Twitter Facebook Linkedin Youtube

HAYDAR ALİYEV’İN DÜNYAYA GELİŞİNİN 97. YILINDA AZERBAYCAN TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Azerbaycanlı ünlü politikacı ve devlet adamı Haydar Aliyev bu gün yaşasaydı 97 yaşı olacaktı. 97 yıl önce 10 Mayıs 1923’te Nahçıvan’da dünyaya gelen Haydar Aliyev; Türkiye Azerbaycan dostluk ve kardeşliğinin mimarlarından olduğu kadar, hayatını ülkesine ve halkına adayan bir şahsiyet olarak kabul edilmektedir. Bu kabul ediliş Haydar Aliyev’in bugün Azerbaycan’da “Umummilli Lider” unvanı ile anılmasına vesile olmaktadır.

Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra dünyanın tüm devletleri ile doğrudan politik, ekonomik ve kültürel ilişkiler kurma imkanı elde etti. Diğer devletlerle kıyaslandığında bu ülkeler arasında orak etnik kökene, dine, dile ve kültüre sahip Türkiye ile ilişkiler özel bir önem arz etmekteydi. Halklarımız en zor günlerinde, tarihimizin en karmaşık anlarında bir birine sahip çıkmış ve her türlü desteği esirgememiştir. Müslüman Doğu’nun ilk demokratik laik cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, 1918 yılında kurulduğu zaman da, Türkiye’nin kardeş desteğini Kafkas İslam Ordusu ile görmüştük. Azerbaycanlılar ve Türkiye Türkleri aynı ırktan ve aynı kökten geldikleri için, her iki devlet birbirlerini ‘‘kardeş devlet’’ olarak görüyor. Azerbaycan, 1991 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra 9 Kasım 1991’de onu tanıyan ilk ülke Türkiye oldu. 14 Ocak 1992’de Azerbaycan-Türkiye diplomatik ilişkileri kuruldu. O dönemden bu yana Türkiye’nin Azerbaycan’da, Ağustos 1992’den bu yana Azerbaycan’ın Türkiye’de diplomatik temsilciliği faaliyette bulunmaktadır. Mütellibov döneminde her iki ülke arasındaki ilişkiler Mütellibov’un Rusya eksenli dış  politikası nedeniyle biraz mesafeli bir çizgi içinde seyir etmiş, Elçibey iktidarı döneminde iki ülke arasında stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının önerilmesine kadar uzanmıştır. Fakat, Elçibey döneminde Rusya’nın bölgesel iddialarının halen güncel olması Türkiye’nin bu öneriye soğuk bakmasına neden olmuş ve Kafkaslarda Rusya ile çatışma halinde olunmaktan kaçınılmıştır.

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri başta daha ihtiyatlı ve bölgesel gerçeklere uygun olarak, daha sonraysa “bir millet-iki devlet” şiarıyla hızlı bir biçimde geliştirilmiştir. Haydar Aliyev, deneyimli bir devlet adamı olarak, ülkesinin dış politikasını şu 4 önemli temel üzerinde taşıyarak da dikkatleri üzerine çekmiştir:

  • Bağımsız Azerbaycan devletini dünyaya tanıtmak;
  • Bağımsız Azerbaycan Devletinin demokratik blok içerisinde yer aldığını göstermek;
  • Bağımsız Azerbaycan’ı önemli uluslar arası kuruluşlara üye yaparak etkinliğini artırmak;
  • Ermeni sorununu adil bir şekilde çözmek.

          Haydar Aliyev, “denge siyaseti” üretebilen ve bunu çok iyi uygulayan bir lider olarak görülüyor. Bu da Azerbaycan’ın iç ve dış politikası açısından daha verimli bir ülke konumuna gelmesinde önemli rol oynamıştır. 1993–2003 yılları arasındaki 10 yıllık bir dönemi kapsayan Haydar Aliyev döneminde Türkiye Azerbaycan ilişkileri büyük aşama kaydetmiştir. İlk dönemde Türkiye ile temaslarda bir soğukluk yaşansa da, bu durum çok kısa sürmüştür. Rusya’yı yatıştırma politikası olarak görülen bu dönemde Aliyev Rusya, ABD ve komşu devletler arasında denge siyaseti yürüterek daha verimli iç ve dış politika açısından bölgede istikrarın korunmasını sağlamaya çalışmıştır. Azerbaycan dış politikasının en önemli unsurlarından biri olan doğal kaynakların işletilmesi ve bunların dünya pazarlarına çıkarılması Aliyev dönemini en önemli konularından biri olmuştur. Önceki dönemde iç istikrarsızlık nedeni ile Azerbaycan’a yatırım yapmaktan vazgeçen çok uluslu şirketler, Haydar Aliyev döneminde uygulanan başarılı iç siyaset ve lobicilikle sağlanan güvenle yeniden bölgeye yönelmiştir. Böylece, 24 Eylül 1994’te imzalanan “Asrın Anlaşması” ile birlikte enerji sektöründeki 6 büyük ülke Karabağ sorunu ile doğrudan muhatap olmuştur. Bu da yeni ve genç bir devlet olan Azerbaycan’ın dış politikadaki Haydar Aliyev’in başarısı olarak kabul edilmelidir.

         Haydar Aliyev’in en önemli adımlarından biri, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin ve bütünlüğünün günümüze taşınmış olmasıdır. Bugün, dikkat edilecek olursa geçmişte atılan adımlar bütün hızı ve bağları ile iki ülke arasında sürmektedir. Azerbaycan’ın doğal kaynaklarının ülke çıkarları doğrultusunda kullanılması için Aliyev “Asrın Antlaşması”yla Hazar enerji kaynaklarını tüm dünyaya tanıtarak Batılı devletlerinin ilgisini ülkeye çekmeyi başarmıştır. Aliyev döneminde Türkiye Azerbaycan ilişkileri başta siyaset ve ekonomi olmak üzere, hemen hemen tüm sosyal alanlarda büyük gelişme göstermiştir. Zamanla iki ülke arasındaki yakınlık, yapılan çalışmalarla stratejik ortaklık düzeyine ulaşmıştır. Bu yakınlığı en iyi şekilde gören ve ilişkileri de bu doğrultuda geliştiren liderlerden biriside, Azerbaycan halkının milli lideri Haydar Aliyev olmuştur. Nitekim Haydar Aliyev, iki dost ve kardeş devletin yakınlığını “Türkiye ve Azerbaycan bir millet, iki devlettir” sözleri ile özetlemiştir. Bugün, eğer Türkiye ile Azerbaycan arasında kopmayacak sıkı bağlar oluşmuşsa bunda hiç kuşkusuz Haydar Aliyev’in önemli rolü ve katkıları vardır. Bu nedenle de “İki devlet, tek millet” deyimi Türkiye-Azerbaycan için rahatlıkla kullanılabilmektedir. Azerbaycan’ın Devlet Başkanı Haydar Aliyev’in gerek ülkesi ve gerekse Türkiye ile olan ilişkileri konusundaki başarılı çalışmaları bu satırlara sığmayacak kadar önemli ve büyüktür. Haydar Aliyev döneminde atılan bu kardeşlik köprülerinin günümüzde daha güçlü hale getirilmiş olduğunu ve Türk dünyasında önemli bir yer tuttuğunu görmek bizler için son derece önemlidir. Nitekim dış dünyada yaşanan krizlerde Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin gücü hemen ortaya çıkıyor.

Haydar Aliyev iktidarında, Türkiye ile ilişkilere gelince, bunu farklı boyutlarıyla değerlendirme ihtiyacı doğuyor. Çünkü Türkiye’nin Azerbaycan dış politikasındaki yeri ayrıcalıklıdır. Daha Haydar Aliyev cumhurbaşkanı olmadan önce, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin meclis başkanıyken Türkiye ile kurduğu sıcak diyalog ve Türkiye’ye karşı hissettiği derin sevgiyi o zamanki icraatlarında bariz bir şekilde görmekteyiz. Haydar Aliyev için Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkiler herhangi iki devlet arasındaki ilişkilerden çok daha farklı ve dünyada benzeri olmayan ilişkilerdi. Hiç şüphesiz Haydar Aliyev, iki kardeş ülkenin ilişkilerinin duygusal tarafına paralel olarak, ekonomik ilişkilerin de gelişmesi için önemli vizyoner politikalar üretilmesini sağladı. Azerbaycan’ın doğal kaynaklarının dünya piyasalarına sunulması için kardeş Türkiye’yi kilit öneme sahip ülke addederek, politikaları bu doğrultuda geliştirdi. Bu dönemde Ermenistan`ın işgal politikası Türkiye ile ilişkilerin gelişitirilmesine engel olsa da, Nahçivan kardeş ülkeyle sosyo-politik ve kültürel ilişkiler kurmayı başardı. Bu ilişkiler Ermenistan`ın Nahçivan`a yönelik hayata geçrimek istediği işgal politikasının ve ekonomik ambagronun önlenmesi açısından büyük önem arzetmeye başladı. Böylesine ağır şartlar altında kaderin hükmüyle Nahçivan`da yaşamak zorunda olan Haydar Aliyev`in bilge politikaları sonucunda kardeş Türkiye ile ilişkilerin temeli atıldı. Haydar Aliyev`in Nahçivan`da çalıştığı sırada komşu Türkiye`yle kurduğu ilişkiler tüm bölgenin kaderi için önemli rol oynadı. Ermenistan`ın askeri ve ekonomik ambargosu sonucunda Nahçivan`ın Türkiye ile ilişkilerinin gelişmesinde ve bölgenin ekonomik ve askeri güvenliğinde önemli rol oynayacak geçici değil kalıcı yolun yapımının önemlini anlayan Aliyev, daima bu konuyu gündemde tutmuştur.

Nahçivan`ın içine düştüğü ağır sosyo-politik durumdan çıkarmanın, halkın gıda, yakıt ve diğer hayati önem taşıyan ürünlerle temin edilmesin ana yolunu Türkiye`yle ilişkilerin pekiştirilmesinde gören Haydar Aliyev’in çabalarıyla, 29 Ekim 1991 tarihinde Nahçivan`ın Sederek ilçesinde Aras nehri üzerinde Nahçivan`la Türkiye`yi bir birine bağlayan geçici köprünün kullanıma açılması Nahçivan`ın Türkiye ile ilişkilerine ivme kazandırmıştır. Geçici köprünün açılmasıyla Türkiye`nin Nahçivan`a yardımları artmaya başladı. 9 Kasım 1991 tarihinde Türk Kızılay`ı Nahçivan`a 126 ton gıda yardımında bulunmuştur. 29 Kasımda ise Iğdır halkı ve valiliğinin yardımlarından ibaret 19 kamyon Nahçivan`a ulaşmıştır. 28 Mayıs 1991 tarihinde Azerbaycan`ın Cumhuriyet Bayramı günü Aras nehri üzerinde yapılan ve Türkiye ile Nahçivan`ı birleştiren köprünün açılışı yapıldı. Açılışa Haydar Aliyev Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel`in yanı sıra, Azerbaycan`ın devlet adamları katıldılar. Burada bir konuşma yapan Haydar Aliyev köprünün bizim umut ve arzularımızın köprüsü olduğunu ve Türk dünyasına açılan pencere olduğunu vurguladı ve “70 yıldan fazladır biz bu günü bekliyorduk ve nihayet arzularımız gerçek oldu”. Sederek-Dilucu köprüsü Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyetleri arasında resmi sınır kapısı ilan edildi. Türkiye`nin Nahçivan`da Başkonsolosluğunun açılışı ve Türk bankalarının faaliyete başlaması da ilişkilerin gelişmesine olumlu etki yaptı. Haydar Aliyev`in Nahçivan`ı yönettiği 1991-93 yılları arasında Nahçivan ile Türkiye arasında kültürel ilişkiler de gelişerek yeni bir aşamaya geçmiştir. Görüşmede köprünün 1992 ocak ayında tamamlanması kararlaştırılmış, bunun yanı sıra demiryolu köprüsünün inşası ile ilgili çalışmaların hızlandırılması konusunda mutabakat sağlanmışdır. Bu husularda Türkiye heyeti ile Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu arasında protokol imzalanmıştır. Türkiye`nin yanı sıra diğer komuşu ülkelerle de iyi ilişkiler kurulmasının önemini anlayan Haydar Aliyev 24 Şubat 1992 tarihinde Nahçivan Özerk Cumhuriyeti Gümrük Komitesinin kurulmasına yönelik karar aldı.

Haydar Aliyev Nahçivan`dayken kardeş ülkeye ilk resmi ziyaretini 22 Mart 1991 tarihinde gerçekleştirmiştir. Ziyaret sırasında imzalanan işbirliği protokolü Nahçivan`ın kardeş ülke ile ekonomik ve kültürel açıdan ilişkileri bir üst aşamaya geçirmiştir. Protokolde Türkiye tarafından Nahçivan`a ekonomik, mali ve teknik yardım yapılması öngörülmekteydi. Protokole göre, Nahçivan`ın çeşitli alanlarda ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Türkiye Nahçivan`a 100 milyon dolar tutarında kredi ayırmayı kabul ediyordu. Aslında Türkiye tarafı ağır ekonomik ve mali durumda olan Nahçivan`ın bu krediyi geri ödeme konusunda ciddi sorunlar yaşayacağını iyi biliyordu. Bir çok konuda tarihen kardeşlerinden yardımını esirgemeyen Türkiye`nin bu seferki yardımının yapılmasında Haydar Aliyev şahsiyyeti faktörü önemli bir vesileydi. Tüm bunların yanı sıra, Nahçivan`ın Türkiye`nin elektirk sistemine dahil edilmesi, taraflar arasında demiryolu ve karayolu ağının kurulması için çalışmaların hızlandırılması, Aras nehri üzerinde köprünün inşası, uçak seferlerinin düzenlenmesi, tarım, bankacılık, eğitim, turizm alanlarında yardımda bulunmayı Türkiye tarafı üstleniyordu. Haydar Aliyev`le yaptığı görüşmede Başbakan Süleyman Demirel Nahçivan`ın ekonomik zorluklarının giderilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli tüm yardımları yapacağı hususunda söz verdi. Haydar Aliyev Türkiye ile Nahçivan arasında imzalanan bu anlaşmanın politik, ekonomik ve manevi önemine vurgu yaparak, bu anlaşmanın Kars ve Moskova anlaşmaları gibi tarihe geçeceğini, gelecek nesillerin, tüm Türk dünyasının bu anlaşmayı imzalayanlara teşekkürlerini bildireceklerini kaydetti. Gerçekten de Haydar Aliyev`in dahiliyi sonucunda Türkiye`yle ilişkilerin kurulması, taraflar arasında imzalana anlaşmalar. Nahçivanın içine düştüğü ağır ekonomik ve politik krizden ve ambargondan kurutulmasına eşsiz katkı sağlamıştır. Azerbaycan`ın, Nahçivan`ın Türk ülkesi olduğunu vurgulayan Haydar Aliyev`in Türkiye`nin açıkca, korkmadan türk kardeşlerini koruması gerektiğine yönelik ifadeleri hiç kuşkusuz diğer ülke başkanlarını ve uluslarası kamuoyunu etkilemiştir. Haydar Aliyev Türkiye aracılığıyla Azerbaycan`ın Dağlık Karabağ ve Nahçivan bölgelerinde meydena gelen durum ve Ermenilerin barbarlıkları hakkında dünya kamuoyuna objektif bilgi ulaştırmaya çalışıyordu. Haydar Aliyev sayesinde Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel Nahçivan`ın statüsünde herhangi bir değişiklik olması halinde Türkiye bu konuda söz sahibi olacaktır. Gerçekten de 1992 mayısında Ermeniler Nahçivan`a saldırdıklarında Türkye`nin Nahçivan üzerindeki garantörlüğü ile ilgili sert açıklamasının ardından geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Haydar Aliyev`in girişimleriyle Türkiye`nin Nahçivan`a komşu illeri Iğdır, Kars ve Van`la ilişkileri gelişmeye başlamıştır. Haydar Aliyev bu illeri ziyaret etmiş, bu illerin valileri de Nahçivan`ı ziyaret etmiştir. Bu ziyaretler de ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamıştır. Iğdır`a il statüsünün verilmesinde Haydar Aliyev`in büyük katkısı olmuştur.

Haydar Aliyev`in Türkiye`ye yaptığı ikinci resmi ziyaret, Türkiye-Nahçivan ilişkilerinde yeni aşamaya geçilmesini sağlamış, Nahçivanın sosyo-ekonomik sorunlarının çözümüne olumlu etkisini göstermiştir. Türk Kızılayı tarafından Nahçivan`a o dönemde yapılan yardımlar da kadeş ülkenin Nahçivan`a gösterdiği yakınlığın en parlak örneğidir.  Haydar Aliyev Nahçivan`a başkan seçildikten sonra Nahçivan-Türkiye ilişkilerine özel bir önem vermeye başladı. Türkiye ile kültürel ilişkilerin sürekli işbirliğinin temellerini attı. Bu ilişki yelpazesi giderek büyüyordu. Kültürel ilişkilerin gelişmesi açısından Naçivan Özerk Cumhuriyeti Milli Meclis Başkanı Haydar Aliyev`in Mart 1992 tarihinde Türkiye`ye yaptığı ziyaret büyük önem arzetmektedir. Ziyaret sırasında Türkiye ile Nahçivan arasında 27 Mart 1992 tarihinde imzalanan protokolünde kültür, turizm ve eğitim konularında maddeler yer bulmuştu. Protokole göre, TRT Nahçivan`da yayımlanacak, turizm geliştirilecek, Naçivan`da matbaa kurulmasına Türkiye yardım edecek ve 100 öğrenci Türkiye`ye gönderilecekti. Türkiye ile ilişkilerin önemli bir bölümünü eğitim alanında yapılan işbirliği oluşturuyordu. 24 Mart 1992 tarihli protokolün 2.maddesine göre her yıl 100 örenci eğitim için Türkiye`ye gönderilecekti.

1994 yılının 20 Eylül tarihinde “Asrın Antlaşması” imzalandı. Daha sonra Aliyev, o zaman için bir hayal sayılan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı için kolları sıvadı. Zorluklara, bu proje bir ütopya diyenlere ve engellere aldırmadı, amacına ulaştı. Bugün BTC ile Türkiye üzerinden dünya piyasasına Azerbaycan petrolü sunuluyor, bu hattın tersi istikametinde ise Azerbaycan’a bilimsel, kültürel ve ekonomik gelişim geri dönüyor. Azerbaycan’ın Türkiye ile ilgili enerji politikaları sadece BTC ile sınırlı kalmadı. Haydar Aliyev’in başlattığı bu politikalar Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev tarafından başarıyla devam ettirilerek, Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hattı, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı, Star rafineri projeleri ile birlikte Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) Türkiye’ye önemli yatırımlar gerçekleştirdi ve bunlar artarak devam edecektir. Bugün Azerbaycan, Türkiye üzerinden başka bir önemli proje olan Trans Anadolu Doğalgaz Hattı üzerinde çalışmalar yürütmektedir. İzlenen politika sayesinde Azerbaycan ekonomisi, bugün dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birisidir ve ülkede her alanın gelişim rayına oturduğu hissediliyor. Tüm bunlar  Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin de daha güçlü ve sarsılmaz biçimde süreceğine ilişkin inancımızı daha da güçlendirmektedir.

         Haydar Aliyev iktidarı döneminde Azerbaycan-Türkiye ilişkileri önemlı bir aşama kaydetmiştir. Bu bağlamda iki ülke arasında siyasi anlamda ilişkiler sürekli ziyaretlerle ilerletilmeye çalışılırken, Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev’le Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel arasında sıkı dostluk da bu ilişkini daha da pekiştirmiştir. Geçen dönem içerisinde iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde göreceli ilerlemeler yaşanmış olsa da, çeşitli zorluklar ekonomik ilişkilerin istenilen düzeye ulaşmasını engellemiştir. Aliyev iktidarı döneminde ilişkilerin özellikle askeri boyutu bir süre ihtiyatlı biçimde sürdürülse de sürekllik arzetmiş ve bu gün gelinen noktada askeri işbirliğini de öngören anlaşmaların imzalanmasına kadar varmıştır. Türk askeri yetkilileri giderek daha fazla oranda Azerbaycan ordusunun oluşumu sürecinde yer almakta, Türkiye’nin Azerbaycan’a askeri yardımı her yıl artmaktadır. İkili ilişkilerin ihmal edilmeyen diğer bir boyutu ise eğitim ve kültür alanı olmuştur. Türkiye Azerbaycan’ın yeni siyasal sisteme geçiş sürecinde gerekli olan uzmanların yetiştirilmesi için öğrenci kontenjanları ayırmakta, Latin alfabesine geçiş sürecinde gerekli alt yapı yardımlarında bulunmaktadır. Aliyev döneminde iki ülke arasındaki ilişkiler sürecini özetlersek, geçen bir kaç  yılda ilişkiler Rusya faktörü nedeniyle ihtiyatlı ve dikkatli biçimde bölgesel gerçekler dikkate alınarak geliştirilmiş, bugün gelinen noktada Azerbaycan-Türkiye stratejik ortaklığının bir temenni olmaktan çıkarak bir realiteye dönüşmesi hedefine büyük ölçüde varılmıştır. Bunun işaretleri Haydar Aliyev’in ciddi sağlık sorunları yaşadığı dönemlerde de görülmüştür. Haydar Aliyev sağlığını öncelikle Türk doktorlarına emanet ettiği gibi, sağlık durumu ciddileştiği zaman sürekli GATA’ye gelmiş, tedavisinin önemli bölümünü burada almıştır. Nitekim, 21 Nisan 2003’te yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle 3-11 Mayıs 2003 tarihlerinde GATA’da tedavi gören Haydar Aliyev, sağlık sorunları ciddileşince 8 Temmuz 2003’te yeniden GATA’ya getirilmiş ve 6 Ağusot 2003’te ABD’ye götürülünceye kadar burada tedavi görmüştür. Aliyev, “Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin”pekiştirilmesinde attığı adımlarla da öne çıkmıştır

         Bugün, eğer Türkiye ile Azerbaycan arasında kopmayacak sıkı bağlar oluşmuşsa bunda hiç kuşkusuz Haydar Aliyev’in çok önemli rolü ve katkıları vardır. Haydar Aliyev döneminde Türkiye ile izlenen politikanın ve ilişkilerin günümüzde Cumhurbaşkanı İlham Aliyev sayesinde daha güçlü hale getirilmiş olduğu görülmektedir. Biz, bu nedenle Azerbaycan’da uzun yıllar Devlet Başkanlığı görevinde bulunarak başarıları ile çok önemli izler bırakan Haydar Aliyev’i dünyaya gelişinin 97.yılında rahmetle anıyoruz.

                                                                                

Dr. Afgan Valiyev – Azerbaycan Sosyal Tetkikatlar Merkezi Baş Danışmanı

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz