Twitter Facebook Linkedin Youtube

YENİ BİR BALKAN STRATEJİSİNE İHTİYAÇ VAR

Rıfat SAİT

Balkanlarda ilginç olaylar oluyor. Zaten sürekli hareketli ve sıcak olan bölgede Türkiye’nin etkisi azaltılmaya çalışılıyor. Balkanlar üzerinde etkili olan ABD, Rusya, İngiltere ve Almanya, Türkiye’yi bölgeden tamamen kopartmaya çalışıyorlar.

Osmanlının Balkanlardan çekilmesinden bugüne hep aynı hedef ve buna paralel senaryolar yaşanıyor. Türkiye’nin Balkanlardaki etkisi, son dönemde başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere TİKA, Yurtdışı Türkler Başkanlığı (YTB), Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, TRT, Diyanet İşleri Başkanlığı, Ekonomi Bakanlığı müşavirlikleri ve hatta THY gibi kurumların çalışmaları (hizmetleri) ile artmaktadır. Hatta başta Ziraat Bankası olmak üzere Halk Bankası, BKT ve TEB gibi bankalarımızın Balkanlardaki faaliyetlerini artırması da son derece yararlı olmuştur.

Ancak tüm bu hizmetlerin yeterli olup olmadığı ya da doğru bir şekilde yapılıp yapılmadığı tartışmaya açıktır.

Türkiye açısından Balkanlarda son durum

Balkanlarda faaliyette olan tüm bu kurumlarımızı tenzih ediyorum ve yaptıkları güzel hizmetler için hepsine teşekkür ediyorum. Ancak kanaatimce bir yerlerde bir eksik var. Bu konuda bir şeyler söyleyebilmek için Balkan ülkeleriyle dış ticaretimize bakmak gerekiyor. Yani Türkiye’nin Balkanlarla yaptığı dış ticaret yeterli midir?

Diğer yandan başta Arnavutluk ve Kosova olmak üzere buralarda hala çalışmalarına devam eden FETÖ okullarına bakmak gerekiyor. Bunlar hala niye devam ediyorlar ya da engellenmiyorlar?

Bulgaristan, Kosova ve Makedonya gibi soydaşlarımızın var olduğu ve siyaset yaptığı yerlerde birlik olmaları gerekirken 2-3 Türk siyasi parti ile temsil edilmeleri ve aralarında var olan küskünlükler niye devam ediyor?

Ayrıca son günlerde Yunanistan ile soğumakta olan ilişkileri gözden geçirmek yararlı olacaktır.

Aslında bir an önce tarafsız ve bölgeyi çok iyi bilen uzmanlar tarafından detaylı bir Balkan raporu hazırlayıp, üst mercilere sunulması ve bu raporun titizlikle incelenmesi gerekiyor.

Neler yapılabilir?

Bizim bu konuda naçizane önerilerimiz vardır. Uygulanıp uygulanmaması büyüklerimizin işidir. Bir kere her şeyden önce bölgeye liyakatli ve sadakatli insanlar gönderilmek zorundadır. En önemli unsur, insan faktörüdür. Bu yüzden bölgeye yüksek maaş için değil, yüksek devlet idealleri için gidecek insanlara ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.

Balkan dilleri olan Arnavutça, Boşnakça, Bulgarca gibi dilleri bilen insanlar bölgeye gönderilmelidir. İngilizce bilmek, tabi ki yararlıdır ama tek başına yeterli değildir. Esas bilinmesi gereken dilin şu lehçelerden oluşması daha önemlidir: Sadakatçe, Babayiğitçe, Reisçe, kalpçe…

Bölgede 600 yıllık dostumuz ve kardeşimiz olan Arnavutlarla, Boşnaklarla, Pomaklarla ve Torbeşlerle çok iyi ilişkiler kurulmalı, bunlarla diyalog ve iletişim kurabilecek insanlar görevlendirilmelidir. Özellikle Kosova, Arnavutluk, Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Yunanistan’ın tamamı veya farklı bölgelerinde yaşayan ve tüm Balkanlarda nüfusları 8 milyonu geçen Arnavutlar, Balkanlarda bizim stratejik ortağımız ve birlikte hareket etmemiz gereken önemli bir topluluktur. Buna dikkat etmek, bölgede bize önemli bir güç kazandıracaktır. Sultan Abdülhamid’in Balkanlarda Arnavutlar üzerine geliştirdiği stratejiler, mutlaka incelenmelidir.

Ayrıca Türkiye’de faaliyet gösteren bölgeyle ilgili dernekler, düşünce kuruluşları, akademik çalışma grupları desteklenmeli ve Balkanlara proje üretmek üzerine cesaretlendirilmelidirler. Son olarak Balkanlarda yayın yapan başta Türkçe olmak üzere Arnavutça ve Boşnakça yayın organları ile iyi bir iletişim kurulmalı, istişare içinde olunmalıdır.

Küçük bir not: Türkiye’den bölgeye giden tüm İslami toplulukların yaptıkları fedakârlıklar ve hizmetler harika. Bu hizmetlere tabi ki devam etsinler ancak her birini tenzih ederek söylüyorum; devlet içinde yer almak, dış politikaya etki etmek, Balkanlarda hizmet eden yukarda saydığımız devlet kurumlarına eleman koymak gibi işlerden uzak durmalarında fayda vardır.


Rıfat SAİT

24.Dönem İzmir milletvekili
Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz