Twitter Facebook Linkedin Youtube

“BALKANLARIN STRATEJİK ÖNEMİ VE BALKAN ÜLKELERİNDE SON DURUM” BAŞLIKLI SÖYLEŞİMİZ GERÇEKLEŞTİ

Merkezimizce düzenlenen okuyucularımıza açık etkinliklerin 84’üncüsü, 24.Dönem İzmir milletvekili ve Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı Sn. Rıfat SAİT’in sunumu ile “Balkanların Stratejik Önemi ve Balkan Ülkelerinde Son Durum” başlıklı bir söyleşi şeklinde gerçekleşti.

Sayın SAİT’e bilgilendirici sunumu için teşekkür ediyor, söyleşiden bazı notları okuyucularımızın istifadesi için aşağıda sunuyoruz.

SÖYLEŞİDEN NOTLAR:

Balkanlar, 80 milyonluk nüfus ile adeta yanı başımızda ikinci bir Türkiye gibidir ve Türkiye ile Avrupa arasında stratejik bir köprüdür.

Balkanlar, Türkiye için ekonomik açıdan çok önemli bir bölgedir. Türkiye’ye komşu olması nedeniyle ihracatta en büyük gider kalemi olan lojistik ve navlun giderleri çok düşüktür.

Balkan ülkelerinden bazıları ile Rusya ve ABD arasında vergi indirimi ve benzeri ticaret kolaylıkları bulunmaktadır. Türkiye Balkan ülkeleri ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları imzalanmıştır. Ancak Kosova, Türkiye ile imzaladığı çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasını hala imzalamamıştır ve birçok ürünü Sırbistan’dan ithal etmektedir.

Türkiye, Kosova ve Karadağ menşeli firmalar kurarak ABD ve Rusya’ya daha kolay ihracat yapabilir.

Balkanlardaki Türk varlığı, bilindiğinin aksine Osmanlı öncesine dayanmaktadır (Peçenekler ve Kumanlar gibi)

Ankara Savaşı sonrasında yaşanan Fetret Döneminde Balkanlar olmasaydı, Osmanlı Devleti yok olabilirdi.

Balkan Savaşları öncesinde nüfusun %40’ı Müslüman idi.

Balkanlarda 2 milyonun üzerinde Türk yaşamaktadır. Ancak Türk nüfusla ilgili net rakamlar yoktur. Sayım, ilgili ülkelerin işine gelmemektedir. En fazla Türk nüfus, yaklaşık bir milyon ile Bulgaristan’dadır. Bulgaristan nüfusunun altıda biri Türktür. Buna Müslüman Pomaklar da eklenince Müslüman nüfusun Bulgaristan siyasetinde ne kadar etkili olabileceği aşikardır.

Balkanlardaki Türk nüfusun yanında Boşnak, Arnavut ve Pomak gibi akraba toplulukları da hesaba kattığımızda, Balkanların Türkiye açısından önemi ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Dışişleri Bakanlığında Arnavut, Boşnak ve Pomak Masaları kurulmalıdır.

Balkanlar’da yapılacak görevlendirmelerde liyakat esas olmalı ve objektif esaslar belirlenmelidir. Bu ülkelerin dillerini, tarihlerini, sosyolojilerini ve kültürlerini bilen, samimi ve çalışkan kişiler tercih edilmelidir.

Bu ülkelerde yapılacak görevlendirmelerde liyakat sahipleri yerine belli grup, cemiyet veya cemaatlerden kişiler seçildiği takdirde, ülkemizin Balkanlarda yaşayan Türk ve akraba topluluklarla bağlarının kuvvetlenmesi mümkün olmayacaktır.

Arnavutluk’ta bir Çin Mahallesi bulunmakta ve onbinlerce Çinli yaşamaktadır. Çinliler Balkan ülkeleri ile ticareti bu kadar artırırken biz zayıf kalıyoruz.

Kosova’da Almanların işlettiği Avrupa’nın en büyük altın madeni bulunmaktadır. Ayrıca ABD’nin uzaydan bile gözüken, çok büyük bir askeri üssü bulunmaktadır. Bu üssün altında uranyum madeni olduğu söylenmektedir. Kosova’da son dönemde kanser vakaları çok artmaktadır ve bunun nedenin uranyum madeni olabileceği söylenmektedir.

Balkanlarda milliyetçilik çok üst düzeydedir. Bu nedenle kendi aralarında önemli sorunlar bulunmaktadır. Fransızların literatüre kazandırdığı Balkanizasyon (böl, parçala ve yönet) kavramı, Fransızların Balkanlara şırıngaladığı milliyetçilik mikrobunun bir sonucudur.

Balkan toplumları, Osmanlı Devletine önyargılı bakıyorlar. Türkiye’den bir abi olmasını değil, işbirliği yaptıkları bir ortak olmasını bekliyorlar.

Balkanlarda Selefilik ve FETÖ gibi tehlikeli dini akımlar yayılmaktadır. Balkan ülkelerinden 20 binin üzerinde IŞİD’e katılım olduğu söylenmektedir.

FETÖ, Kosova, Arnavutluk ve Makedonya’da etkilidir. Kosova Başbakanının oğlu, FETÖ okuluna gitmektedir.

Balkanlarda FETÖ’nün ne kadar kötü bir yapı olduğunu anlatmakta zorlanıyoruz. Balkan ülkelerinde hala FETÖ’ye sempati ile bakanlar daha fazla.

Selefiler, Balkan toplumlarının ekonomik sıkıntılarını ve fakirliklerini kullanarak propaganda yapmaktadırlar.

Balkanlara yönelik daha sağlıklı politikalar geliştirilmesi için Türkiye’de Balkan Aktivite Havuzu ve Balkan Sivil Toplum Kuruluşları Ağı kurulmalıdır.

SÖYLEŞİDEN KARELER:

 

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz