Twitter Facebook Linkedin Youtube

BEYAZ SARAYDA BİR ASİ

Küresel seçkinlerin sesi The Economist’in son sayısında yayınlanan ve Miles Donovan tarafından kaleme alınan “ABD’nin Başkanı; Beyaz Saray’da bir asi” başlıklı makalede, ‘küresel düzenin bekası için’ müttefiklere ABD’siz bir ‘B Planı’ önerildi.

“Donald Trump kendisine miras kalan dünyaya karşı öfke içindeyken; ABD’nin müttefikleri haklı olarak endişe içinde…” alt başlığıyla sunulan makale, “Washington bir devrimin kıskacında” sözleriyle başlıyor. Makalede, ABD’nin 45. başkanı Donald Trump’ın göreve geldiği kısa süre içerisinde ortaya koyduğu icraatlar şu sözlerle tarif ediliyor:

“Donald Trump, başkentin görkemli beyaz sütunlarına ilk talimatlarından oluşan molotof kokteylini fırlattığında, geçtiğimiz ay düzenlenen yemin töreninin karanlık kadansı hala akıllardaydı. Durmadı. Trans-Pasifik Ortaklığı‘ndan çıktı. [Kanada, ABD ve Meksika tarafından imzalanmış olan Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması] NAFTA‘dan çıkılmasını; Meksika ile ABD arasına bir duvar inşa edilmesini ve göçmen yasalarının yeniden gözden geçirilmesini talep etti. Avrupa Birliği ile arayı soğuturken; BREXIT‘e bağlı bir Britanya‘ya ve öte yandan Rusya‘ya sıcak mesajlar gönderdi ve nihayetinde geçtiğimiz hafta, yedi Ortadoğu ülkesinin vatandaşlarına geçici olarak ABD’ye giriş yasağı koydu.”

‘KAOS, PLANIN BİR PARÇASI’

Yazarın ifade ettiği görüşlere göre, normal şartlar altında kaos başarısızlık getirse de, Trump döneminde kaos, planın bir parçası olarak öne çıkıyor”. Buna göre, “Kampanya süresince aşırılığı çağrıştıran sözler şimdi Washington ve dünyayı sallamayı amaçlayan ölümcül bir isyanla sonuçlanıyor.”

‘HAİN, AÇGÖZLÜ SEÇKİNLER…’

Economist’e göre, diğer tarafın [Trump yanlılarının] sadece yanlış değil, kötü niyetli olduğu ‘bölünmüş’ bir Amerika’da çatışma politik bir servettir. Zira, Trump meydan okuyan nutuklarını, ‘nazik görüşlüleri’ [Demokratları] rencide etmek için kullandıkça, destekçileri onun ‘hain, açgözlü seçkinleri’ Washington salonlarından gerçekten çıkaracağına ikna oldu.”

Burada bir geniş paragraf açmamız gerekiyor. Makalede, demokratlar ve o çevrede kümelenen liberaller, ABD’deki iç politik kutuplaşma çerçevesinde ‘nazik görüşlüler’ şeklinde tarif edilirken; Trump yanlıları sadece ‘yanlış’ değil aynı zamanda ‘kötü niyetli’ olarak tarif ediliyor. Öte yandan Washington’daki lobilerden dünya siyasetini dizayn etmeye çalışan küresel elitin; Trump yanlılarının gözünde ‘hain ve açgözlü seçkinler’ olduklarını öğreniyoruz. Bu durum bir yönüyle ABD siyasetindeki bölünmenin sosyo-politik niteliğini de ortaya koyuyor. İlerleyen satırlarda ise bu duruma fazlaca açıklık getiriliyor.

BANNON, MİLLER VE AŞIRI SAĞIN EGEMENLİĞİ

Makalede üzerinde durulan bir başka önemli husus ise Trump’ın akıl hocaları ve propaganda/ajitasyon faaliyetlerinin sorumluları olarak tanıtılan Steve Bannon ve Stephen Miller‘ın mevcut iktidar aygıtındaki fonksiyonları.

Yazarın, kendi mantıklarını hükümete empoze etmekle suçladığı ve “Trump’ın baş bombacıları” şeklinde tarif ettiği Bannon ve Miller ABD’de tanınmış simalar. Bugün Donald Trump’ın ‘Baş Stratejisti’ olarak görev yapan Steve Bannon aynı zamanda aşırı sağcı Breitbart haber sitesinin de kurucusu. Sitedeki haberlerde İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığı geniş yer buluyor.

Yazarın eleştiri oklarının hedefine giren bir diğer isim olan Stephen Miller ise Başkan Donald Trump’ın Kıdemli Danışmanı olarak görev yapıyor. ‘Liberal eğilimli’ yani muhafazakar olmayan Yahudi kökenli bir aileden gelen Cumhuriyetçi politikacı Miller’ın, Steve Bannon’la birlikte, Trump’ın açılış konuşması metninin yazılmasını katkıda bulunan ikinci kişi olduğu biliniyor. Göçmenlere yönelik politikalarda [çoğunluğu yıkıcı olacak olan] yeni tasarımlarıyla öne çıkacağı ve dahası, bir kısım Ortadoğu ülkelerinin vatandaşlarına yönelik uygulanan ABD’ye giriş yasağının mimarlarından biri olduğu söyleniyor.

‘JUDEO-HRİSTİYAN KÜLTÜRÜ KORUMAK’

Yazara göre, “Bannon ve diğerleri Amerikan diplomasisini stratejik olarak reddettiler. ABD ve müttefiklerinin başını çektiği mevcut dünya düzeninin liberal bir tür enternasyonalizm içerdiğine ve günümüzün ideolojik mücadelesinin evrensel insan haklarını korumaktan daha çok ‘Judeo-Hristiyan’ kültürü, diğer medeniyetlerin, özellikle İslam’ın saldırısından korumak için verilmesi gerektiğine inanıyorlar. Duruma bu perspektiften baktığımızda, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği onlara engel teşkil ederken, Vladimir Putin potansiyel bir müttefik olarak öne çıkıyor.”

Trump kabinesindeki isimlerin ve bilhassa baş stratejist Stephen Bannon tarafından yönetilen Breitbart‘ın Avrupa’daki aşırı sağcı hareketleri kucaklayan politik yapısına; Vladimir Putin önderliğindeki Rusya ile Avrupa sağı arasındaki sıcak ilişkiler eklendiğinde, yukarıdaki çıkarım hakkında bir parça daha fikir sahibi olabiliyoruz. Elimizdeki veriler her ne kadar sabit bir çıkarımda bulunmak adına yeterli olmasa da, en azından Trump’ın ve dolayısıyla ABD’nin yeni yol haritası hakkında önemli ipuçları sunuyor.

“TRUMP, MÜTTEFİKLERİ HOR GÖRMEMELİ”

Yeni yönetimin sinyallerini verdiği bu yeni stratejiden pek de memnun olmadığını anladığımız yazar, gerekçesini şu sözlerle ifade ediyor: “Aktif Amerikan destek ve katılımı olmazsa, küresel işbirliği mekanizması başarısız olabilir. Dünya Ticaret Örgütü, adına layık olmayacak. BM tedavülden kalkacak. Sayısız anlaşma ve sözleşmenin altı oyulacak. Bu kurum ve anlaşmaların her biri özgün birer işleve sahip ve birlikte Amerika’yı müttefiklerine bağlayan ve gücünü dünyaya yansıtan bir sistem oluşturmaktalar.”

“… İttifaklar bölgedeki rakiplerin yani Doğu Asya’da Çin’in, Doğu Avrupa’da Rusya’nın ve Ortadoğu’da İran’ın önüne geçmeye yardımcı oluyor. Trump gerçekten ‘Önce Amerika’ diyorsa, önceliği bağları güçlendirmek ve müttefikleri hor görmemek olmalı.”

ABD’NİN LİDER OLMADIĞI BİR DÜNYA İÇİN B PLANI

Economist’e göre, bu tavsiyeler yok sayıldığı takdirde müttefikler, maliyelerini güçlendirmek ve kendi iç çatışmalarını sınırlandırmak yoluyla, mevcut kurumları korumak için çaba harcamalı ve nihayet ABD’nin lider olmadığı bir dünya için sıkı bir B planı hazırlamalıdır. Zira, Avrupa’nın artık NATO fonlarını azaltma lüksü tamamen ortadan kalkmıştır.

.

M.Birol GUGERhttps://www.aydinlik.com.tr/dunya/2017-subat/abd-siyasetinde-celiskiler-derinlesiyor

Miles Donovan’ın The Economist’te yayınlanan makalesinin linki: http://www.economist.com/news/leaders/21716026-donald-trump-rages-against-world-he-inherited-president-americas-allies-are-worriedand

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz