Twitter Facebook Linkedin Youtube

DÖVİZ KRİZİNİ AŞMAYA YÖNELİK ÖNERİLER

Yunus Emre BÜYÜKBASMACI

Bizler, doğduğumuz günden itibaren tek aşkı, tek sevdası ve tek ideali “Büyük Türkiye” olan gençler olduğumuz için ülke sıkıntılarına yönelik çözüm arayışları içinde bulunuyoruz.

Sevdamız olan Türkiye’ye bugünlerde oynanan ekonomik oyunları hepimiz bilmekteyiz. Cumhuriyet tarihine baktığımız zaman ülkemizin 15 farklı zamanda (1929, 1946, 1954, 1958, 1969, 1974, 1978. 1980, 1986, 1988, 1991, 1994, 1998, 1999, 2001) ekonomik kriz geçirdiğini ve bu krizlerin altından başarıyla kalktığını görmekteyiz. Bu krizlerin bazıları dış etkenlerden dolayı bazıları da iç etkenlerden dolayı olmuştur.

Şimdi de ülkemizde ekonomik açıdan tedirginlikler olduğunu görmekteyiz. Devletimizin var gücüyle bu krizle baş etmeye çalıştığını açıkça görüyoruz. Fakat bütün okuduğumuz kaynaklar gösteriyor ki döviz fiyatlarının yüksek olmasının nedeni; ithalat-ihracat dengesizliğinden kaynaklanıyor. Şu an devletimiz buna karşı Merkez Bankasının döviz rezervlerini piyasaya sürerek, krize kısa süreli bir çözüm üretebiliyor. Fakat ihracat-ithalat dengesizliği ve cari açık devam ettikçe, benzer krizlerin tekrardan başımıza geleceği aşikar.

Ayrıca döviz fiyatlarının çok yüksek olmasının tek başına kriz anlamına gelmediği bilinmektedir. Ülkemizin yaşadığı en büyük ekonomik krizlerden biri olan 2001 Ocak krizi başlangıcında Doların bugünkü karşılığıyla 1 TL’nin altında (0.67 Kuruş) olduğu ve bununla birlikte büyük bir kriz yaşandığını da unutmayalım.

Yani özetlememiz gerekirse; doların çok düşük olması ”zenginlik’,’ çok yüksek olması da ”kriz” olarak görülmemelidir. Gelinen süreçte paramızın değer kaybında yabancıların ülkemize yatırım yapmaması veya yatırımlarını çekmesi de ülkemize oynanan oyunun bir parçası olarak görünüyor.

Bu nedenle herkesin ittifak ettiği üzere; bir an önce ülkemize döviz kazandırıcı adımlar atmalıyız. Peki, bunlar neler olabilir? Büyük Türkiye idealini taşıyan bir genç olarak ben de önerilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum;

1- Turizm gelirlerini oldukça artırılabilir. Rusya ile turizm ortağı anlaşması yapılabilir.

2- Bir tasarruf bakanlığı kurulabilir. Bu bakanlık, halkı tasarrufa ve yerli mala teşvik edebilir. Kamu harcamaları Tasarruf bakanlığı tarafından kalem kalem denetlenebilir. Bir yandan da yerli malların kalite standartlarının yükseltilmesi için tedbirler alınabilir.

3- Tüm halkımızın kenetlenmesine yönelik politikalar izlenmeli.

4- İthalat yaptığımız ülkelerle takas anlaşmaları yapılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı. Böylece ithalat nedeniyle oluşan döviz çıkışını engellenebilir.

5- KİT’ler her alanda üretim yapabilir. Yani devletimiz kamu iktisadi teşekkülleri (KİT) aracılığı ile üretime katılabilir ve birçok ürünü kendi üretebilir.

6- Gayri safi milli hasıla artırımı için üretime yönelik daha fazla teşvik programları hazırlanabilir.

8- İhracatı teşvik için ihracat yapan işletmelere belirli oranda vergi affı getirilebilir.

9- Ülkemizden ham madde çıkmaması stratejisi izlenebilir.

10- Üretimle ilgili olmayan devlete bağlı ticari işletmeler, rekabetin artması için bir an önce özelleştirilebilir.

11- Ülkeye döviz getirecek kalıcı sektörler oluşturulmalıdır. Petrolümüz olmayabilir ama dünya genelinde yoğun ilgi gören markalarımız olabilir.

12- Katma değeri yüksek ürünlere yönelmeliyiz. Sebze meyve ihracatından yıllık 8 milyon dolar gelirken, 30 atak helikopterinden 2.5 milyar dolar kazandık. ÖSYM sınavlarında derece yapan öğrencileri devlet maddi manevi koruma altına alarak yazılım gibi alanlara teşvik etmelidir.

13- İthal ürünlerin üzerindeki mali yükler arttırılarak fiyatları pahalılaştırılabilir. Böylece iç piyasada ithal ürünlere ilgi azaltılarak ithalat kısıtlanabilir.

14- Milli ekonomi modeli oluşturulmalı ve vatandaşlarda bu konuda bilinç oluşturulmalıdır.

16- Futbolculara ilave vergi getirilmeli ve spor kulüplerimizi tembelliğe itmemeliyiz

17- Halk olarak biz de gelecekte daha iyi günler için fedakarlık yapmalı, devletimizin çizdiği rotada daha çok çalışmalı ve devletimizin yanında yer almalıyız.

 

Yunus Emre BÜYÜKBASMACI

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz