Twitter Facebook Linkedin Youtube

KUŞAK-YOL ORTA KORİDORU, İPEK YOLUNA CAN SUYU VERECEKTİR

Cahit GÜNAYDIN

2500 yıl önce yapılan KARİZ yer altı su kanalları Doğu Türkistan kenti TURFAN’da bağları sulamaya devam ediyor. Tarihi ipek yolunu canlandırmak için BRI kuşak yol girişimi orta koridor ekonomik kuşağını;  #karezCanal2050 olarak tamgalamak, yeni bir ipek yolu kültürü olarak tasarlamak için anlamlı bir adımdır. BRI Türkiye ile Çin arasında bir karşılıklı bağımlılık oluşmaktadır. Türkiye kendi altyapısını geliştirmek ve ticaret potansiyelini artırmak için Çin’e, Çin ise BRI üzerinden Asya ile Avrupa arasında bağlantıyı en etkin ve en düşük riskli şekilde kurabilmek için Türkiye’ye artan bir şekilde ihtiyaç duymaktadır. Süreçler planlı ve doğru bir şekilde yönetildiği takdirde bu karşılıklı bağımlılık, kazan-kazan olarak nitelendirilebilecek sonuçlara ve dolayısıyla Türkiye ekonomisi için başta ulaştırma ve lojistik alanında olmak üzere farklı alanlarda kazanımlara yol açacaktır. BRI, fiziksel bağlantıların yanı sıra ülkeler arasında dijital inovasyon ipek yolu bağlantıların da güçlendirilmesini hedeflemektedir. Türkiye’nin de “Dijital İnovasyon İpek Yolu ekosistemi” (DISRE) kurmak için Çin ve TÜRK KENEŞİ ülkeleriyle ortak programlar tasarlayarak uygulamaya konulması faydalı olacaktır.

Çin’in yazılım alanında önemli bir gelişim kaydettiği görülmektedir. Türkiye’de yazılım sektörü hızla aşama kaydeden ve uluslararası rekabet gücü kazanmaya başlayan bir sektördür. Özellikle finans teknolojisine yönelik yazılımlar gibi Türk yazılımcılarının güçlü olduğu alanlara öncelik vererek Çinli yazılım şirketleri ile ortak projelerin geliştirilmesi faydalı olacaktır. Çin hükümeti tarafından 2015’te hayata geçirilen “Made in China 2025” (bizim için dijital tamgası #karezcanal2050) programı çerçevesinde şekillendirilmekte ve bu kapsamda yeni gelişmiş bilgi teknolojileri, son teknoloji ürünü sayısal kontrol takım tezgâhları ve robotları, havacılık donanımları, okyanus mühendisliği ve ileri teknoloji gemiler, modern demiryolu nakliye ekipmanları, enerji tasarrufu ve yeni enerji araçları, elektrik donatımı, yeni malzemeler, biyofarmakoloji ve yüksek performanslı tıbbi cihazlar ile tarım makineleri öncelikli sektörler olarak ele alınmaktadır. Kuşak ve Yol Girişimi mikro ve makro düzeydeki risklerin bir araya getirilip hızlı davranarak yeni bilgi paylaşımının denendiği DİJİTAL İNOVASYON İPEK YOLU AÇIK AĞI –network-kurulabilir. Riskin analizinde güvenilir veri ve veri madenciliği çok önemli yer tutacaktır. Girişimin başarıya ulaşabilmesi ve uzun soluklu bir etki yaratabilmesi için projeler “TÖRÜG” DÖRT DEĞİŞMEZ –KÖNİ, UZ, TÜZ, KİŞİ-ilkesine göre hazırlanmalıdır. Aksi takdirde başarıya ulaşması mümkün değildir. Dijital inovasyon ipek yolu ekosistemini -DISRE- tasarlamak için tarihi ipek yolu düşünce dünyasını (TÖRÜG) anlamak, Biruni, İbn-Sina, Farabi, Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut kadar Konfüçyüs ve Lao Tzu’yu yeniden okumalıyız. Türk Kültürünün Çin Kültürü üzerinde etkisini gösteren o kadar çok ortak yön var ki. Türk hayvan takvimini alıp benimsemeleri buna bir örnek teşkil eder.

Tarih bilincine sahip olmadan geleceği şekillendirme olasılığı düşüktür. Uygurlar, Karahanlılar devrinde kurulan ahi kümelenme organizasyonu asırlarca ipek yolunu ekosistemini kültürel açıdan beslemiştir. Kolektif bilinçdışımızı keşfetmek için ÇİN ve TÜRK mitolojisine ideolojik gözle bakmayalım. BRI orta koridor ekonomik kuşağını oluşturan Türkistan coğrafyasını KARİZ KANALLARI’nın Tanrı Dağından gelen kar suyu ile nasıl TURFAN cennetini yarattı ise ipek yolunun geçtiği tüm bölgeler turfan gibi üzüm bağları olabilir, Pakistan BRI etkisi ile şimdiden 70 milyar USD gelire ulaştı.  Türkiye’nin erişmek istediği TÜRK KENEŞİ pazarlarına Türkiye menşeili ürünlerin ulaşması için verimli ve hızlı bir yol olacak olan BRI orta kuşak koridorları bu pazarlarda Türkiye etkisini artıracak. Bu şekilde Türkiye bölgedeki ticari bağlarını artırmış ve güçlendirmiş de olacak. Projenin Türkiye ile bu ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı yapması hedeflenmektedir, çünkü uluslararası sistemin güç merkezinin Atlantik ekseninin tekelinden çıkararak çok kutupluluğa yöneldiği ve dünya ekonomik gücünün Asya’ya kaydığı bir dönemde Türkiye’nin bölgede daha etkin olması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, Orta Koridor ile Kuşak ve Yol girişimlerinin gerek bölge ülkeleri arasındaki entegrasyonun artırılması gerekse bölge ülkelerinin küresel ekonomiye daha iyi bir biçimde entegre olmaları bakımından önemli fırsatlar sunduğunu ve iki girişiminin uyumlaştırılmasını istediğini beyan etmiştir. İki girişiminin uyumlaştırılması, tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması hedefine ulaşılmasını kolaylaştıracağı gibi iki ülkeye önemli kazanımlar sağlayacaktır Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 7 Eylül 2013’te Kazakistan’ın Nazarbayev Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada “İpek Yolu Ekonomik Kuşağı”nı, daha sonra 3 Ekim 2013’de Endonezya Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada “21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu”nu gündeme taşımıştır.

Astana BRI orta koridorunun kalbidir. Bu nedenle NURSULTAN-ASTANA- ipek yolunun yeni silikon vadisi adayıdır. Astana-NURSULTAN- Uluslararası Finans Merkezi ipek yolunun yeni silikon vadisi olması için kaynak sağlıyor. AIFC, eski Sovyetler Birliği ülkeleri arasında ilk defa İngiliz ticaret hukukuna dayalı, bağımsız ve uluslararası tahkim mahkemelerin faaliyet gösterdiği alan olarak bilinmektedir. 2025 yılına kadar ise Kazakistan, finansal merkez adına 40 milyar dolarlık bir yatırım kazandırarak, kalkınmada hissedilebilir bir artış olması adına çeşitli planlamalar yapmaktadır.  Kazakistan Dijital Gelişme, İnovasyon ve Uzay Sanayi Bakanlığı “Nesnelerin İnterneti” (IoT) Üçüncü Uluslararası Forumunda, dünyada 5G teknolojisinin geleceğine aktif bir şekilde katıldı. Kazakistan Küresel Yatırımlar KGIR-2018 Yuvarlak Masa toplantısında Kazakistan’da göç politikasının değişti. Kazakistan yüksek nitelikli işgücü kabul etmeye ve yatırımcılarla birlikte teknik düzeyde uzman yetiştirmeye hazır. Uluslararası bir IT-Startup Hub’ı EXPO-2017 topraklarımızda gerçekleşti. Bilge Başkan, Aksakallı Nazarbayev diyor ki  “Ben Mustafa Kemal Atatürk’ü şahsım olarak çok seviyor ve takdir ediyorum. Ülkem bağımsızlığını kazandığında ilk okuduğum kitapların bir tanesi Atatürk’ün hayatı ve reformları hakkında idi. Biz bu büyük insan için Astana’nın en güzel yerlerden bir tanesine bir anıt heykelini yaptırdık.”

AB ve ABD’de ikinci sınıf insanlar görülerek beyin göçü konusu olan Türk bilim adamlarını ve parasıyla rezil olan Türk iş adamlarını BRI konusunda düşünmeye davet ediyorum.

Altyapı inşası Kuşak ve Yolun hayata geçirilmesinde ön şarttır. 65 ülkenin dâhil olduğu bu girişim kapsamında, dünyanın şu andaki hızlı tren yolu uzunluğu toplamından daha fazla yani 81.000 kilometrelik hızlı tren altyapısı inşa edilmesi öngörülmektedir. Bu tür yatırımların Çin’e toplam maliyetinin dört ila sekiz trilyon ABD doları olacağı düşünülmektedir. Halklar arasında birebir bağların kurulması için kültürel ve akademik bilgi paylaşımının, personel işbirliğinin; medya işbirliğinin sağlanması; gençlerin ve kadınların rahat seyahat edebilmesi ve gönüllü hizmetler konularındaki engellerin kaldırılması, öğrenci değişim programlarının arttırılması, turizm alanında işbirliğinin güçlendirilmesi planlanmaktadır. Kuşak ve Yol ülkelerinin kendi aralarında daha çok kültür yılı, sanat festivalleri, film festivali, televizyon haftaları, kitap fuarları düzenlemeleri hedeflenmektedir. Virüs etkisi geçtikten sonra Kuşak ve Yolun hayata geçirilmesinde kritik öneme sahip olan büyük altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi ve bu yatırımların işletilmesi için uygun koşullar oluşacaktır.

Türk liderler, tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlandırılmasını istediklerini Türk Cumhuriyetleri’nin bağımsızlıklarını ilan ettikleri 90’lı yıllardan bu yana dile getirmiştir ve İpek Yolu’nun canlandırılması vizyonuyla çeşitli adımlar atmışlardır. 1997 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen ‘‘İpek Yolu 2000’’ adlı konferansının açılışını yapan dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ‘‘Demir Perde’nin kalkmasıyla İpekyolu, birleştirdiği insanlar arasında barışın ve ortak refahın gerçekleşmesini sağlayacak yeni fırsatları, yeni potansiyelleri ve yeni umutları beraberinde getirerek, dünya sahnesine bir kez daha çıkmaktadır’’ şeklinde konuşmuştur. Türkiye, Orta Koridor girişimini, gümrükler arası işbirliğine yönelik Kervansaray projesini, Marmaray’ı, Avrasya Tüp Geçit Projesi’ni, Üçüncü Köprüyü, İstanbul Havalimanını, Üç Katlı Tüp Geçit projesini, Zonguldak’taki Filyos, Kuzey Ege’deki Çandarlı ve Mersin Limanları inşası ile Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayacak olan Edirne – Kars Hızlı Tren projesini İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması kapsamında atılan adımlar olarak görmektedir.

Yeni İpek Yolu, ulaşımı kolaylaştırması ve ticari işbirliğini geliştirmesi dolayısıyla Türkiye açısından, Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerin daha da ilerlemesi için önemli bir araç olacaktır. Türkiye’nin İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması için geliştirdiği başlıca girişim olan Orta Koridor ile çok fazla etkin olmadığı Asya pazarına daha hızlı ve ucuz yollardan ulaşma fırsatı da yakalayacaktır. Türkiye’nin son dönem dış ticaret rakamlarına bakılınca en az etkili olduğu bölgelerin başında Asya olduğu görülür. Uluslararası sistemin güç merkezinin Atlantik ekseninin tekelinden çıkarak çok kutupluluğa yöneldiği ve dünya ekonomik gücünün Asya’ya kaydığı bir dönemde Türkiye’nin bölgede etkin olmaması ciddi bir eksiklik olarak görülmektedir. Bu durumun birçok nedeni olmakla birlikte en önemli sorun Türkiye ile bölge arasında ulaşım konusunda yaşanan eksikliklerdir. Orta Koridor ile Türkiye’den başlayıp demiryolu ile sırasıyla Gürcistan, Azerbaycan, Hazar Denizinden feribot ile Türkmenistan, Kazakistan ve Çin’e uzanan bir ekonomik koridorun oluşması hedeflenmektedir. Orta Koridor geçişlerinden bir diğeri, Türkiye – Gürcistan – Azerbaycan – Türkmenistan – Afganistan transit taşımacılık koridoru projesi Lapis Lazuli’dir. Ayrıca, Pakistan da girişime dâhil olmak istediğini belirtmiştir. Hazar Denizi’ndeki Azerbaycan’ın Bakü, Kazakistan’ın Aktau ve Türkmenistan’ın Türkmenbaşı limanları Orta Koridordaki denizyolu taşımacılığında kullanılacaktır. Bu limanlara, Azerbaycan’ın Alat ve Kazakistan’ın Kuryk limanlarının da eklenmesi öngörülmektedir. Böylece Orta Koridor, Karadeniz’in kuzeyinden Rusya üzerinden ve İran’ın güneyinden denizaşırı giden koridorlardan hem zaman hem maliyet açısından daha avantajlı hale gelecektir.

Orta Koridor Girişimi çerçevesinde yürütülmekte olan işbirliği kapsamında, Türk Konseyi üye ülkeleri Ulaştırma Bakanları arasında bir “Ortak İşbirliği Protokolü” imzalanmıştır. Orta Koridor’un aktif bir şekilde kullanılabilmesi için Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan limanlarında gerekli altyapı yatırımlarının tamamlanması, ülkeler arası transit geçiş ve ücret anlaşmalarının imzalanması ve demiryolu ağındaki teknik eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir. DISRE e-ticaret sayesinde ÇHC ürünlerinin, başta AB olmak üzere, ülkemiz merkezli 3.000 km çapındaki bir alana erişiminin sağlanması ve İ-KOBİ’lerin desteklenmesidir. Bu amaçla, ÇHC ile ortak bir e-ticaret platformu oluşturulması için “Bilgi İpek Yolunun Gelişiminin Güçlendirilmesine İlişkin E-ticarette İşbirliği Mutabakat Zaptı” 2015’te imzalamıştır. Tarihî İpek Yolu ÇHC topraklarından başlar. Anadolu, tarihî İpek Yolu’nun en önemli kavşak noktalarından birini oluşturur. Bu nedenle İpek Yolu her iki ülke için de önemlidir. Tarihî İpek Yolu işlevini kaybettikten yüz yıllar sonra Türkiye ve ÇHC, İpek Yolu’nu yeniden canlandırmak istemektedir. İpek Yolu’nun canlandırılması hedefi, iki ülkenin yararına olacak şekilde işbirliklerin yapılmasını sağlayacaktır. İki ülkenin yakın işbirliği yapması, Orta Asya, Orta Doğu, Doğu Avrupa ve Kafkaslar’da etkileri olan sonuçlar doğuracaktır. İki ülkenin İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması çerçevesinde yapacakları işbirliği birçok fırsat doğurmaya adaydır, lakin bu işbirliğinin gerçekleşmesinin önünde başta UYGUR TÜRKLERİ olmak üzere birçok siyasi konu ve sorun vardır.

Türk Düşünce dünyası realist, teori ve pratik arasında ilişki kurabilen, rasyonel, pragmatist bir yaklaşımı benimsediğinden kendi aksiyonu için ani ve seri neticeler çıkarmaya muktedirdir. Bu nedenle çok farklı kültürleri kendi potasında eritmiş Türk Uygarlığın “törüg” ilkelerinde yaşattığı zaman yükselmiş, uzaklaştığında ise gücünü kaybetmiştir. Küçük Amerika hayaline kaptıran Türk Düşünce Dünyası, sonra Avrupa Birliğine katılmak için varını yoğunu harcamıştır. Daha sonra ABD ve İngiltere’nin ılımlı İslam politikaları sonucu bugün kaotik bir ortama -fetret devrine- girmiştir.

İpek Yolu kültürünü anlamak için ÇİN ve TÜRK mitolojisini ve tarihini yeniden okumamız gerekir. Hilmi Ziya Ülken’in Türk Tefekkür Tarihinden alıntılar bunu gösterir:

“E.Chavannes bize evvelce göstermişti ki uzak şark milletleri arasında müşterek olan on iki hayvanlı takvimi Çin’e ilk defa bir Türk hanedanı olan TSİN’ler ithal ettiler. Çin kozmogonisinde tien göğü, koun yeri temsil eder. Bütün nabutlar da bu iki prensip arasında taksim edilmiştir. Çinliler arasında gök mabudunu erkek ve yer mabudunu dişi addediyorlar. Nitekim aynı esas Türk kozmogonisinin muhtelif şekillerinde görülür. Çinliler yer mabuduna kendi telaffuzlarıyla heotou yani yer prensesi diyorlardı. Bu kelimenin ‘hatun’dan başka bir şey olmadığı görülüyor. Çinlilere göre hükümdar tien-tseu yani göğün oğludur. Japonlarda shintoisene dininin reisei tan-sio’dur. Hiong-nou hükümdarına tan-jou unvanı verilmekte idi. Bu suretle Türk, Çin ve Japon kozmogonileri arasında ki ilk münasebet ve Türk kozmogonisin neden dolayı diğerlerine menşe vazifesi görmüş olduğu anlaşılıyor.

Filhakika gerek zamanın gerek işgal ettiği sahaların genişliği itibariyle tarihin en büyük milleti olan Türkler, muhtelif ırk, medeniyet ve muhitlerle temasın karşılıklı tesirleri neticesinde oldukça esaslı bir DÜNYA GÖRÜŞÜ kazanmışlardır.

Milattan 2637 sene evvel Türkler ve Çinliler aşari sistemini kullanıyorlardı. Kâğıdı, litografyayı, porseleni, ipeği biliyorlardı. Milattan 1000 sene kadar evvel Çinliler matbaayı icat etmişlerdi. Milattan 1276 yıl önce kâğıt para kullanmışlardı. Barut, pusula, kağıt ve diğer fenni bilgiler Avrupa’ya Türkler vasıtasıyla geçmiştir. Doğu Türkistan’da ki Uygur şehirlerinden Kaşgar, Karaşar, Turfan, Yarkent, Urumçi şehirleri Çin, Hint, İran medeniyetleri arasındaki sentez ipek yolu kültürünü yaratmıştı.

Orta Asya da Türkler şarkla garp arasındaki geçitlere hakim oldukları için aynı zamanda hem iktisadi hem fikri kervanlara aracılık vazifesi görmüşlerdir.”

Konfüçyüs, Lao Tzu, Biruni, İbni Sina, Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut, Farabi, Harezmi, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Ali Şir Nevai’leri yaratan ipek yolu kültürü, bugün BRI ile yenilerini yaratmaya fikirsel olarak gebedir. İpek yolunun kapanması Osmanlı imparatorluğuna ve diğer Asya Türk devletlerine gücünü kaybettirmiştir ve tarih sahnesinden bir süreliğine geri çekilmişlerdir. Kuşak yol girişimi başta Türk cumhuriyetleri olmak üzere BRI işbirliği içinde yer alan tüm milletlerin ipek yolu kültüründe yeniden birleşmesini sağlayabilir. İş birliği olmadan gönül birliği olmaz. Bu birleştirmede öncülük rolü tarihsel olarak Türklerindir. Türksüz ipek yolu işlemez. Tanrı Dağlarının kar suyu nasıl 5100 km yer altı kanallarından akarak turfan üzümlerini oluşturuyorsa, BRI kapsamındaki her millet bu zeminde mutlu olabilir.

 

Cahit GÜNAYDIN
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

BENZER İÇERİKLER

Yorumlar (1)

Yorum Ekleyebilirsiniz