“KIBRIS DAVASI VE KKTC’DE SON DURUM” BAŞLIKLI SÖYLEŞİMİZ GERÇEKLEŞTİ – Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi – SASAM
Twitter Facebook Linkedin Youtube

“KIBRIS DAVASI VE KKTC’DE SON DURUM” BAŞLIKLI SÖYLEŞİMİZ GERÇEKLEŞTİ

Merkezimizce düzenlenen okuyucularımıza açık etkinliklerin 83’üncüsü, SASAM KKTC Temsilcisi Mahmut TOPRAK’ın sunumu ile “Kıbrıs Davası ve KKTC’de Son Durum” başlıklı bir söyleşi şeklinde gerçekleşti.

Sayın TOPRAK’a bilgilendirici sunumu için teşekkür ediyor, söyleşiden bazı notları okuyucularımızın istifadesi için aşağıda sunuyoruz.

SÖYLEŞİDEN NOTLAR:

-Kıbrıs’ta 50 yılı aşkın süredir devam eden müzakerelerden sonuç çıkmıyor. Rum tarafı müzakere masasının kurulması için istekli görünüyorlar ama uzlaşmadan geri kalkıyorlar. Ardı arkası gelmez tavizler istiyorlar ama kendileri hiç adım atmıyor. Rum tarafının nihai hedefi adadaki Müslüman Türk varlığını silmek, Girit gibi Kıbrıs’ı da Yunanistan’a bağlamaktır. Adada hala Enosisi gerçekleştirmek isteyen EOKA terör örgütü zihniyetinde insanlar var. Güney’e geçen KKTC vatandaşları zaman zaman saldırıya uğramaktadır.

-Rumlar müzakere ve anlaşma hedeflemiyorlar. Uluslar arası alanda “Kuzey istilaya uğradı, Kıbrıs Türk’ü yok, Türkleştirilmiş Kıbrıslı var” diyorlar. Rumlar müzakere sürecine bir tiyatro olarak bakıyorlar. Türkiye adadan askerini tamamen çeksin diyorlar ama Yunanistan’ın asker çekmesini öngörmüyorlar. “Türk askeri adadan çıksın, Rumlara araziler verilsin, Hristiyanlara dini mekanlar verilsin” diyerek müzakere olmaz.

-KKTC kamuoyu ile Türkiye kamuoyu arasına nifak tohumları atmak için maalesef sistematik propaganda yapılıyor. Ara bozmak isteyenlerin sesi daha çok duyuluyor. Kardeşliğimiz zedelenmek isteniyor. Bunlara prim vermemek lazım. 99 Marmara Depreminde Kıbrıs Türkleri “paramız yoksa da kanımız feda olsun” diyerek hastanelere akın etti. Kıbrıs Türkleri Türkiye’yi çok sever ve Anavatan derler. Türkiye’nin yapması gereken, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıs Türkünü yalnız bırakmamaktır, bir kaç tane çatlak sese itibar etmemektir.

-Kıbrıs Türkünün özünde en başta Türkiye sevdası vardır. Kıbrıs Türkünü yanlış tanımamak lazımdır. Bizi birbirimizden uzaklaştırmak isteyen dış mihraklar fitne tohumlarıyla kirli oyunlar kuruyorlar. Siyasi düzeyde konuşulanlar ile aydınlar arasında konuşulanlar ve halk arasında konuşulanlar farklıdır. Yüzyıllardan beri din değiştiren hiçbir Kıbrıs Türk’ü yoktur. İslam dininden ayrılmazlar. Dindar ve mutaassıp insanları çoktur, İslamiyete bağlıdırlar. KKTC’de milliyetçi duygular güçlüdür. Siyasal Türk Milliyetçiliğinin efsanevi lideri Alparslan Türkeş bile Kıbrıs’ta doğmuştur.

-Türkiye ile KKTC arasında 2011 yılında kıta sahanlığı anlaşması yapılmıştır ancak ilginçtir ki bu konuda taraf olmayan Lübnan dahi kalkıp “bu anlaşmayı tanımıyoruz” diye parlamento kararı almıştır. Doğu Akdeniz’de hesaplar çok karışıktır. Barbaros başta olmak üzere Türkiye’nin sismik araştırma gemileri faaliyetlerine devam etmelidir. Bir şey bütün bütün elde edilemezse de bütün bütün terk edilmez.

-2004 yılında yapılan Annan Planı halk oylamasında, Türk tarafı %65 evet demiş, Rum tarafı ise %76 hayır diyerek planı reddetmiştir. Bu durum Türk tarafının elini masada güçlendirmektedir. Rumların hakları varsa Türklerin de hakkı olduğu unutulmamalıdır.

-Rum’un arkasında Yahudi vardır. İsrail adaya 20 bin komando yerleştirmek istemektedir. Limasol’da küçük İsrail kurma planı vardır. Adanın çevresindeki doğal kaynakları sömürmek için enerji güvenliği bahanesiyle Türkiye ve KKTC’nin aleyhinde adımlar atmaktadır. Rum tarafında hızlı bir silahlanma var. S-300’leri var, S-400 almak istiyorlar.

-Rum tarafının nüfusu 10 yılda iki katından fazla artarak 1,5 milyona çıkmıştır. Bunda en önemli faktör vatandaşlık verilmesidir. 110 bin Kıbrıs Türkü de AB vatandaşlığı için Rum tarafının vatandaşlığına geçmiştir. KKTC ise Kıbrıs’ta doğup büyüyen Türk çocuklarına bile vatandaşlık vermeye yanaşmamaktadır. Bu çocuklar Kıbrıs’tan çıksa geri girememektedirler. Rum kesimi herkese vatandaşlık dağıtarak nüfusunu artırırken KKTC yönetiminin bu tutumu makul değildir. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türk tarafı ile Rumların nüfusu eşitlenmeli” hedefi isabetli bir tespit olmuştur.

-Türkiye’den adaya su gitmesi Kıbrıs’a hayat getirmiş ve dengeleri değiştirmiştir. Anamur’dan başlayarak deniz altından su götürülmesi, mimari bir harikadır. ( http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fatih-cekirge/balon-patladi-kibrisa-su-tasimasi-durdu-30343709 ) Süleyman Demirel’in projesi olan balonla su taşıma girişimi, 1999 yılında Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde balonların patlaması ve içme suyunun denize dökülmesi üzerine hezimete uğramıştır.

-Avrupa kurumları da Kıbrıs meselesinde Türk tarafına karşı çifte standartlıdır. Rum malları için AİHM’nin verdiği tazminat kararlarının çoğunu Türkiye’nin ödemesi, Türk tarafının iyi niyetini göstermektedir. Kıbrıs’ta çok büyük vakfiyeler var. Kıbrıs adasının yüz ölçümünün yaklaşık %35’i vakıf arazisidir.

-Kıbrıs’ta İngiliz etkisi göz ardı edilmemelidir. İngilizler Kıbrıs’ın her şeyini değiştirmek istemiştir. Trafiği, elektriği hatta selamlaşma usulleri bile farklıdır. İngiltere kendini sevdirmek için adaya entelektüel ve meslek sahibi adamlarını göndermiştir.

SÖYLEŞİDEN KARELER:

 

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz