Men olarak adlandırılan ‘Küçük Yeşil Adamlar kastedilmiştir. Bu silahlı yapının rütbe işaretleri bulunmamaktaydı.

[19] Ali Nedim Karabulut, Eski Savaş, Yeni Strateji: Rusya’nın Yirmibirinci Yüzyıldaki Hibrit Savaş Doktrini ve Ukrayna Krizi’ndeki Uygulaması”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 13, Sayı 49, 2016, s. 25-42, s.25

[20] Hasan Basri Yalçın, s.350

[21] https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/cumhurbaskanligi-ofisleri-kuruldu-/1199553

Onur DİKMECİ – SASAM İstanbul İl Başkanı

Onur Dikmeci Hakkında

Onur DİKMECİ: (İstanbul) 1987 İstanbul doğumludur. Haliç Üniversitesi İşletme Lisans bölümünden mezun olduktan sonra Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans programına devam etmiştir. Güvenlik, istihbarat, NATO gibi konularda çeşitli eğitim programlarına katılmış ve bu alanlarda “Beyaz Kitap” ve “Devlet Aklı” adlarıyla 2 adet kitap yayımlamıştır. Türkiye’nin ilk özel istihbarat platformu Türkiye Algı Merkezi’nin (turkiyealgimerkezi.org) kurucusu ve direktörüdür. Bireysel ve kurumsal danışmanlık görevini sürdürmektedir.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz