Twitter Facebook Linkedin Youtube

FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK: KERKÜK’TE IKYB BAYRAĞI KRİZİ

Murat EMEÇ

Kerkük Vilayet Meclisi’nin 28 Mart tarihinde Kerkük’te Irak bayrağının yanına Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bayrağının asılmasına ilişkin aldığı karar, bölgede yaşayan Türkmen ve Arap vatandaşlarda büyük rahatsızlık oluşturdu.

IKYB bayrağının asılmasına ilişkin onay kararı, ilginç bir tarihe denk geldi. 26 yıl önce yine aynı tarihte Peşmerge güçlerinin tacizi ve işgaline maruz kalan Altunköprü Türkmenleri, Saddam Hüseyin hükümetinin gazabına uğramıştı. 102 Türkmen’in öldürüldüğü bu elim hadise, tehdit, şantaj, soykırım ve asimilasyon yöntemleriyle Türkmenlerin Irak’taki varlıklarının zayıflamasına sebep oldu.

Altunköprü, Irak’ın kuzeyinde, Kerkük’e 44, Erbil’e 50 kilometre mesafedeki şirin bir Türkmen kasabası. 28 Mart 1991 tarihinde yaşanan katliamın hikâyesi kısaca şöyle;[1]

1991 yılında, Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgal etmesi üzerine başlayan 1. Körfez Savaşı Irak’ın yenilgisiyle sonuçlanınca ülkede bir kargaşa yaşandı. Saddam Hüseyin, daha çok Bağdat’ı koruma telaşına düştüğü için ülkenin güneyinde ve kuzeyinde otorite boşluğu oluşmuştu. Güneyde Şiîler ayaklanırken kuzeyde de Kürt gruplar işgal hareketlerine giriştiler.

18 Mart 1991 günü Kerkük’e giren Kürt işgalci grupları, tapu ve nüfus dairelerini talan ederek pek çok vesikayı yok ettiler. Kürtler, önlerine çıkan bir fırsatı değerlendirerek bugünkü fiilî durumun temelini işte o günlerde atmışlardı.

Kendi halkına karşı itibarı sarsılan Saddam bir şeyler yapmalı ve güç gösterisinde bulunarak otoritesini yeniden kurmalıydı. 1991 yılının Ramazan ayında tam teçhizatlı birliklerini olay bölgelerine gönderdiği zaman işgalciler zaten işlerini bitirip gitmişlerdi. Olan, içinde yaşadıkları devlete bağlı kalıp en güçsüz zamanında bile isyan etmeyen Türklere oldu.

Ordu birlikleri Tuzhurmatu, Tavuk ve Tazehurmatu gibi Türk bölgelerini topa tutarak Kerkük’e doğru ilerlerken paniğe kapılan halk sağa sola dağılmaya başlamıştı. 27 Mart 1991 günü Kerkük’e giren ordu birlikleri oradan Altunköprü Kasabası’na yöneldiler. İşgalci ve talancı Kürt gruplarını bulamayınca öfkelerini suçsuz – günahsız insanlardan alma yoluna gittiler. 28 Mart günü iftar öncesi, Altunköprü’de oturan ve panik sırasında Kerkük’ten, Tavuk ve Tuzhurmatu’dan kaçarak oraya sığınan Türkmenlerden, çocuk, genç ve yaşlı demeden topladıkları tam 102 kişiyi alıp götürdüler. Kutsal ay sadist insanlar tarafından karartılmış; ağlayışlarıyla yürekleri dağlayan analar oruçlarını gözlerinden damlayıp ağızlarına tuzlu sular gibi akan gözyaşlarıyla açmışlardı!

Oruçlu günler bitip bayram gelmişti ama bu bayram gerçekten “bayram” olacak mıydı? Olmadı… Sevinç içinde yaşanması gereken Ramazan Bayramı acılarla, kederlerle geçti. Ve bayramdan 15 gün sonra…

Dibis Kasabası yakınlarında “Kayabaşı” diye anılan bir yer vardı ve oradaki bir çukurluktan kokular yükseliyordu. Bunu duyan Altunköprülüler merak ve endişe içinde Kayabaşı’na ulaşınca o korkunç manzarayla karşılaştılar: Kurşuna dizilerek şehit edilen tam 102 cansız beden üst üste yığılmış halde orada duruyordu!”

Altunköprü
Bu köprü yaman köprü
Ölsem namert elinden
İsterem Altun Köprü

2003’te ise Irak’ın işgaliyle başlayan Kerkük’ün IKBY’ye bağlanmasına yönelik kıvılcım, bayrak kriziyle önemli bir boyuta ulaştı. Eğer bu süreçte bayrak krizi, bölgede yaşayan diğer haklar ile birlikte çözüme kavuşturulamazsa Kerkük’ün IKBY’ye tam olarak bağlanması kaçınılmaz olacaktır.

Tekrar bayrak krizine dönecek olursak; Kerkük Vilayet Meclisi’nde 25 Kürt temsilci tarafından onaylanan Kerkük valisi Necmettin Kerim’in Kerkük’e sözde Kürdistan bayrağı asılmasına dair kararı, 16 Arap ve Türkmen üye tarafından boykot edildi.

Vali Kerim, oylamadan önce Kerkük Kalesi’ne IKYB bayrağı astırmıştı. Daha oylama yapılmadan böyle bir uygulamaya gidilmesi, karar gibi yasal değildi. Ancak valinin arkasındaki güç IKYB olunca tepkiler cevapsız kaldı.

Bu noktada bir hususu açıklamakta fayda var; halk arasındaki yaygın inanışın aksine, Kerkük’te güçlü olan Kürt siyasi partisi Mesut Barzani’nin KDP’si değil, Celal Talabani’nin KYB’sidir. KYB’nin gücü, kamu kurumlarında, güvenlik güçlerinde ve siyasi yetkililerin dağılımında açıkça görülmektedir. Elbette, KDP’nin de Kerkük’te kısmi bir etkinliği bulunmaktadır. Üstelik bölgeyi tanıyanların da hemfikir olduğu konu, son dönemde yaşanan gelişmelerin tetikleyicisinin KDP ve Mesut Barzani değil, KYB’nin en güçlü lideri olarak görülen Hero Talabani ve onun Kerkük’teki en güçlü müttefiki Kerkük Valisi Necmettin Kerim olduğudur.

Bilinmesi gereken diğer bir husus ise; Kerkük’te çoğunluğu KDP ve KYB’li üyelerden oluşan Vilayet Meclisi üyelerinin belirlenmesi için 2005’ten beri seçim yapılamıyor olmasıdır. Yani bu skandal bayrak kararı, 2005’te yapılan seçimlerle göreve gelen Kürt kökenli Vilayet Meclisi Temsilcilerince alındı.

DEAŞ’ın Haziran 2014’te Musul’u ele geçirmesinden sonra Irak’ın tamamında olduğu gibi Kerkük’te de dengeler değişti. DEAŞ’a karşı koruma gerekçesiyle daha önce Kerkük’e yerleşen ancak tam hâkimiyet kuramayan IKBY’ye bağlı peşmerge güçleri, Kerkük’e tam anlamıyla konuşlandı.

Ordunun çekilmesinin yarattığı güç boşluğunu peşmerge doldururken Kerkük’te ilginç bir gelişme daha yaşanmaya başladı. Şehrin önce DEAŞ’a sınır olan bölgelerinde, daha sonra merkez dâhil bütün bölgelerinde PKK varlığı görülmeye başlandı.

Dolayısıyla Irak’ta merkezi otoritenin gücünü yitirmesi sonucunda ademi-merkeziyetçi eğilimler güçlendi. Irak merkezi hükümeti, son üç yılda büyük sorunlar yaşadı. Bunların en büyüğü ve en bilineni, DEAŞ’in yaratmış olduğu egemenlik sorunu. Irak hükümeti, ülkenin yarısından fazla olan bölümünü bir örgüte karşı kaybetti ve geri alabilmek için bu şehirleri yakıp yıkmak zorunda kalıyor.

Ezcümle Irak’ta merkezi otoritenin gücünü yitirmesi sonucunda güçlenen KDP, KYB ve PKK, Kerkük’ün Kürt şehri haline getirilmesi için beraber hareket ediyorlar.

Bölgede yaşayan diğer uluslar ve Kerkük’ün tarihi geçmişi göz ardı edilerek izlenen bu Kürtleştirme yani asimilasyon siyaseti, hiçbir şekilde kabul edilemez. Yaşanan bu gelişmeler, tüm bölge ülkeleri için endişe verici boyutta. Kerkük’te patlak verecek en küçük olay, başta Irak olmak üzere Orta Doğuda bulunan diğer ülkelerin de aleyhine olacaktır.

.

Murat EMEÇSASAM Kuzey Irak Masası Uzmanı

__________________________________

[1] http://www.tarihbilinci.com/konular/altunkopru-katliaminin-18-yildonumu.6109/ (Son erişim tarihi: 04/03/2017)

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz