Twitter Facebook Linkedin Youtube

TÜRK GÖÇ YASALARI VE TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİLER KRİZİNİN GÜNCEL DURUMU: SURİYELİ MÜLTECİLER VEYA GELECEKTEKİ TÜRK VATANDAŞLARI

Mohammed Aldujayn

Bu araştırma makalesi, şu anda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere tüm Türkiye’ye dağılmış 3.000.000 insanı aşan Suriyeli mültecilerin güncel durumunun yanı sıra Türkiye’nin göç politikasını tartışmaktadır.[1] Makale, ayrıca Türkiye’ye göçün yakın geçmişini ve 1930’lardan beri 1967 yılındaki protokolüyle birlikte 1951 yılındaki Cenevre Sözleşmesinden 2014’ın sonlarında Göç Yönetimi Genel Müdürlüğünün (GYGM) kurulmasıyla günümüze kadar yıllar içinde bu durumun nasıl değişip geliştiğini açıklamaktadır.[2] Ayrıca, bu çalışmanın odağı, Türkiye’nin göç politikalarına dair yasal geçmişini sunmak ve bu politikaların etkinliğini keşfetmektir. Türkiye’de çok yüksek Suriyeli mülteci varlığını tanımlamak için kullanılan en yaygın ifade “misafirler”dir ve açık açık mülteci olarak adlandırmamıştır.  Yine dil engeli, iki taraf arasındaki iletişimi daha da zorlaştırmaktadır. Ancak, herhangi bir nedenle çok yüksek sayıdaki yabancılara ev sahipliği yapan yerel toplum; yeni gelenler, sosyal gerilim, yabancı düşmanlığı vb. için tehdit hislerini yaratabilir. Diğer taraftan, Türkiye’nin güney illeri, Hatay, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa ve Mardin’de ihracat ticaretinin yanında başta iş, ekonomi bakımından Suriyeli mülteci krizinin Türk toplumuna bazı olumlu çıktıları da vardır. Diğer taraftan yararları olduğu kadar, Türkiye sosyal, sağlık ve geçim merkezlerini işleme ve inşa etme, biyometrik kimlik kartlarını hazırlama gibi bir ulusal kayıt sistemini yaratma veya ülkenin güneydoğu kesimi civarındaki 23 kampta mültecilere ev sahipliği yapmanın masrafını karşılamak için çok yüksek tutarda para harcamaktadır.[3]

Suriyeli mülteci krizine yönelik Türk hükümetinin çabalarının karmaşıklığından dolayı, Türkiye hala göç politikaları geliştirmektedir ve 2011 ortasında Suriye krizinin başlaması ve binlerce Suriyeli sivil savaş göçmenlerinin gelmeye başlamasından beri buna hız verilmiştir. Türkiye’nin birkaç yıl önce Avrupa Birliğine katılmayı istediğinde,  üyeliğe dair Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında gelişen siyasi tartışmadan söz etmek gerekir. Türkiye geçmişte birçok mülteci için

Avrupa’ya kavşak olmasından dolayı bu tartışma nihai olarak, Suriyeli mülteci sorununu ve AB ülkelerine bir geçiş olma yerine ne ölçüde Türkiye’nin bir ev sahibi olabileceğini ele almalıdır.

Hem Türk vatandaşları hem de Suriyeli mültecilerin tepkilerini ve görüşlerini anlamak amacıyla, hükümet politikaları ve önerilen çözümler için ve her bir grubun birbirine derin hislerini keşfetmek için tasarlanan bir anketle bir araştırma geliştirilmiştir. Bu araştırmada daha sonra, toplanan sonuçlara dayalı olarak, Türk toplumunun bakış açıları ve Suriyeli mülteci perspektiflerini daha fazla açıklayacaktır. (Makalenin PDF formatına buradan ulaşılabilir. PDF dosyası için açılan sayfadaki linke tekrar tıklanması gerekmektedir.)

Literatür İncelemesi

Suriyeli mülteci krizine, birçok rapor ve araştırma makalesinde değinilmiştir. Bu alandaki öncü bilim adamlarından birisi, Türkiye’deki Koç Üniversitesinde göç merkezinin müdürü Ahmet İçduygudur, Türkiye’deki Suriyeli mültecinin yeniden tanımlanmasındaki zorunluluğunu düşünmektedir. Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsünde bir araştırmacı olan Soner Çağatay, Türk hükümetinin Suriyeli mülteciler konusunda iyi olduğunu ve konuya hakim olduğunu  tanımaktadır. Yine de, geleceğin artan Suriyeli mülteci sayısından dolayı daha da zorlaşacağını düşünmektedir.  Almanya Ulusal Güvenlik İşleri Enstitüsünün yayınladığı yakın son bir makale, Türkiye içinde veya ülke dışına taşınma özgürlüğü, sağlık ocaklarına serbest erişim, çalışma izni gibi Türk yasalarındaki birçok hızlı değişikliğe işaret etmektedir. Ayrıca, ya finansal olarak veya kriz yönetim deneyimlerini paylaşarak Türk makamlarıyla daha fazla uluslararası işbirliğine teşvik etmektedir. Çünkü, Türkiye, Suriyeli mültecilerin ihtiyaçlarını kendisi karşılayamaz. Bu araştırmadaki Suriyeli mülteci, Suriyedeki savaştan kaçan ve yasal veya yasadışı gelen ve hiçbir iltica statüsü veya ikamet izni olmayan birisidir. Mülteci yeni doğmuş olabilir, bu yeni doğanan bir vatandaşlık verilmezse, devletsiz olarak kabul edilier.

Ekonomik perspektiften, birçok rapor, Suriyeli krizinin, Türkiyenin ekonomik çıktısını olumlu olarak nasıl artırdığını belirtmektedir. Bölgesel Mülteci ve Esneklik Planı 2016-2017 adlı son bir rapor, Suriyelilerin Gaziantep’e gelişinin son yıllarda nerdeyse üç katına çıktığını saptamıştır.[4]Ancak araştırma esnasında, nelerin olduğuna dair veya akıllarındaki çözümlerde neler olduğuna dair Suriyelilerin neler düşündüğüne dair birçok anket yapılmıştır. Ancak, çeşitli çalışmalardaki çoğu anket, Suriyeli mültecilere dair Türk vatandaşlarının daha fazla negatif görüşünü belirtmiştir. Bu makale, aşağıdaki hususları saptamaktadır: bir, Türkiyenin göç politikasının bir tanıtımı. İki, sosyo-ekonomik, kültürel ve mevzuat seviyelerinde ev sahibi toplum üzerinde yüksek miktardaki Suriyeli mültecilerin etkisi hakkında bir değerlendirme ve daha derinlemesine bilgileri sunmaktadır. Üç, toplum içindeki sosyal gerilim ve yabancı düşmanlığı, sosyal uyuma dair bireysel algıyı keşfetmek/karşılaştırmak için hem Suriyeli mülteciler hem de Türk vatandaşlarına uygulanan bir anket aracılığıyla yürürülen araştırma yönteminin sonucunu vermektedir. Son olarak, bu araştırma, göç manzarasının geleceği ve çözümlerin yanı sıra entegrasyon kavramı açısından bazı sorunları, politika tavsiyelerini tartışmaktadır.

Türkiyedeki Suriyeli mültecilerin durumu çeşitli nedenlerle ilgiyi haketmektedir:

1- Ev sahini toplulumlar üzerinde mültecilerin artan etkisi:

Aralık 2015 itibariyle, Türkiye, 3,100,000’ı aşan sayıyla dünyada en yüksek sayıda Suriyeli mülteciye evsahipliği yapmaktadır.[5] Bu yüzden, gelecek yıllarda ev sahibi ülkenin başa çıkmak için çaba göstereceği olumlu veya olumsuz kaçınılmaz etkiler vardır. Yabancılarla evlilikler gibi sosyal sınıf değişiklikleri ve dil engelleri dahil ekonomik durum, okuryazarlık bakımından ev sahipliği yapan toplum üyeleri ile savaştan kaçan göç etmiş kitleler arasında fark vardır. Bu, yaşam maliyetinin yanı sıra ev sahibi toplumun demografisini etkileyecek ve düşük becerili sektörle ilgili olanlar başta olmak üzere iş piyasasında daha fazla rekabet yaratacaktır.

2- Türkiye Göç Sistemi:

Son yüzyılda cumhuriyetin kurulmasından beri, Türkiye, bölgesel olaylara göre hala gelişen bazı göç yasalarını düzenlemektedir. Örneğin, 1930’lardan beri, Türkiye, göç yasalarına dair bazı mevzuatları hazırlamış ve “Türk geçmişli ve soylu” olanları desteklemiştir.

Bu mevzuat asıl olarak, şuanda Balkan ülkeleri gibi Doğu Avrupa olarak bilinen önceki Osmanlı topraklarından çıkmaya başlayan göçler için olmuştur.[6]

3- Bölge için Sonucu:

Savaş bölgesinden gelen yüksek mülteci kitlesi Türkiyeyi etkileyecek ve Arap ülkleri gibi benzer kültürel geçmişe sahip olan tüm çevre ülkeleri kapsamına alacaktır. Bunun iyi bir örneği, (Filistinli mültecilere ek olarak) 1,000,000dan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Ürdün, 1.5000.0000 mülteciyi barındıran Lübnan ve 130,000 Suriyeli mülteciye evsahipliği yapan Mısırdır.[7] Bu, kalan mültecilerin büyüklüğü ve yasallığına dair siyasi tartışma veya ekonomik seviye konusunda tüm ev sahibi ülkeleri etkileyecektir.

4- Yükü paylaşma fikri:

Hiç bitmeyen Orta Doğu krizine bakılmakta ve mülteci kavramına daha fazla odaklanılmaktadır. Örneğin, Suriyeli mülteci krizinde 6,000,000 kişi, sınırdan çıkmış ve diğer 6,000,000 kişi de ülke içinde yerel olarak yerdeğiştirmiş insanlardır (IDP).[8] Bu Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi etkilenen  ülkeler arasında yük paylaşımı fikrini tetikleyebilir. Ancak, bu, husus, yükü paylaşabilecek ve kısa veya uzun vadeli olarak yardım sunabilecek uluslararası örgütler, hükümet ve sivil toplum örgütleri (STÖ) gibi daha geniş bağlama da uygulanabilir.

Türk Göç Politikasının Tanıtımı

Türk topraklarına doğru göçmenlerin akışı ne yenidir ne de şaşırtıcıdır. Önceden Osmanlı İmparatorluğunun eski yeri olarak, farklı dini geçmişten, Türk, Arap, Kürt ve İranlı dahil farklı etnik kökenden yüksek sayıdaki kitleleri barındırmıştır. Ancak, 1922 yılında modern Türkiyenin, resmi adıyla Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla, ülkenin, göç politikaları dahil kendi uluslararası ilişkileri ve tüm ulusal yasalar bakımından kendi vizyonu olmuştur. O zamandan beri, o zamanki Osmanlı toprakları olarj önceden bilinen diğer kısımlardaki Türk geçmişli ve Türk soyundan birçok insan, yeni modern Türkiyeye dönmeye başlamıştır. 1934 yılında, Türkiyenin ilk yasal belgesi, açıkça Türk soyundan her kim olursa yerleşmesine ve sonrasında bir vatandaşlık verilmesini açıkça destekleyen İskan Yasası olmuştur. Bu durum Türkiye’nin 1945 yılında Birleşmiş Milletler üyesi olmasına kadar devam etmiştir. O zamandan beri, Türkiye, göç politikalarına dair yasaları mevzuatına geçirmiş ve sözleşmeleri imzalamaya başlamıştır. Türkiye’nin ikinci belgesi, mültecilere dair 1967 yılındaki ek protokolüyle 1951 yılında imzalanan Cenevre Sözleşmesidir.[9] Cenevre Sözleşmesinin göç politikaları, mülteci olarak kabul edilme koşulunu coğrafi limitlere ve Avrupalı geçmişine dayandırmıştır. Ancak, Türk soyundan olmayanların gelişi yasa dışı olarak kabul edilmiştir. Daha sonra, 1980lerde, Türkiye, yasal sistemi içinde yabancıları  dahil etmeye başlamıştır. Bu çarpıcı değişiklik, küreselleşme süreci, başta Orta Doğu olmak üzere diğer birçok karşıklık ve ekonomik dönüşüm gibi birçok nedene bağlıdır. 1990ların başında, Türkiye ya Türkiyede kalmaya çalışan veya Avrupaya geçmek isteyen Afganistan, Doğu Avrupa ve Afrika ülklerinden gelen 5,000,000’dan fazla düzensiz transit göçmeni almıştır.

1990-1991’in başındaki kuzey Iraktaki şiddette, Türkiye, savaştan kaçan 500,000’den fazla kürdü almıştır.[10]Bu yüzden 1994 yılında Türkiye, 2013 yılında Yabancılar ve Uluslararası Koruma (LFIP) Yasasıyla değiştirilen ancak Cenevre Sözleşmesinin sınırlamalarını hala sürdüren İltica Yönetmeliğini hazırlamıştır (iki mevzuatın adları araında terminoloji farkına dikkat edilmelidir) Bu nedenle, bu insanların BM Mülteciler Yüksek Komiserliğince (UNCHR) mülteci olarak kabul edilmelerine rağmen Türkiyeye göç eden Avrupa geçmişliler bile mülteci değil Geçici Korumaya yetkili olmuşlardır. Geçici Korumanın uzunluğu hala belirlenmemiştir. 2000lerde,Türkiyenin ABye üye olma planlarıyla, gerekli şeylerden birisi, AB yöntmeliklerine uygun olarak göç ve iltica sistemini iyileştirmek olmuştur. Bu nedenle, 2003 yılında, Yabancıların Çalışma İzinleri Yasası (4817 nolu yasa), daha organize bir şekilde yabancıların işe girmelerini koylaştırmak için hazırlanmıştır.[11] Ayrıca, 2005 yılında, Türk hükümeti, yasalarını AB yasalarına uyumlaştırmada Türkiye için gerekli takvim ve aşamaları belirten İltica ve Göç Eylem Planını kabul etmiştir.

2011 yılındaki Suriye krizinin başlangıcından beri, birçok binlerce daha sonra onbinlerce kişi, Türkiyede kalmak veya Avrupaya taşınmak için göç yolculuklarına başlamıştır. Bu yüzden 2013 yılında, Türkiye, daha önemlisi Türk soylu olmayan insanları da içeren LFIP’I tasarlamıştır. Ancak 2014 yılında, mültecilerin akışı, kampların mülteciyi alma noktasını aşmıştır. Ekim 2014’de, Türkiye, yeni Geçici Koruma Yönetmeliğiyle birlikte göçmenler veya sığınmacı için tek yer olan Göç Yöntim Genel Müdürlüğünü (GDMM) kurmuştur.[12] Geçici Koruma oluşturma, Suriyedeki durum daha şiddetlendiğinden 2014 başında oluşmaya başlayan büyük kitlelerle başa çıkmaya yanıt  şeklindeki geçici bir çözümdü. Geçici Korumayla,  birçok sosyal ve sağlık merkezine ve biyometrik kimlik kartlarına erişime ek olarak bu prosedür, ülkede yasal kalma hakkının yanı sıra mülteciler için belgeleri işleme almada çalışma makamını daha belirgin hale getirmiştir.

Türklerin Mülteci Krizini Yönetimi

Yıllar önceden şiddetli huzursuzluğun olduğu Suriye ve Irakla 1300 km. (800 mil)den fazla sınırı olan Türkiye ve Orta Doğudaki hiç bitmeyen savaşlar ve ayaklanmalar bu soruna neden olmuştur. Ancak komşu Suriye, (daha sonra açıklanacak) ithalat-ihracat işi gibi iyi zamanlarda veya Türkiyede kalmak veya Avrupaya geçiş için kullanmak üzere milyonların kaçmasına neden olan huzursuzluk gibi kötü zamanlarda Türkiyeyle daha bağlantılıdır. 2009 yılında,  iki Türk örgütü Türk Kızılayının (TRC) yanı sıra, İnsai Yardım Vakfının yardımıyla şu anda tümü Türkiyenin güney bölgesine yayılmış 23 mülteci kampınun tamamından sorumlu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), 2009 yılında Türkiyede kurulmuştur.[13] Hem AFAD hem de IHH, mültecileirn kayda geçirilmesini yönetmek için bazı uluslararası örgütlerin az yardımıyla, Suriyeli mültecilerin acil ihtiyaçlarını karşılamak için kamplarda tıbbi ve sosyal bakım sağlamaktadır. Daha sonra, 2014 yılında Türkiye, sığınmacıların sorunlarını ele alan tek hükümet kuruluşu olan GDMM’yi kurmuştur. 2015 yılının ortasında başlamasına kadar, uluslararası toplumun yalnızca %3’ünü karşıladığı 5 milyar doları aşan bir maliyetle hem kamp içi hem de kamp dışında her bakımdan Suriyeli mülteci kriziyle uğraşan yalnızca Türkiye olmuştur.[14]  Ancak şu anda Türkiyedede akredite edilmiş 139 uluslararası STÖ (sivil toplum örgütü) vardır.[15]

Bu örgütlerin tümü Türk hükümeti kuruluşlarıyla birlikte çalışmaktadır, ancak Türk olmayan örgütlerin hala, GDMM tarafından yönetilen merkezi mülteci sistemine erişmede bazı güçlükleri vardır. Bu nedenle, mülteci bilgileri veya statüsüne dair gelecekteki herhangi bir yardım için GDMM ile iletişm kurmaya gerek duymaktadırlar. Bu, Türk olmayan örgütlerin, Türkiye içinde tam bir özerkliği kullanamadığını kasteder. Ancak, son aylarda, bu örgütler,  çocuklar için okul, sağlık merkezleri kurma gibi işlerini yaparken biraz özgürlük kazanmaya başlamışlardır ve kampların içinde ve dışında mülteciler arasında farkındalığı ve servis sunumunu güçlendirmektedirler.

2016 Ocağının başlangıcında, Türkiye, uçakla veya deniz yoluyla ülkeye girmek isteyen tüm Suriyelilerin, ülkeye yasal olarak girmek için VİZEye başvurmasını gerektiren bir mevzuatı hayata geçirmiştir. Ancak, savaş zonundan Türkiye-Suriye sınırından gelen Suriyeli mülteciler, serbestçe girebilmektedir (Ancak, bazen sınırlar kapalıdır).

Göçmen Yasalarına karşı Gerçek Durum

Yasaları yapmak, kolay bir süreçtir ancak bunları uygulamaya geldiğinde, zor bir konu olmaktadır. Türkiyede şuanda Suriyeli mültecilerin statükosuyla karşılaştırıldığında yasalar ve göç politikalarına bakınca durum çok daha karmaşık görünmektedir. Türkiye’de aynı yılda sonraki GDMM ile birlikte 2014 Nisanından beri yürürlükte olan LFIP gibi göç politikalarındaki son değişikliklere kadar, 1951 yılındaki Cenevre Sözleşmesi aracılığıyla cumhuriyetin kurulmasından beri, birçok yasa ve yönetmelik kabul edilmiştir. Ancak, LFIP ve TP yönetmelikleriyle, şu anda belgelendirme, yasal dayanak ve resmi organizasyon açılarından Suriyeli mülteci kriziyle nasıl başa çıkılacağına dair meşruiyet oluşturulmuştur.

Bazı yasa ve yönetmelikler, uygulanmaz (veya anlamsız) görünmektedir, örneğin, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesine göre, binlerce Avrupalı olmayan mülteci olarak ülkeye girdiğinden, bu hususun güncel duruma uygulanamamasına rağmen, Türkiyeyi coğrafi sınırlamaya zorlamaktadır. Başta göç ve iltica yasaları olmak üzere uluslararası yasaların bazılarına benzeyen veya bunlardan alınan göç yasaları, Cenevre Sözleşmesindeki gibi küresel olarak birbirine bağlı olma eğilimi göstermektedir. Türkiyenin göç politikasına bakıldığında, 1930’lardaki (yalnızca Türk soyundan insanları destekleyen) İskan Yasası ve 1951’deki (yalnızca Avrupa menşeli insanlara yetki veren sınırlı yükümlülüğe sahip) Cenevre Sözleşmesiyle güncel küresel ve bölgesel güçlüklere uymayı güçleştiren iki yön arasında kalmış gibi görünmektedir. Tükiye şu anda milliyetçi mirasa dayanan eski göç politikası ile küreselci yörüngeye dayanan yeni dönem rotası arasında sıkışmıştır. Türkiye, güncel krizi akıllıca ele almak için hangi tipte göç politikasına uyum sağlayacağını henüz belirlememiştir.

İş yasaları hala gelişmektedir ve gelecekte daha da düzenlenmelidir. 2016 Ocak ayında, Suriyelilerin çalışma iznine başvurmasına izin veren Geçici Koruma altındaki İnsanlar için Çalışma İzinlerinin Sağlanması Yönetmeliği“ yeni bir yasa kapsamında geçirilmiştir. Bu yasayla, 6 aydn fazla kalan Suriyeli mülteciler, kayıtlı oldukları ilde „çalışma izni“ne başvurabilir. Ancak, işverenler, Suriyeliler için %10 kota sağlamalıdır. 16 Bununla birlikte, uygulama olasılığının yanı sıra özellikle Türk vatandaşları açısından bu yönetmelikler ve yasaların uygulamalarının daha da incelenmesi gerekmektedir. Bu büyük bir güçlüktür ve Türkiye’nin, “geçici korunan” veya Suriyeli mültecilerin çalışma statüsünü ele alması gerekmektedir. Türk hükümeti sürekli olarak yasalarını gözden geçirmektedir. 2013 Ocak itibariyle, Türk hükümeti, Suriyelilerin kayıtlı olması (geçici koruma) ve bu kişinin kayıtlı olduğu şehirde sağlık hizmetlerini almasına izin verilmesi koşuluyla tüm Suriyeli mültecilere kamu hastanelerinde ücretsiz sağlık hizmetini tanımıştır.[16]

Örneğin, Gaziantep şehrinde kayıtlı olan ve herhangi bir nedenle Ankarada olan birisi bu durumda, ücretsiz sağlık hizmeti alamaz çünkü bu kişi kayıtlı olduğu şehirde değildir. Bir aile üyesiyle kalma veya geçim amaçları için farklı yerelere taşınması gereken veya iş bulan bazı kişiler için bilgilerini düzeltmek hala zordur. Bu insanlar, çoğunlukla ücretsiz sağlık hizmetinden ve diğer ilaç indirimlerinden yararlanmamaktadır.

Suriyeli Mültecilerin Bağlamının bir İncelemesi

2011 yılı ortasında Suriyede kargaşanın başlangıcından itibaren, Temmuz başına kadar 8,000 Suriyeli, Türkiyenin Hatay şehri sınırları içinde korunmaya alınmıştır. 2012 başı itibariyle, Hatayda kayıtlı 15,000 yerdeğiştirmiş Suriyeli olmuştur. Kargaşa devam ettiğinden ve 2012 ortasında ateşkes yıkıldığından, Türkiyenin güney bölgesine her ay savaşın vahşetinden kaçan 20,000 Suriyeliyi almaya başlamıştır.

2012 yılının sonuna kadar, 170,000’den fazla kayıtlı mülteci olmuştur (ancak binlercesi kayıtsız olabilir).[17] Bu durum, kargaşa ve artan şiddetin, (İslam Devletinin ortaya çıkması ve ABD öncülüğündeki koalisyonun başlangıcının sonucu olarak) daha da kötüleşmeye başlamasından dolayı devam etmiştir. 2013 yılında, 400,000den fazla Suriyeli gelmiştir, 2014’de bir milyondan fazla Suriyeli girmiştir ve 2015 yılında toplam 600,000 Suriyeli giriş yapmıştır.[18]

2016 Temmuzuna kadar, son bir rapora göre, Türkiyedeki (kayıtlı olan) toplam Suriyeli sayısı şu anda, kamplarda kalan %10 ve kamplar dışında yaşayan %90 dahil 3 milyon’u geçmektedir.21 En yoğun Suriyeli nüfusu, başta sınır illeri olmak üzere Türkiye’nin güney kısmında bulunmaktadır:  1- Hatay, 2- Gaziantep, 3-Kilis, 4-Sanliurfa ve 5- Mardin (sonraki bölüm daha fazlasını açıklayacaktır). Kamp dışındaki sayıyla karşılaştırıldığında kamplarda az sayıda Suriyeli vardır, bu araştırmanın yazım gününe kadar 23 kamp vardır ve aşağıdakiler dahil 10 ilde bulunmaktadır:

Gaziantep, Kilis, Sanliurfa, Hatay, Osmaniye, Mardin, Adana, Adiyaman ve Maraş.[19]

Yukarıda verilen rakamlarla 1990’larda Iraktan gelen 500,000 mülteci deneyimine sahip olmasına karşın Türkiye yeni bir göç dalgası kriziyle karşı karşıyadır ancak karşılaştırıldığında Suriyeli mültecilerin sayısı kat kat daha yüksektir. Bu yüzden,  bu türden kriz Türkiye için hala yenidir ve şu anda dünyada (çoğu Suriyeli) en yüksek sayıda Suriyeli mülteciye sahiptir.[20]

Türkiyedeki Suriyelilerin Demografisi ve Sosyal Yapısı

Suriyeli sayısı şu anda Türkiye’deki tüm nüfusun %1’ini oluşturmaktadır.[21]Ancak Suriyelilerin demografik yapısına geçmeden önce Türkiye toprakları hakkında bazı bilgileri ve demografik rakamını sunmak önemlidir. Son bir kayda göre, Türk nüfusunun sayısı 76.5 milyonu geçmektedir. Toplam nüfusla karşılaştırıldığında Suriyeli sayısı, küçük görünmektedir. Ancak, Türkiye’nin tüm coğrafyasındaki çeşitli etnik yapıları ve bölümlere baktığımızda, Türk kökenliler yaklaşık %75’i temsil etmektedir bunu %18 Kürt kökenli, daha sonra %1 Arap kökenli izlemektedir ve geri kalan %7, Ermeni, Süryani, Azerbeycan kökenli gibi birçok küçük etnik yapıdan oluşmaktadır (2011 öncesi. Aşağıdaki dilim grafiğe bakın).[22]

Dilim grafik 1: 76.6 milyonluk tüm Türkiye nüfusunda köken yüzdesi-Türk-Kürt-Arap-diğer (örn. Ermeni, Süryani ve Azeri)

Çoğu Suriyelinin, güneydeki sınır illerinde kalması gerçeğinden dolayı, sosyo-ekonomik durumlarının yanı sıra bu illerin demografisine değinmek önemlidir. Hatay, ticaret ve tarımda gelişmiştir,  Gaziantep ve Kilis asıl olarak küçük fabrikalara ve kaçakçılık ticaretine bağlıdır, Şanlıurfa, zengin ekonomik ticarete sahiptir ve Mardinin, Irakla sıkı ekonomik bağları vardır. Bu ilker Türkiye nüfusunun %7.9’unu ve Türkiyenin ekonomik çıktısının yüzde 5’ini kapsamaktadır. Ancak, banliyölerinin yanı sıra şehirde kalan 300,000’den fazla Suriyeli mülteciye sahip İstanbul gibi büyük şehirlerde yüksek sayılar vardır.[23] Türkiyenin beş sınır ilindeki Suriyeli sayısı, Suriyelilerin sayısının yerel nüfusun sayısını aştığı daha yüksek rakamlara erişmiştir. Örneğin Kilis ilinde, nüfusun %56’sı Suriyelidir. Daha sonra bunu nüfusunun %10’u Suriyeli olan Gaziantep, %9.85 olan Şanlıurfa, %8.87 olan Haty ve son olarak yerel nüfusla karşılaştırıldığında %6.07 Suriyeli olan Mardin izlemektedir.[24] Yerel nüfusla karşılaştırıldığında Suriyeli sayısında, Türkiyenin  diğer dört güney ili Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardine kyasla yerel nüfusu nispeten küçük olduğundan Kilis birinci gelmektedir (lütfen aşağıdaki grafiğe bakın).

Grafik 1:Beş güney ilinde gelen Suriyeli mültecilerin yerel nüfusa yüzdesi (gelen mülteciler- yerel nüfus yüzdesi)

İktidar güçlü bir ülke olarak Suriyenin sosyal yapısı, Türkiye’de kalmayı seçen Suriye topluluğunu anlamakla ilgilidir. Suriyelilerin çoğu, Sunni Müslimdir ve Esat rejiminin temsil ettiği Suriyedeki iktidar gücü, Şii Müslüman kesimine bağlı Alevidir.  Bununla birlikte, Suriyeli aleviler Esada bağlı insanların çoğunun ikamet ettiği başta Damascus olarak Suriyede güvenli bölgede bulunmaktadır. Suriyeden kaçan insanların çoğu, Türkiyeye gitmektedir. Bunun sonucu olarak, bu gruplar asıl olarak ne siyasi olarak Esad rejimiyle ne de dini olarak Alevi taraftarlarıyla çok iyi geçinemeyen Suriyeli Sünni Müslimlerden oluşmaktadır.

Aleviler yalnızca Suriyede mevcut değildir ancak azınlık olarak Türkiye’de de mevcuttur ve bunların çoğu, son yıllarda yoğun sayıda Sünni Suriyeli mültecinin yerleştiği Hatay şehrinde ikamet etmektedir. Bunun sonucunda, bu, gelen Suriyelilerle yerel nüfus arasında çok gerilim yaratmıştır (sonraki bölümde açıklanacaktır).

Türkiye’nin Beş Güney İline Odaklanmak

1938 yılına kadar, başta Hatay olmak üzere Türkiye’nin güney kısımlarının bazısı, birçok Alevi Arap ve Ermenileri barındırmıştır, ancak yeni Türk Cumhuriyetinin ardından, bu alan Türk askerince Suriyeden ilhak edilmiştir. Suriyeyi manda altında tutan Fransızlar (batı ve kuzay bölgeler, gerisi İngiliz mandası altındaydı) buna itiraz etmemiştir.[25] (çoğunluğu Alevi olan) Araplar, Türkiyenin güney bölgesinde mevcuttur ve bunların çoğu Hatayda ikamet etmektedir. Türkiyedeki Türk (ve Kürt) ve Arap Alevilerin yüzdesi %15’e ulaşmaktadır.[26] Ayrıca, (ana dili Arapça olarak tanımlanan) Türkiyedeki Arapların sayısı hakkında 2007 yılında bir anket yapan, Türkiye istatistik araştırma merkezi KONDA’ya göre Türk nüfusunun %1.25’ini Arapların temsil ettiğini ve Türkiyedeki Suriyeli mültecilerin kesinlikle artan bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Türkiye’nin güney illerinin yapısı, demografik ve sosyal yapıdaki bazı değişikliklerle yüz yüze gelmektedir, Suriyeli mültecilerin akını öncesi ve sonrasında Arapların sayısının bir tahmini yapılmıştır. Son bir tahmine göre, Hataydaki en yüksek Arap temsili, %34’dan %38’e yükselmiştir. Hataydan sonra ikinci gelen Mardinde %21 olan Arap yüzdesi %24’e çıkmıştır. Üçüncü Şanlırfafa %13 olan Arap nüfusu %21’e ulaşmıştır. %1 Arabın yerleşik olduğu, güney bölgesinin en yüksek nüfusuna ve ülkedeki en büyük altıncı nüfusa sahip Gaziantepte, şu anda oranları %9u oluşturmaktadır. Son olarak %1’den %37’e fırlayan Arap sayısıyla demografik yapısında en çarpıcı değişim Kilisde görülmüştür.

Grafik 2: Suriyeli mülteci krizi sonrasında Arapların tahmini yüzdesi.(Suriye krizi öncesindeki Arap yüzdesi- Suriye krizi sonrası Arap artışının tahmini)

Bu güney illerine gelmeye başlayan Suriyeli akını gerçeği, (önceden bazı Alevi Araplara sahip) başta Hatay olmak üzee bazı gerilimleri yaratmıştır. Suriyeden bu Sünni Arap akını, Hatay’ın siyasi-dini dengesini değiştirmektedir. Çünkü Türk, Kürt ve Arap dahil Hatayın çoğu, Esad rejimine bir empatisi olan ve açık şekilde Esadı destekleyen Alevilerden oluşmaktadır. Yalnızca bununla kalmamaktadır, Hatay, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisine ve politikalarına ve Suriye konusundaki duruşuna karşı çıkan muhaliflerin kalesidir.  Bununla birlikte Hatay ili, ezici bir çoğunlukla muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisini (CHP) desteklemektedir.[27] Başta Hatay olmak üzere beş güney iline Suriyeli mültecilerin taşınmasından beri birçok olay meydana gelmiştir. Ankaradaki Türk hükümetini endişelendirmeye başlayan birçok saldırı ve istikrarsızlıklar gerçekleşmiştir. Hatayın 1.5 milyonu aşan toplam nüfusunun içinde, 400,000 -700,000’in Alevi olduğu düşünülmektedir, gelen Suriyeli sayısı, 133.331 civarındadır ve büyük kısmı, herzamankinden çok gerilim yaratan Sünnidir.[28] Bu türden bir gerilim durumu, saldırganların, bir Alevi STÖ’sü olan Türkiye Ehli Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfının başkanlığını yapan Ali Yeral’ın evine girmeye çalıştığı N:isan 2013’te meydana gelmiştir.[29] Diğer bir olay, Bir Arap Alevisine sözlü olarak saldırıldığı Ocak 2014’de, Hatayın bir şehri olan Antakya’da olmuştur. Başta Suriye ilişkilerine dair Türk hükümetinin duruşuna siyasi olarak muhalif olarak düşünülmesinin yanı sıra baskın olarak Alevilerin yeri olarak Hatay özel bir durumdur. Ayrıca Esat rejimini açıkça desteklemektedir ve yeni Sünni faaliyetlerinden süphelenmektedir. Bu Ankarayı etkilemekte ve farklı tedbirler almaktadır. Bu yüzden, ikamet izni verilen Suriyeliler, (yoksulluk ve güvenlikle ilgili endişe ve PKKnın dahil olmayı azalttığı) Şırnak ve Hatay dışındaki Türkiyenin diğer tüm illerine yeniden yerleşebilir.[30]

Türkiyedeki Suriyeli Mültecilerin Durumuna karşı Türk Toplumunun Bakışı

Sosyal değişikliklerin yanısıra demografik ve politik detayları ve Suriyeli mülteci krizine karşı Türkiyedeki göç formalitelerinin yasal tarihini sunmadan sonra, Suriyeli mültecilerin karmaşık varlığına ve geçim koşullarına daha yakın bir bakış sağlamak önemlidir. Ayrıca, Suriyelilerin varlığının Türk vatandaşlarını nasıl etkilediğinin yanında Suriyeli meselesine Türk toplumunun tepkilerini gözlemlemek de önemlidir. Önceden söz edildiği gibi, Türkiye’deki 3 milyon Suriyelinin %10’u, kamplarda kalmayı seçmiştir ve geri kalanı kampların dışında olmayı (şehirli mülteciler) seçmiştir. Son bir tahmine göre, Suriyeli mültecilerin %53’den daha fazlası 18 yaş altıdır ve krizin başlangıcından beri, tahminen 60,000 bebek Türkiyede doğmuştur.[31] Herhangi bir başka topluma giren birkaç milyonun her durumda konuk eden ve konuk edilen her iki taraf için bazı güçlükler çıkaracağı mantıklı olarak beklenir.Güçlükler ve etkiler, ev sahibi Türk toplumu ve konuk edilen Suriyeli mülteciler olarak iki tarafça da hissedilmektedir. Bu olası sorunlar, finansal istikrar ve ev için bir iş bulma gibi geçim koşulları ve yeni gelenlerin iskanında çıkabilir.

Ayrıca, eğitim, kültürel bağlantı ve gelecek beklentileri gibi diğer yaşam zorunlulukları da olabilir. Türkiye’de Suriyelilerin varlığı, kültür, normalar ve yabancılarla evlenme açısında yerel toplumunun yanında Türk aile yapısını da etkileyebilir. Suriyeli insanların güncel koşulları ve Türk toplumuyla ekonomik paylaşımlarının yanında açık rekabetleri gerilimi ve Suriyeli karşıtı düşünceleri kışkırtabilir.

Günümüzde 3 milyonu aşan yüksek Suriyeli sayısının kesinlikle, farketmesi açık ve birçok araştırma gerektiren olumlu ve olumsuz çıktıları vardır. Sonraki bölüm, bir çalışma durumu, kadın ve çocuk durumu perspektiflerinden Suriyeli mültecilerin Türkiye üzerindeki etkilerini ve Türk vatandaşlarının tepkilerini inceleyecektir.

İşgücü

Türkiyedeki işgücü sektörlerine bakıldığında, önceden söz edildiği gibi Türkiye, mülteciler için çalışma izinleri hakkında Ocak 2016’da yeni bir yönetmelik çıkarmıştır ancak yasaların uygulanması ve işleyişi hakkındaki diğer detaylar henüz ortaya çıkmamıştır. En fazla etkilenen sektörler, zor iş ve düşük becerili sektörlerdir ve en fazla etkilenen bölge, çoğu Suriyeli mültecinin ikamet ettiği Türkiyenin beş güney ilidir. Türk işçi mevkidaşlarıyla Suriyeli işçiler karşılaştırıldığında, Suriyeli işgücü çok ucuza mal olmaktadır bu yüzden iş sahipleri, yerel vatandaşlar yerine Suriyelileri işe almayı daha yararlı görmektedir. Suriyeliler, yerel bir kişinin 1000 TL (325 Dolar) istediği yerde ayda 300 TLye (97 Dolar) çalışmaya hazırdır. Diğer taraftan, Türk işçiler, yiyecek-içecek servisi, sokak satıcıları ve zor işler gibi bu tip işleri Suriyelilerin devralmaya başlamasını sevimsiz bulmaktadır. Ancak Türklerin ortalama ücretleri Türk vatandaşı için yeterli değildir, son bir tahmine göre, Türkiyedeki ortalama ücret 1512 TL’dir (500 Dolar), ve bu ücreti alanlar, işsiz vatandaşlarla karşılaştırıldığında şanslı vatandaş olarak kabul edilmektedir.[32] Bazı ekonomistler, yalnızca Suriyelilerin desteğe ihtiyaç duymadığını ancak Türk vatandaşalrının da biraz ilgiye gerek duyduğunu ileri sürebilir. %9.4’e erişen işsizlik oranı, düşük becerili ve zor iş sektörlerinde işe alımda Suriyeli insanlarla kendilerini rekabet içinde bulan genç Türk vatandaşları olmak üzere bazı sorunlara neden olmaya başlamıştır. Türkiye zengin bir ülke değildir ve vatandaşarı bir desteğe gerek duymaktadır. Bu yüzden Türk vatandaşlarının Suriyeliler hakkındaki görüşleri açıkça olumsuzdur. Türkiyenin güneyinde Suriyelilere dair Türk algısı hakkındaki son bir ankete göre, yanıt verenlerin %69’u, “Suriyelilerin işleri yok ettiği” ifadesini kabul etmiştir, ancak yalnızca %44’u, “çalışma izninin asla verilmemesi” ifadesini kabul etmiştir.[33]

Türkiyedeki Suriyelierin önceden istihdam edilmemesi gerçeğinden, birçoğu kayıtdışı olarak çalışmaktadır ve çoğu 18 yaşın altındadır. Suriyeli istihdamındaki kayıtdışılık ve kötü çalışma koşulları, çocuklar ve kadınlar üzerinde daha sık şekilde istismar tehlikesini kesinlikle yükseltmiştir. Bu yüzden, Suriyelilerin iskanı ve Türk toplumuna entegrasyonu zor bir konu olacaktır ve daha ciddi ve etkin çabaları gerektirmektedir.

Çocuklar

Türkiyedeki Suriyelerin işgücü durumunun manzarasıyla birlikte, çocuk işgücü, açıkça Suriyelilerin entegrasyonunun büyük bir güçlükle karşı karşıya kaldığı diğer  önemli bir husustur. Çocukların okula gitmesi gerekir ancak Suriyeli çocukların Türkçe öğrenmesi gerekmektedir sonrasında, daha zorlaşan örgün eğitime katılabilirler. Yine, Suriyeli çocukların tam sayısı belirsizdir. Son bir tahmine göre, Kasım 2015 itibariyle, 2,181,293 Suriyeli mülteciden,  1.2 milyonu 18 yaşın altındaki çocuktur.[34] Diğer bir tahmin Türkiye’deki 663,138 (6-17 yaş arası) çocuktan 400,000’inin okula kayıtlı olmadığını ve örgün eğitim almadığını önermektedir.39 Ancak bugüne kadar, Türkiye, hala (kayıtlı veya kayıtsız) birçok yeni Suriyeli akışını kabul etmektedir bu da çocuk sayısı beklentisinin daha da yüksek olacağı anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, Milli Eğitim Bakanlığına göre, 215,000’den fazla Suriyeli çocuğu ilk ve orta okula kaydetmeyi başarmıştır.[35] 2016’nın sonuna kadar, okul yaşında olacak çocuk sayısının 990,000 olacağı tahmin edilmektedir. Ancak, (18 yaş ve üstü) genç Suriyeliler hala, eğitimlerini sürdürmede bazı güçlüklerle karşı karşıyadır.  Devlet üniversitelerinde eğitim görmeyi isteyen tüm Suriyeli öğrenciler için tüm lisans, yüksek lisans ve doktora programlarının ücretlerinin kaldırılmasında Türk makamlarının iyi bir girişimine ragmen, Suriyeliler için girmesi hala zordur. Bu sorunun arkasındaki neden, öğrencilerin üniversitelere başvurmayı düşünmeden önce Türkçeyi öğrenmesinin gerekmesi nedeniyle, dil engelidir. Suriyeli öğrenciler diğer bir çıkmazla yüz yüzedir; örneğin, üniversite yönetimlerinin çoğu, Türk olmayan öğrenci için küçük bir kota önermektedir. Tüm Suriyeli üniversite öğrencilerinin sayısı 4,500 öğrenciye ulaşmaktadır.[36] Ancak büyük Suriyeli sayısı ile karşılaştırıldığında bu rakam küçük kabul edilmektedir.

Kadın

Suriyeli kadının durumu daha iyi değildir. Türkiyedeki toplam Suriyeli nüfusun %25’i kadındır ve %15’oranındaki yüksek riskli acil müdahale gerektiren doğumlara ek olarak %4’ü hamile/çocuk doğuran kadındır.[37] Eleştirel değerlendirmenin yokluğuna rağmen, 2014 sonundaki 1,200 kampdışı hane ve 1,500 kamp birimi dahil Türkiyedeki Suriyeli kadınlara dair bir AFAD araştırması aşağıdakileri belirtmiştir: dışarıda yaşayan Suriyeli bayanların %97’si, araştırmadan önceki ayda para kazanamıyordu ve %78’i, gelecek yedi gün için yeterli miktarda gıdaya sahip olmadığını ifade etti. Türkiye’deki Suriyeli kadınların içinde düştükleri diğer bir sorunlu konu, ikinci eş olmaktır. Özellikle gelecek yedi gün için herhangi bir gıda veya kalacak bir ev bulamayan fakir Suriyeli aile için bir çözüm olabileceği gerçeğine rağmen, bu tip evlilik, devlet tarafından tanınmamaktadır. Bu şekilde, Suriyeli kadınlar Türk vatandaşlığını almadan yararlanamamaktadır. Diğer taraftan, bu sahte evlilik, Suriyeli kadına zarar verebilir, çünkü bir sorun meydana geldiğinde, bu evlilik resmi olmadığından dava edemez veya mahkemeye gidemez. Laik bir devlet olarak, Türkiye, çok eşle evlililği kabul etmez (gerçekte, Türk yasalarında bir suçtur) ancak çoğu Türk, Müslümandır ve İslama bağlılarca çok eşlilik kabul edilebilir olarak düşünülmektedir. Bu (özellikle kadınlar olmak üzere Türk müslümanlar dahil) Türk toplumunun üyelerinin bazıları arasında Suriyeli karşıtı bazı hisler yaratmaktadır. Bir STÖ olan Kilis Platformuna göre, 2012 yılındanberi Suriyeli kadınların ikinci eş olduğu 4000’den fazla evlilik olayı gerçekleşmiştir.[38] Ancak, bu olayların çoğu, Türkiye’nin güney illerinde gerçekleşmiştir. Türk toplumunda çok eşlilik uygulamasının yaygınlığı, kocalarının muhtaç fakir Suriyeli bir kadını ikinci eş olarak alan Türk kadınları başta olmak üzere Suriyeli karşıtı hisler yaratmıştır.

Suriyeliler için Türk Vatandaşlığı Yolları

Türk olmayanlar için Türk vatandaşlığını elde etmenin üç yolu vardır. Türk yasalarına göre, bir Türk olmayan vatandaş, ya doğumla veya 5 yıl süreyle yasal ikamet etmesi veya bir Türk vatandaşıyla evlenmesi suretiyle vatandaşlığı elde edebilir. Eski iç işleri bakanı Muammer Gülere göre, 2008 ile 2013 arasında, Türk vatandaşlığı alan Suriyelilerin toplam sayısı, 2.543’tür.[39] Türk vatandaşı olmama sorununu çözmenin diğer kolay bir yolu olarak, bir Türk vatandaşıyla evlenme, birçok Suriyeli için geçerli bir çözüm olarak görünmektedir. Ancak güncel vatndaşlık yasaların bazı kritik sonuçları vardır. Birincisi, bu yasalar, Suriye ve Irak gibi komşu ülkelerde şimdiki gibi büyük bir mülteci krizinin olmadığı bir zamanda yürürlüğe girmiştir. İkincisi, Suriyedeki savaşa hiçbir çözüm olmadığından dolayı, birçok mülteci geleceğinden Suriyeli mültecilerin uzun bir sorun olacağı görünmektedir.

Son olarak, 5 yıllık yasal ikamet yasasına göre 2011 yılında Türkiyeye giren binlerce Suriyeli çift 2016’nın sonuna kadar vatandaşlığı hak edecektir.[40] Ayrıca, 2018 yılının sonuna kadar, bir milyon Surliyeli bunu hak edecektir ve daha sonra 2019’da benzer sayıdaki kişi buna hak kazanacaktır. Elbette Türk hükümeti, bu güçlüklerin farkındadır ve gelecek aylarda yeni yönetmeliklerin çıkması beklenmektedir.

Araştırma Yöntemi  

Çalışmam hakkında hem Suriyeli hem de Türk vatandaşlarının neler düşündüğünü keşfetmek için, tasarlanmış bir anket her iki gruba verilmiştir. Bu anket, anket sorularına olumlu ve olumsuz yanıtlar bakımından her bir grup arasında karşılaştırmanın yanında toplum bağlamını keşfetmektdir.

Materyal

Tasarlanmış iki farklı anket vardır. Her iki anket, durum çalışmasına dair Türk vatandaşları ve Suriyeli mültecilerin görüşlerini keşfetmek ve ölçmek için tasarlanmıştır. Türk vatandaşları için tasarlanan ilk ankette, toplamda 14 soru vardır ve Türkçe hazırlanmıştır. Diğer anket, Suriyeli mülteciler için tasarlanmıştır, toplamda 14 soruyu içermektedir ve Arapça hazırlanmıştır.

Katılımcılar

Toplam katılımcı sayısı 60’dır. Türk örneğinin boyutu 30’dur ve Suriyeli örneğinde de 30 kaılımcı vardır. Her iki örnekte cinsiyet erkekler ve kadınlar araında eşittir. Her iki anket için tüm katılımcıların ortalaması 18-25 yaştır. Ayrıca, katılımcılara üç adet demografik soru (cinsiyet, yaş ve gelir) ve siyasi eğilim hakkında bir soru sorulmuştur.

Prosedür   

Katılımcılardan bu çalışmaya rasgele katılmaları istenmiştir. Durum çalışmam, niçin katılımlarının gerektiğini açıklayan küçük bir tanıtım eşliğinde, anketlerin her birisi bir sayfadan oluşmaktadır. Anketler, toplu taşıma araçları, okullar ve alışveriş merkezleri gibi yerlerde katılımcılara verilmiştir. Katılımcı, araştırma çalışması hakkında bilgilendirilmiş ve tam gizlilik garanti edilmiştir. Bu yüzden katılımcılara adları veya iritibat bilgileri sorulmamıştır.

Türk Örneğinin Ölçümleri

Türkiyenin Suriye krizine karşı açık kapı politikası ve araştırmanın ilgisine dair Türk örneğin genel bir bakış açsını anlamak için katılımcılardan,aşağıdaki iki soru için bir beş noktalı katılıyorum katılmıyorum ölçeğine dair (kesinlikle katılıyorum, katılıyorum, tarafsızım, katılmıyorum, kesinlikle katılmıyorum) görüşlerini değerlendirmeleri istenmiştir: “ Araştırma konumuzun Türkiye’nin günümüzde karşılaştığı güçlüklerden birisini el aldığını düşünüyor musunuz?” ve Suriyeli mültecilere kaşı açık kapı politikasını kabul ediyor musunuz?

Ayrıca, Türk vatandaşların, Türkiye’nin, AB ile üyelik müzakerelerindede mülteci kartını oynayıp oynayamayacağına dair neler düşündüğünü bilmek için, katılımcılara, “Suriye mülteci krizinin, Avrupa birliğiyle üyelik müzakeresinde Türkiyenin oynayabileceği bir kart olup olamayacağı sorulmuş ve “evet”, “hayır” ve “bilmiyorum” şeklinde yanıtları istenmiştir. Ayrıca, Suriyeli mültecilerin sayısına dair genel bilgilerini anlamak için, katılımcılara, “günümüzde Türkiyedeki Suriyeli mülteci sayısı nedir?” diye sorulmuş ve birkaç milyon arasında seçim yapılması istenmiştir.

Ayrıca, Suriyeliler, kültürel kabul, sosyal etkileşim ve Arapça bilgisine yönelik Türk vatandaşlarının hisleri hakkında daha fazlasını öğrenmek için, dört soru dizisi sorulmuştur. Birincisi, “bazı olası arkadaş sayısıyla birlikte “Suriyeli arkadaşlarınız var mı?”,  ikincisi,  aynı apartmanda veya evinize yakın Surriyeli komşunuz var mı? ve evet, hayır veya bilmiyorumu seçme istenmiştir. Üçüncü soru, “geçen hafta, bir Suriyeli vatandaşla negatif bir durum veya bu türden bir uygunsuzluk yaşadınız mı (örneğin sokakta dilencilik) ve “evet”  veya “hayır” seçimleri verilmiştir. Dördüncü soru” Arapça konuşuyor musunuz” ve dört seçenek verilmiştir: “mükemmel (Arapça konuşuyorum!)”, “orta (günlük ihtiyacım kadar anlıyorum)”, “zayıf (bazı güçlüklerim var)” ve “Arapça konuşamıyorum”

Türk vatandaşların ne düşündüğünü keşfetmek, Türk toplumuna Suriyelilerin entgerasyonu için ana engeldir, katılımcılara, “düşüncenize göre, Türk toplumuna Suriyelilerin entegrasyonu iiçin ana engel nedir? Diye sorulmuştur ve dört yanıt verilmiştir,” dil engeli”, “göç kanunları”, “kültürel farklılıklar”, “diğer nedenler”.

Suriye Örneğinin Ölçümleri

Suriyeli mülteci için çalışmanın kayıtlı olması ve gelir kaynağı, tescil durumu gibi bazı genel bilgileri öğrenmek için, “kayıtlı bir mülteci misiniz” sorusu sorulmuştur” ve üç seçenek verilmiştir, “evet”, “hayır” ve “bilmiyorum”. Diğer soru “ aylık gelir kazanıyor musunuz?”dur ve beş seçenek verilmiştir: “iş”, “aile”, “uluslararası örgüt” ve “Hiç gelirim yok”. Ayrıca, dört seçenek olarak “kayıtlı”, “kayıtdışı”, “bilmiyorum” ve “çalışmıyorum” un izlediği, çalışmanızın kayıt durumu nedir” sorusu sorulmuştur.

Suriyeli mültecilerin gelecek beklentisini, sosyal etkileşimini ve dil becerilerini ölçmek için, sonraki üç soru sorulmuştur: “ evet”, “hayır” ve “bilmiyorum” seçenekli “gelecekte Türk vatandaşı olmayı planlıyor musunuz”.  Ayrıca, “bir Türk arkadaşınız var mı, evetse, lütfen kaç arkadaş tanıdığınızı belirtin” ve 1-2’den dokuza rakamlar verilmiştir.  Sonraki soru “aynı apartmanda veya evinizin yanında Türk komşunuz var mı”dır ve “evet”, “hayır” ve “bilmiyorun” seçenekleri verilmiştir. Sonraki soru: “Türk dilini değerlendirmeniz nedir”,  dört seçenek verilmiştir, “mükemmel (Türk gibi konuşuyorum!), orta (günlük ihtiyacım kadar anlıyorum), “zayıf (bazı güçlüklerim var) “ ve Türkçe konuşamıyorum”

Bir Suriyeli mültecinin ne derecede ayrımcılık yaşadığını ve en fazla olayların nerede gerçekleştiğini öğrenmek için, katılımcılara “geçen hafta bir Türk vatandaşı tarafından (toplu ulaşım, kamu kurumu veya komşular) ırkçı bir tutumla karşılaştınız mı veya ayrımcılığa uğramış hissettiniz mi” diye sorulmuştur ve “evet” ve “hayır” yanıtları verilmiştir. Sonraki soru, “düşüncenize göre, en fazla ayrımcılık ve ırkçılık nerede oluyor” dur, seçenekler “toplu taşıma”, “kamu kurumu” ve “diğer yerler”dir. Son olarak, kaynaklarının ne olduğunu Suriyelilerin hangi dilde haber aldıklarını ve entegrasyon sürecinde Suriyelilere neyin yardımcı olduğunu öğrenmek için, Katılımcılara,” haberleri hangi dilde alıyorsunuz” diye sorulmuş ve dört yanıt sunulmuştur: “Arapça”, “Türkçe”, “İngilizce” ve “diğer dil”. Ayrıca “haberlerinizin kaynağı nedir” sorusu, “gazete”, “TV” , “internet”  ve “hiçbiri” şeklindeki dört seçenekle sorulmuştur. Katılımcılara daha sonra sorulan soru, “düşüncenize göre, Suriyelilerin Türk toplumuna entegrasyonunda, ana engel nedir”dir ve bu soruyu, “dil engeli”, “göç kanunları”, “kültürel farklılıklar” ve “diğer nedenler” seçenekleri izlemiştir.

Sonuç

Örneklerin her ikisinde de katılımcıların genel yaş ortalaması 18-25 yaş arasında değişmektedir. 26-45 yaşı aralığındaki katılımcılar Türk örneği için %30 iken, Suriye örneği için %24’tür. Her iki örnek de 36-50 yaş için benzer yüzdeye sahiptir, ancak Suriye örneğinde daha yaşlılar %10.45’e ulaşmaktadır. (lütfen aşağıdaki rakamlara bakın)

Dilim grafik 2: Türk örneği (yaş ortalaması)                 Dilim grafik 3: Suriyeliler örneği (yaş ortalaması)

Ortalama gelir, tüm katılımcıların ekonomik geçmişini bilmek için önemli bir demografik işarettir. Bu nedenle, Türk vatandaşlarının Suriyeli mültecileren ortalamada daha fazla kazanma beklentisi haricinde, her bir grupta farklı gelir rakamları vardır. Türk örneğinde, ölçek 900 TL (293 Dolar) ile 3000 TL’nin (976 Dolar) arasında değişmektedir, %66’nın üzerindeki bayan katılımcı 900-1400 TL civarında (293-455 Dolar) kazanmaktadır, daha yüksek gelirli erkek katılımcıların %40’ı 1500-2100 TL (488-683 Dolar) arasında kazanmaktadır ve %20’si 2200-2900 TL 8716-944 Dolar) arasında gelire sahiptir.

Türk vatandaşlarla karşılaştırıldığında, Suriyeli katılımcılar daha düşük gelire sahip olma eğilimindedir. Ancak, ortalamada bayan katılımcılar, erkek katılımcılardan daha yüksek gelire sahiptir. Örneğin, 100 TL (32 Dolar) ile 1600 tl (520 Dolar) üstüne kadarki ölçek dikkate alındığında, erkek ve kadın dahil tüm Suriyeli katılımcıların gelirinin toplam ortalaması 1000-1500 TL’dir. (325- 488 Dolar). Ancak, erkek katılımcıların %40 ile karşılaştırıldığında, bayan katılımcıların yarısından fazlası, %53’ü 1000-1500 TL (325-488 Dolar) arasında bir gelire sahiptir. (lütfen aşağıdaki tablolar bakın)

 Tablo 1: Türk Örneği (Ortalama Gelir) Cinsiyetiniz nedir? Toplam
Erkek Bayan
Aylık geliriniz nedir (Türk Lirası)? 900-1400 26.7% 66.7% 46.7%
1500-2100 40.0% 26.7% 33.3%
2200-2900 26.7% 13.3%
3000+ 6.7% 6.7% 6.7%
Toplam 100.0% 100.0% 100.0%

 

 Tablo 2: Suriye Örneği (Ortalama Gelir) Cinsiyetiniz nedir? Toplam
Erkek Bayan
Aylık geliriniz nedir (Türk Liraaı)? 100-500 20.0% 7.7% 14.3%
600-900 20.0% 30.8% 25.0%
1000-1500 40.0% 53.8% 46.4%
1600+ 20.0% 7.7% 14.3%
Toplam 100.0% 100.0% 100.0%

 

Türk vatandaşları ve Suriyeli mülteciler arasındaki sosyal etkileşim, bazı ilginç sonuçları göstermektedir. Sonuçlara göre Suriyeli katılımcıların %66.7’si, bir Türk komşusunun olduğunu, %26.7’sı Türk komşusunun olmadığını ve %6.7 biilmediğini söylemiştir. Bir Suriyelinin Türk arkadaşlarının olma ölçüsünü ve arkadaşlığını öğrenmek konusunda, tüm Türk katılımcıların %56’sı, hiç Suriyeli arkadaşının olmadığını söylemektedir.  Ancak erkekler bayanlardan daha fazla Suriyeli arkadaşa sahip olma eğilimindedir. Erkeklerin yüzde kırkının 12 Suriyeli arkadaşı vardır ve %26.7’sının 3-5 Suriyeli arkadaşı vardır. Bayanlarla karşılaştırıldığında, %86, hiç Suriyeli arkadaşının olmadığını söylemektedir. Suriyeli katılımcıların Türk vatandaşlarıyla daha fazla sosyal etkileşimi varır. Tüm Suriyeli katılımcıların, %26.7’si nin hiç Türk vatandaşı arkadaşı yoktur, %26.7’sinin, 1-2 arkadaşı vardır, %20’sinin 3-5 arkadaşı vardır ve yalnızca %10’un dokuzdan fazla Türk arkadaşı vardır. Lisan, herhangi bir ileşitim sürecinde önemli bir faktördür, sonuçlara göre, tüm Türk katılımcıların %70’inin Arapça bilgisi yoktur (%60 erkek ve %80 kadın). Tüm Suriyeli katılımcılarla karşılaştırıldığında, yalnızca %13.3‘un (erkek %6.7 ve bayan %20) hiç Türkçe bilgisi yoktur, ancak %50 orta seviyede Türkçe konuştuğunu bildirmiştir. (lütfen aşağıdaki grafiklere bakın).

Türk- Suriyeli Dil Becerisinin Grafik Karşılaştırması

Grafik 3:Türk Örneği (Dil becerileri).                       Grafik 4: Suriyeli Örneği (Dil becerileri).     

(cinsiyetiniz nedir, erkek-bayan-sayı-Türkçe konuşamıyorum, zayıf (bazı güçlüklerim var)- orta 8günlük ihtiyacım kadar anlıyorum)- mükemmel (Türk gibi konuşuyorum) 

Suriyelilerin yaşam koşullarına daha fazla odaklanıldığında, Türkiye’deki birçok Suriyelinin durumunun kaçak olduğu görünmektedir, tüm Suriyeli katılımcılara göre, %55.2, resmen kayıtlı olmadıklarını söylemektedir. Buna karşın, kayıtsız olmada erkek katılımcılar daha yüksek yüzdeye sahiptir. Çalışma statüsü ve gelir kaynağı da önemli konulardır, tüm Suriyeli katılımcıların gelir kaynağının %60’ı işden gelmektedir. Ancak %46.7 bayan katılımcı ile karşılaştırıldığında erkek katılımcıların %73.3’ü çalışmaktadır. Aile desteği alan Suriyeli katılımcıların oranı açısından, erkeklerin %20’siyle karşılaştırıldığında, bayanların %33.3’ü destek alma eğilimindedir. Diğer önemli bir soru, çalışan Suriyelilin kayıtlı ve kaçak olma ortalamasıdır, örnek sonuçlarına göre, tüm katılımcıların %27.6‘sı kayıtlı olmayı, %31’i kaçak olmayı rapor etmiştir ve %24.1’i bilmediğini söylemiştir.  Ancak, çalışan bayanların %14.3’ü ile karşılaştırıldığında, %46 ile daha fazla erkek kaçak olarak çalışma eğilimi göstermektedir.

Suriyelilerin gelecek beklentileri ve ayrımcılık olasılıklarına gelince, tüm Suriyeli katılımcıların %40’ı, bir Türk vatandaşlığını elde etmek için hiç bir planı rapor etmemişlen, %33.3’ü, Tük vatandaşlığını planlamaktadır ve %26.7 bilmemektedir. Ayrımcılığa ilişkin, tüm Suriyeli katılımcıların %73’ü, geçen hafta içinde hiç bir ayrımcı durumu yaşamadığını rapor ederken, %27’si bir ayrımcı durumu yaşadığını belirtmiştir. Olası ayrımcılıkları daha fazla Suriyelinin bildirdiği yerler aşağıdadır: %31 devlet dairesi, %27 sokak, %18.8 toplu taşım, %24 diğer yerler ve %4.2 hastaneler. Suriyeli mültecilerin, nasıl ve hangi medya biçiminde bilgilerini aldıklarını ve hangi siyasi kimliğe bağlı hissettiklerini göstermek önemlidir, sonuçlara göre, tüm Suriyeli katılımcıların %70’i, bilgi kaynağı olarak interneti kullanmaktadır, %16‘sı TV’yi kullanmaktadır ve %10’u ilgilenmemektedir. Tüm Suriyeli katılımcılar için haberleri ve medyayı izlemede en fazla kullanılan dil, %52.2 ile Arapça’dır, bayanlara göre daha fazla erkek, bilgilerini Türkçe almaktadır (%33 erkek ve %7.1 bayan) ve bayanlar ve erkekler arasındaki benzer yüzdeyle %13.8 ilgilenmediğini rapor etmiştir. Siyasi eğilime ilişkin olarak, tüm katılımcıların %31.1’i AK partiyi rapor ederken, %55.2 hiç bir eğilimi bildirmemiştir ve geri kalanlar diğerini seçmiştir.

Son olarak,Suriyelilerin sosyal entegrasyonunu önleyen engellerin neler olduğu ve sosyal kaynaşmaya dair Türk vatandaşlarının olumsuz deneyimleri ve düşüncelerinin neler olduğu ele alınmıştır. Sonuçlara göre, tüm Türk katılımcıların %53.3’ü, bir Suriyeliyle olumsuz deneyiminin olduğunu söylemektedir ve %46.7, bir Suriyeliyle herhangi bir olumsuz deneyiminin olmadığını söylemektedir. Ancak, entegrasyonun başarısında hangi engellerle karşılaşıldığına dair, her bir grubun katılımcıları bazı ilginç sonuçları göstermektedir. Tüm Türk katılımcılardan, %41.1’i, Suriyelilerin entegrasyonu için ana engelin dil engeli olduğunu, %41.1 kültürel nedenler oduğunu düşünmektedir ve %17, diğer nedenleri düşünmektedir. Ancak, Suriyeli katılımcılara aynı soru sorulduğunda, %72.4 dil engelini söylemektedir, %24, göç kanunnlarını söylemektedir ce %3.4 kültürel nedenleri söylemektedir. (lütfen aşağıdaki grafiğe bakın)

Grafik 5: Türk Örneği (Entegrasyon engeli).              Grafik 6: Suriyeli Örneği (Entegrasyon engeli). (cinsiyetiniz nedir- erkek- bayan- düşüncenize göre, Suriyelilerin Türk toplumuna entegrasyonunda anan engel nedir?)

 8.8 Tartışma

Tüm katılımcıların ortalama yaşına göre, 25 yaş ve üstü ile krşılaştırıldığında 18-25 yaş arasındaki daha genç insanın bu çalışmaya katıldığı kesindir. Bunun nedeni, bu çalışmaya katılımın gönüllü olmasıdır ve araştırmacının gönüllüleri, okullar, alışveriş merkezleri ve sokaklarda aramak zounda kalmasıdır. Ancak, tüm Türk ve Suriyeli katılımcıların ortalama geliri, bir ölçüde benzerliğe sahiptir. Örneğin, tüm katılımcıların %46.6’sının geliri, 900-1500 TL arasındadır. Bu yüzden, bakmakla yükümlü olunan kişiler, işlerinin saat sayısı ve yasallığı açısından hem Türk hem de Suriyeliler için farklı bağlamı bilmek önemlidir. Diğer bir deyişle, Türk vatandaşlar için ortalama gelir, 900 TL’den başlamakta ve 3000 TL üstüne kadar çıkmaktadır buna karşın Suriyeli mültecilerin geliri 100 TL’den başlamakta ve 1500 TL’ye çıkmaktadır. Suriyelilerin geliri, Türklerin ortalama geliriyle karşılaştırıldığında düşük görünmektedir, Suriyeli katılımcıların %35’i, 100-900 arasında bir gelire sahip olduğunu rapor ederken, buna karşın, hiçbir Türk, aylık 900TL’den daha az tutarı bildirmemiştir.

Türk ve Suriyelier arasındaki sosyal etkileşimler bakımından, %66, evine yakın veya aynı apartmanda karşı taraftan bir komşuya sahip olma eğilimindedir. Arkadaş olma açısından, %40 oranında Suriyeli arkadaşı olan Türklerle karşılaştırıldığında %70’den fazla Suriyelinin daha fazla Türk arkadaşı vardır. Bunun nedenleri, Suriyelilerin Türk kültürünü bilmeye gerek duyması ve Türkçe öğrenmeye çaba göstermesi husundan ileri geldiği görünmektedir. Bu nedenle, bir Suriyeli birey Türk arkadaşlara sahip olmaya gerek duyarken, Türkler aynı motivasyona sahip değildir ve tabii ki, Arapça veya Suriye kültürünü öğrenme ihtiyaçları yoktur. Ancak, cinsiyet perspektifinden, bayanlar, Suriyeli denklerinden daha az arkadaşa sahiptir. Örneğin, anket sonuçlarına göre, Türk bayanların %80’inin hiç bir Suriyeli arkadaşı yoktur. Dil becerilerine gelindiğinde, Türkçe konuşabilen Suriyelilerle karşılaştırıldığında hiç Arapça bilgisi olmayan Türklerin oranı daha yüksektir.  İçinde yaşadıkları toplumla iletişimde bulunmak için Suriyelilerin Türkçe öğrenmesi gerekmektedir oysa Türkler buna mecbır değildir. Ayrıca Arapça konuşabilen az oranda Türk de vardır ve genellikle ya akademik, dilbilim veya dini deneyime sahip olma eğilimindeki kişilerdir.

Toplam Suriyeli mültecilerin sayısı henüz doğrulanmamıştır ve verilen her rakam yalnızca bir araştırma kuruluşu veya Türk hükümetinin bir tahminidir. Anket sonuçlarına göre, Suriyelilerin yarısından fazlası kayıtlı değildir. Bu yüzden, Suriyeli mültecilerin tam sayısını bilememek, Türk makamlar ve diğer ilgili kuruluşlar için büyük bir sorun olabilir. Çalışan Suriyelilerin kayıtlı olması diğer bir güçlüktür. Çalışma durumu kayıtdışı olarak rapor edilen %30’dan fazla Suriyeli vardır ve %25’den fazlası bilmemektedir. Görünüşe göre Suriyede bitmeyen savaş başta olmak üzere durumlarına ilişkin Suriyelilerin gelecek beklentisi karmaşık görünmektedir. Çoğu Suriyelinin Türkiyede kalmak ve daha sonra bir vatandaş olmak için gelecek beklentisine sahip olması daha fazla beklenmektedir. Ancak, anketlere göre, yanıt verenlerin %40’ı, bir Türk vatandaşlığını almaya dair hiçbir planının olmadığını rapor etmiştir.

Türk ve Suriyeliler arasındaki sosyal kaynaşma açısından, bir kimsenin bekleyebileceğinden daha az ayrımcılık vardır. %73’den fazla kişi, bir ayrımcılık yaşamadığını bildiriken, %27 evet demiştir. Türkiyenin, dünyadaki en yüksek Suriyeli mülteciye sahip tek ülke olmasına Suriyelierin minnettar olduklarından söz etmek önemlidir. Suriye devrimine desteğini bilinenen AKP’ye çoğu Suriyelinin siyasi eğiliminin olması tuhaf değildir.  Diğer taraftan Türk katılımcıların %50’den fazlası, Suriyelilerle olumsuz deneyim yaşadıklarını rapor etmiştir. Karşılaştırma olarak, Türk ve Suriyeliler arasındaki sosyo-ekonomik farka işaret etmek ve niçin bazılarının diğer taraf hakkında daha fazla şikayet ettiğini bilmek önemlidir. Suriyeliler Türkiyeye minnet borçludur, bazı olumsuz olayları bu nedenle rapor etmeyebilirler.

İyi oranda Türkçe konuşan Suriyelinin olması gerçeğine rağmen, Suriyeli katılımcıların yarıdan fazlası haberleri Arapça olarak takip etmektedir. Suriyelilerin ne ölçüde Türk toplumuna entegre olduklarını ölçmenin diğer bir yolu, Suriyelilerin haberleri Türkçe okuması ve takip etmesidir, bu sosyal entegrasyonun yanında dil kapasitesinin bir işaretidir. Suriyelilerin haberleri okuma ve takip etmede en çok tercih ettiği ortam, İnternettir. %70’in üzerindeki Suriyeli yanıt veren, İnternet kullanımını rapor etmiştir, %17 TV izlemeyi bildirmiştir. Yüksek yüzdeli genç Suriyelilerin diğer medyadan göre, iletişim ve haberler için daha çok interneti kullanma eğilimi gösterdiği açıktır. Suriyelilerin Türk toplumuna entegrasyonundai büyük engel, lisan engelidir. Tüm Suriyeli ve Türk katılımcılar arasında benzer bir yüzde, dil becerilerinin sosyal iletişimde önemli olduğu gerçeğine işaret etmektedir. Ancak, daha fazla Suriyeli, göç politikalarının entegrasyon sürecindeki engellerden birisi olduğunu düşünmektedir.

Bu çalışmayı yapma esnasında var olan bazı güçlü ve zayıf yanlardan söz etmek gerekir. Güçlü yanlar açısından, bu çalışmanın amacının hem Suriyelileri hem de Türkleri göstermek olmasından dolayı, araştırmacının kökeninin ne Türk ne de Suriyeli olmaması yardımcı olmuştur. Türkçe ve Arapça her iki dili konuşma kabiliyeti katılımcılara bir rahatlık ve güven vermiştir. Sınırlama açısından, bu çalışma, 1512 TL (492 Dolar). Ulusal ortalamayla karşılaştırıldığında ortalama gelirin 1,922 TL (625 Dolar) olduğu İstanbulda yürütülmüştür.[41] Çoğu katılımcının nispeten daha yüksek gelire sahip olduğunu belirten ortalama gelirlerdeki farkı not etmek önemlidir. Bu çalışma, Suriyelilerin ne tip işlerde çalıştıklarını ve ne kadar süredir Türkiyede buşunduklarını incelememiştir. Bu, niçin bazılarının Türkçe konuştuğunu ve niçin bazı Suriyeli katılımcıların konuşmadığını belirtebilir.

Sonuç

Türkiyedeki Suriyeli mültecilerin durumunun beklenenden daha uzun zaman alacağı görünmektedir. Hem Suriye hem de Irakla Türkiyenin uzun sınırın olduğu bölgedeki savaşlar ve istikrarsızlıklar yüzünden, gelecek belirsiz görünmektedir. Bugün itibariyle, Türkiyeye giren Suriyelilerin resmi rakamı 3.000.000’u aşmıştır ve bu yalnızca kayıtlıları içermektedir  (kayıtsızların sayısı tahmin edilememektedir). Türkiye hala yasalarını gözden geçirmemiştir ve Türkiye Cumhurbaşkanının “Suriyelieler Türk vatandaşı olabilir” şeklindeki son yorumu itibariyle, birçok düzenleyici mevzuatın çıkması muhtemeldir.[42] Şu anda, mülteciler ve sığınmacıların yasallığını düzenleyen ana göç kanunları iki yasaya dayanmaktadır: İskan Kanunu ve 1976 tarihli Protokolüyle Cenevre Sözleşmesi. 2014 yılında kabul edilen yeni güncel yasalar Türkiye’nin yeni güncel durumlara göre yasalarını revize ettiğini göstermektedir. Sosyal kaynaşma ve Suriyelilerin Türk toplumuna entegrasyonu açısından, çoğu Suriyeli Türkçe konuşabilir. Ancak çoğu Türk vatandaşının hiç Arapça bilgisi yoktur. Diğer yandan, Türkiye’deki çoğu Suriyeli mülteci kayıtlı değildir. Yine de kayıtdışı çalışarak orta bir gelir kazanmaktadırlar bu da hem Suriyeli işçilerin hem de Türk ekonomisinin zararına neden olmaktadır. Çoğu Suriyelinin Türkçe konuşabilmesine karşın, hala haberleri Arapça okumayı tercih etmektedirler. Suriyeliler hala kendi kimliklerini korumaktadır ancak aynı zamanda, Türkçe konuşmaya adapte olaiblemekte ve geçebilmektedirler. Suriyeliler açısından Türkiye’nin en etkili bölgesi güneydeki beş il olan, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Mardin’dir. Demografi açısınan, bu illerdeki Suriyelilerin yüksek sayısı büyük bir etkiye sahip olabilir. Bu itibarla, Arapça Türkçeden daha yaygındır ve Kilis ili örneğinde, şu anda yerel nüfustan daha fazla Suriyeli vardır. Hatay ilindeki siyasi ve dini durum, sosyal entegrasyonun Türkiyenin diğer kısımlarındannası daha zor olduğunu göstermektedir.

Politika Önerileri

Türkiyenin AB ile üyelik müzakerelerini yapmasından beri, Türkiyenin göç politikaları, AB’nin muadili olması için 2000’lerin ortalarından itibaren kademeli olarak dönüşmeye başlamıştır. Ancak, Suriyeli mülteci krizinin başlamasından beri, Türkiye, göç politikalarını ciddi olarak gözden geçirmeye başlamış ve GDMM gibi yeni devlet kurumlarını kurmuştur. Bu konuya dair politika önerilerinin bir listesi aşağıda verilmiştir:

  • Suriyeli Mülteci statüsünü yeniden tanımlamak. Bugüne kadar, milyonlarca Suriyelinin resmi bir statüsü yoktur ancak yalnızca geçici biyometrik kartları vardır. Bununla birlikte, savaş halen sürdüğü için, bu Suriyeliler ülkelerine geri dönememektedir . Türkiyenin, yalnızca kısa vade için değil uzun vadede de bu milyonlara dair kararlar alması gerekmektedir.
  • Mültecilerin kayıt süreci. Daha fazla Suriyeli mülteci akımı için hazırlık yapmak, geç eylemden daha iyidir. En azından bir kaç yıl savaşın bitmeyeceği göründüğünden, Suriyelilerin tam sayısını bilmek yalnızca Türkiyeye yardımcı olmaz aynı zamanda ilgili insani yardım örgütlerine de yardımcı olur. Bu, Türk makamlara, kaç tane mülteci olduğunu, sosyal, ekonomik ve sağlık durumlarını bildirecektir.
  • Daha etkin entegrasyon planlarını belirlemek. Uzun vadeli planlar yapmak, Türkiye’deki Suriyeli mültecilere yönelik etkin çözümler için önemlidir. Entegrasyon sürecinde dil önemlidir bu yüzden, Türk makamları ve STÖler, özellikle yeni gelen Suriyeliler için Türkçe dil kurslarını vermeye daha fazla odaklanacaktır. Türkçe kurslarında devlet üniversiteleri ve okullara izin vererek, Türk devletinin desteğiyle birlikte Türkçe kursları, Türk veya Suriyeli gönüllüler tarafından verilebilir.
  • Göç politikalarını gözden geçirmek. Türk topraklarına devam eden Suriyeli akınlarına ilişkin güçlüğe yanıt vermediğinden Türkiye’nin Cenevre Sözleşmelerini gözden geçirmesine gerek vardır.
  • Yükü paylaşmak. Milyonlarca Suriyeliyi almış Ürdün ve Lübnan gibi diğer ülkeler de yardımcı olabilir. Yine STÖler, de bu ülkelere destek olmaya ve yükü paylaşma fikrini savunmaya yardımcı olabilir. Başta komşu ülkelerden olmak üzere diğer işbirliğin gerekli olmasından dolayı Türkiye tek başına olmamalıdır.
  • Yeniden İskanı İyileştirmek. Türkiye ile yükü paylaşan ve büyük Suriyeli sayısına sahip diğer ülkeler ve Türkiye, diğer ülkeler ve kendi aralarında yeniden iskan stratejilerini düşünmelidir. Birçok mülteci ailesi, birden fazla ülkede parçalanmış olduğundan aile bağı, Suriyelilerin hayatta kalması için önemlidir.

Nihayet, diğer ana alıcı ülkelerin yanında Suriyeli mültecilere karşı Türkiyenin insani tutumunu tanımak önemlidir. Ancak, Türkiyenin kendi  kendine bu işi yapamaz, bu nedenle, diğer ilgili insani yardım kuruluşları ve STÖlerin işbirliği, tüm mülteci vakası için uluslararası bir destekle Türkiyeyle ele ele çalışacaktır.

 

Mohammed Aldujayn – İstanbul Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi

Twitter: @Aldujayn1

Not: Bu araştırmanın İngilizcesine şu linkten ulaşılabilir: http://www.dicid.org/english/Journals/Migration_english_issue_10.pdf

_________________________________________

KAYNAKÇA

[1] 3RP Regional Refugee & Resilience Plan 2016-2017. In Response to the Syrian Crisis: Turkey. March 2016. 3RP Bölgesel Mülteci ve Esneklik Planı 2016-2017. Suriye Krizine Yanıt: Türkiye, Mart             2016, erişim tarihi, 24 Agustus 2016, çevrimiçi,  http://www.3rpsyriacrisis.org/wp-content/uploads/2016/02/Turkey-2016-Regional-Refugee-Resilience-Plan_Turkish.pdf

[2] İbid

[3] İbid

[4] İbid

[5] European Commission, Humanitarian Aid and Civil Protection. Turkey: Refugee Crisis. January 2016. Avrupa Komisyonu, İnsani Yardım ve Sicil Koruma. Türkiye: Mülteci Krizi. Ocak 2016, erişim tarihi, 1 Eylül 2016, çevrimiçi,  http://ec.europa.eu/echo/files/aid/countries/factsheets/turkey_syrian_crisis_en.pdf

[6] Ahmet Icduygu, Sule Toktas and Ali B. Soner, “The Politics of Population in a Nation Building Process: Emigration of Non-Muslim from Turkey,” Ethnic and Racial Studies 31, no.2 (2008): 358-89. Ahmet Icduygu, Sule Toktas ve Ali B. Soner, “Ulus İnşa Sürecinde Nüfus Politikası: Türkiye’den Gayri Müslimlerin Göçü” Etnik ve Irk Çalışmaları 31, no.2 (2008): 358-89.

[7] Sophia Hoffmann, Sahizer Samuk, Turkish Immigration Politics and the Syrian Refugee Crisis. German Institute for International and Security Affairs (SWP). March 2016. Sophia   Hoffmann, Sahizer Samuk, Türk Göç Politikası ve Suriye Mülteci Krizi. Almanya Uluslararası Güvenlik İşleri Enstitütüsü (SWP), Mart 2016, erişim tarihi, 17 Ekim 2016, çevrimiçi,  http://www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/arbeitspapiere/Working_paper_Hoffmann_Turkis            h_immigration_policy.pdf

[8] Ahmet İçduygu, Syrian Refugees in Turkey: The Long Road. Migration Policy Institute. April 2015. Ahmet İçduygu, Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler: Uzun Yol. Göç Politikası Enstitütüsü. Nisan 2015, erişim tarihi, 24 Haziran 2016, çevrimiçi,  http://www.migrationpolicy.org/sites/default/files/publications/TCM-Protection-Syria.pdf

[9] Ahmet İçduygu, Syrian Refugees in Turkey: The Long Road. Migration Policy Institute. April 2015. Ahmet İçduygu, Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler: Uzun Yol. Göç Politikası Enstitütüsü. Nisan 2015, erişim tarihi, 24 Haziran 2016, çevrimiçi,  http://www.migrationpolicy.org/sites/default/files/publications/TCM-Protection-Syria.pdf

[10] İbid

[11] İbid

[12] ibid

[13] Sophia Hoffmann, Sahizer Samuk, Turkish Immigration Politics and the Syrian Refugee Crisis. German Institute for International and Security Affairs (SWP). March 2016. Sophia   Hoffmann, Sahizer Samuk, Türk Göç Politikası ve Suriye Mülteci Krizi. Almanya Uluslararası Güvenlik İşleri Enstitütüsü (SWP), Mart 2016, erişim tarihi, 17 Ekim 2016, çevrimiçi, http://www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/arbeitspapiere/Working_paper_Hoffmann_Turkis            h_immigration_policy.pdf

[14] Ahmet İçduygu, Syrian Refugees in Turkey: The Long Road. Migration Policy Institute. April 2015. Ahmet İçduygu, Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler: Uzun Yol. Göç Politikası Enstitütüsü. Nisan 2015, erişim tarihi, 24 Haziran 2016, çevrimiçi,  http://www.migrationpolicy.org/sites/default/files/publications/TCM-Protection-Syria.pdf

[15] 3RP Regional Refugee & Resilience Plan 2016-2017. In Response to the Syrian Crisis: Turkey. March 2016. 3RP Bölgesel Mülteci ve Esneklik Planı 2016-2017. Suriye Krizine Yanıt: Türkiye, Mart        2016, erişim tarihi, 24 Agustus 2016, çevrimiçi,  http://www.3rpsyriacrisis.org/wp-content/uploads/2016/02/Turkey-    2016-Regional-Refugee-Resilience-Plan_Turkish.pdf

[16] Souad Ahmadoun, Turkey’s Policy toward Syrian Refugees. German Institute for International and Security Affairs. November 2014. Souad Ahmadoun, Türkiye’nin Suriyeli Mülteci Politikası. Almanya Uluslararası Güvenlik İşleri Enstitütüsü, Kasım 2014, erişim tarihi, 8 Kasım 2016, çevrimiçi,  https://www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/comments/2014C47_ahmadoun.pdf

[17] Ahmet İçduygu, Syrian Refugees in Turkey: The Long Road. Migration Policy Institute. April 2015. Ahmet İçduygu, Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler: Uzun Yol. Göç Politikası Enstitütüsü. Nisan 2015, erişim tarihi, 24 Haziran 2016, çevrimiçi,  http://www.migrationpolicy.org/sites/default/files/publications/TCM-Protection-Syria.pdf

[18] Sophia Hoffmann, Sahizer Samuk, Turkish Immigration Politics and the Syrian Refugee Crisis. German Institute for International and Security Affairs (SWP). March 2016. Sophia   Hoffmann, Sahizer Samuk, Türk Göç Politikası ve Suriye Mülteci Krizi. Almanya Uluslararası Güvenlik İşleri Enstitütüsü (SWP), Mart 2016, erişim tarihi, 17 Ekim 2016, çevrimiçi, http://www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/arbeitspapiere/Working_paper_Hoffmann_Turkis            h_immigration_policy.pdf

[19] ibid

[20] European Commission, Humanitarian Aid and Civil Protection. Turkey: Refugee Crisis. January 2016. Avrupa Komisyonu, İnsani Yardım ve Sicil Koruma. Türkiye: Mülteci Krizi. Ocak 2016, erişim tarihi, 1 Eylül 2016, çevrimiçi,  http://ec.europa.eu/echo/files/aid/countries/factsheets/turkey_syrian_crisis_en.pdf

[21] Soner Cagaaptay, The Impact of Syria’s Refugees on Sothern Turkey. The Washington Institute for Near East Policy. July 2014. Soner Cagaaptay, Türkiye’nin Güneyine Suriyeli Mültecilerin Etkisi. Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü, Temmuz 2014, erişim tarihi, 10 Kasım 2016, çevrimiçi, http://www.washingtoninstitute.org/uploads/Documents/pubs/PolicyFocus130_Cagaptay                _Revised3s.pdf

[22] ibid

[23] Soner Cagaaptay, The Impact of Syria’s Refugees on Sothern Turkey. The Washington      Institute for Near East Policy. July 2014. Soner Cagaaptay, Türkiye’nin Güneyine Suriyeli Mültecilerin Etkisi. Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü, Temmuz 2014, erişim tarihi, 10 Kasım 2016, çevrimiçi,  http://www.washingtoninstitute.org/uploads/Documents/pubs/PolicyFocus130_Cagaptay                _Revised3s.pdf

[24] ibid

[25] Robert D. Kaplan. Syria: Identity Crisis. The Atlantic. February 1993 issue. Robert D. Kaplan. Suriye: Kimlik Krizi. Atlantik dergisi. Şubat 1993 sayısı, erişim tarihi, 3 Haziran 2016, çevrimiçi,  http://www.theatlantic.com/magazine/archive/1993/02/syria-identity-crisis/303860/

[26] Soner Cagaaptay, The Impact of Syria’s Refugees on Sothern Turkey. The Washington      Institute for Near East Policy. July 2014. Soner Cagaaptay, Türkiye’nin Güneyine Suriyeli Mültecilerin Etkisi. Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü, Temmuz 2014, erişim tarihi, 10 Kasım 2016, çevrimiçi,  http://www.washingtoninstitute.org/uploads/Documents/pubs/PolicyFocus130_Cagaptay                _Revised3s.pdf

[27] Soner Cagaaptay, The Impact of Syria’s Refugees on Sothern Turkey. The Washington      Institute for Near East Policy. July 2014. Soner Cagaaptay, Türkiye’nin Güneyine Suriyeli Mültecilerin Etkisi. Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü, Temmuz 2014, erişim tarihi, 10 Kasım 2016, çevrimiçi,  http://www.washingtoninstitute.org/uploads/Documents/pubs/PolicyFocus130_Cagaptay                _Revised3s.pdf

[28] ibid

[29] ibid

[30] ibid

[31] ibid

[32] Trading Economics, Turkey Average Monthly Wage 2006-2016. Date of access: 15 August 2016. Ticaret Ekonomisi. Türkiye Ortalama Aylık Ücreti 2006-2016. Erişim tatihi: 15 Auğstus 2016, erişim tarihi, 24 Aralık 2016, çevrimiçi,  http://www.tradingeconomics.com/turkey/wages

[33] Sophia Hoffmann, Sahizer Samuk, Turkish Immigration Politics and the Syrian Refugee Crisis. German Institute for International and Security Affairs (SWP). March 2016. Sophia Hoffmann, Sahizer Samuk, Türk Göç Politikası ve Suriye Mülteci Krizi. Almanya Uluslararası Güvenlik İşleri Enstitütüsü (SWP), Mart 2016, erişim tarihi, 17 Ekim 2016, çevrimiçi, http://www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/arbeitspapiere/Working_paper_Hoffmann_Turkis            h_immigration_policy.pdf

[34] 3RP Regional Refugee & Resilience Plan 2016-2017. In Response to the Syrian Crisis: Turkey. March 2016. 3RP Bölgesel Mülteci ve Esneklik Planı 2016-2017. Suriye Krizine Yanıt: Türkiye, Mart        2016, erişim tarihi, 24 Agustus 2016, çevrimiçi,  http://www.3rpsyriacrisis.org/wp-content/uploads/2016/02/Turkey-2016-Regional-Refugee-Resilience-Plan_Turkish.pdf

[35] ibid

[36] ibid

[37] ibid

[38] Souad Ahmadoun, Turkey’s Policy toward Syrian Refugees. German Institute for International and Security Affairs. November 2014. Souad Ahmadoun, Türkiye’nin Suriyeli Mülteci Politikası. Almanya Uluslararası Güvenlik İşleri Enstitütüsü, Kasım 2014, erişim tarihi, 8 Kasım 2016, çevrimiçi,  https://www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/comments/2014C47_ahmadoun.pdf

[39] Soner Cagaaptay, The Impact of Syria’s Refugees on Sothern Turkey. The Washington      Institute for Near East Policy. July 2014. Soner Cagaaptay, Türkiye’nin Güneyine Suriyeli Mültecilerin Etkisi. Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü, Temmuz 2014, erişim tarihi, 10 Kasım 2016, çevrimiçi,  http://www.washingtoninstitute.org/uploads/Documents/pubs/PolicyFocus130_Cagaptay                _Revised3s.pdf

[40] ibid

[41] Salary Explorer, Salary Survey in Istanbul. Date of access 6 August 2016. Maaş Araştırmacısı, İstanbul’da Maaş Anketi. Erişim tarihi: 6 Agustus 2016, erişim tarihi, 12 Haziran 2016, çevrimiçi, http://www.salaryexplorer.com/salary-survey.php?loc=2383&loctype=3

[42] Algazere. Erdogan, Syrian refugees could become Turkish citizens, Elcezire. Erdoğan, Suriyeli mülteciler Türk vatandaşı olabilir, erişim tarihi, 24 Eylül 2016, çevrimiçi,  http://www.aljazeera.com/news/2016/07/erdogan-syrian-refugees-turkish-citizens-160703133739430.html

Alıntı yapılan Eserler

Ahmet İçduygu, Syrian Refugees in Turkey: The Long Road. Migration Policy Institute.       April    2015. Ahmet İçduygu, Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler: Uzun Yol. Göç Politikası             Enstitütüsü. Nisan 2015, erişim tarihi, 24 Aralık 2016, çevrimiçi,  http://www.migrationpolicy.org/sites/default/files/publications/TCM- Protection-Syria.pdf

Ahmet Icduygu, Sule Toktas and Ali B. Soner, “The Politics of Population in a Nation         Building Process: Emigration of Non-Muslim from Turkey,” Ethnic and Racial      Studies 31, no.2 (2008): 358-89. Ahmet Icduygu, Sule Toktas ve Ali B. Soner, “Ulus     İnşa Sürecinde Nüfus Politikası: Türkiye’den Gayri Müslimlerin Göçü” Etnik ve Irk        Çalışmaları 31, no.2 (2008): 358-89

Algazere. Erdogan, Syrian refugees could become Turkish citizens, Elcezire. Erdoğan,           Suriyeli mülteciler Türk vatandaşı olabilir, erişim tarihi, 24 Aralık 2016, çevrimiçi,  http://www.aljazeera.com/news/2016/07/erdogan-syrian-refugees-turkish-       citizens-160703133739430.html

European Commission, Humanitarian Aid and Civil Protection. Turkey: Refugee Crisis.                   January 2016. Avrupa Komisyonu, İnsani Yardım ve Sicil Koruma. Türkiye: Mülteci                      Krizi. Ocak 2016, erişim tarihi, 24 Aralık 2016, çevrimiçi,              http://ec.europa.eu/echo/files/aid/countries/factsheets/turkey_syrian_crisis_en.pdf>

Sophia Hoffmann, Sahizer Samuk, Turkish Immigration Politics and the Syrian Refugee      Crisis. German Institute for International and Security Affairs (SWP). March 2016.     Sophia Hoffmann, Sahizer Samuk, Türk Göç Politikası ve Suriye Mülteci Krizi.           Almanya Uluslararası Güvenlik İşleri Enstitütüsü (SWP), Mart 2016, erişim tarihi, 24         Aralık 2016, çevrimiçi, http://www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/arbeitspapiere/Working_paper_Hoffmann_Turkish_immigration_policy.pdf 

Soner Cagaaptay, The Impact of Syria’s Refugees on Sothern Turkey. The Washington       Institute for Near East Policy. July 2014. Soner Cagaaptay, Türkiye’nin Güneyine    Suriyeli Mültecilerin Etkisi. Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü, Temmuz 2014,        erişim tarihi, 24 Aralık 2016, çevrimiçi,              http://www.washingtoninstitute.org/uploads/Documents/pubs/PolicyFocus130_Cagaptay            _Revised3s.pdf>

Souad Ahmadoun, Turkey’s Policy toward Syrian Refugees. German Institute for                            International and Security Affairs. November 2014. Souad Ahmadoun,            Türkiye’nin Suriyeli Mülteci Politikası. Almanya Uluslararası Güvenlik İşleri       Enstitütüsü, Kasım 2014, erişim tarihi, 24 Aralık 2016, çevrimiçi,  https://www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/comments/2014C47_ahmadoun.pdf

Trading Economics, Turkey Average Monthly Wage 2006-2016. Date of access: 15 August 2016. Ticaret Ekonomisi. Türkiye Ortalama Aylık Ücreti 2006-2016. Erişim tatihi: 15     Auğstus 2016, erişim tarihi, 24 Aralık 2016, çevrimiçi, http://www.tradingeconomics.com/turkey/wages

Robert D. Kaplan. Syria: Identity Crisis. The Atlantic. February 1993 issue. Robert D.            Kaplan. Suriye: Kimlik Krizi. Atlantik dergisi. Şubat 1993 sayısı, erişim tarihi, 24 Aralık     2016, çevrimiçi,  http://www.theatlantic.com/magazine/archive/1993/02/syria-identity-crisis/303860/

Salary Explorer, Salary Survey in Istanbul. Date of access 6 August 2016. Maaş         Araştırmacısı, İstanbul’da Maaş Anketi. Erişim tarihi: 6 Auğstus 2016, erişim tarihi, 24                     Aralık 2016, çevrimiçi, http://www.salaryexplorer.com/salary-survey.php?loc=2383&loctype=3>

3RP Regional Refugee & Resilience Plan 2016-2017. In Response to the Syrian Crisis: Turkey. March 2016

3RP Bölgesel Mülteci ve Esneklik Planı 2016-2017. Suriye Krizine Yanıt: Türkiye, Mart   2016, erişim tarihi, 24 Aralık 2016, çevrimiçi,  http://www.3rpsyriacrisis.org/wp-content/uploads/2016/02/Turkey-    2016-Regional-Refugee-Resilience-Plan_Turkish.pdf>

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz