Twitter Facebook Linkedin Youtube

TÜRKİYE’DEKİ IRAKLI SIĞINMACILAR

Ahmet Savaş MUMCU

SASAM Staj Programı kapsamında hazırladığım bu çalışma, ülkemize iltica eden farklı ülkelerden Arapça konuşan bireylere tercümanlık yaptığım uzun süre içinde edindiğim bilgilere,  yaptığım gözlemlere ve açık kaynaklara dayanmakta olup, bu bağlamda yayınlanan serinin üçüncü bölümünü oluşturmaktadır (1. Bölüm için buraya, 2. bölüm için buraya tıklayınız).

***

2014 yılından itibaren Türkiye’ye iltica talebinde bulunan Iraklı Mülteci sayısında artış yaşanmaktadır. Türkiye’de bulunan Iraklı sığınmacılar, gerek çoğunluk olarak kendi memleketlerinden kişilerin bulunması, gerek ise iş fırsatlarının daha fazla olduğu düşüncesi ile “Sakarya-Eskişehir-Samsun” gibi şehirlerde ikamet etmeyi tercih ediyorlar. Iraklılar içerisinde sığınmacılar dışında ülkemizde turistik ikamet belgesi ile bulunanların sayısı da oldukça fazladır. Özellikle bazı ailelerde çocukların ve annelerin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) kayıtları bulunurken, babaların ise turistik ikamet ile Türkiye’de bulundukları gözlemlenmiştir. Bunun sebebi, muhtemelen erkeklerin hala Irak’ta ticaret yapıyor olmaları ve sık sık Irak’a gidip gelmelerinin icap etmesidir. Ayrıca resmi yollar dışında kaçak şekilde Türkiye’de bulunan çok sayıda Iraklı da bulunmaktadır (genellikle Musul/El-Anbar gibi bölgelerden pasaport sahibi olmadan ülkemize girenler).

Öte yandan resmi olarak ülkemize iltica edip BMMYK tarafından belirli şehirlere dağıtılan Iraklıların önemli bir bölümünün zorunlu ikamet etmeleri gereken şehirler yerine, farklı şehirlerde yaşadıkları gözlemlenmektedir. Bu kişiler ayda birkaç kez BMMYK’nın ikametleri için belirlediği şehirlere gidip imza atmakta ve tekrar kaçak olarak ikamet ettikleri şehirlere dönmektedirler. Örneğin BMMYK kayıtlarına göre Kütahya’da ikamet etmeleri gerekirken Eskişehir’de kaçak yollarla bulunan mülteci sayısı çok fazladır.

Türkiye’ye iltica eden Iraklı ailelerin yapılarında sosyolojik olarak pek çok değişiklik gözlenmektedir. Baskı altında uzun seneler yaşamış olan Irak toplumu, Türkiye’ye geldiklerinde başta kadın-erkek ilişkileri olmak üzere pek çok konuda kendi ülkelerine kıyasla özgürlükçü bir ortamla karşılaşınca aile yapılarında çeşitli kopmalar meydana gelmektedir. Örneğin gençler, aile egemenliğinin dışına çıkmaya başlamışlardır. Uyuşturucu kullanımı artmış, gençler arasında çeşitli ahlak dışı ilişkiler gözlemlenmeye başlamış ve bu durum Irak’ta duyuldukça ilticaya ihtiyacı olmadığı halde özgür ortama kavuşmak isteyen pek çok Iraklı da Türkiye’ye yönelmeye başlamıştır.

Iraklı ailelerin yapısında meydana gelen bu sosyolojik değişimler ve genel olarak maddi açıdan iyi durumda olmaları, Türk halkının Iraklı sığınmacılara karşı “Bizim ülkemizde bizden daha rahat yaşıyorlar.” şeklinde bir algı oluşmasına neden olabilmektedir. Türkiye’ye iltica talebinde bulunan Iraklı sığınmacıların hemen hemen %95’inden fazlasının Iraktan aylık maaşları, Türkiye’ye havale edilmektedir; İltica talebinde bulunan ailelerin çocuklarının çoğu, Türk okulları yerine kendi ikamet ettikleri şehirlerde bulunan Iraklılara ait özel okullara yönelmektedirler. (Bu okulların ise yıllık fiyatları çocuk başına 2.000 ile 2.500 dolar arasında değişmektedir.)

Türkiye’deki Iraklı sığınmacıların çocuklarını Türk okullarına değil de Iraklılara ait özel okullara kayıt ettirmelerinin ardında çeşitli sebepler yatmaktadır. Bunların içerisinde en önemlisi; Iraklıların eğer BMMYK aracılığıyla başka bir ülkeye iltica edemezler ise (her ne kadar bunu inkar etseler de) kendi ülkelerine dönme düşünceleridir. Özellikle Irak’ın batı bölgelerinden gelen sığınmacıların daha fazla bu şekilde düşündüğünü gözlemledim. Deniz üzerinden Avrupa’ya kaçma olaylarının yaşandığı dönemlerde Avrupa’ya giden pek çok mülteci, şartların kendilerinin hesap ettikleri ve istedikleri gibi olmaması nedeniyle tekrar Irak’a dönmüşlerdir. Bunun altında Arap toplumlarının kendi geleneklerine bağlı olması ve Avrupa kültürüne ayak uyduramaması yatıyor olabilir.

Ancak bazı sığınmacılar, BMMYK aracılığıyla Türkiye dışına çıkamazlar ve uzun süre Türkiye’de bulunurlar ise (ki son dönemlerde uzun süredir Türkiye’de bulunan Iraklıların sayısındaki artış fazladır.) ikinci bir seçenek olarak Türk Vatandaşlığına başvurma düşüncesindedirler. Bu kişileri istikrarlı bir hayat istemektedirler. Türkiye’ye ilk geldiklerinde iltica başvurusu düşünüp daha sonra bu kararlarından dönen pek çok Iraklı bulunmaktadır. Bu kimseler, çoğunlukla Türkiye’de fırıncılık, telefon ticareti, yurtdışı havale işlemleri, sığınmacılara yönelik taşımacılık işlemleri ve emlakçılıkla meşgul olmaktadırlar.

Iraklı sığınmacılar arasında BMMYK başvurusu iptal edilip turistik ikamet belgesine başvuranların sayısı fazladır. Türk okullarına çocuklarını yazdıran sığınmacılar ise “çocuklarımız bu süreçte en azından bir dil öğrenirler” fikrini taşımaktadırlar. Türk okullarının Irak’ta denkliğinin verilmiş olması, pek çok Iraklıyı çocuklarını Türk okullarına yazdırma fikrine yönelmiştir. Fakat Türk okullarında okumaya başlayan Iraklı çocuklar, aile içerisinde Arapça konuşulması ve Türklerle etkileşimin az olması sebebiyle Türkçeyi kısa sürede öğrenemiyorlar. Maddi yardımlardan yararlanmak isteyen Iraklılar da çocuklarını Türk okullara yazdırıyorlar. Bu düşünceyle çocuklarını Türk okullarına yazdıran ailelerin sayısı çok değildir. Zaten bu niyetle Türk okullarına gönderilen öğrenciler isteksiz oldukları için okullara alışamamakta ve zorluk çekmektedirler.

Iraklılara Ait Özel Okullar

Türkiye’de bulunan Iraklılara ait özel okulları incelediğimizde, bu okulların küçük bir kısmının resmi olarak kabul edildiğini, bir diğer kısmının ise henüz gerekli izinlere ulaşamadığını görüyoruz. Bu okullar ciddi anlamda bir ekonomik girişimdir ve Türkiye bu okullar üzerinden vergi kazancı elde edebilir. Zira bu okulların kâr oranı oldukça fazladır. Okullarda Türk öğretmen bulunmasının bir zorunluluk olması ve bunun da işletmecilere ağır bir yük getirmesi nedeniyle Iraklılarca açılan özel okullar genellikle kayıt dışıdır. Dolayısıyla da kayıt dışı bu okullardan alınan diplomalar geçersizdir. Bu okulların denetlenerek resmi hale getirilmeleriyle, hem vergisel kazanç sağlanacak hem de öğretmenlerimiz için yeni istihdam alanları oluşturulacaktır. Bu okullarda Türkçe kurslarının açılması bile Iraklı çocukların topluma entegrasyonu açısından önemlidir (Her ne kadar STK’lar kurslar açtıklarını iddia etseler de herhangi bir kural olmadığı için sığınmacı çocukları kısa bir zaman için kurslara devam etmekte, daha sonra ise kursları bırakmaktadırlar; zorunlu bir ders olarak Iraklıların açtıkları okullarda öğretilmesi ise farklı bir etki oluşturabilir).

Iraklı Sığınmacıların İstihdamı

Ticaretle uğraşmayan Iraklı sığınmacılar, diğer sığınmacılar gibi ucuz işgücü olarak pek çok alanda çalışabilmektedirler. Çeşitli fabrikalar ve işletmeler, işçi ücretinden fayda sağlamak ve daha fazla iş getirisi sağlayabilmek için Iraklıları çalıştırabilmektedirler. Bunun yanında sayıları az olsa da İl Göç İdarelerinde, STK’larda ve Üniversitelerde çalışan Iraklı sığınmacılar da bulunmaktadır. İl Göç İdarelerinde genel olarak tercümanlık görevini üstlenirler. Fakat gözlemlediğim kadarıyla tercüman olarak istihdam edilen bu mülteciler arasında idarenin gözetimi dışında çeşitli ikamet işlemleri üzerine çalışan veya rüşvet karşılığında sığınmacıların şehirlerinde değişiklikler yapan (STK’larda çalışan kesim) kimseler bulunmaktadır. Bu noktada İl Göç İdarelerinde tercüman olarak istihdam edilenlere dikkat edilmesinde fayda olacağını düşünmekteyim.

Sığınmacılara yönelik çalışan STK’lar da sığınmacı çalıştırmaktadırlar. STK’ların sığınmacı çalıştırmadaki temel motivasyonları genellikle düşük ücret ödemek değil, eğer gayrı resmi veya kanun dışı iş yapıyorlarsa sığınmacıların bu durumu yetkililere bildir(e)meyeceklerini bildikleri içindir. (Örnek olarak bir STK yetkilisinin BMMYK dosyalarında yapabileceği bir oynama, şayet sığınmacı tercüman tarafından bilinse bile bir itiraz çıkmayacaktır. Zira Mülteci kendisi için bir iş bulmuştur ve kanun dışı yapılan faaliyetler kendisini ilgilendirmemektedir.)

Üniversitelerde çalışan (okutman olarak) sığınmacılar ise genellikle bu pozisyonlarını kullanarak Türk Vatandaşlığını almayı amaçlamaktadırlar. Ancak sığınmacılar içinde rüşvet karşılığı Irak, Hindistan ve Rusya üzerinden lisans ve yüksek lisans diploması sahibi pek çok akademisyen bulunduğu unutulmamalıdır.

Iraklı sığınmacılar içerisinde fakir olanların oranı oldukça azdır. Genel olarak maddi imkanları iyi olan Iraklı sığınmacılar, Türk Halkı gibi yemek, giyim vb. sosyal aktivitelere zaman ayırmakta ve elde ettikleri maddi gelirleri harcamamak ve biriktirmek için çaba göstermektedirler. Bazı sığınmacıların ihtiyaçları olmadığı halde farklı yardım kurumlarından istifade ettiklerine de şahit oldum. Örneğin Kızılay tarafından Iraklı sığınmacılara bağlanan aylık (kişi başı 100 lira) maaş kartlarının bazı mülteciler tarafından ülkelerine dönmeden önce başka mültecilere satıldığına şahit oldum.

Iraklı sığınmacıların Facebook üzerinde kurmuş oldukları pek çok gruplar vardır. Her şehirde mutlaka bir Facebook grubu bulunmaktadır ve insanlar bu gruplar üzerinden alım-satım ev/araba kiralama-satma işlemlerini gerçekleştirmektedir. Bu gruplar üzerinden kanunsuz yollarla yardımlar dağıtan veya misyonerlik faaliyetleri yürüten kurumlara da rastlanmaktadır.

Irak toplumu, aileler arasında etkileşimin fazla olduğu bir kültüre sahiptir. Aynı şehirde bulunan mültecilerin büyük çoğunluğu birbirlerini tanırlar. Bu sebeple çeşitli aileler veya gruplar hakkında bilgi toplamak çok kolay bir süreçtir. Bu özellik ise Türkiye’de herhangi bir iç güvenlik krizinin varlığı durumunda hızlı bir bilgi toplama işlemi yapılmasına imkân verebilir.

BMMYK dosyalarını ve İl Göç İdarelerindeki kayıtlarını kapatmadan Irak’a geri dönen iltica talebinde bulunmuş kimselere 5 yıllık Türkiye’ye giriş yasağı verilmektedir. Bu kişiler içerisinde ülkesine geri döndüğüne pişman olup tekrar Türkiye’ye geri dönmeye çalışanlar vardır. Bu kimseler son dönemlerde Suriye hattı üzerinden kaçak bir şekilde Türkiye’ye girmenin olanaksızlaşmasıyla çeşitli yollara başvurarak sınır kapısından yasadışı yollarla girmeye çalışmaktadırlar. Bu yöntemlerden biri; pasaport üzerindeki isim kısımlarında harf eksilterek veya eklemek, bir diğeri ise Türkiye’de bulunan kişiler aracılığıyla üniversitelerden sahte kabul belgeleri alıp Türkiye’ye girmeye çalışmaktır.

Iraktan gelen her sığınmacının mağdur olduğu düşünülmemelidir. Şu anda Türkiye’de çok sayıda Iraklı sığınmacı bulunmaktadır ve bunların çoğu Suriyeli ve Afganistanlı sığınmacıların aksine Türk Halkının ortalama yaşam kalitesinin üzerinde bir yaşam sürmektedirler. Türkiye’de pek çok ev satın alan ve/veya otobüs alıp şehirlerarası Mülteci/Turist taşıma ticareti ile uğraşan birçok Iraklı sığınmacı bulunmaktadır. Bazı Iraklı sığınmacılar da maddi imkânları çok iyi olduğu için hiçbir iş yapmadan 5-6 sene Türkiye’de rahat bir hayat yaşayabilmektedir.

Durum böyle olunca aklımıza doğal olarak şu soru geliyor; “Öyleyse bu insanlar neden ülkelerini bırakıp Türkiye’ye geliyorlar?” Özellikle Irak’ın Batı bölgelerinden gelen insanların çoğunun gelenek ve kültürlerinin DAEŞ anlayışı ile uyumlu olduğu ve bu grupların bölgelerinde DAEŞ’e destek oldukları, hatta bazılarının bu örgütün üyesi olup para karşılığı kaçak yollarla Türkiye’ye ulaştığı yolunda bilgiler edindim. Benzer bir durumu Şii Mezhebinin etkisi altında olan Irak’ın güney bölgelerinden gelen Iraklı sığınmacılarda da görmek mümkün. Bu kişiler de benzer şekilde dini gerekçelerle Haşd-i Şaabi gibi Şii milislerden oluşan yapılara destek verenler ve hatta bu yapıların üyelerinden olabiliyor.

 

Ahmet Savaş MUMCU – SASAM Stajyeri
ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz