Twitter Facebook Linkedin Youtube

ASTANA GÖRÜŞMELERİ VE SURİYE’NİN GELECEĞİ

Süleyman ERDEM

Bugüne kadar yapılan görüşmelerin aksine Avrupa dışında yapılacak ilk Suriye görüşmesi, Rusya ve Türkiye’nin inisiyatifi ile 23 Ocak’ta Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleşecek.

Uzun süredir devam eden Suriye’deki iç savaş ve kaosa çözüm arayışları, şu ana kadar Lozan, Viyana ve Cenevre gibi Avrupa kentlerinde BM girişimiyle yapılan toplantılardan netice alınamaması nedeniyle sonuçsuz kaldı ve çatışmalar devam etti. Son olarak Suriye rejiminin Aralık 2016 ortalarında Halep’i tamamen ele geçirmesiyle Suriye’de dengeler değişti.

Halep’in rejim güçlerince tamamen kontrol altına alınmasından kısa bir süre sonra, Rusya ve Türkiye’nin garantörlüğünde 30 Aralık 2016 gece yarısından itibaren ateşkesin yürürlüğe girmesi ve ardından ilk defa BM inisiyatifi dışında, Rusya ve Türkiye’nin öncülüğünde bir barış görüşmesi yapılacak olması, Suriye’de değişen dengelerin ve sahadaki aktörlerin değişen politikalarının bir göstergesi niteliğinde.

Astana görüşmeleri, ilk kez silahlı muhalif grupların görüşmelere davet edilmesi ve bu grupların da yapılan daveti kabul etmesi açısından da önemli. Bu durum, çatışan güçlerin bu çatışmanın kimseyi arzu ettiği noktaya götürmeyeceğini görmüş olduklarına ve sürdürülebilir bir çözüm için uzlaşabileceklerine dair umut verici bir gösterge niteliğinde.

Görüşmelerin Astana’da ve BM inisiyatifi dışında yapılacak olması, ABD’nin Suriye iç savaşındaki etkinliğinin azalmasını da gösteriyor. ABD’nin görüşmelere davet edilip edilmeyeceği bile bir süre belirsizliğini korudu ve sonrasında davet edildi. BM de benzer şekilde toplantılara sonradan davet edilenler arasında. Bu durum, ABD’nin Türkiye’nin önemini gözardı edip Türkiye’nin düşmanlarıyla işbirliği yapması durumunda sahadaki dengenin nasıl değişebildiğinin de bir göstergesi aynı zamanda. Eğer BM, ABD ve Avrupa ülkelerinin öncülük etmediği bu görüşmeler başarılı olursa, bu durum değişen dünya dengelerini göstermesi açısından da bir ön gösterge olabilecek potansiyel taşıyor.

Görüşmelerin temel hedefi; Suriye resmî makamları ile Suriye muhalefetinin bir anlaşmaya varması. Her ne kadar tarafların öncelikleri farklı olsa da, temel bazı konularda anlaşılması, sorunun çözümü açısından önemli bir gelişme olur. Bu aşamada yapılması gereken; Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Suriye’nin terör örgütlerinden tamamen temizlenmesi ve Rusya’nın Suriye Rejimin garantörü, Türkiye’nin ise muhaliflerin garantörü olarak Suriye’de gerçek anlamda demokratik bir yönetime geçilmesi olmalıdır.

Sahada çatışan güçler böyle bir anlaşmaya yanaşmasalar bile, garantör olabilecek Rusya ve Türkiye, üzerlerinde etkili olduğu tarafları böyle bir anlaşmaya zorlayabilirler.

İran ve Suudi Arabistan, böyle bir anlaşmaya varılabilmesi için ikinci planda kalmalıdır. Çünkü bu iki ülke, bölgede çıkarılmaya çalışılan mezhep savaşının lokomotif güçleri konumundadır ve ön planda olmaları, muhtemel bir çözümün önünde engel ve bahane oluşturur. İran ve Suudi Arabistan’ın savaşan güçlere silah ve para desteği durdurulursa, çözüme bir adım daha yaklaşılacaktır.

Görüşmelerde;

  • Öncelikle Suriye’nin terör örgütlerinden temizlenmesi ve bunun için tarafların işbirliği yapması,
  • terör örgütleri ile mücadele tamamlanana kadar muhaliflerle rejim arasında herhangi bir çatışma yaşanmaması ve bu süreçte tarafların terör örgütlerinden ele geçirecekleri topraklarda hakimiyetlerini sürdürmeleri
  • Terör örgütleri temizlendikten ve sahada sadece Rusya garantörlüğündeki Rejim güçleri ile Türkiye garantörlüğündeki muhalif güçler kaldıktan sonra, garantör ülkelerin öncülüğünde Suriye’de demokratik bir yönetime geçilmesi için detaylı görüşmelerin yapılması

yönünde bir arayış olması ve bu minvalde bir anlaşmaya varılması, tüm tarafların ve Suriye halkının lehine olacaktır.

.

 Süleyman ERDEMsuleyman@sahipkiran.org

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Süleyman Erdem Hakkında

Süleyman ERDEM: (Ankara) Balıkesir doğumludur. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden lisans, Harvard Üniversitesi Kamu Politikaları Bölümünden yüksek lisans derecesi almıştır. Halen Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü’nde Uluslararası Güvenlik alanında doktora çalışmalarını yürütmektedir.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz