Twitter Facebook Linkedin Youtube

MERKEZ BANKASI VE İTİBARIN ÖNEMİ

Sadık ÖNCÜ

Nisan 2016’da Erdem Başçı’dan Merkez Bankası Başkanlığı görevini devralan Murat Çetinkaya’nın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politikasını nasıl uygulayacağı ve bu kararları alırken ne kadar bağımsız olacağı merak konusuydu. Aslında en önemli soru da, belirlenen enflasyon oranının gerçekleşmesi için ne kadar başarılı olacağı ve toplumun bunu nasıl algılayacağıydı. Çünkü halkın Merkez Bankası’na güven duyması ve bu aşamada aldığı kararları ne kadar kararlılıkla uygulayabildiği, Merkez Bankası için hayati önem taşımaktadır.

TCMB’nin 9 Aralık 2015 tarihinde yayınlanan ‘2016 Yılında Para ve Kur Politikası’ başlıklı temel politika metninde, Merkez Bankasının temel amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğu anımsatılarak, bu çerçevede 2016-2017-2018 yılları için enflasyon hedefinin hükümet ile varılan mutabakat çerçevesinde yüzde 5 düzeyinde belirlendiği ifade edilmişti.[1] Ancak TCMB, 2016 yılı enflasyonunun yüzde 8,53 seviyesinde gerçekleşmesi ve yüzde 5’lik hedefin belirgin şekilde üzerine çıkması nedeniyle hükümete yakın zamanda açık mektup yazacak. Merkez Bankası Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca, enflasyonun hedeften belirgin şekilde sapması durumunda, TCMB’nin sapmanın nedenlerini ve alınması gereken önlemleri hükümete yazılı olarak bildirmesi ve kamuoyuna açıklaması gerekiyor.[2] Bu sebeplerden ötürü TCMB Başkanı Murat Çetinkaya ile bir başkan yardımcısının imzalarını taşıyacak mektup, yakın zamanda hükümet adına Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’e iletilecek.[3]

Enflasyon oranının 8,53 seviyesinde gerçekleşmesi, ekonominin hassas olduğu bu zamanlarda tüm gözleri Merkez Bankası’na ve hazırlayacağı mektubun içeriğinin ne olacağına çevirmiştir. Analistler, 2016 yılında enflasyonun hedefin üzerinde gelmesinde birçok nedenin olduğunu belirtiyor. ABD Başkanlık seçimlerinden galip çıkan Trump, tüm dünya ekonomisinde dalgalanmalara sebep olmuş ve çoğu ülkelerin para birimleri dolar karşısında değer kaybetmiştir. Fiyat ayarlamaları ile OPEC’ten gelen arz düşürme kararının petrol fiyatlarının 55 doların üzerine çıkmasına neden olmasını, enflasyondaki artışın başlıca nedenleri olduğunu ifade eden analistler, 15 Temmuz’da Fethullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) başarısız darbe girişimi, jeopolitik riskler ve dolar endeksindeki yükselişin etkisiyle Türk lirasının değer kaybetmesinin de enflasyon üzerinde olumsuz yansıması olduğunu kaydediyor. Bu nedenler, bu kadar yüksek enflasyon oranının çıkmasına haklı bir gerekçe oluşturabilir ancak analizimizde biraz daha geriye gitmek faydalı olacaktır.[4]

Enflasyon hedeflemesinin başarılı olup olmadığını değerlendirmek adına ilk akla gelen yöntem, enflasyon hedeflerinin tutturulup tutturulmadığına bakmaktır. Başarının tek kıstası hedeflerin tutturulması olsaydı, Türkiye’de enflasyon hedeflemesinin başarısız olduğunu söylemek gerekirdi. Tablo 1’den görüleceği üzere enflasyon hedeflemesinin açık olarak resmi para politikası rejimi olarak benimsendiği 2006 yılından itibaren üç yıl üst üste hedefler tutturulamamış, yılsonu enflasyon gerçekleşmeleri üç yıl boyunca belirlenen üst sınırın dışında kalmıştır. Enflasyon gerçekleşmelerinin alt ve üst sınırların içinde kaldığı, yani hedeflerin tutturulduğu yıllar sadece 2009, 2010 ve 2012 yılları olmuştur.

Bu konulan hedeflerin gerçekleşmesi, Merkez Bankası için hayati önem taşımaktadır. Eğer toplum MB’nin aldığı kararların gerçekleşmesine ihtimal vermezse, ülkedeki ekonomik istikrar bozulur ve gelecekte MB’nin misyonu ve vizyonunun tartışıldığı bir aşamaya gelebiliriz. Çünkü unutmayalım ki; MB tarafından alınan bu kararları uygulayan halktır ve halkı oluşturan bireyler, rasyonel davranış sergiler. Bu süreçte de halkın beklentileri rasyoneldir.[5] (Rasyonel Beklentiler Teorisi)

Rasyonel Beklentiler Teorisi, 1960’lı yılların sonlarında klasik iktisat teorisinin temel ilkelerini benimseyerek ortaya çıkan yeni bir ekonomik teoridir. Beklentiler Teorisi, Klasik iktisatçıların yaklaşımına benzer şekilde insanların iyi bir şekilde bilgilendirildiklerine ve bunu çok iyi kullandığına inanmaktadırlar.[6] Bu nedenle beklentiler, iktisatta daima önemli bir yer tutmuştur. Çünkü ister üretici, ister tüketici veya tasarruf ya da emek sahibi olsun, davranışlarında daima geleceğe yönelik beklentiler belirleyici olur.

Ancak geçmiş dönemde beklentilerde belirleyici unsur “geçmiş dönemle uyumlu beklentiler” (adaptive expections theory) iken, bu teori beklentilerin “rasyonel” olduğu üzerine bina edilmiştir. Bu teorisyenler, ancak rasyonel beklentilere dayalı makro teorilerin ve modellerin gerçek dünya koşullarını ve iktisat politikası sonuçlarını yansıtacağını öne sürmüşlerdir. Rasyonel Beklentiler Teorisini savunanlar, beklentilerin uyumcu değil rasyonel olduğunu kabul ettiklerinden, toplumun beklemediği anlarda ve beklemediği tarzda uygulanacak bir politikanın çok kısa bir süre etkili olabileceğini, fertlerin bu politika ile ilgili bilgileri temin edip beklentilerini değiştirdiğinde politikanın yine etkisiz kalacağını ileri sürerler.[7]

Uyumlu beklentilerde gelecek yıllarla ilgili tahminler ve beklentilerde, geçmiş yılların bilgileri kullanılarak yaklaşık bir sonuç dikkatte alınır. Mesela bir önceki yılın enflasyonu %20 ise, beklenti %20’den az ancak %10’dan fazla olacaktır. Beklentiler ancak tahminlerin tutmaması halinde değiştirilir. Bu değişiklik, beklentinin tahminin altında gerçekleşmesi halinde azalış yönünde tersi durumda artış yönünde olur.[8]

Bu durumu analizimizdeki ana konumuz olan Merkez Bankası üzerinden daha anlaşılır bir örnekle açıklamak faydalı olacaktır. Diyelim ki faizlerin olmadığı bir piyasa düşünelim ve ben bu piyasada su satıcısıyım. Size bir senelik vadeli su satıyorum. Ancak faiz olmadığı için ve ben enflasyondan dolayı para kaybetmek, alıcı da (yani siz de) enflasyondan dolayı fazla miktarda para ödemek zorunda kalmak istemediği için karşılıklı bir kontrat yaparız. Ancak hangi enflasyon yüzdesi üzerinden yapacağız? Ülkemizdeki X Merkez Bankası yıllık enflasyon hedeflemesini %10 koymuş ama ben Merkez Bankasının sözüne inanmıyorum. Çünkü geçmiş hedeflemeleri sürekli yanlış çıkmış. Biz de kontratı %20 üzerinden yapıyoruz ve piyasanın geneli de bu kararı uyguluyor. Çünkü hepimizin beklentisi enflasyonun %20 olacağı.[9] Sonuç, ne mi oldu? Beklentiler gerçekleşti ve enflasyon %20 oldu. Çünkü kimse Merkez Bankası’nın hedeflemesine inanmadı.

Bu veriler ve bilgilerle birlikte bir ülkedeki MB’nin enflasyon hedeflemesinin, başarısının ve istikrarının çok önemli olduğunu belirttik. Tekrar etmek gerekirse, ‘Başarının tek kıstası hedeflerin tutturulması olsaydı, Türkiye’de enflasyon hedeflemesinin başarısız olduğunu söylemek gerekirdi.’ temasından yola çıkarak ülkemizdeki Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerini ve halkın beklentilerini birleştirip analizimizin sonuç kısmına geleceğiz.[10]

Enflasyon hedeflemesi rejiminde beklentilerin iyi yönetilmesi ve etkin bir iletişim politikası izlenmesi, temel unsurlardandır. Ekonomik birimler, fiyatlama kararlarını alırken gelecek dönem enflasyon beklentilerini göz önüne alırlar. Özellikle Türkiye gibi enflasyonun uzun süre yüksek seviyelerde kaldığı ülkelerde enflasyon beklentilerinin belirlenmesinde enflasyon gerçekleşmelerinin payı büyüktür. Böylece enflasyon gerçekleşmeleri gelecek dönem enflasyonunu besleyen bir unsur haline gelir ve bu durum da enflasyon ataleti yaratır. Enflasyon hedeflemesi rejiminde ise ekonomik birimlere referans alabilecekleri başka bir enflasyon oranı yani enflasyon hedefi sunulur. Hedeflerin dikkate alınması ve hedefin tutturulabileceğine dair güvenin oluşması ölçüsünde, enflasyon beklentileri ile enflasyon gerçekleşmeleri arasındaki ilişki zayıflar ve böylece de enflasyonun kendi kendini besleme süreci kırılmış olur. Dolayısıyla enflasyon beklentilerinin gerçekleşen enflasyona hassasiyeti azaldığı ölçüde, enflasyon hedeflemesi başarılı olmuş denebilir.

Bu bölümde öncelikle enflasyon hedeflemesi öncesi dönemde ve enflasyon hedeflemesi döneminde enflasyon beklentilerinin gelişimi ele alınacak, ardından ise beklentilerin enflasyon gerçekleşmelerine hassasiyeti analiz edilecektir. Grafik 2’den görülebileceği üzere enflasyon hedeflemesi döneminde, enflasyon beklentilerinin hem seviyesinde hem de oynaklığında ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Hedefleme öncesi dönemde ortalama %20,7 olan enflasyon beklentisi, enflasyon hedeflemesi döneminde %6,9’a seviyesine düşmüştür. Benzer şekilde hedefleme öncesi dönemde 14.0 olan beklentilerdeki oynaklık seviyesi, enflasyon hedeflemesi döneminde 0.8’e gerilemiştir (Tablo 2).[11]

Grafik 2: Enflasyon Beklentileri

Tablo 2

Yapılan analizin sonuçları şu şekilde özetlenebilir: Enflasyon hedeflemesinin enflasyon performansına olumlu katkı yaptığını söylemek mümkündür. Bu katkının en önemli unsurlarından birini tespit etmek amacıyla enflasyon beklentilerinin gelişimi incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda enflasyon hedeflemesi döneminde enflasyon beklentilerinin seviyesinin ve oynaklığının yanı sıra, beklentilerin enflasyon gerçekleşmelerine hassasiyetinin de azaldığı görülmüştür. Bu nedenle enflasyon hedeflemesi döneminde para politikasına olan güvenin arttığını, ekonomik birimlerin beklentilerini oluştururken enflasyon gerçekleşmeleri yerine enflasyon hedeflerini baz almaya başladıklarını söylemek mümkündür. Türkiye’de enflasyon hedeflemesinin enflasyon seviyesi ve oynaklığının düşmesine katkıda bulunduğunu, enflasyon hedeflemesi döneminde enflasyon hedeflerinin beklentiler üzerindeki etkisinin arttığını ve enflasyon ataletinin büyük ölçüde kırıldığını görülmektedir.

Bu nedenlerle Türkiye’de uygulanan enflasyon hedeflemesinin 2012 yılı sonuna kadarki performansının başarılı olduğunu söylemek mümkündür. Ancak bundan sonraki yıllarda Merkez Bankasının enflasyon hedeflerini ardı ardına tutturamaması, toplum nezdinde yavaş yavaş itibarının zedelenmesine yol açmış ve mevcut güven, güvensizliğe doğru sürüklenmeye başlamıştır. Merkez Bankası, bu sorunun ülke ekonomisinde ciddi problemlere yol açabileceğini bilmeli ve buna göre hassas davranmalı, önlerine realist hedefler koyup bu kararları ne olursa olsun uygulayıp istikrarı sağlayabilmelidir.

.

Sadık ÖNCÜ – Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

_________________________________

DİPNOTLAR:

[1] TCMB, 2016 Yılında Para ve Kur Politikası, http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/d40b6ab8-0f75-4967-92ae-20b1fea17bd9/2016ParaveKur.pdf?MOD=AJPERES (Erişim Tarihi: 13.01.2017)

[2] TCMB Kanunu (1970), T. C. Resmî Gazete,1211, 14 Ocak 1970

[3] Sputnik Türkiye, Merkez Bankası hükümete mektup gönderecek, https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201701091026691692-merkez-bankasi-hukumet-mektup/(Erişim Tarihi: 13.01.2017)

[4] Ergun ERMİŞOĞLU (2013),Türkiye’de Enflasyon Hedeflemesi: Bir Başarı Hikâyesi mi, BDDK Bankacılık ve Finansal Piyasalar Cilt:7, Sayı:1, s.36

[5] DURDEN, Garey C. and Steven W. MILLSAPS. (1996). “James McGill Buchanan’s Contributions to Social and Economics Thought: Citation Counts, Self-Assessment and Peer Review” Constitutional Political Economy, 7, 133-151.

[6] John Muth, Rational Expectations and the Theory of Price Movements – FEP, http://www.fep.up.pt/docentes/pcosme/S-E-1/se1_trab_0910/se1.pdf(Erişim Tarihi: 13.01.2017)

[7] Vural F. Savaş (1994). Politik İktisat, İkinci Baskı, Beta Basım Yayın, İstanbul: 1994,s.226.

[8] Vural F. Savaş(1997). İktisadın Tarihi, Liberal Düşünce Topluluğu, Avcıol Matbaacılık, İstanbul, s.970.

[9] Ekonomi Profesörü Sayın hocam M. Çokgezen’e değerli örneği için teşekkür ediyorum.

[10] ERMİŞOĞLU, agy., s.47-48

[11] ERMİŞOĞLU, agy., s.49,51

Sahipkıran Akademi Hakkında

Sahipkıran AKADEMİ; üniversite öğrencilerine çalışmalarını yayınlayabilecekleri bir platform sağlamak ve öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak üzere, Merkezimiz çatısı altında yeni oluşturulmuş bir yapıdır. “Türkiye’nin geleceğinin mimarları, Sahipkıran’da buluşuyor!” sloganı ile gayretli ve üretken üniversitelileri, çalışmalarını bu platformda paylaşmaya ve SASAM’ın etkinliklerine katılmaya davet ediyoruz. Sahipkıran AKADEMİ üyeliği, tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Üye olan öğrenciler, istedikleri zaman üyelikten çıkabilmektedirler. Üye olmak veya üyelikten çıkmak için bilgi@sahipkiran.org adresine, talebinize ilişkin e-posta göndermeniz yeterlidir. Talebiniz, en geç 3 iş günü içinde sonuçlandırılacaktır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz