Twitter Facebook Linkedin Youtube

ABD’NİN DIŞ POLİTİKASINDA ETKİLİ SAPIK BİR MEZHEP: “EVANJELİZM”

Evanjelizmin sözlük anlamı, kutsal kitaba yönelmektir. Kelimenin kaynağı Yunancada “iyi haber” veya “müjde” anlamına gelen “Evangelion”dur. Ancak bugün için Evanjelizm, Amerika’daki Hıristiyan toplumunun en tutucu ve radikal kanadını ifade eder.

Evanjelizm, ilk kez Protestan Reformu sırasında Luther ve onun bağlıları için kullanılmıştır. Ancak bugün için Evanjelizm, Amerika’daki Hıristiyan toplumunun tutucu kanadını ifade etmektedir. Yahudilere ve Siyonizm’e olan ilginç bağlılıkları ise Evanjelikleri Hıristiyan dini içinde oldukça farklı bir yere oturtuyor. Evanjelikler, Eski Ahit’in; Yahudilerin ‘Tanrı’nın Seçilmiş Halkı’ olduğu, Kutsal Toprakların Yahudilerin malı olduğu, Yahudilerin Mesih’in gelişi ile birlikte bir dünya egemenliğine ulaşacakları gibi kehanetlerini tamamen kabul ederler. Bu konuda kendilerine düşen en büyük misyonun ise Yahudilerin egemenliğine destek olmak olduğunu düşünürler. Bu bakımdan bir nevi Hıristiyanlık ve Yahudiliğin karışımından meydana gelen ve Protestanlığın bir alt mezhebi olan Evanjelistlere “Siyonist Hıristiyanlar” da denmektedir.

Evanjelizmin gelişim süreci

Hıristiyan Siyonizm’i olan Evanjelizmin kökenleri 17. yüzyıl İngiltere sindeki isyankâr püriten küçük burjuvaziye kadar uzanır. Bunlar, Katolik kilisesini tanımadıkları gibi, İngiltere’deki yarı-Katolik Anglikan kilisesinin hâkimiyetini de kabul etmiyorlardı. Dünya üzerindeki hiçbir kralı tanımayan bu Protestanlara göre, gerçek kral olan Mesih İsa, kıyametten önce geri gelecek ve Tanrı’nın dünya üzerindeki krallığının başına geçecekti. Bunun için kendisine inanmayanlarla savaşacak ve hepsini yok edecekti.

Püritenliğin en önemli özelliği; Martin Luther ve Calvin’in başlattığı “Eski Ahit’e yönelme” hareketini daha da radikal bir çizgiye götürmesi ve Eski Ahit’i yani Tevrat’ı neredeyse inançlarının tek kaynağı haline getirmeleri olmuştu. Zaten Evanjelizm adını ilk kullanan kişi de Reform hareketinin lideri Martin Luther’dir.

İngiltere’de baskı gören bu püritenlerin önemli bir kısmı “yenidünya Amerika’ya göç etti. Kendilerini, İsa Mesih’in geri döneceği ortamı hazırlamak üzere Tanrı tarafından seçilmiş bir grup olarak görmeye başladılar.

Amerika da onların vaat edilmiş topraklarıydı. Ama ilk başlarda Amerikan siyasetine, protestan Amerikalıların yayılmacılık doktrini olan ve 19. yy’ın başlarında batıda Kaliforniya’ya, güneyde Teksas’a doğru yayılmanın ideolojik, mistik ve ahlaki altyapısını oluşturmuş olan “Manifest Destiny” (“Tanrı’nın öngördüğü” anlamına gelir) doktrinine katkı yapmak dışında fazla etkileri olduğu söylenemez. Çünkü Washington eliti çoğunlukla seküler aydınlardan oluşmaktaydı. ABD, II. Dünya Savaşı’na kadar da içe kapalı politikaları benimsediğinden dünya siyasetinde de pek fazla etkileri olmadı. Politika ve Washington yönetimiyle araları genellikle soğuktu Evanjelistlerin.

1. Dünya Savaşı sonrası ise Nixon ile yavaş yavaş politikaya ısınmaya başlayan Evanjelist taban, asıl uyanışını ise Reagan döneminde gerçekleştirdi. Clinton döneminde bir miktar geri planda kalsalar da, kendisini “Tanrı’nın kelamını dünyaya getiren adam”, Beyaz-Anglo Sakson-Protestan (WASP) Amerikalıları da  “Tanrı’nın seçtiği halk” olarak tanımlayan ve İncil kehanetlerine inanan oğul Bush döneminde Neo-conlarla kol kola tekrar sahneye çıktılar. Bugün Evanjelistlerin, ABD’nin ulusal ve uluslararası politikalarını etkileyecek güçte olduğu tartışılmaması gereken bir gerçektir. Bush ve Neo-conlar’ın yaşama geçirmeye çalıştıkları GOP’un (Genişletilmiş Ortadoğu Projesi), Evanjelistlerin “Yahudilere vaat edilmiş topraklar” ve “Armageddon Savaşı” inançlarıyla birebir ilintili olduğu dikkat çekmektedir.

Evanjelistler dünya çapında güçlü televizyonlardan, gazete ve yayınlardan, internet sitelerinden, video oyunlarından, sinema sektöründen ve kurgu-bilim romanlarından yararlanarak misyonerlik yapmaktadırlar. Bunun neticesinde Amerika’daki Evanjelist Protestanların sayısında ciddi bir artış gözlenmektedir. Evanjelistler 1987’de Protestan nüfusun yüzde 41’lik bir dilimini oluştururken, 2004’e gelindiğinde bu oran yüzde 54’e ulaşmıştır. Nüfusu 300 milyonu bulan Amerika’da Evanjelistlerin sayısı 100 milyonu aşmıştır. 1950 yılında tüm dünyadaki sayıları 4 milyon kadarken, 2004 yılı rakamlarına göre 500 milyonu aştıkları görülüyor.

Evanjelik inanca göre; Tanrı’nın Evanjelik Protestan Hıristiyanlar için olan uhrevi (cennetle ilgili) ve Yahudiler için de dünyevi (yeryüzüyle ilgili) olmak üzere iki planı vardır. Öteki dinlere mensup insanlar ise Tanrı için önem taşımazlar. Tanrı’nın Yahudilerle ilgili planı gereği Yahudiler, vaat edilmiş topraklara dönüp Büyük İsrail’i kuracak ve dünyaya egemen olacaklar. Evanjelikler ise bu  plana destek olacaklar ve kendileri için kurtuluş ahrette gerçekleşecektir. Eski Ahit (Tevrat ve Zebur) ve Yeni Ahit (İncil)’ten oluşan Kitabı Mukaddes’e göre, İsa Mesih’in yeryüzüne yeniden inebilmesi için Yahudilerin, “Kenan Diyarı” olarak da adlandırılan ve kendilerine Tanrı tarafından vaat edildiğini iddia ettikleri topraklarda toplanmış olması gerekmektedir.

Evanjelist Hıristiyanların Yahudilere ve İsrail’e duydukları muazzam sempatinin ve Evanjelizm-Siyonizm ittifakının kaynağı işte bu inanıştır. Mesih geldiğinde Yahudiler ve Evanjelikler bir yanda, bunların haricindeki diğerleri ise bir yanda olacak ve iki taraf arasında büyük bir savaş, yani “Armageddon Savaşı” yaşanacak ve Hz. İsa önderliğindeki Yahudiler ve Evanjelikler savaşı kazanarak dünya egemenliğine ulaşacaklardır.

Neresinden tutsanız sapkınca ve tutarsız olan bu inanışa göre; İsa, yeniden yeryüzüne geldikten sonra Armageddon (İbranicede Megiddo Tepesi anlamına gelir ve İsrail’de Kudüs’ün güneyinde Megiddo Ovası vardır) Savaşı’nda Deccal’ı ve ordusunu yenecektir.

Ancak İsa’nın yeryüzüne dönebilmesi için gelişini tamamlayacak alametlerin tamamlanması gerekmektedir.

Vuku bulacağına inanılan yedi aşama şunlardır:

1. Yahudilerin Filistin’e geri dönmeleri (Hitler’in zulmünden kaçarak Filistin’e dönen Yahudilerin, 1948 yılında İsrail Devletini kurmaları ve ardından 1967 yılında Kudüs’ün tamamını ele geçirmeleri, Evanjelik Protestanlar tarafından Mesih’in gelişinin yaklaştığına dair güçlü ipuçları olarak değerlendirilmektedir.)

2. Büyük İsrail’in kurulması (“Büyük Ortadoğu” veya “Genişletilmiş Ortadoğu” olarak adlandırılan proje çerçevesinde Irak ve Afganistan’ın işgal edilmesi, İran ve Suriye’yi de işgal etme planları ve Irak’ın kuzeyi ile Güneydoğu Anadolu bölgemizi içine alan bir Kürt devleti kurma hazırlıklarını da bu çerçevede değerlendirebiliriz.)

3. Yahudiler de dahil olmak üzere tüm dünya uluslarına İncil’in “müjde” olarak vaaz edilmesi (Misyonerlik faaliyetleri bununla bağlantılıdır. Rice Üniversitesi sosyoloji profesörü William Martin’e göre, “yabancı memleketlerde faaliyette bulunan Protestan misyonerlerin yaklaşık yüzde 90’ını Fundamentalistler ve Evanjelikler oluşturmaktadır.”)

4. Yedi yıl sürecek olan felaket dönemi (Türbülasyon veya Kaos olarak da adlandırılan bu dönemde Yecüc Mecüc Orduları tarafından İsrail işgal edilecek ve ABD ile İngiltere İsrail’in yardımına geleceklerdir. Acaba bu inanıştan yola çıkarak ABD ve İngiltere, İsrail’in yardımına kolayca koşabilmek için Kıbrıs’ı üs olarak kullanıyor olabilir mi?)

5. Hz.İsa’nın ikinci kez dünyaya gelişi

6. Armageddon Savaşı

7. Kıyametin kopması ve İncil’e ve İsa Mesih’e iman edenlerin cennete yükseltilmeleri.

Kaynak: On5yirmi5.com

 

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz