Twitter Facebook Linkedin Youtube

SİNYAL İSTİHBARATI VE TÜRKİYE’DEKİ MEVCUT DURUM

Onur DİKMECİ

İstihbarat, ortaya çıktığı ilk dönemlerden itibaren önemli değişimler geçirmiş ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak yöntem, teknik ve kaynakları farklılaşmıştır. Günümüzde istihbarat, kendi içerisinde kaynakları bakımından alt disiplinlere ayrılan çok boyutlu bir çalışma alanı olarak kabul edilmektedir. İstihbaratın kaynaklarına göre alt disiplinleri; görüntü istihbaratını da kapsayan yer-uzamsal istihbarat, insan istihbaratı, muhabere ve elektronik istihbaratı kapsayan sinyal istihbaratı, ölçme ve iz istihbaratı, açık kaynak istihbaratı, teknik istihbarat ve istihbarata karşı koyma olarak sıralanmaktadır.[1]

Haber, veri, duyum temini, ilgi ve etki sahasının incelenmesi, takibi, taranması, ham bilgi, görüntü, ses vb. toplanması, istihbarat çarkının bel kemiği ve istihbarat teşkilatının varlık nedenidir. Bu minvalde istihbarat disiplinlerine ait vasıtaların doğru senkronize ve organize edilmesi, başarının anahtarıdır.[2]

İstihbaratın kaynaklarına göre alt disiplinleri arasında bulunan sinyal istihbaratı, çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır.

SİNYAL İSTİHBARATI

Sinyal, herhangi bir bilginin iki nokta arasında iletilmesi için kullanılan bir fonksiyon olarak tanımlanmaktadır. Sinyallerin analog ve sayısal olmak üzere iki türü bulunmaktadır.

Sürekli ve kesintisiz bir biçimde genişliği değişen sinyallere analog sinyal denirken, bu şekilde yapılan iletişim, analog iletişim olarak adlandırılmaktadır. Sayısal iletişim ise analog verilerin sayısal kodlara dönüştürülerek aktarılması işlemini ifade etmektedir. Günümüzde iletişimin büyük bir kısmı, sayısal iletişim ile gerçekleştirilmektedir.

Sinyal İstihbaratı, düşman unsurlarının kullanmakta oldukları haberleşme cihazlarının ve elektronik aygıtların ürettikleri sinyallerin ya da bu cihazların ilettikleri verinin belirli teknik yöntemlerle elde edilmesi ve analiz edilerek faydalı bilgiye dönüştürülmesini içeren çalışmalar bütünüdür. Sinyal İstihbaratı; Elektronik İstihbarat ve İletişim (Muhabere) İstihbaratı olarak iki bölüme ayrılmaktadır.

Elektronik İstihbarat; hedef ülkeye ait elektronik sinyallerden bilgi elde etme yöntemidir. Elektromanyetik sızıntılara yoğunlaşan elektronik istihbarat, radar yerlerinin tespiti ve frekans, darbe uzunluğu, oranları ve güçleri hakkında bilgi toplanması, bu sistemlerin devre dışı bırakılması ve etkilerinin azaltılması için planlar yapılmasına büyük katkı sağlamaktadır.

İletişim (muhabere) İstihbaratı; radyo ve televizyon yayınları haricindeki her tür iletişim (telgraf, telefon, cep telefonu, telsiz, internet, bilgisayar ağları gibi) cihazlarının dinlenmesi ve izlenmesi faaliyetleriyle gerçekleştirilmektedir ve hedef devlet ya da grubun iletişim sinyallerinin yakalanması, telefon konuşmalarının dinlenmesi, yazışmaların ele geçirilmesi, kurumlar arasında gizli hatlar aracılığıyla gönderilen şifrelenmiş mesajların şifrelerinin kırılması yöntemlerini içermektedir.[3]

Sinyal istihbaratı ile elde edilen bilgiler çok kapsamlı ve yönlü olabilir. Bunlar;[4]

a) Silahlı kuvvetlerin kuruluş ve karargâh birliklerinin yerleri

b) Olanak ve yetenekleri

c) Silâhlarının nitelikleri

d) Uçak ve gemilerinin cins ve miktarları

e) Hava alanları ile deniz üslerinin miktar ve yerleri

f) Radarların cinsleri

g) Mermi güdüm sistemleri

ğ) Muharebe elektronik sistemleri

h) Yeni teknolojik sistemleri

ı) Hava durumu

i) Personelin eğitim ve moral durumudur.

NSA

Sinyal istihbaratın en kurumsallaştığı ülkeler arasında ABD ilk sırada yer almaktadır. NSA, 1952 yılında, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki zaferinin önemli mimarlarından biri olan şifre kırıcıların mirası üzerine gizlice kuruldu. Haberleşmeleri takip etmek ve şifre kırmak, çok gizli bir görevdi. 1975 yılındaki Church Komisyonu’na çalışmalarına kadar varlığından Amerikan halkının haberi olmadı. Soğuk Savaş döneminde NSA; büyük bütçesi, süper teknolojisi ve sadece bir düşmana (Sovyetler Birliği’ne) odaklanmanın rahatlığını yaşadı. 1990’larda hem bütçesinin hem insan gücünün %30’unu kaybetti.

1997’de NSA için ikinci büyük ifşaat, Echelon sisteminin deşifre edilmesi oldu. Avrupa Parlamentosu Komisyonu, NSA ve Anglosakson müttefiklerinin Avrupalı şirketlerin telefon, faks ve e-mail ile yapılan haberleşmelerinden çalınan bilgileri rakip firmalara verdiğini ortaya çıkardı. Echelon sisteminin ekonomik espiyonajın ötesinde ABD vatandaşları da dahil olmak üzere kişisel bilgilere de sızdığı ortaya çıktı.

11 Eylül 2001 öncesi Bin Ladin’in sesi en son 1997’de kaydedilmişti. 2000 yılında Bin Ladin’e yakın iki kişinin yüksek sesle tartışması tespit edildi. 11 Eylül’den birkaç gün sonra ise Ruslar, iki teröristin konuşmasını Amerikalılara verdiler. Sesler netti ve en iyi dil bilen kullanıldı ama yarım saatlik konuşmadan ne yapacakları anlaşılamadı.

24 Ocak 2000’de NSA’ya akan bilgilerin yoğunluğundan sistem çöktü ve kurtarılamayacağı anlaşılınca yeni bir donanım ve yazılım ile yeniden kurgulandı. Yeni düşmanlar olan terör örgütleri, uyuşturucu kartelleri ve serseri devletler mobil telefonlar, internet ve diğer modern haberleşme teknolojileri kullanıyorlar. Bu düşmanlara Rusya, Çin, Kuzey Kore başta olmak üzere geleneksel tehditler de ilave edildi. Dünya geneline yerleştirilmiş fiber optik kablolardan gelen bilgiler, NSA’nın hafızasına akmaktadır. 2000’li yılların başında NSA’nın operasyonel bölümleri saldırı için Sinyal Direktörlüğü ve savunma için Bilgi Güvenliği Direktörlüğü olarak ikiye ayrılmıştır.[5]

Bazı önemli ülkelerin sinyal istihbarat birimlerinin özellikleri de şu şekilde sıralanabilir;

Almanya’nın Wiesbaden şehrinde ABD bir sinyal istihbarat tesisi kurmuş ve bunun karşılığında bu tesiste elde edilen verilere ulaşılabilmesi için Alman istihbaratına FTP-Gateway bağlantısı ile NSA sunucularına erişim izni vermiştir. İstihbarat paylaşımının her yıl 700 milyon internet kullanıcısının kimlik verilerinden ve 60 milyon telefon numarası bilgisinden oluştuğu tahmin edilmektedir.

İngiltere’de sinyal istihbarat alanında görevli Government Communications Headquarters bünyesinde 6.000’in üzerinde çalışan bulunmaktadır. Dışişleri Bakanlığı’na bağlı olan bu birim, tüm kurumlara hizmet vermektedir. GCHQ’in İletişim ve Elektronik Güvenlik Grubu ile Ortak Teknik Dil Servisi olarak iki alt birimi bulunmaktadır. Ayrıca 2003 yılından itibaren faaliyet gösteren Terör Analiz Merkezi bulunmaktadır.

Rusya Federasyonu’nda Federal Koruma Servisine bağlı olarak çalışan sinyal istihbarat birimi STİS, yabancı iletişim sinyallerinin toplanarak analiz edilmesi, kriptoloji/şifreleme içeren sinyallerin çözümlenmesi gibi çalışmalar yürütmektedir. Avustralyalı araştırmacılara göre hâlihazırda STİS tarafından yönetilen 130 sinyal istihbarat uydusu, 20 hava aracı ve 60’dan fazla gemi çalışmakta ve havada gezen bilgileri yakalayıp analiz etmektedir.[6]

Asya-Pasifik bölgesinde siber savunma ve sinyal istihbaratı çalışmaları konusunda en büyük organizasyona sahip ülke olan Çin Halk Cumhuriyeti, bu alandaki teşkilatına doğrudan SIGINT ismini vermiştir. Yaklaşık 20 bini teknik çalışan olmakla beraber toplam 130 bin personeli bulunan kurum, Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak çalışmaktadır.[7]

Türkiye’de Sinyal İstihbarat

Türkiye’nin en yüksek kapasiteli istihbarat ve dinleme üssü olarak bilinen Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı (GESKOM), 1 Ocak 2012’de “GES Komutanlığı’nın Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’na Devrine Ait Protokol” ile MİTGES Başkanlığı olarak MİT Müsteşarlığına bağlandı. Daha sonra ismi 15 Mayıs 2012 tarihinden itibaren “Sinyal İstihbarat Başkanlığı” (SİB) olarak değiştirildi. Bu tarihlerden sonra sinyal istihbarat ile alâkalı Türkiye’de yürütülen tartışmalar, stratejik zeminden yoksun olarak ideolojik kulvarlarda sürdürülmüştür.

MİT, sinyal istihbarat faaliyetlerini GES bünyesindeki teçhizat ve İHA’lar aracılığıyla sürdürmektedir. Sinyal istihbaratın yürütülmesinde dünyada öncü durumda bulunan AWACS tipi uçaklar, MİT’in envanterinde bulunmamaktadır.

AWACS, uzun mesafelerdeki hava ve yüzey temaslarını tespit edebilen uzun menzilli radar ve pasif sensörlerle donatılmış, değiştirilmiş bir Boeing 707’dir. AWACS tarafından toplanan bilgiler, doğrudan uçaktan karada, denizde veya havada bulunan diğer kullanıcılara aktarılabilir. Uçak, düşük irtifalarda çalışan potansiyel düşman uçaklarını izleyebilir ve tanımlayabilir. Ayrıca müttefik uçakların savaş kontrolünü sağlayabilir. Deniz temaslarını eşzamanlı olarak izleyip tanımlayabilir ve müttefik yüzey kuvvetlerine eşgüdüm desteği sağlayabilir.

Normal şartlar altında uçak, 30.000 fitte (9.150 metre) yaklaşık sekiz saat (havadan havada yakıt ikmali ile) çalışabilir.[8]

AWACS’ın Türk Hava Kuvvetlerine teslimatı, 2014 yılında gerçekleştirilmiştir. Uçakların Hava Kuvvetleri’ne teslimatının 2007-2008’de yapılması gerekiyordu. Ancak ABD’li üreticinin uçağın yazılımında yaşadığı sorunlar ve kullanıcıların radar sistemiyle ilgili şikâyetleri, teslimatın 6.5 yıl gecikmesine yol açtı. Gecikmede Türkiye-İsrail ilişkilerinin çıkmaza girmesi, önemli bir etken oldu. Bazı elektronik sistemlerin üreticisi olan İsrail firması Elta’nın Türkiye’ye ihracat yasağı koyması nedeniyle, ürünlerin teslimatı yapılamadı. Gecikme nedeniyle Boeing’e 500 milyon dolar ceza kesildi.[9]

Günümüzde Hava Kuvvetlerinin envanterinde dört adet Havadan Erken İhbar ve Kontrol Uçağı bulunmaktadır.[10] Hava Kuvvetleri envanterinde bu tip olanakların bulunması oldukça normaldir. Ancak sinyal istihbaratı konusunda birinci derecede yetkili kurum olan Milli İstihbarat Teşkilatı envanterinde gelişmiş olanakların bulunmaması, bir eksiklik olarak yorumlanabilir.

Sinyal İstihbarat Konusunda Öneriler

Yeni hükümet sistemi modeli ile birlikte dönüşüm yaşayan güvenlik bürokrasisinde Temmuz 2018’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı olarak yeniden düzenlenmiştir. Yeni kurumsal yapıda Milli İstihbarat Başkanlığına bağlı olarak altı başkanlık görev yapmaktadır ve bu başkanlıklardan bir tanesi de sinyal istihbarat başkanlığıdır.

Alt başkanlıkların daire başkanlığı olarak mı faaliyet süreceği, müstakil birer istihbarat birimleri olarak mı çalışacağı konusunda belirsizlik bulunmaktadır ve bu durumun kurulması düşünülen yeni Güvenlik Bakanlığı ya da yeni kurumsal istihbarat yapısı ile çözüme kavuşturulması beklenmektedir.

Sinyal istihbaratın dünyadaki en gelişmiş örnek modeli NSA’in bünyesinde 35.000 kişi görev yapmaktadır. İstihbaratın kurumsallaştığı gelişmiş ülkelerde bu alanda çalışan uzman personel sayısı da oldukça fazladır. Türkiye’de sinyal istihbaratı konusunda çalışan personel sayısının mevcudu tam olarak bilinmemekle birlikte bu rakamın dünya ölçeğinin gerisinde olduğu tahmin edilmektedir. O hâlde bu alanda çalışacak uzman personel sayısında istihdama ağırlık verilmelidir. Sinyal istihbaratı birimi envanterinde ise AWACS tipi unsurlara en kısa zamanda yer verilmelidir.

Bütün bunlara rağmen sinyal istihbaratının bazı dezavantajları da bulunmaktadır. Pahalı, ileri teknoloji ve uzman personele gerek duyan bu sistemin kurulması uzun zaman alır, planlama ve arşivlenmesi zordur. Üstelik hedef ülkelerin muharebe elektronik sistemleri ile diğer iletişim sistemlerinin çökmesi/susması halinde bilgi toplanması mümkün olmaz. Terör örgütleri, özellikle de lider kadroları, telefon, telsiz vb. sinyal istihbaratına yakalanan araçlar kullanmadıkları zaman ulaşılmaları/tespit edilmeleri çok zor olmaktadır.[11]

Sonuç olarak şu söylenebilir. Sinyal istihbaratı, sunabileceği muazzam olanaklara rağmen tek başına istihbarata kaynaklık edememektedir. Sinyal istihbaratı biriminin uzman personel, teçhizat, taşıt ve gereç olarak desteklenmesinin yanında, istihbaratın diğer birimleriyle entegre ilişkisi ve istihbarat faaliyetlerinde topyekûn gelişim ile beraber stratejik istihbarat üretimine yalnızca belirlenen teşkilat özelinde odaklanmak, Türkiye’nin istihbarat temelli güvenlik kapasitesini yükseltebilecektir.

 

Onur DİKMECİ
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız
_________________________________________
Dipnotlar

[1] Mehmet Seyfettin Erol ve Oktay Bingöl, Uluslararası İlişkiler ve İstihbarat

[2] Hasan Ateş, İstihbarat Çarkında Toplama Vasıtaları

[3] Çağlar Altun, Sinyal İstihbarat, İstihbarat Sunum Notları

[4] Ümit Özdağ, İstihbarat Teorisi, s.123, Kripto, Eylül 2013, Ankara

[5] Sait Yılmaz, Temel İstihbarat Toplama, Analiz ve Operasyonlar, s.261, Kripto, Eylül 2018, Ankara

[6] Araştırmacıların ortaya koydukları analiz, açık kaynaklardan temin edebildikleri verilerin sonucunda oluşturulmuştur. Rusya’nın bu alandaki gerçek kapasitesi araştırmadaki mevcut rakamların çok daha üzerinde olabilir.

[7] Çağlar Altun, Sinyal İstihbarat, İstihbarat Sunum Notları

[8] AWACS: NATO’s Eyes In The Sky, https://www.nato.int/cps/em/natohq/topics_48904.htm

[9] TSK’nın 20 Yıllık Hayali Gerçek Oluyor, Habertürk, 27.01.2014

[10] www.hvkk.tsk.tr

[11] Ümit Özdağ, İstihbarat Teorisi, s.125, Kripto, Eylül 2013, Ankara

Onur Dikmeci Hakkında

Onur DİKMECİ: (İstanbul) 1987 İstanbul doğumludur. Haliç Üniversitesi İşletme Lisans bölümünden mezun olduktan sonra Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans programına devam etmiştir. Güvenlik, istihbarat, NATO gibi konularda çeşitli eğitim programlarına katılmış ve bu alanlarda “Beyaz Kitap” ve “Devlet Aklı” adlarıyla 2 adet kitap yayımlamıştır. Türkiye’nin ilk özel istihbarat platformu Türkiye Algı Merkezi’nin (turkiyealgimerkezi.org) kurucusu ve direktörüdür. Bireysel ve kurumsal danışmanlık görevini sürdürmektedir.

BENZER İÇERİKLER

Yorumlar (2)

  1. […] [4]Sinyal İstihbarat ile İlgili Ayrıntılı Bilgi İçin Bknz; Onur Dikmeci, Sinyal İstihbarat ve Türkiye’deki Mevcut Durum, http://sahipkiran.org/2019/01/28/sinyal-istihbarati/ […]

  2. […] [4] Sinyal İstihbarat ile İlgili Ayrıntılı Bilgi İçin Bknz; Onur Dikmeci, Sinyal İstihbarat ve Türkiye’deki Mevcut Durum, http://sahipkiran.org/2019/01/28/sinyal-istihbarati/ […]

Yorum Ekleyebilirsiniz