Twitter Facebook Linkedin Youtube

“ÇİN’İN KAMU DİPLOMASİSİ VE BİR KUŞAK BİR YOL PROJESİ” RAPORU

Bu raporda bölgesel ve küresel bağlamlarda ÇHC (Çin Halk Cumhuriyeti) ve ÇKP’nin (Çin Komunist Partisi) politikaları incelenmiştir. Ayrıca Modern Dünya tarihinin en kapsamlı inşa projesi kabul edilen  “Bir Kuşak Bir Yol”  projesinin altyapısı, uluslararası ilişkilere ve ülkelere etkisi üzerinde durulmuştur.

1.Yumuşak Güç

Uluslararası ilişkiler teorilerinin en vazgeçilmez olgusu güç kavramıdır. Uluslararası ilişkiler için  “Güç” kavramı geleneksel anlamda askeri güç olarak bilinirdi. Ancak kısa bir süre önce ortaya konulan çalışmalar teorilere yeni yaklaşımlar getirdi. Yumuşak güç kavramına ilk defa 1990’da Joseph Nye  “Amerikan Gücünün Değişen Doğası”  kitabında yer vermiştir. Basit anlamda yumuşak güç işgal edilmek istenen ülke halkının azmini kıracak propaganda faaliyetleri ya da halkın direnişini bitirebilecek siyasi, kültürel ve ekonomik düzenlemeler olarak görülmüştü. 17. ve 18. yüzyıllarda Fransız kültürünün küresel ölçekteki etkisi Fransızca bir diplomasi dili haline gelmekle kalmamış, bazı yabancı mahkemelerde bile kullanılmıştır. 1.Dünya Savaşı sonrası ABD dâhil birçok devlet diğer ülkelere kültürlerini ihraç etmek için adeta birbirleriyle yarışmışlardır. Almanya, Hitler döneminde yabancı dilde yaptığı yayınlara ek olarak propaganda konusunda da büyük adımlar atmıştır.[1]

1945 sonrası Sovyetler Birliği, Avrupa, Afrika ve Asya’da birçok insanı ideolojisine çekmiş bu sebeple yürüttüğü kamu diplomasisi çalışmalarına büyük paralar harcamıştır. Belki de ilk kapsamlı yumuşak güç çalışması ABD’nin yaptığı  “Marshall Planı”dır. Yumuşak gücün önemi Soğuk Savaşı kazanan ABD tarafından ortaya konulmuştu. Şüphesiz Sovyetler Birliği’nin eşitlikçi ve sınıfsız toplum vaadinin arkasında insan haklarının görmezden gelindiği, baskı ve anti-liberal politikaların etkili olduğu bir toplum bulunduğu da bilinen bir gerçektir. ABD ve Batılı müttefikler bu sorunları her seferinde ortaya koyarak  “Demokratik Batı – Baskıcı Sovyetler” kutuplaşmasını belirtmiştir. Soğuk Savaş sert ve yumuşak gücün birleşmesiyle kazanılmıştır. Bu dönemde Sovyet seçkinleri denebilecek atlet, müzisyen, gazeteci, akademisyen ve diplomatlar ABD’ye gitmiş ve seçkinler arası kültürel ilişkilerden doğan çekicilik ve yumuşak güç ABD’nin kazanan olmasına yardım etmiştir.[2]

Sert güç tanımlanırken sadece askeri güç olarak değerlendirilmez. Silahlı kuvvetlerin gücü yanında ekonomik sert güçte etkilidir. Ekonomi de bir sert güçtür. Nye’e göre sert güç ülkenin askeri ve ekonomik gücünden kaynaklanan zorlama kabiliyetidir. Yumuşak güç bir ülkenin kültürü ve politik fikirlerinin çekiciliğinden gelir. Bir başka ifadeyle ;”Sizin istediğiniz şeyi başka ülkelerin de istemesini sağlamaktır” denebilir.

Sert ve yumuşak güç arasında bir denge kurulmalı. Hedeflenen başarıya ulaşmak için sert ve yumuşak güç aşırı kullanılmamalı. Örneğin ABD örneğinde olduğu gibi sert gücün yanlış kullanımı yumuşak güce de zarar verir. Bu bir meşruiyet sorunudur. Diğer devletler sizin politikalarınızı meşru görürse bu yumuşak gücünüzü artıracak bir etken olur.

Nye’a göre Yumuşak Güc kavramı 3 koşulla mümkündür.

1-Global normlara (liberalizm, çoğulculuk, otonomi) yakın kültür ve fikirler

2.Etki ve gündem oluşturacak küresel iletişim kanalları

3.Ülke içi ve uluslararası performansı ile küresel saygınlık uyandırmak [3]

Ancak yumuşak güç olgusunu değerlendirirken coğrafya, bilim ve teknoloji, insan gücü gibi hususlar göz ardı edilmemelidir. Günümüzde silahlı kuvvetler de yumuşak güç için bir kaynak teşkil eder hale gelmiştir. 1950’lerde başlayan NATO askeri ittifak süreci ve sonrasındaki askeri ittifaklar; askeri eğitim programları, NATO görevleri, savunma sanayi, teknolojik ve doktriner yenilikler ve ortaklıklar ile pekiştirilmiş ve NATO dışındaki bölgelerde de buna benzer örgütlenmelere gidilmiştir.

Yumuşak gücün öncelikli hedefi medya, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, finans ve iş dünyasıdır. İletişim araçlarının yaygınlaşması ve geliştirilmesiyle yumuşak güç unsurlarının etkisi artmış ve önemi apaçık olarak ortaya konmuştur.

Nye’a göre dünya, gücün yeniden Asya’ya kaydığı bir çok kutupluluğa geçiş dönemindedir ve bu sayede dünyada artık eski tip zero-sum game (bir tarafın kazanacağı, diğer tarafın kaybedeceği durum) durumları yerine aynı anda birçok tarafın farklı oranlarda kazanabileceği win-win (kazan-kazan) durumları ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Nye’a göre yumuşak güç kavramı, devletlerin zayıfladığı ve sivil toplumun güçlendiği yeni yüzyılda daha da önem kazanacaktır.

  • Yumuşak güç, sert gücün işe yaramadığı zamanlarda kullanılır.
  • Etkisi uzun dönemde hissedilen yumuşak güç, sert güce göre çok daha ucuzdur.
  • Uygulayan ülke tarafından çok büyük bir hata yapılmadığı sürece, etki altına alınan hedef ülkede etkilerinin uzun süre devam etmesi beklenir.
  • Yumuşak güçten çok şey beklenmemelidir.
  • Yumuşak güç teoride altın değerinde olsa bile, pratikte o kadar sonuç alıcı değildir. A ülkesini hedef alan ve çok iyi sonuçlar veren bir yumuşak güç uygulaması, B ülkesi için tam tersi sonuçlar verebilir. [4]

2.Çin ve Kamu Diplomasisini Etkileyen Faktörler  ve Argümanları

Bazen tek kurşun dahi atmadan rakiplerinizin çıkarlarınıza uygun hareket etmesini sağlayabilmeniz daha mantıklı ve doğru bir yoldur. Yumuşak güç ve kamu diplomasisi arasındaki ince ayrımı burada açıklamak gerekir. Kamu diplomasisi yumuşak gücün amaç odaklı hale getirilmesidir. Örneğin; cisimlerin dünya üzerinde çekim kuvvetleri vardır. Çekimleri olan kuvvetler yumuşak güç olarak açıklanabilirken; kamu diplomasisi mıknatıslar olarak görülebilir.  Bir devlet diplomatik ve resmi kanalları ek olarak birey, grup, şirket ve diğer unsurları da kullanmak yoluyla hedef kitle ve toplumu bir şekilde etkileyerek çıkar sağlama girişimidir.[5] Bu girişimin başarısında tarihsel ve ekonomik altyapı önemlidir. Fakat ABD tarihsel altyapının yerine ekonomik gücüyle de başararak ekonominin önemini ortaya koymuştur.

“Örneğin ABD’de NBA (Ulusal Basketbol Ligi) maçları 212 ülkede 750 milyon kişi tarafından izlenmekte ve 22 dilde yayınlamaktadır. Yakın zamanda NBA’in köklü kulüplerinden Houston Rockets’in genel menajeri Darly Morey’in “Özgürlük için savaş, Hong-Kong’un yanında ol”   mesajı Çin’in ağır eleştirine maruz kalmış. Çinli firmalar sponsorluk anlaşmalarını iptal etmiş, Çin spor bakanlığı da radikal kararlar alacaklarını belirtmiştir. Bu baskılar üzerine Morey yanlış anlaşıldığını amacının Çinli dostlarını üzmek olmadığını söylemiştir. NBA sözcüsü “Mike Bass”  ise Morey’in sözlerinin yanlış anlaşıldığı ve genelin düşüncelerini temsil etmediğini söylemiştir.” [6]

Çin kamu diplomasisi politikalarında yükselen bir devlet olmayı sürdürüyor.  Çin sert gücünün uzun yıllardır etkisiz kalmasının aksine ekonomik gücünün varlığı kamu diplomasisi politikalarını desteklemesini artırmış ve Çin’in yumuşak gücünü yükseltmesi için gerekli rahatlığı sağlamıştır.  Bunun belli nedenleri aşağıda açıklanmıştır.

Şöyle ki; Çin’in bölgesel ve komşuluk olarak daha reaktif bir bölgede bulunması, komünist ideolojinin halkı baskı altında tutabilmesi ve  devlet mekanizmasına daha geniş yönetim ve hakimiyet alanı sunması, Asya-Pasifik ekonomik işbirliklerinin Çin lehinde değişmesi, nüfus çokluğu sebebiyle ucuz işgücünün olması  (bu yapılan yatırımları da arttırıyor),  ulus-devlet mekanizmasında çelişkiler bulunmaması , etnik ve dini farklılıklara yapılan baskılarla farklı ses ve düşüncelerin engellenmesi   – buna muhalif siyasal düşünce ve aktörleri de ekleyebiliriz- , anti-demokratik eylemlerinin uluslararası kamuoyu tarafından engellenememesi, Çin milliyetçiliğinin ağır basan irredentist yönü bu nedenlerden gösterilebilir. Çin ekonomisinin önlenemeyen yükselişi devam ettikçe irredentist Çin milliyetçiliği ve komünist ideoloji toplumları baskı altına almaya devam edecektir.

Çin’in birçok kamu diplomasisi argümanı vardır. Çin ülkeden ülkeye değişen farklı algılamalara sahiptir. Çin bu önyargıları yıkabilmek, uluslararası arenada güvenilir olabilmek ve barışçıl bir gelişmiş ülke olduğu izlenimi vermek için uğraşmaktadır.  Kuzey Kore nükleer silah programını sona erdirmeyi amaçlayan Altılı Görüşmelere (Güney Kore, Kuzey Kore, ABD, Japonya, Çin ve Rusya) dahil olması, Japonya ile ilişkilerin geliştirilmesi amaçlı faaliyetleri, İran’ın nükleer politikasına barışçıl çözüm noktasında yaklaşımları bu çalışmaları örnek gösterilebilir. Ayrıca Çin, Şangay İşbirliği Örgütü, ASEAN+1 (Güneydoğu Asya Ülkeleri ve Çin ) , ASEAN+3 (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği ve Çin, Japonya, Güney Kore ), Çin- Afrika Zirvesi, Çin-Latin Amerika zirvesi oluşumları da temel aktör konumundadır.  Öte yandan Çin, Güneydoğu Asya bölgesindeki Amerikan etkisini azaltmak istemektedir.  ABD’nin uyguladığı Monroe doktrini örnek alınarak bölge ülkelerinin çıkarlarını Çin’inkilere bağlamayı ve bölgesel sorunların çözümünde artık ABD’nin rol almasını engellemek istemektedir. Ayrıca Çin’in ekonomik gücüne dayanan Çin-ASEAN Serbest Ticaret Antlaşması, bölge ülkelerine ekonomik bir blok oluşturulabileceğine ilişkin bir düşünce aşılamıştır. [7]

Ekonomisi gelişirken olumlu imajını artırmak isteyen Çin için kamu diplomasisi büyük önem taşır. 1997’den sonra Çin’in yumuşak güç stratejisi, kazan-kazan politikası olmuştur. Bölge ülkeleri ile Güney Çin Denizi’ndeki trafik hakkında ortak kanunlaştırma çalışmaları yapılmıştır.

ABD’nin özellikle Başkan Bush dönemindeki politikaları, teröre karşı girişilen savaş ve Asya finansal krizine olan yaklaşım bu ülkenin yumuşak gücünü zedelerken Çin için gerekli boşluğu oluşturmuştur. Ayrıca ABD’nin sorunlu olduğu Venezuela, Kamboçya, Filipinler ve Sudan ile iyi ilişkiler kurmuş ve geliştirmiştir.

Çin’in birçok öncelikle hedefi bulunmaktadır; Ekonomik gelişimini sürdürebileceği bir güvenlik ortamı oluşturmak, Güneydoğu Asya’da deniz üsleri elde ederek Asya deniz yollarında söz sahibi olmak ve Güney Çin Denizi’nin kontrolünü ele geçirmek, bölgenin önemli güçleri Tayvan ve Japonya’nın bölgedeki etkisini azaltmak ve Tayvan’ı izole etmektir.

Bununla birlikte Çin’in ekonomik yükselişi özellikle Batılı siyasi çevreler ve iş dünyası tarafından kaygıyla karşılanmıştır. Bu kaygının nedeni de bazı endüstri kollarını ve iş alanlarını Çin’e kaptırma korkusu ve Çin’in para politikasının ticari ilişkilerde Pekin’e karşı taraflar açısından adil olmayan bir avantaj sağlamasıdır.

Ayrıca Çin’in küresel ısınmaya ve iklim değişikliğine etkisinin büyüklüğü küresel bir tehdit oluşturmaktadır. Zira enerji ihtiyacının %70’ini kömürden sağlayan Çin, atmosfere en yüksek oranda karbon gazı bırakan ülke konumundadır ve önlem alınmadığı takdirde 2025 yılında Çin’in sera gazı emisyonunun 3 milyar tona ulaşacağı öngörülmektedir.[8]

Çin bu yükselişine siyasi özgürlüğe sahip olmadan ekonomik özgürlüğe sahip olarak ulaşmıştır.  Gazeteci Robert Kaplan New York Times’daki makalesinde bu durumu  “bazen otokrasi özgürlük üretir”  sözüyle açıklamıştır. [9]  Putin’in de bu yolla ekonomik gelişmeyi hızlandırdığını da söyleyebiliriz.  Eski bazı Sovyet Cumhuriyetleri de Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi Çin’in ekonomik düşünce tarzını örnek almaktadır.  Brezilya’da Çin’e ekonomik modellerini öğrenmek için ekipler göndermiştir.  Ayrıca Ortadoğu’da İran’da bu ekonomik modeli benimsemiştir.

Peki Çin’ in kamu diplomasisi aktörleri kimlerdir? Dünya demokrasilerinde kamu diplomasisinin yapıcıları Dışişleri Bakanlıkları iken Çin’de bu işi yapanlar Çin Komünist Partisi Propaganda Ofisi ve “Tiananmen” katliamından sonraki izolasyon sürecinden çıkıp daha açık bir toplumsal politika benimseyen Çin’in imajını düzeltmek amacıyla kurulmuş  “Devlet Konseyi Enformasyon Ofisi’dir”.

Çinli liderler de kamu diplomasisi konusunda ön plandadır. Diplomatik temaslar ve ziyaret programları liderler tarafından Çin’i uluslararası arenada görünür hale getirir. “Şi Cinping” ziyaretleriyle uluslararası görünürlük artırılmış ikili ve çoklu anlaşmalar ve gelişmeler yaşanmıştır.

Üçüncü aktör olarak Dışişleri Bakanlığı gösterilebilir.  Stratejilerin yürümesinde görev alırlar.  Ayrıca bakanlık bünyesinde kamu diplomasisi konusunda alanında uzman diplomatlar yabancı ülkelerin kültürü ve dili hakkında eğitime tabi tutulmaktadır.  Büyükelçiler yoluyla dünya ülkelerindeki diaspora ve lobi faaliyetleri takip edilir bunlar üzerinden organizasyonlar oluşturulur. Yaklaşık 40 milyon Çinli yurtdışında yaşamaktadır; bu neden Pekin diaspora konusunda iyi bir konuma sahiptir. Joseph Nye’a göre uluslararası arenada fikirlerini yaymak için uygulanacak en iyi diplomatik strateji, basit ve kapsayıcı temalar seçmek ve geliştirmektir. Çin bu yolu izlemektedir. Ekonomik gelişimini sürdürebilmek için gereken hammadde ve enerjiye güvenle ulaşabilmek için barışçıl ve istikrarlı bir uluslararası ortama ihtiyaç duymakta, dolayısıyla çatışmaların önlenmesi ve çok kutupluluğun sağlanması için çaba sarf etmektedir. [10]

  1. Çin’in Kamu Diplomasisi Gelişmeleri ve “Bir Kuşak Bir Yol” Projesi

Çin’in ekonomik istatistiklerine baktığımızda 1990 yılı sonrasında hızla yükselen Çin ekonomisi bugün 220’den fazla ülkeye ticaret bağlantısı kurmuş konuma gelmiştir. Japonya, ABD, AB, Hong Kong, Avustralya, Rusya ve Kanada, Çin’in en büyük 10 ticaret ortağı olmuşlardır. ” Barış içinde bir arada yaşama ” ilkesine dayanan bir dış politika izlemektedir. Bu politikanın 5 ayrı teması vardır.

1.Diğer ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüklerine saygı

2.Mütekabiliyete dayalı olarak saldırmazlık

3.Başka devletlerin iç işlerine karışmama

4.Eşitlik

5.Karşılıklı kazanç temaları etkindir. [11]

Bunlara yönelik olarak Burma, Nepal, Moğolistan ve Afganistan arasındaki sınır tartışmalarını çözümlemiş, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan ile arasında söz konusu olan sınır tartışmalarını ortadan kaldırmış, Vietnam ile  “Tokin” Körfezi sınırlarını belirlemiştir. Ayrıca Hindistan ile uzlaşmaya başlamış, Batı tarafından izole edilen otoriter rejimlere (Asya, Amerika ve Afrika’da ) destek vererek onları da güçlendirmiştir. “Voice Of America”  benzeri  “China Radio İnternational”  43 dilde yayın yapmaktadır.

Pek çok ülkede Konfüçyüs enstitüleri ve kolejlerini kurmuş, burs ve staj programları yapılmıştır. Olumlu bir Çin imajının oluşması için edebiyat, sinema, geleneksel tıp ve festivaller kullanılmıştır. Dragon festivali ( Türkiye’de İzmir, Ankara ve İstanbul’da düzenlenmektedir ) ve akupunktur bunlara örnektir.[12]

Kamu diplomasisinde düzenlenen uluslararası olimpiyatlar, forumlar ve organizasyonlar da önemlidir. 2008 Olimpiyat Oyunları, 1990’larda Asya Oyunları ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Kadın Konferansı’na, 2001’de Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi’ne ve 2008’de Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapmış ve 2022 Kış Olimpiyatları’na da ev sahibi yapması kararlaştırılmıştır.

2019’da Wuhan’da 110 ülkeden 9.308 askerin/sporcunun katıldığı “Dünya Askeri Oyunları Şampiyonası”[13]  yapılmıştır son olarak ta Şangay Dünya Fuarı’na, ayrıca Davos organizasyonunun Asya versiyonu olan  “BOAO Forumu”nun (BOAO=Hainan Adasının Quionghai Şehrinde bir liman ) yapılmasına  ev sahipliği yapmıştır . Berlin’de Çin Kültürü Haftası (2001) , Fransa’da Çin Kültürü Yılı (2004) ,Washington’da Çin Festivali  ( 2005 ) , Rusya’da Çin Yılı (2007) , Türkiye’de Çin Yılı ( 2012 ) …[14] Bölgesel ve küresel konularda barış koruma güçlerinde de görev almaktadır. Sudan’da UNMIS, Batı Sahra’da UNOCI, Etiyopya-Eritre’de UNMEE, Liberya’da UNMIL, Kongo’da MONUC…  Somali’de deniz korsanlarına karşı harekete geçmişlerdir. [15]

Sektörel yapı olarak baktığımızda ise üretimin belli başlı elemanlarının üretim birimleri arasında karşılıklı dayanışma ve kontrol bağlantılarına dikkat çekmek gerekir. 50 yılı aşkın süredir, Çin’in üç temel sektörü arasındaki oransal ilişkilerde büyük değişiklikler olmuştur.1950’li yıllarında başlarından 2002 yılına kadar tarım oranı %45.4’ten %14.5’e inmiş; sanayi oranı %34.4’ten %51.8’e yükselmiştir.

Joseph Nye’ın “Silahlı kuvvetler de yumuşak gücün oluşumunda önemli bir rol oynayabilir. Sert güç yeteneğinin oluşturduğu güç birleşiminin yanı sıra, barış zamanlarında silahlı kuvvetlerin, diğer ülkelerle çok sayıda değişim, ortak tatbikat ve yardım programları vardır”  fikrinden hareketle Çin Ulusal Savunma üniversitesinin birçok farklı milletten askeri personel bir araya getirmesini anlayabiliriz. Çin 15’e yakın ülkeyle askeri ilişki kurmuş ve 100’e yakın ülkeye askeri ateşeler göndermiştir. Şüphesiz bu sayede ataşelerin bulunduğu ülkenin askeri kapasiteleri ve kurumları hakkında bilgi sahibi olmak amaçlanmıştır.

Ayrıca Çin ABD ( Global Fleet Station )  örneğinde olduğu gibi Ocak 2009’da 10.000 tonluk bir hastane-gemiyi, insancıl müdahale amaçlı olarak Asya’ya konuşlandırmıştır. Uzmanlara göre bu gemi olası bir Tayvan çalışması esnasında medikal destek amaçlı olarak kullanılacağını öne sürmektedir.

Diğer yandan Çin dış yardımlar konusunda da önemli oranda gelişme göstermiştir. Örneğin 2006’da dış yardım miktarı 1.1 trilyon dolara yükselmiştir. Bütçenin 5 milyar doları Afrika kıtasına ayrılmış ve 30 ülkenin 1.5 milyar 1.5 milyar dolarlık borcu da silinmiştir. (Grafik ve Afrika’da Çin yatırımları ile alakalı bakınız)[16]

2005’te yılında Hint Okyanusu’nda tsunamiden etkilenen ülkelere 83 milyar dolarlık yardımda bulunmuştur. Tunus’ta Çin destekli inşaat projeleri Güney limanı Zarzis ve Zarzis ile Gabes’i bağlayan 140 km’lik demiryolu gösterilebilir. Nijerya’da Çin’in önemli yatırımlarını görmektedir. Çin 40 milyar dolar yapacağını açıklamıştır Nijerya inşaa projeleri için. Nijerya yönetimi ise Tayvan’ın varlığını reddeden  “Tek-Çin ”  politikasını tanıdığını açıklamıştır. Çin Afrika’da Fransız ve Amerikan etkisini azaltarak tek hegemon olmaya doğru ilerlemektedir. [17]

Bunu belirgin örneklerle açıklayabiliriz.  1971’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Çin Halk Cumhuriyeti ( Pekin ) ve Çin Cumhuriyeti ( Tayvan ) yönetimlerinden hangisinin Çin halkını temsil edeceği yönünde yapılan görüşmelerde ABD müttefik olarak gördüğü Tayvan merkezli hükümet lehine oy kullanırken Afrika ülkelerinin çoğu da ABD taraftarı oy kullanmıştır. Sırasıyla Orta Afrika Cumhuriyeti, Nijer, Çad, Gabon, Liberya, Güney Afrika, Demokratik Kongo, Gambiya, Fildişi Sahilleri ve diğerleri Çin aleyhinde oy kullanmıştır. Bu oylamalar sonucunda Çin Halk Cumhuriyeti temsil eden yönetim olarak seçilmiştir. Ancak burda önemli olan husus sonuç değildir. Afrika ülkelerindeki politik davranış değişimidir. 1971’den sonra birçok şey değişti. Çin Afrika’da birçok müttefik satın aldı. 2007 yılındaki bir diğer Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Kuzey Kore’de yapılan insan hakları ihlalleri konusunda Kuzey Kore’ye kınama kararı konusunda görüşmelere başlamıştı. Çin müttefiki olan Kuzey Kore’yi bu kınamadan kurtarmaya çalışmıştır ve Kuzey Kore lehine desteklerini açıklamıştır.   Bu oylamalar sonucunda Çin’in tarafında oy kullanan Afrika ülkeleri fazla iken sadece Madagascar, Malawi, Moritanya, Tanzanya, Eritre, Gine, Gana, Lesotho ve Liberya gibi küçük ölçekli ülkeler Çin aleyhinde oy kullanmıştır. [18]

Bu oylamaların sonuçları ne kadar önemli değilse de politik davranış değişimleri konusunda bizlere değerli bilgiler vermektedir. Afrika’nın ABD’ye olan bağımlılığı azaldıkça Çin’in yükselişi nedeniyle Afrika Çin’e yaklaşmıştır. 11 Eylül sonrası ABD’nin yumuşak gücü düşerken; Çin’in yumuşak gücü ekonomik yatırımlarla ve kültürel değişimlerle yükselmiştir. Afrika ekonomik sorunlarına tedavi olarak gördüğü ABD’yi ekonomik müttefiklikten azledip yerine Çin ile ittifak kurmuştur. Ancak bazen tedaviler hastalıklardan daha çok zarar verebilirler.

(Grafik ve Latin Amerika’da Çin yatırımları için bakınız [19])

Latin Amerika ülkeleri ile de ilişkilerini derinleştirmek isteyen Çin, Surinam gibi yoksul ülkelere karşılıksız yardımlarda bulunurken, Brezilya, Venezuella ve Küba gibi ülkelerle enerji hacmini genişletmeye çalışmaktadır. OECD’nin 2008 rakamlarına göre Çin’in Latin Amerika ile ticaretinin boyutu 140 milyar dolara civarındadır. Bölge ülkelerindeki komünist ve sosyalist partiler ile iyi ilişkilere sahip Çin için Latin Amerika bölgesinin önemi sahip olduğu enerji kaynaklarından ileri gelmektedir. Bir diğer önemli hususta Tayvan’ı tanıyan 20’ye yakın ülkenin 12’sinin bu bölge ülkelerinden oluşması  (El Salvador, Dominik Cumhuriyeti, Kosta Rika, Paraguay … ) ve Çin’in Tayvan’ı izolasyon politikası adına bu durumun önem arz etmesidir. Latin Amerika’da en büyük Çin yatırımları 61 milyarla Brezilya’dadır. Onu 18 milyarla Peru takip etmektedir.  [20]

Bunların yanında farklı ülkelere yayılmış Çin diasporası da kamu diplomasisi açısından önem taşımaktadır. Özellikler Çin’den Doğu Asya ülkelerine göç etmiş ama Çin’le hala bağlantılı nüfus ile tarihi ve kültürel bağlarını güçlü tutmaya çalışmaktadır. Brunei, Malezya, Singapur, Tayland ve Endonezya bu nüfusun etkili olduğu bölgelerdir. Batı’da ise ABD, Kanada, İngiltere ve Fransa’da Çin diasporası güçlüdür.

Çin bütün bu kamu diplomasisi çalışmalarına rağmen bu etkiyi sınırlandıran faktörleri de barındırmaktadır. Konuda en önemli faktör Pekin yönetiminin diktatör yönetimlerle sıkı ticari ve siyasi ilişkiler kurması gösterilebilir. Haziran 2005’te Çin, sıkı ilişkiler kurduğu Zimbabwe Başkanı Mugabe’yi ağırlarken Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Mugabe’nin uygulamaya koyduğu kentsel tahliye programının ne kadar adaletsiz olduğundan söz etmekteydi. 2004 yılında Batılı ülkelerin Darfur sorunu nedeniyle Sudan’a uyguladığı yaptırımlara rağmen Çin, toplam petrol ithalatının %5’ini bu ülkeden sağlayarak mevcut yönetime dolaylı destek vermeye devam etmiştir. Çin’in bu politikaları post-Mao döneminden beri süregelmektedir. Sırbistan ve Yugoslavya eski devlet başkanı Miloseviç’e verilen destek buna örnek verilebilir. Yani Çin’in diktatörler ve baskıcı rejimlerle ilişkileri 40 yıllık bir politikanın ürünü olarak görülmelidir. [21]

Çin projelerinde önemli yer tutan – Bir Kuşak Bir Yol –  Ortadoğu için ekonomik atılımlar yapmıştır. Körfez İşbirliği Konseyi ile kurduğu ilişkilerle hem enerji bağımlısı Çin sanayisine güvenilir kaynak yaratmış hem de Körfez ülkelerinde ekonomik çeşitliliği artırmıştır. Liman işletmeleri Çin’in yatırımları için önemli bir birimdir. Bölgede ABD’nin etkinliği son dönemde azalmakta olup Çin öne geçmektedir. Umman’da ki Duqm şehrinin ki şehir Basra Körfezi çıkışında enerji geçişini kontrol edebilmesinin yanında Arap Denizi’nin güvenliği içinde önemlidir. Bölgede ki Arap politikacılar Çin yatırımlarını desteklemektedir. Suriye enerji piyasasında da Çin’in büyük bir hâkimiyeti vardır. Suriye kaynaklarını başka alanlarda işletmek üzere ekonomik bir işbirliği yapmaktadır. Mısır’da Süveyş bölgesinde Çin yatırımları artmaktadır. Günümüz yumuşak güç projeksiyonu geleneksel güvenlik stratejilerinde de gelişmeye neden olmuştur. Kültürel ve ekonomik işbirlikleriyle Çin bölgede etkin duruma gelmiştir. Ayrıca bölgedeki istikrarsızlık bir yandan Çin’in işine de yaramıştır. [22]

Burada güçlü bölgesel ülke eksikliği Çin’in ekonomik politikalarının kabullenilmesine neden olmuştur. 2016’dan beri Çin Ortadoğu ülkelerinde Konfüçyüs enstitüleri kurmaya ve buralarda  “Çin Dili ve Kültürü” eğitimi vermeye başlamıştır. 2018 yılında Çin Pekin Üniversitesi vasıtasıyla ilk Çin-Ortadoğu kültürel entegrasyon programına başlamış ve çeşitli Ortadoğu ülkelerinden genç liderler Çin’de bulunmuştur. Bölge ülkelerinde yapılan araştırmalarda refah seviyesi görece düşük ülkeler örneğin Mısır gibi; Çin’in yatırımlarına ve girişimlerine iyi bakarken; Türkiye gibi görece refah seviyesi yüksek ülkelerde bu o kadar iyi görülmemektedir.

( Grafik ve Ortadoğu’da Çin yatırımlarıyla alakalı bakınız [23] )

Yatırımlar konusunda değindiğimiz gibi özellikler ABD ile ilişkilerde sorunlar yaşayan İran’a iyi yatırımların yapıldığı görülüyor. Irak ve Türkiye gibi ülkelerde Çin-ABD yatırımlarının dengelenmeye yaklaştığı da Ortadoğu’da Çin etkisinin gösteren önemli detaylardandır. Umman’da Çin etkisi yüksek iken İsrail’de ABD etkisi daha yüksektir.

“Arap Baharı”  öncesinde Çin, Muammer Kaddafi ve Hüsnü Mübarek rejimlerine destek vermiş, silah satmış ve Çin medyasında etkisini kullanarak bu diktatörleri savunmuştur.  Çin bu rejimlerle yakınlaşırken aslında “tek parti devleti”  olmasının etkisini hissetmektedir. Uluslararası anlamda Çin diktatörlük olarak tanımlanmasa da Komünist Parti’nin birçok uygulamaları diktatörlük benzeridir. [24]

Şi Cinping’in ABD’de tarım üzerine Iowa Muskatine’de bir süre yerel aileyle beraber yaşaması ve eğitim alması onun hayatında insandan insana politika oluşturma konusunda altyapı oluşturduğunu söyleyebiliriz. 1980’lerde Çin-ABD arasında ” pinpon diplomasiyle ” başlayan uyum ve entegrasyon sürecinin sonucunda Çin Batı dünyasını deneyimlemiş ve politika yapmak için gerekli bilgi ve tecrübeyi kazanmıştır. Şuan Çin’in başında ABD’de yaşamış bir lider bulunmaktadır. [25]

Çin’in modern dünya tarihinin en büyük inşa projelerinden biri olarak ortaya attığı  “Bir Kuşak Bir Yol İnisiyatifi”nin duyurusunu Şi Cinping 2013’te Kazakistan’da açıklamıştır; “Çin, “Bir Kuşak Bir Yol İnisiyatifi” ile aktif bir şekilde uluslararası işbirliğini teşvik etmektedir. Ortaklaşa bir şekilde yenilikçi bir yaklaşım göstererek, İpek Yolu üzerinde ekonomik bir yol inşa etmeliyiz ” . Bir ay sonra Endonezya ziyaretinde ise ; “Taraflar birlikte çalışıp 21. yy için bir deniz ipek yolu oluşturmalıyız ” demiştir [26] . 2018’in Nisan ayına kadar anlaşmaları imzalayan 60 ülke vardı. Şimdilerde bu sayı daha dar artıyor. Çünkü Çin ülkelere kazan-kazan ilişkileri öneriyor.

“Bir Kuşak Bir Yol” projesiyle planlanan veya yapımına başlanan altyapı projelerinin toplam maliyetinin 900 milyar dolar olduğu belirtilmektedir. Çin ekonomik işbirliğinde büyük bir dönüşüm yaratarak Orta Asya, Ortadoğu, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika’da kendine bağlı ekonomik ortaklıklar kurmak istemektedir. Örneğin; Reuters’in Karadağ’daki bir otoyol projesi üzerine yaptığı habere göre, Karadağ ile Sırbistan arasında yapılacak otoyol projesinin 41 km’lik bir bölümü için Çin Halk Cumhuriyeti Karadağ’a kredi vermeyi kabul ediyor ama karşılığında projenin en az %70’inin Çinliler tarafından yapılmasını şart koşuyor. Karadağ’ın aldığı kredinin geri ödemesini de %2’lik bir faiz üzerine ekleyerek 2020 ile 2040 yılları arasında yapmasını bekliyor. Böylece hem Karadağ’a kredi vererek iyi ilişkiler kurup ekonomik nüfuz elde ediyor hem de projeyi başka ülkelerin üstlenme olasılığını ortadan kaldırmış oluyor. Yani borç verdiği parayı aslında direkt geri alıyor, bir de uzun vadede seni borçlandırıyor. [27]

Göreve başladığı 2012 yılından beri Şi Cinping yılda ortalama 14 ülke ziyaret etti. Bunların yarısında uluslararası zirvelere katıldı. Ortadoğu, Avrupa ve Asya konusunda birçok politik karar alma sürecinde bulundu. 8 kez Rusya’yı ziyaret ederken 4 kez ABD’yi ziyaret etti. İnsandan insana diplomasi politikalarına ağırlık verdi. Liderlerle ve politikacılarla ilişkileri geliştirerek devletlerle üst düzeyde anlaşmalar yaptı. Anti-demokratik yapısına rağmen Çin’i demokratik göstermeye çalıştı.

Tüm bunlara rağmen Çin’in kamu diplomasisinin etkisi sınırlıdır. Yapılan araştırmalar Çin’in imajının ülkeden ülkeye değiştiğini göstermektedir. Tayvan konusunda sert güç kullanabileceğini göstermesi, yakın dönem Hong-Kong eylemlerini bastırmak için yapılan müdahaleler, Tibet ve Sincan Uygur Bölgesi’ndeki insan hakları ihlalleri uluslararası toplumun tepkisine neden olmaktadır. Dış işlerinde de yine anti-demokratik unsurlara ve yönetimlere verdiği açık destek bilinmektedir. Kamboçya’da baskıcı politikalar izleyen iktidar partisinin de Çin destekli olduğu bilinmektedir.

( Grafik için bakınız [28])

Tüm bunların yanında ülkeden ülkeye değişen bir Çin algısının olduğunu söylemiştik. Grafikte görüldüğü gibi Ortadoğu, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde fazla iken Avrupa ülkelerinde ve Japonya, Güney Kore gibi görece demokratik ülkelerde daha düşüktür. BBC World’ün yaptığı bir çalışmada ise katılımcıların %70’i Çin’de ki anti-demokratik davranışları, nüfus artışını, bürokrasi ve siyasi yozlaşmayı dile getirmiştir.

Ayrıca çağdaş uluslararası ilişkiler teorisine giren ve Çin sayesinde daha da göz önüne koyulan “Dept-Trap Diplomacy ” yani “Borç Tuzağı Diplomasisi”  konusuna burda değinmemiz gerekir. Çin’in gelişmemiş veya da gelişmekte olan ülkeleri devasa projelerle destekleyip bunlara büyük miktarlarda kredi ve hibe desteklerinde bulunduğunu yukarıda anlatmıştık. Bu diplomasi şekli örneğin; bir ülke kazancı düşük fakat prestiji büyük projelere büyük yatırımlar yaparak öncelikle o ülkenin sonu olmayan bir borç batağına sürüklüyor.

Reuters’ın haberinde yazdığı gibi 630.000 nüfuslu Karadağ’ın büyük otoyol, köprü ve tünel projelerine yatırım alması ile beraber iş gücü ve nitelikli personellerde de Çin üzerinden geliyor. Böylelikle ülke hem vatandaşlarına istihdam yaratamıyor hem de bu yatırımların üzerinden kaynak elde edemiyor.

Bu durumda hükümetler vatandaşlarına ayrı vergiler koyarak bu açığını kapatmaya çalışıyor ya da yatırımları ücretli hale getiriyor ancak bu da kullanılmasını azaltıyor. Ya da herhangi bir kaynağını borçlarına karşılık olarak satıyor veya da kiralıyor. Daha kötüsü ise borçlandığı ülkelerin politik davranışlarına ve isteklerine boyun eğmek zorunda kalıyorlar. [29] Çin kendi halkına istihdam ve yatırım alanı yaratırken aynı zamanda isteklerini yaptırmak için sebeplere sahip oluyorlar. ABD’li devlet adamı ve diplomat ( röportaj dönemi dışişleri bakanıydı ) Rex Tillerson ‘ın Mart ve Şubat 2018 tarihlerinde verdiği röportajlarda ; ” Çin’in Afrika’da uyguladığı ekonomik modelin Afrika’nın bağımlılığının devam etmesine ve anti-demokratik, istenmeyen iktidarların koltuklarında kalmalarını sağladığını belirtmiştir. Çin inşaat ve yenileme projeleriyle Afrika ekonomisinin zayıflıklarından yararlanıyor. Ekonomik giderleri karşılayamayan ülkeler de ise Çin üslerine izin vermek zorunda kalınıyor ve Çin istekleri bu ülkelerde kabuk görmeye başlanıyor. Diğer röportajda ise Tillerson;  Latin Amerika’yı Çin’e güvenmemesi konusunda uyarıyor. Brezilya, Arjantin, Şili ve Peru’ya yaptığı gezilerde Çin’in bu ülkelerdeki emperyal girişimlerini vurgulamıştır. [30]

Çin yap-işlet-devret tarzıyla ülkemizde de yapılan yatırımlar gibi istenen verimi ve kazancı sağlayamayan yatırımlar bir süre sonra ekonomilerin bir kamburu haline geliyorlar. Örneğin; Sri Lanka’da ilk liman olan Hambantota 2010’da Çin kredileriyle yapılmıştı. Ancak bu liman yıllarca nadir olarak kullanıldı. Ardından Sri Lanka borçlarını ödeyemeyeceğini açıkladı. Borçlar yerine limanın tamamını 99 yıllığına Çin’e kiraladı. Çin bu limanda askeri bir üs kurdu. Coğrafi konumuna bakıldığında direkt olarak Hindistan’ı tehdit edebilecek bir bölgede bulunuyor. Bir diğer borç tuzağı örneği olarak Pakistan gösterilebilir. “Bir Kuşak Bir Yol ” projesinde önemli bir yere sahip olan Pakistan şimdiden 6 milyar dolar borçlanmış durumda. Bunu karşılamak için “Gwadar”  sahil kentinde bir Çin askeri üssü açılmasına karar verilmiş durumda. Pakistan hükümetinin “Gwadar ” limanını 30 yıllığına Çin’e kiraladığı belirtiliyor.  Karadağ örneğinde ise hiç otoyolu bulunmayan bu küçük Avrupa ülkesine 160 km’lik bir otoyol yapıldı. Otoyol; tüneller ve köprüleri de içeriyor. Nüfusu 630.000 olan Karadağ’ın neden 950 milyon dolar yatırım aldığı da büyük bir çelişki. Kredilerin ödeme vadesi 2006 ve 2012 yılları arasında idi ve Karadağ ödemeyi yapamadı. Çalışanların %70’i Çin’den getirtildi. Karadağ; ödemelerin turizm ve hidroenerji yatırımlarının Çin ile beraber yapılmasıyla ödeneceğini belirtti.  Bir diğer örnek Maldivlerdir. Bu ülkeye yapılan yatırımlarla büyük bir köprü yapımı desteklendi.  225 milyon dolarlık bu yatırım milli gelirinin tamamına eşit nerdeyse. Maldivler’in coğrafi konumu da Hindistan’ı tehdit edebilecek konumda. Bir diğer örnek ise Cibuti olabilir. Çin’in deniz aşırı ilk askeri üssü bu ülkede kuruldu. Cibuti’nin en önemli limanı ve The Washington Post’un haberine göre burası Afrika’nın anahtar limanı olarak gösteriliyor.[31] Bu ülkede Amerikan, Japon ve Fransız üsleri de bulunuyor. Örneklere baktığımızda Çin’in ekonomik ve siyasi rakiplerine karşılık çeşitli ekonomik tuzaklarla avantaj sağlamaya çalıştığını söyleyebiliriz. Bu durumda zaten ekonomisi kötü ülkeleri kendine bağımlı yaparak birer uydu ülkeler grubu meydana getirmektedir. Anlaşılan İngiltere’nin güç boşluklarını ABD’nin doldurması gibi, Çin’de ABD’nin güç boşluklarında yararlanarak hegemonyasını kurmaya başlamaktadır. Ancak ABD hegemonyasını savaşlarla kurmuştu. Peki, gelecekte böyle bir tehlike olabilir mi? Çin biriktirdiği gücü en çok ihtiyacı olan enerji kaynaklarına ulaşmak için bir araç olarak kullanabilir mi?  [32]

4.SONUÇ

Pekin’in ekonomik gücüne dayanarak askeri güç olmaya çalışması ihtimalidir.  Savunma Bakanlığı bütçesindeki artış, askeri harcamaların belirsizliği ve yürütülen Tayvan politikası, Japonya ve Hindistan’ı tehdit edebilecek girişimler şüphelere yol açmaktadır.  Siyasi alanda Çin, özellikle Tibet ve Doğu Türkistan’daki (Sincan Uygur Bölgesindeki) insan hakları ihlalleri, baskı politikası ve otoriter rejime sahip ülkelerle kurduğu sıkı ilişkiler nedeniyle uluslararası toplumun tepkisini çekmektedir.  Tüm bu sebeplerden ötürü Çin, kamu diplomasisini kullanarak uluslararası toplumu barışçıl bir yükseliş politikası izleyeceğine inandırmaya çalışmaktadır. Eski Çin lideri Deng Xiaoping’in “Gücünü sakla, zamanını bekle” sözünden yola çıkarak diyebiliriz ki Çin ekonomik ve politik baskısını hissettirene kadar aklında olan bu projeyi ortaya koymamış zamanını beklemiştir. [33]

Çin’in üzerinde durduğu kamu diplomasisi politikalarının, Çin algısının iyileştirilmesi ve tanıtımında etkili olduğu şüphesiz bir gerçektir. Ekonomik olgular dışında Çin’in olumlu imajı, yaptığı önemli miktarlardaki kalkınma yardımlarına, sömürgeci bir geçmişe sahip olmamasına, çok kutuplu bir düzeni savunmasına, kültürüne, yabancı öğrencilere sunduğu imkânlara, iletişim teknolojisine yaptığı yatırımlarla ve uluslararası kuruluşlarda etkili olmasına bağlıdır.  Şüphesizdir ki Çin’in kamu diplomasisi politikaları Batı dünyasında gelişen açık tabirle  “Sinofobi”  durumunun veya da tepkiselliğinin etkisiyle daha da gelişecek ve artarak sürecektir.

 

Adil İNCE


Dipnotlar

[1] https://www.foreignaffairs.com/articles/2009-07-01/get-smart linkinden ulaşıldı.

[2] Joseph Nye , Soft Power, The Means To Success İn World Politics, 2004; Preface ( Önsöz ) bölümü X – IX sayfaları

[3] https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/politik-sosyal-kulturel-arastirmalar-merkezi/dis-politikada-yumusak-guc-olgusu linkinden ulaşıldı.

[4] https://www.google.com/search?q=yumu%C5%9Fak+g%C3%BC%C3%A7+ve+evrimi&oq=yumu%C5%9Fak+g%C3%BC%C3%A7+ve+evrimi&aqs=chrome..69i57.6223j0j7&sourceid=chrome&ie=UTF-8  adresinden ulaşıldı.

[5] https://www.youtube.com/watch?v=PVhDW83mDl4 adresinden ulaşıldı .

[6] https://www.npr.org/2019/10/07/767805936/houston-rockets-gm-apologizes-for-tweet-supporting-hong-kong-protesters bağlantısından  ulaşıldı.

[7] https://docplayer.biz.tr/910457-Yukselen-guc-cin-in-kamu-diplomasisi.html linkinden ulaşıldı

[8] https://www.fmo.org.tr/wp-content/uploads/2011/07/Sera-Gaz%C4%B1-Emisyonlar%C4%B1.pdf adresinden ulaşıldı.

[9] https://www.nytimes.com/1998/06/28/opinion/sometimes-autocracy-breeds-freedom.html adresinden ulaşıldı .

[10] https://www.clingendael.org/publication/rise-chinas-public-diplomacy adresinden ulaşıldı.

[11] https://docplayer.biz.tr/910457-Yukselen-guc-cin-in-kamu-diplomasisi.html adresinden ulaşıldı .

[12] http://www.dragonfestivali.com/ adresinden ulaşıldı .

[13] https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_multi-sport_events_held_by_China adresinden ulaşıldı.

[14] https://docplayer.biz.tr/910457-Yukselen-guc-cin-in-kamu-diplomasisi.html adresinden ulaşıldı.

[15] https://docplayer.biz.tr/910457-Yukselen-guc-cin-in-kamu-diplomasisi.html adresinden ulaşıldı .

[16] https://www.bangkokpost.com/business/1372023/chinas-road-to-growth-in-africa adresinden ulaşıldı

[17] https://www.bangkokpost.com/business/1372023/chinas-road-to-growth-in-africa%20adresinden%20al%C4%B1nm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r adresinden ulaşıldı .

[18] https://www.youtube.com/watch?v=zQV_DKQkT8o&list=WL&index=20&t=26s adresinden ulaşıldı .

[19] https://publications.atlanticcouncil.org/china-fdi-latin-america/ adresinden ulaşıldı .

[20] https://chinapower.csis.org/global-views/ adresinden ulaşıldı .

[21] https://archive.nytimes.com/www.nytimes.com/cfr/world/20080101faessay_v87n1_kleine.html?_r=0 adresinden ulaşıldı .

[22] https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2019/04/20/chinese-money-is-behind-some-of-the-arab-worlds-biggest-projects adresinden ulaşıldı .

[23] https://www.economist.com/middle-east-and-africa/2015/06/18/the-great-well-of-china adresinden ulaşıldı

[24] https://thediplomat.com/2011/09/did-china-sell-arms-to-libya/ adresinden ulaşıldı .

[25] https://www.waterwaysjournal.net/2019/01/25/china-xi-jinping-muscatine/ adresinden ulaşıldı.

[26] https://www.youtube.com/watch?v=EvXROXiIpvQ&t=29s adresinden ulaşıldı .

[27] https://www.reuters.com/article/us-china-silkroad-europe-montenegro-insi/chinese-highway-to-nowhere-haunts-montenegro-idUSKBN1K60QX adresinden ulaşıldı .

[28] https://www.pewresearch.org/global/database/indicator/24/ adresinden ulaşıldı .

[29] https://www.reuters.com/article/us-china-silkroad-europe-montenegro-insi/chinese-highway-to-nowhere-haunts-montenegro-idUSKBN1K60QX adresinden ulaşıldı .

[30] https://qz.com/africa/1223412/china-pushes-africa-into-debt-says-trumps-top-diplomat-rex-tillerson/ adresinden ulaşıldı

[31] https://www.washingtonpost.com/news/josh-rogin/wp/2018/03/07/can-the-trump-administration-stop-china-from-taking-over-a-key-african-port/ adresinden ulaşıldı .

[32] https://www.youtube.com/watch?v=Uh9xSA2gOZQ adresinden ulaşıldı.

[33] https://history.stackexchange.com/questions/54862/what-does-deng-xiaoping-mean-by-hide-your-capacities-bide-your-time

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz