Twitter Facebook Linkedin Youtube

PAKİSTAN’DA İKTİDAR KAVGASI VE YARGI DARBESİ

28 Temmuz günü, Pakistan Yüksek Mahkemesi bu ülkedeki çetin iktidar savaşına bir kez daha katıldı…

(14 Ağustos 1947’de ilk kez bir devlet olarak tarih sahnesine çıkan Pakistan’ın bütün ömrü, orduya dayanmaktadır. İlk kurucu lider Muhammed Ali Jinnah’ın vefatını takiben, yerine İskender Mirza’nın gelmesi ve kısa bir süre sonra Mareşal Eyyub Khan’ın Mirza’yı kenara itip iktidara geçmesi, onun 12-13 senelik iktidarının yıpranması üzerine, bu kez de General Yahya Khan’ın idareye gelmesi…

Daha sonra 1971’de çok kanlı bir iç savaşı takiben, coğrafî olarak zâten 2000 km. ötede Bengal Körfezi’nde olan Doğu Pakistan’ın Bangladeş adında ve Şeyh Mucib-ur’Rahman liderliğinde yeni bir devlet olarak doğması ve Batı’da kalan Pakistan’ın ise, Zulfiqaar Ali Bhutto’nun iktidara gelmesi ve onun da Temmuz-1977’de General Ziya-ul’Haqq tarafından iktidardan indirilip sonra idâm edilmesi..

Ziya-ul’Haqq’ın da Ağustos-1988’de uçağına konulan bir bombayla hayatını kaybetmesi ve arkasından Bhutto’nun kızı Bînezîr Bhutto’nun iktidara gelmesi.. Bütün bu karışıklıklar içinde ve asıl güç odağı ise, bizde 90 seneye yakın süre hâkim olan TSK gibi, Pakistan Ordusu…)

***

Şimdi bir kez daha yeni bir karışık dönem başlıyor. Yaklaşık 190 milyonluk dev bir nüfusa sahip olan bu fakir ülkenin en zengin eyaleti sayılan Pencab’ın büyük zenginlerinden olup, 1993’de  ülkenin başbakanlığına gelen Muhammed Newaz Şerif, bir kaç defa iktidardan indirilme durumu yaşamıştı; bazan mahkeme yoluyla, bazan askerî darbe ile.. Bir keresinde Cumhurbaşkanı Faruk Lagarî ve Yüksek Mahkeme, Newaz’ı azletmek istediğinde Pakistan’daki en büyük iktidar odağı olarak bilinen ordu, Newaz’ın yanında yer almış; arkasından Lagarî ve Yüksek Mahkeme üyeleri istifa etmek zorunda kalmışlar ve Newaz iktidarını güçlendirmişti.

Ama, bu kez de, ordudaki bir takım rahatsızlıklara el atan Newaz, Sri Lanka’da bir resmî ziyarette bulunan General Perwiz Muşerref’i azlettiğini açıklamış;  Muşerref ise yurt dışından verdiği emirlerle ordudaki yandaşlarını harekete geçirip, idareye elkoymuş ve Newaz’ı tutuklatmıştı!. Yargılanan Newaz, idâma mahkûm edilmiş, ancak Newaz, Suûdî rejimine sürgüne gönderilmişti.

Suûd rejimin himayesinde 10 yıl kadar sürgünde yaşayan Newaz, General Perwiz Muşerref’in 9-10 yıla varan iktidarının devrilmesini takiben,çok güçlü şekilde tekrar iktidara gelmek üzereyken..

***

Muhalefet liderlerinden, eşinin bir takım yolsuzluk iddiaları sebebiyle, siyasetten el çekip, yıllardır Londra’da yaşayan Bînezîr Bhutto da ülkeye dönüp, seçim kampanyasına katılmıştı.

Ama bu kez de seçime bir gün kala Bhutto, 2007 yılının son günlerinde, seçim kampanyası sırasında uğradığı bir bombalı saldırıda hayatını kaybetmişti. O fecî saldırının duygu yükü de tabloya eklenince, Bhutto’nun Pakistan Halk Partisi  seçimi kazanmış ve Bhutto’nun eşi Âsaf Ali Zerdarî iktidara gelmişti. Ancak, Bhutto’nun kanı, Zerdarî’nin iktidarını kurtarmaya yetmemiş, yapılan bir seçimde Newaz kazanmıştı.

***

Bir bakıma bizdeki Süleyman Demirel’i hatırlatan bir dünya görüşüne sahip olan Newaz Şerif, artık Pakistan’ın güçlü ve rakipsiz lideri sayılıyordu. Kardeşi de Pencab eyaletinde eyalet başbakanı olarak hem o eyaletin, hem de ülkenin güçlü  siyasî figürlerinden birisi idi.

Yolsuzluk suçlamaları ise.. O fakir ülkede, siyasetçilerin her birisi ‘tencere dipleri’ durumundaydı.

Bu açıdan bakıldığında Newaz Şerif’in oğlunun bir takım yolsuzluklar yapmış olması veya kendisinin izah edilemeyen zenginleşmesi gibi durumlar olabilir. Ama Yüksek Mahkeme bu kararı kendi başına mı almıştır, yoksa Ordu diktesi ile mi? Ve nasıl bir yargılama süreci takib edilmiştir? Ve Şerif gibi, o ülkenin entrikalara dayalı yapısını bilen birisi, nasıl oldu da böyle âni bir oldu-bitti’yle karşılaştı.

Yolsuzluk iddialarını gündemde tutan muhalefet liderlerinden İmrân Khan ile; bizdeki F. Gülen’e benzeyen yöntemlerle çalışan ve 20 senedir Kanada’da yaşayan  Tâhir-ul Qadrî için gün doğup doğmadığını ise gelecek günler gösterecek…

 

Selahaddin E. Çakırgil  – Star

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz