Twitter Facebook Linkedin Youtube

BAL ARILARI TELEF OLMASIN

11 Mart 2019 tarihli Aydınlık gazetesinde yer alan haberin başlığı: Tarım ilacı 3 bin kovan arıyı telef etti! Aydın’a bağlı Sultanhisar ilçesinin Atça Mahallesinde, çoğu gezginci arıcılara ait 3 bin kovan bilinçsiz uygulanan tarım ilaçlarından etkilendi. Arıcılar, “Arılarımızın bilinçsiz şekilde yapılan tarımsal ilaçlama nedeniyle öldüğünü düşünüyoruz. Zararımız çok büyük” diye yakınmışlardır.

Tarım ürünlerinin üçte birinden fazlası tohum ve meyve oluşumu için tozlaşma sağlayacak arılara ihtiyaç duymaktadır. Batı Avrupa’da arıların tozlaşma yoluyla yarattığı değerin, bal ve bal mumundan elde edilen değerden 30-50 kat fazla olduğu tahmin edilmektedir. Afrika’da bu değer 100 kata kadar ulaşmaktadır. Tozlaşmayı sağlayacak arı olmaması çiftçinin ürününün dörtte üçüne kaybetmesine yol açabilir.

Birçok ülkede çiftçiler arıcılara ödeme yaparak arazilerine arı kovanı yerleştirmesini isterler.

Bal arılarının tozlaşmayı kolaylaştırarak ürünlerin verimini artırdığı bilinmektedir. Örnek olarak, erik bahçelerinde yedi ağaçtan birinin babalık çeşitten olması gerekir. Çiçeklenme zamanında beş dekar alana bir arı kovanı yerleştirilerek, meyve verimini artırmak mümkündür. Bahçe sahibi tozlaşmadan avantaj sağlarken, arıcı da kaliteli bal üretme fırsatı bulur. Turunçgillerden elde edilen bal, özel kokulu ve çok kaliteli olur.

Dünyada yaklaşık 16 bin arı türü bulunmaktadır. Bal arısı (Apis mellifera L.) bunlardan biri olup, tozlaşmada etkilidir. Bal arıları yavrularını yetiştirmek için çiçektozuna (polen) ve balözüne (nektar) gereksinme duyarlar. Kıllı olan vücut yapıları çok sayıda çiçektozunu taşımaya elverişlidir. Arıların beslenme davranışları çiçeklerin yapısına göre özelleşmiştir.

Bitki koruma ürünlerinin arılar üzerindeki etkisi doza ve karşılaşma koşullarına bağlıdır. İlaçlar ölümcül etki yapabildiği gibi, başka etkileri de görülebilir. Arıların yön bulma ve iletişim yeteneklerinde azalma olabilir. Beslenme davranışında ve hareketlerde değişiklik olabilir. Kısa ve uzun dönemli bellek kaybı, öğrenme davranışı ve duyusal algılamada bozulma görülebilir. Bağışıklık sisteminde düşüş, üreme ve gelişim bozuklukları ortaya çıkabilir.

Böcek öldürücü ilaçlardan başka ot öldürücü ilaçlar da arıları etkiler. Kovan veya yuvalarına yakın su yoksa arılar sabahları yaprak üzerindeki çiğleri toplar, eğer ot öldürücü ilaç atılmışsa zehirlenebilir.

Bilinçsiz şekilde yapılan ilaçlamalar arı kovanlarına zarar verir. Bunu önlemek üzere hazırlanmış olan ARICILIK YÖNETMELİĞİ yürürlüktedir. Bu yönetmeliğin tarımsal savaşımla ilgili hükümleri aşağıda özetlenmiştir.

Madde 14 – Arılıkların ilaçlama yapılan alanlardan uzak yerlerde bulunmasına özen gösterilir. Uzaklığın en az 6 kilometre olmasına dikkat edilir.

■ Madde 15 – Zirai mücadele yapılacak yerlerdeki ve çevresindeki arıcılar mücadele yapacak kuruluş ve şahıslar tarafından 7 gün önceden haberdar edilir.

■ Madde 16 – Çiçek açma döneminde ilaçlama yapılmaz. Arılara en az düzeyde etkili ilaçlar seçilerek, onların aktif olmadığı zamanlarda uygulanır. Çiçekli yabancı otlar ilaçlamadan önce imha edilir. Arıların su içtiği kaynaklara ilaç bulaştırılmaz. Çiçek tozları ile birlikte kovana taşınması, arı ve larvalarını öldürmesi mümkün olan toz ve ıslanabilir toz ilaçlar yerine, sıvı veya granül ilaçlar, hatta kuru akışkan ilaçlar tercih edilir.

Sonuç:

İlaçların üzerinde arılara zararlıdır diye yazıyor. Yönetmelik mevcut, alınacak önlemler biliniyor. Ancak kurallara uyulmaması halinde uygulanacak yaptırımlar belirtilmemiştir. Tarım İl Müdürlüğünün gerekli düzenlemeleri yapması lazım gelir. Üreticilerin ilaçların zehirli olduğunu bilerek insanları, hayvanları ve çevreyi koruyacak şekilde hareket etmeleri gerekir. Küçük işletmelerin kooperatiflerde örgütlenerek bilinçli bir üretim ve pazarlama modeli geliştirmeleri zorunludur. Herkesin aklına geleni yaptığı bir ortamda başka bir çözüm şekli gözükmüyor.

 

Cengiz Çakır – Aydınlık
___________________________

Kaynaklar:

GTHB, Teoriden Pratiğe Kimyasal Mücadele, Mevzuat Bilgi Sistemi, e-mevzuat

 

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

Yorum Ekleyebilirsiniz