Twitter Facebook Linkedin Youtube

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ SONRASINDA UKRAYNA KRİZİ NEREYE EVRİLİYOR?

Yaroslav SAMOYLOV

21 Nisan 2019 tarihinde Ukrayna’da gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimleri, bölgesel ve küresel güç dengesini etkileyecek kadar önemli bir gelişmedir. Ukrayna’nın, Rusya ve ABD arasında süregelen jeopolitik çatışmanın sürdürüldüğü alan ve ABD’nin elinde Rusya’ya karşı kullandığı araç olduğunu bir sır değildir.

Söz konusu durum, dünyada önde gelen ve ABD devleti, özellikle askeri kurumlarıyla, yakın koordinasyon içinde çalışan[1] araştırma merkezi olan RAND Corporation tarafından geçen ay yayımlanan «Rusya’yı zorlamak ve dengesini bozmak: Rusya’nın masraflarının artmasına neden olan seçeneklerin değerlendirilmesi» raporunda doğrulanmaktadır. Bu raporda; ABD’nin Rusya’yı zayıflatabilecek muhtemel mekanizmaları (ekonomik, jeopolitik, askeri ve propaganda) ele alınmaktadır. Bu bağlamda RAND analistleri, Rusya’yı zorlamanın en iyi yolunun Rusya’nın dış politikasının yükümlülüklerinin maliyetini arttırmaktan geçtiğini söylemektedir[2].

Raporda Beyaz Rusya, Moldova, Güney Kafkasya, Suriye ve Orta Asya’nın yanı sıra Ukrayna, Rusya’ya karşı yapılan jeopolitik baskının en önemli kilometre taşlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Rapor; Ukrayna’nın araç, Rusya’nın ise hedef olduğunu net bir şekilde göstermektedir.

Söz konusu çalışmada ABD’nin Ukrayna’ya ölümcül silah yardımı sağlaması ve Ukrayna’da Rusya karşıtı güçlere destek vermesinin, Rusya’nın dış politikasının en hassas noktasına darbe indirilmesi anlamına geldiği belirtilmektedir.

Bununla birlikte Ukrayna’ya silah tedariki, Rusya’nın yükümlülüklerin artırılması hedefiyle sınırlı kalmalıdır. Zira Washington, Rusya’nın Ukrayna’ya yakın olması nedeniyle önemli avantajlara sahip olacağı daha derin bir çatışmaya girmekten kaçınmalıdır[3].

Bu bağlamda Ukrayna’da uzun süren ancak aşırıya kaçmayan, Rusya’yı zayıflatmayı hedefleyen ve dengesini onun aleyhine değiştiren bir savaşın, ABD için tercih sebebi olduğunu söyleyebiliriz.

Ne var ki raporda ABD’nin Kiev’i Rusya Federasyonu’na karşı desteklemesinin ABD’ye sağladığı büyük çıkarlara rağmen, söz konusu girişimin büyük riskleri içerdiğini ve başarıyla gerçekleşmesi kolay olmadığı belirtilmektedir.

Kaynak: Overextending and Unbalancing Russia Assessing the Impact of Cost-Imposing Options,

RAND raporunu kısaca özetledikten sonra Ukrayna’daki en son gelişmelere dayanarak, ABD’nin Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kullanma planlarının ne kadar gerçekçi ve uygulanabilir olduğunu değerlendirmeye çalışalım.

Bizim açımızdan ABD, Rusya Federasyonu üzerindeki baskıya ilişkin hedeflerine kısmen ulaşmış olmasına rağmen (Rusya Federasyonu’na yaptırım uygulayarak, Avrupa’daki askeri varlığını artırarak vb.) şu anda ABD, Ukrayna’daki pozisyonunu gittikçe kaybediyor. Kiev ise Rusya Federasyonu’nun ona dayattığı şartları kabul ederek Rusya ile bir barış anlaşmasının imzalanmasına doğru ilerlemektedir. Bu durum, aşağıdaki gerçekler ile doğrulanmaktadır:

1) Nisan ayında Ukrayna’da gerçekleşen Сumhurbaşkanlığı seçimleri, Batı güdümünde olan Poroşenko politikasının bir fiyasko ile sonuçlandığını göstermektedir. Seçimlerden sonra Poroşenko ve seçimleri kazanan Zelenskiy arasındaki patlak veren siyasi karşıtlık, ABD’nin kendi güdümünde olan yekpare ve Rusya karşıtı olan bir siyasi elit oluşturma planlarını hezimete uğratmıştır. Bu bağlamda Ukrayna Diplomatik Akademisi başkanı ve Ukrayna’nın eski Türkiye büyükelçisi Sergey Korsunskiy’e göre; Ukrayna iç politikasında yaşanan ‘Soğuk Savaş’ (siyasi elit arasında yaşanan çatışma), geçmişte bir kereden daha fazla Ukrayna’nın egemenliğinin yitirilmesine neden olmuştur. Ukrayna’da kayıtlı olan 350’den fazla siyasi partinin ezici çoğunluğu, 2014 Meydan olaylarından sonra kurulmuştur. Söz konusu partilerin sayısının fazlalığı ve onlar arasında yaşanan karşıtlık, Rusya’ya Ukrayna’da manevra alanı açmaktadır ve kozlarını artırmaktadır.[4] Söz konusu manzaraya Ukrayna’nın ekonomisinde yaşanan felaket de eklenince, Ukrayna’da durumun ne kadar vahim olduğu anlaşılmaktadır.

2) Ülkede oluşan iktidar boşluğundan Ukrayna’nın dış politikası çıkmaz sokağa girmiştir. Bu bağlamda Ukrayna Dışişleri Bakanı Klimkin, bazı ülkelerin Avrupa Konseyi’nde Rusya üzerindeki baskıyı azaltmaya yönelik adımları atması durumunda Kiev’in Minsk anlaşmalarından çekileceğini dile getirdi.[5] Söz konusu durumun Kiev’in AB’nin güvenilebilir partner imajına ağır bir darbe indirdiğini söyleyebiliriz. Klimkin’in söz konusu açıklamasının, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rus vatandaşlığına geçmek isteyen Ukraynalılar ve diğer ülke vatandaşlarının listesini genişleterek, bu konuda hazırlanan son kararnameyi imzaladıktan sonra yapıldığını hatırlatalım. Bu bağlamda Çek Dışişleri Bakanı Tomáš Petiçik, AB’nin Rusya’nın kararının farkında olduğunu, ancak Moskova’ya baskı uygulamak istemediğini belirtti. Ayrıca da Romanya Bakanı Teodor Meleșcanu, AB’nin söz konusu pozisyonunu doğrulamıştır.[6]

3) Rus gazını almaktan vazgeçen Ukrayna, ekonomisine ağır bir zarar vermekle birlikte Batı’daki ortaklarını da ciddi sorunlar ile karşı karşıya bırakmıştır. Zira Gazprom Export şirketinin Bulgaristan yönetimine Ukrayna topraklarından geçen Trans-Balkan Doğalgaz Boru Hattı üzerinden yapılan gaz tedarikini Ocak 2020’den itibaren durduracağına ilişkin resmi yazı gönderdiği belirtildi.[7] Bulgaristan’ın eski Enerji Bakanı Rumen Ovçarov, Türk Akımı boru hattının inşa edilmemesi halinde ülkesinin Ukrayna transitinin sona ermesi nedeniyle zor durumda kalabileceğini belirtti[8].

4) Ukrayna, mezhebi ve etnik bölünme ile karşı karşıyadır. Rusya yanlısı Cumhurbaşkanı adayı Yuriy Boyko’nun ilk turda %11.6 oy alması, bunun bir göstergesidir. Kısacası Batı, Ukrayna halkının istediği gibi birleştirmeyi beceremedi ve belki de tam tersine bölünmeyi teşvik etti. Aynı zamanda Batı, Rusya’nın yurt dışında üstlendiği sorumluluklarını ve dolayısıyla masraflarını yükseltmek amacıyla, Moskova’nın Ukrayna’da Donbas dışında kalan bölgeleri de ele geçirmesi için kışkırtmayı başaramadı. Ukrayna’dan ayrılan bölgelerin kalkındırılması, Rusya’nın bütçesinde ciddi bir yük oluşturmasına neden olacaktı. Rusya, şu aşamada Ukrayna’nın bölünmesinin devamını teşvik etmek yerine, Ukrayna’yı Moskova’ya karşı şartlarını dayatamayacak kadar zayıflatmak amacıyla Kiev’e karşı askeri, iktisadi ve diplomatik baskı uygulamayı tercih etmektedir.

5) Moskova’dan bağımsızlığa kavuşan Ortodoks Ukrayna Kilisesi içinde yaşanan bölünme… Kiev Patrikliğine bağlı olan Ortodoks Ukrayna Kilisesi’nin eski başkanı Filaret, Fener Rum Patrikhanesi’nin onayı ile oluşturulan Ortodoks Ukrayna Kilisesi’nin içinde bölünmenin yaşandığını dile getirdi.[9] Bunun yanında bağımsızlığa kavuşan Ortodoks Ukrayna Kilisesi, Ortodoks dünyasının çoğunluğunca da tanınmadı. Ortodoks Ukrayna Kilisesi’nin bölünmesi, Moskova Patrikhanesine bağlı olan Ukrayna Ortodoks Kilisesini güçlendiren ve kuşkusuz Moskova’nın işine yarayan bir gelişmedir.

Yukarıda saydığımız gerekçeler, Kiev’in ellerini bağlamaktadır ve onu çok az bir seçenekle karşı karşıya bırakmaktadır. Kiev, hala geç olmadan dış politikasını uluslararası ilişkilerin olmazsa olmazı olan büyük güç politikası ve güç dengesi prensiplerini hesaba katarak geliştirmelidir.

Ukrayna’nın dış politikasının en azından tarafsızlık ve denge arayışı prensiplerine dayanması, Ukrayna’nın refah ve toprak bütünlüğüyle doğrudan ilişkilidir. Söz konusu dengeli politika, Ukrayna’nın yanında başta Türkiye olmak üzere tüm Karadeniz bölgesine de istikrar getirecektir.

Bu bağlamda Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin geleceğine yönelik iki tane senaryodan bahsedebiliriz:

1) Kısa vadede Ukrayna, Rusya’ya karşı direnemeyecek ve şartlarını dayatamayacak kadar zayıflayacaktır. Bu durumda Donbas çatışması, Abhazya, Güney Osetya ve Transdinyester Moldova Cumhuriyeti gibi donmuş çatışma alanına dönüşecektir. Söz konusu durum, ABD’nin prestijine ağır bir darbe indirecektir. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda Türkiye, Rusya’dan herhangi konuda taviz elde etmek için Ukrayna’yı Rusya’ya karşı bir koz olarak kullanamayacak hale gelecektir. Aynı zamanda bu şartlar altında Türkiye’nin Ukrayna’daki çıkarlarının korunması, Moskova ile dostane ilişkiler ile doğrudan bağlantılı olacaktır. Söz konusu senaryonun gerçekleşme olasılığı yüksektir.

2) Zelenskiy, Ukrayna’nın doğusundaki ihtilafı dondurmaya yönelik sinyalleri vermektedir. Söz konusu durum, ABD’nin Ukrayna’daki çatışmayı Rusya’yı zayıflatma planlarıyla çatışmaktadır. Bununla birlikte Zelenskiy’in yurt dışında yaşayan oligark I. Kolomoiskiy ile bağlantıların ve hatta onun kuklası olduğuna dair iddialar mevcuttur. Kolomoyskiy’in aşırı sağ gruplarıyla ilişkileri bilindiğinden,[10] Zelenskiy’in tam olarak nasıl bir dış politikayı sürdüreceğini anlamamızı zorlamaktadır. Bu bağlamda Ukrayna, Batı’dan yana ve Rusya karşıtlığına dayanan bir politika sürdürmeye devam ederse, Ukrayna’da toplumsal kutuplaşma büyümeye, ekonomi ise zayıflamaya devam edecektir. Ancak söz konusu politika, uzun ve orta vadede sürdürülebilir değildir. Ukrayna bu yolu seçerse Türkiye, Ukrayna’ya yönelik hem Batı’nın hem de Rusya’nın çıkarlarını göz önünde bulundurarak gerçekleştirmesi son derece zor bir politika sürdürmek zorunda kalacaktır.

 

Yaroslav SAMOYLOV – SASAM Rusya Masası Uzmanı
Yazarın diğer yazıları için 
tıklayınız
___________________________
DİPNOTLAR

[1] History and Mission, RAND. Web Sayfası: https://www.rand.org/about/history.html

[2] Extending Russia: Competing from Advantageous Ground, by James Dobbins, Raphael S. Cohen, Nathan Chandler, Bryan Frederick, Edward Geist, Paul DeLuca, Forrest E. Morgan, Howard J. Shatz, and Brent Williams, RR-3063-A, 2019 (available at www.rand.org/t/RR3063 ), s. 95.

[3] James DobbinsRaphael S. CohenNathan Chandler, Overextending and Unbalancing Russia Assessing the Impact of Cost-Imposing Options, RAND, April 9, 2019, s. 4.  Web sitesi: https://www.rand.org/pubs/research_briefs/RB10014.html

[4] Cергiй Корсунський, Без Чвертi Президент, Украiнська правда, 27 Nisan 2019. Цуи Sitesi: https://www.pravda.com.ua/columns/2019/04/27/7213742/

[5] Украина Грозит Выходом из Минских Соглашений, DW. Web Sitesi: https://www.dw.com/cda/ru/%D1%83%D0%BA%D1%80%D0%B0%D0%B8%D0%BD%D0%B0-%D0%B3%D1%80%D0%BE%D0%B7%D0%B8%D1%82-%D0%B2%D1%8B%D1%85%D0%BE%D0%B4%D0%BE%D0%BC-%D0%B8%D0%B7-%D0%BC%D0%B8%D0%BD%D1%81%D0%BA%D0%B8%D1%85-%D1%81%D0%BE%D0%B3%D0%BB%D0%B0%D1%88%D0%B5%D0%BD%D0%B8%D0%B9/a-48720788

[6] EU to Observe Possible Sanctions Against Russia For Passports İssuance in Donbas, – Mogherini, 112UA, 14.05.2019. Web Sayfası:  https://112.international/ukraine-and-eu/eu-to-observe-possible-sanctions-against-russia-for-passports-issuance-in-donbas-mogherini-39680.html

[7] Türkiye’ye Ukrayna Üzerinden Gaz Tedariği 2020’de Sona Erecek, Deniz habr Ajansı,17.03.2019. Web Sayfası: https://www.denizhaber.net/turkiyeye-ukrayna-uzerinden-gaz-tedarigi-2020de-sona-erecek-haber-87336.htm

[8] Bulgaristan: Türk Akımı Olmazsa Ülkemiz Zor Durumda Kalabilir, Sputnik Türkiye, 12.04.2019. Web Sayfası: https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201904191038810049-bulgaristan-turk-akimi-olmazsa-ulkemiz-zor-durumda-kalabilir/

[9] Tensions Rise Over Ukraine’s New İndependent Church, France 24, 15.05.2019. Web Sayfası: https://www.france24.com/en/20190515-tensions-rise-over-ukraines-new-independent-church

[10] Появление национал-фашистских группировок на Востоке Украины приведет к дальнейшей эскалации напряженности — Бидевка, ГолосUA. Web Sayfası: https://golos.ua/i/221145

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorumlar (1)

  1. […] yazımda (Bkz. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Sonrasında Ukrayna Krizi Nereye Evriliyor?) Ukrayna’nın iç ve dış politikasını analiz etmiştim. ABD’nin Ukrayna’ya […]

Yorum Ekleyebilirsiniz