Twitter Facebook Linkedin Youtube

MODERN TÜRK İSTİHBARATI: MİLLİ EMNİYET HİZMETİ RİYASETİNİN KURULUŞU

Tarihimizin en önemli ve pek bilinmeyen konularından biri de, Cumhuriyetin ilanından sonra yeni ve modern Türk İstihbarat Teşkilatımızın nasıl kurulduğudur. Bu makalemde, naçizane eldeki bilgi ve belgelerimle, bu konuyu açıklığa kavuşturmaya çalıştım.

Türk İstihbarat faaliyetlerindeki branşların, ayrı ayrı eğitim ve beceri isteyen, yalnız savaş halinde değil, barış döneminde de sürekli çalışmayı gerektiren işler olduğu, Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti’nin kurulmasına rastlayan dönemde meydana çıkmış bir gerçektir. Avrupa’nın belli başlı merkezlerinde, Berlin, Paris ve Londra’da Birinci Dünya Savaşı (1914-1918)’ndan çok önceleri yerleştirilmiş Espiyonaj yuvalarının nasıl çalıştıkları, gizli servislerin bu yuvaları ve ajanları keşfetmek hususundaki gayretleri, Espiyonaj ve Kontrespiyonaj konularında yayınlanmış kitaplarda ve hatıralarda anlatılmakta idi. Diğer taraftan, özel teşkilâtlara sahip olan ülkeler, bunları artık yeni oluşan küresel Dünya sisteminin ihtiyaçlarına göre bir düzene sokmaya çalışırlarken, böyle bir teşkilâtı bulunmayan ülkeler de yeniden kurmaya başlamışlardı.

İşte bu yüzden, modern devletlerin istihbarat konusunda geliştirdikleri metotları ve teknik alandaki ilerlemeleri göz önüne alan ve aynı zamanda Cumhuriyet dönemi öncesi, Türk Devletinin İstibarat ve Özel Harp Birimi olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın da en seçkin ve değerli mensuplarından biri olan, 1. Cumhurbaşkanımız, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, bir yandan genç Cumhuriyet’e yönelik yabancı devletlerin Espiyonaj çalışmalarını, hanedan mensupları ve taraftarları ile yıkıcı ve bölücü (Ermenilik, Rumluk, Kürtçülük, Komünizm, rejim aleyhtarlığı vb.) odakların faaliyetlerini önlemek, diğer yandan yapılan ve yapılacak olan devrimleri, reform hareketlerini ve rejimi kollamak ve korumak amacıyla, “Bu böyle olmaz, muasır devletlerde olduğu gibi biz de modern bir istihbarat teşekkülü kurmak mecburiyetindeyiz.” ifadeleri ile teşkilâtın lüzumuna işaret ediyordu.

M.E.H. in kurucu başkanı Şükrü Âli Ögel 

Şükrü Ali Ögel beyefendi, 1886 yılında İstanbul’da doğan Şükrü Âli Ögel, Harp Okulu mezunu olup, 13 Ağustos 1909 tarihinde Teğmen olarak orduya katılmış ve Millî Mücadele’de Batı Cephesi Kurmay Heyeti’nde bulunmuştur. Cumhuriyet döneminde, 1925-1926 yıllarında İstanbul’da Boğazlar Komisyonu’nda görev almış, Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti’nin kuruluş çalışmalarını yönlendirmiş ve 25 Aralık 1926 tarihli Hükümet Kararnâmesi ile Kurmay Yarbay olarak Millî Emniyet Hizmeti Reisliği’ne tayin edilmiştir. 3 Ağustos 1928’de Kurmay Albay rütbesine yükseltilmiş, 22 Aralık 1936’da Reislik görevi uhdesinde kalmak üzere Tuğbay (Albay) rütbesinden Türk Silâhlı Kuvvetleri’nden emekli olmuş ve şair Abdülhak Hamit Tarhan’ın 13 Nisan 1937’de vefatı ile boşalan Milletvekilliği’ne 25 Mayıs 1937’de seçilerek, 5, 6 ve 7. Dönem İstanbul Milletvekili olarak TBMM’de bulunmuştur.

Çok iyi derecede, Fransızca ve Rusça bilen Şükrü Âli Ögel, 25 Mayıs 1937 – 7 Temmuz 1941 tarihleri arasında, hem Milletvekili, hem de Başbakanlığın tensibiyle Teşkilât Reisi olarak her iki görevi birlikte yürütmüştür.

M.E.H. ve M.A.H. Amblemleri (1927-1964)

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Milli Amale Hizmeti) olarak başlayan ve halen MİT olarak süren Teşkilat’ın hikayesi şöyleydi.  Günümüzdeki MİT’in ilk temeli İstiklal Harbi sırasında atılmıştı. O tarihte kurulan Mustafa Muğlalı Paşa komutasındaki Askeri Polis Teşkilatı (Ayn- Pe) espiyonaj ve kontrespiyonaj görevlerini de yürütüyordu. Teşkilatı Mahsusa, aslında sadece isim değiştirerek yeraltına inmiş ve dönemin bütün imkansızlıklarına rağmen İstiklal Harbi sırasında Anadolu’da büyük hizmetler vermiş, Harbin sonunda bu görev Genelkurmay Haber Alma Şubesine devredilmişti.

Cumhuriyetin ilanından sonra, 1926’nın başlarında, Atatürk Genelkurmayda yapılan bir toplantıda “Bu böyle olmaz, muasır devletlerde olduğu gibi biz de modern bir istihbarat teşekkülü kurmak mecburiyetindeyiz” emrini verdi. O tarihlerde General Naci Eldeniz, başında bulunduğu bir heyetle Avrupa’da Türk Ordusuna öğretmenlik yapacak subayların tespiti ile görevliydi. Ona istihbarat teşkilatı kurulması için uzman bir kimsenin bulunması talimatı verildi. Naci Paşa hemen, 1912 ile 1919 yılları arasında ve harp boyunca Alman Genelkurmay Başkanlığı Askeri İstihbarat Hizmetinin Başkanlığını yapan ve bu teşkilatı yeniden organize eden General  Walter Nikolai’yi buldu ve onu Türkiye’ye davet etti.  Walter Nikolai teklif edilen görevi kabul ederek 1926 yılının başlarında resmi olarak ülkemizde resmi görevine başladı. Walter Nikolai”ye İstanbul Yıldız’daki Harp Akademisinde yer tahsis edildi. Burada sivil ve asker şahısları eğitti. Walter Nicolai, daha sonra bu karma sivil asker karışımı kadroyu beraberinde Almanya’ya götürerek, burada ciddi bir teorik ve pratik eğitim yapmalarını sağladı. Eğitim gören personelin Türkiye”ye dönmesi ile birlikte 6 Ocak 1927 tarihinde” o zamanki Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın yazılı çok gizli emri ile merkezi Ankara’da ve şubeleri de İstanbul” İzmir” Adana” Diyarbakır ve Kars”ta olmak üzere Milli Amale Hizmet Teşkilatı kuruldu. Kısaca M.A.H. olarak tanınan Teşkilat’ın kuruluşu ile o tarihe kadar Ordu Müfettişlerince yürütülen istihbarat hizmeti de M.A.H.”a devredildi. Harf inkılabından sonra Teşkilat’ın ismi Milli Emniyet Hizmetleri olarak değiştirildi. Yeni ismin kısaca MEH olarak telaffuzu gerekiyordu. Bu ise kulağa pek hoş gelmiyordu. Atatürk”ün emri ile bu isim değişti ve MAH (Milli Amele Hizmeti) olarak devam etti. 1965″e kadar şeklen” İçişleri Bakanlığına bağlı gözüken MAH esasında” kanuni olmayan ve gizli çalışan bir kuruluş olduğu için bu bağlantının pratikte bir önemi yoktu. Başlangıçta sadece A. Espiyonaj B. Kontrespiyonaj” C. Propaganda ve D. Teknik ve Destek faaliyetlerinde bulunuyordu.

M.A.H. Teşkilatı’nın, Ankara’da” Hacı Bayram Camii civarındaki dar bir sokak içinde” iki katlı beş odalı ahşap binada faaliyete başlayan bu küçük fakat dinamik kadrosunun o yıllarda ülke yararına çok faydalı faaliyetlerde bulunduğu ve fonksiyonel çalıştığı bilinmektedir.

Şeyh Sait isyanı” Kızıl Lazistan çalışmaları” Kürtlerle Ermenilerin müşterek Hoybon ve Kürt Teali Cemiyeti faaliyetleri” Gizli Komünist Partisi faaliyetleri” Hilafetçi ve Saltanatçıların faaliyetleri” Hatay meselesi” Çiçero olayı MAH’ın uğraş konuları arasındaydı.

Dünya Savaşı (1939-1945) sonrasında, dünya ülkelerinde siyasî, ekonomik, askerî, sosyal ve teknik alanlarda çok hızlı değişimler meydana gelmişti. Türkiye’de de siyasî, ekonomik, sosyal alanlarda ve çalışma ilişkilerinde radikal değişimler ortaya çıkmış, çok partili hayata geçilmiş, yeni ve çok etkili yayınlar başlamış, sendikalarda gelişmeler kaydedilmiş, üniversiteler geniş ölçüde dışa açılmışlardı. Hızla değişen uluslararası politikadaki güçler dengesi de, Türkiye’nin savaş yılları boyunca izlediği denge politikasını geçersiz kılıyordu. Artık Türkiye, devletlerden ve kuruluşlardan gelecek etkilere daha fazla açılmıştı. Bununla birlikte, espiyonaj faaliyetleri de eski ile kıyaslanmayacak derecede karmaşık, aldatıcı ve etkili bir nitelik kazanmış, giderek Türk iç politikasını etkileme amacına yönelmişti.

Dolayısıyla, dünyada ve ülkemizde meydana gelen olağanüstü gelişmeler ve değişimler, tarihinde birçok önemli başarılar kazanmış olan Millî Emniyet Hizmetleri Riyâseti’nin yerine, istihbarat temininde daha verimli ve modern tarzda çalışacak yeni bir Teşkilât’ın kuruluşunu zorunlu hale getirmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk ve onun neredeyse tamamına yakını Teşkilat-ı Mahsusa mensubu olan, fedakar ve kahraman silah arkadaşları tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin milli güvenliğini ve stratejik politikası ile ilgili istihbarat çalışmalarını bir bütün olarak ele almak, istihbarat ile uğraşan kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak, devletin millî güvenlik politikası ile ilgili plânların hazırlanmasında esas olacak askerî, siyasî, iktisadî, ticarî, malî, sınaî, ilmi teknik, biyografik, psikolojik ve millî güvenlikle ilgili istihbaratı Devlet Çapında üretmek amacıyla, 06 Temmuz 1965 tarih ve 644 sayılı “Millî İstihbarat Teşkilât Kanunu” çıkarılmıştır. 22 Temmuz 1965 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun ile “Başbakanlığa” bağlı olarak Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) kurulmuştur.

( Kaynak: 22 Temmuz 1965 tarihli Resmi Gazete)

Okuyucularımız, haklı olarak şu soruyu sorabilir; ‘Peki MAH’a ne oldu? Tamamıyla lağvedildi mi? Yoksa yeni oluşan yapılanmaya mı katıldı?’ Bu sorunun gayet basit bir cevabı var; (MAH), aynı adla bir başkanlık halinde Haber Toplama Ünitesi olarak yeni yapılanmada görevine devam etmiştir. Ta ki, 1 Kasım 1983 tarih ve 2937 sayılı “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu” çıkarılana kadar. Bu tarihten sonra ise, yeniden yapılandırılan istihbarat teşkilatı bünyesinde bulunan Millî Emniyet Hizmetleri (MAH) Başkanlığı, bu yeni kanun çerçevesinde, 1984 yılı başlarındaki yeniden yapılanma döneminde kaldırılarak, görevleri İç ve Dış İstihbarat Başkanlıkları’na devredilmiştir. Dolayısıyla, 1926/1927 yıllarında “Millî Emniyet Hizmeti Riyâseti” adı ile faaliyete geçen, 17 Mart 1954 tarihinde “Millî Emniyet Hizmetleri Riyâseti” adını alan ve nihayet 22 Temmuz 1965’de kurulan Millî İstihbarat Teşkilâtı bünyesinde 1984 yılına kadar Başkanlık olarak varlığını sürdüren MAH, 38 yıllık dönemde (1927-1965) yaptığı başarılı çalışmalarla yurt içinde ve dışında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin millî menfaatlerini koruyan bir İstihbarat Teşkilâtı olarak  Türk tarihindeki  onurlu ve şanlı yerini almıştır.

 

Umut Berhan ŞEN – SASAM Uzmanı

  

KAYNAKÇA:

-Devlet arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığı

-Bir Vatanı Karşılıksız Sevmek, Bora İYİAT, Kamer Yayıncılık, 2005, s. 41.

-Teşkilat-ı Mahsusa Tarihçesi, E. ATASE Başkanı Kur. Alb. Ahmet TETİK, Türkiye İş bankası Yayınları, 2012, s.142.

 Milli Mücadele Dönemi İstihbarat Faliyetleri Örnek Olay İncelemeleri (1919-1922), Serdar Yurtsever, ATATÜRK Araştırma Merkezi, 2008, s. 232.

 

Umut Berhan ŞEN Hakkında

1991 yılında İstanbul’da doğdu. Okumayı çok küçük yaşlarda (okul öncesi) öğrendiğinden beri tarihe olan ilgisi hiç bitmedi. Lise yılarına geldiğinde, çeşitli internet site ve gazetelerinde yazmaya başlamıştır. Yayınlanmış bir adet tarih araştırma kitabı ve bir adet polisiye-casusluk türünde romanı bulunmaktadır. Günümüzde ise düzenli olarak ulusal basında yazmaya devam etmektedir. Bu yayın organları ve gazetelerin başlıcaları; ATAYURT Tarih Dergisi (devam), STAR Gazetesi AÇIK GÖRÜŞ EKİ (devam-halen AKŞAM Gazetesi yayın organı olarak devam etmektedir.), YURT Gazetesi (devam), -KARAR Gazetesi, CUMHURİYET Gazetesi (devam), HİSTODİA Tarih Dergisi (devam), MİSAK (Milli Stratejik Aaraştırmalar Kurulu-devam) Yayınlanmış kitapları: SAHİPKIRAN EMİR TİMUR (Araştırma-ATAYURT Yayınevi-2019 Nisan), FIRÇA TEMASI (Polisiye-casusluk seri roman-ATAYURT Yayınevi-2019 Kasım) Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Sosyoloji Eğitimi alan yazar, Gazi Üniversitesi Sanat tarihi bölümünü de bitirmiştir. Ayrıca İstanbul İşletme Enstitüsü’nde Finansal Yönetim eğitimi ve sertifikası almıştır. Orta Asya Türk Tarihi, Osmanlı Silah Sanatı ve Teşkilat’ı Mahsusa konusunda çalışmalarını sürdürmektedir. Genelkurmay Başkanlığı ATASE Arşivinde Türk İstihbarat Tarihi, ATATÜRK’ün Yaşamı, Teşkilat’ı Mahsusa ve 1. Dünya Savaşı konusunda araştırma, inceleme ve tetkiklerde bulunmuştur. Ayrıca çeşitli araştırma merkezlerinde ‘work shop’ ve yuvarlak masa çalışmalarına da katılmaktadır. Devlet Tiyatroları için yazdığı ve henüz yayınlanmamış ‘ENVER’ adlı bir tiyatro eseri de bulunmaktadır. Bununla birlikte, tiyatro eserleri konusunda eleştiri yazıları da kaleme almaktadır. Yazar, Ahmed Yesevi Vakfı üyesi ve genel sekreteridir. Ayrıca Azerbaycan Kültür Derneği üyesi ve Türk Anıtlar Derneği yedek yönetim kurulu üyesidir.

Yorum Ekleyebilirsiniz