Twitter Facebook Linkedin Youtube

TÜRKİYE–IRAK İLİŞKİLERİ

Muhammed IŞIK

Cumhuriyet ilan edildikten sonra Irak ile ilişkilerimiz, Milletler Cemiyetinin Musul konusunda aleyhimize aldığı karar neticesinde hiç de iyi başlamamıştı. Ancak 1937 yılında bölgenin dört önemli ülkesi (Türkiye, İran, Afganistan ve Irak) arasında imzalanan Saadabat Paktı, Türkiye-Irak ikili ilişkilerine olumlu katkı sağladı. Sonrasında 1955 yılında oluşturulan Bağdat Paktı ile ilerleyen ilişkiler, 1958’de Irak’ta gerçekleşen askeri darbeye kadar devam etti.

1965 yılında Türkiye’nin Fırat Nehri üzerinde Keban Barajını inşa etmeye başlaması, Irak ve Suriye’de rahatsızlığa sebep oldu ve bu iki ülke, sorunu Arap ligine taşımak istediler. Türkiye ile Arap Dünyası arasında çıkarılmaya çalışılan sorun, tabii olarak ülkemizin tepki vermesine sebep oldu. 1970’li yıllarda Baas rejiminin Türkmenler üzerindeki baskıları ve 1980’li yıllarda başlayan PKK terörü de, Irak ile Türkiye arasında zaman zaman gerilimlere sebep oldu.

1970’li yıllardan itibaren ülkemizdeki ekonomik kalkınma hamleleri neticesinde ortaya çıkan enerji ihtiyacı, Irak’la ilişkilerimizde önemli bir etken olmaya başladı.1990 yılında Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesini ülkemiz tepkiyle karşıladı ve ABD tarafından Irak’a karşı kurulan koalisyon içinde yer aldı. Türkiye, 2003 yılında ABD’nin Irak işgaline de tepki gösterdi. TBMM de yapılan 1 Mart Tezkeresi oylaması reddedilerek ABD’nin Irak işgaline katılmama kararı alındı. Nitekim ABD’nin Irak işgali ve sonrasında çekilmesiyle ortaya çıkan boşluktan terör örgütleri faydalandılar ve IŞİD gibi cani bir örgüt, ABD işgaliyle istikrarsızlaşan Irak’ta zemin bularak doğdu ve büyüdü.[i]

Türkiye ve Irak, zorlu bir coğrafyada ikili ilişkiler geliştirmeye çaba harcamakta. Özellikle son yıllarda Irak ve Suriye’ye yerleşmiş olan terör örgütlerinin faaliyetleri, bu iki ülkenin toprak bütünlüğüne zarar verdiği kadar ülkemiz içinde açık tehditlere kapı açmakta. Ülkemizin Irak konusundaki politikası; güçlü tarihi bağlara sahip olduğumuz komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması, güvenlik ve istikrarının tesisi, iç barışının sağlanması, ülkenin ekonomik refaha kavuşması, bölge açısından güvenlik ve refah üretebilen bir devlet haline gelmesi, komşularıyla ve uluslararası toplumla yeniden bütünleşebilmesi şeklindedir.[ii] Bu amaçla ülkemiz, çeşitli yolları deneyerek bölgenin huzurunu tesis etme adına gayret göstermektedir.

Türkiye–Irak İlişkilerinde Terör Sorunu

Son on yılda bölgemizde yaşanan olumsuz gelişmeler, yukarıda değinildiği gibi terörü fazlasıyla beslemiştir. PKK, PYD, DAEŞ gibi terör örgütleri, Irak ve Suriye’de terör faaliyetlerini gerçekleştirecek ortamı bulmuşlar ve bu ortamda güçlenmişlerdir. Bu örgütlerin oluşumunda ve güçlenmesinde ABD ve Rusya gibi bölgede etkisi olan ülkelerin politikaları da etkili olmuştur. Türkiye’nin tepkisine rağmen bu iki güçlü aktör, terör örgütlerinin hareket sahasını daraltma konusunda neredeyse hiçbir adım atmamıştır. Örneğin Türkiye’nin Suriye’de bir tampon bölge talebi, ABD ve Rusya’nın etkili olduğu Birleşmiş Milletler tarafından uygun görülmemiştir.

Terör konusunda hassas olan ülkemiz, Irak Hükümetinin bilgisi ve Kuzey Irak yönetiminin talebi dahilinde 2014 yılında Musul’un kuzeyinde bulunan Başika’da askeri kamp kurmuştur. DAEŞ’in Erbil’e yaklaşması üzerine oluşturulan bu kampta, Peşmerge güçleri eğitilmeye başlanmıştır. Ancak ne olduysa Irak Hükümeti, bilgisi dahilinde oluşturulan Başika kampından Türkiye’nin çekilmesi için 2015 yılından itibaren girişimlerde bulunuyor.[iii]

2015 yılı ortalarından itibaren sorun haline gelen ve iki ülke ilişkilerini iyiden iyiye geren Başika Kampı sorunu, son günlerde Başbakan Sayın Binali Yıldırım’ın gerçekleştirdiği Irak ziyareti sonucunda çözülmek üzeredir. Sayın Başbakanın Irak ziyareti sonrasında; Başika’nın bir Irak kampı olduğu, Türkiye’nin Irak toprak bütünlüğüne saygı duyduğu, terör konusunda işbirliği yapılacağı konusunda ortak bildiri yayınlandı.[iv]

Yine aynı ziyarette Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile bir araya gelen Binali Yıldırım, ortak basın toplantısında PKK’nın Şengal bölgesinde yuvalanmasına izin verilmeyeceğini, terör konusunda işbirliği yapılacağını dile getirdi. [v]

Türkiye bölgesel bir aktör olarak terör örgütlerine karşı etkin politikalar izlerken, bölgedeki ülkelerle de işbirliği içinde olması son derece önemli. İşbirliği olmadan teröre karşı mücadele başarılı olamamakta. Türkiye–Irak ilişkilerinin olumlu seyri, bölgeye pozitif katkılar yapacağı gibi terör örgütlerinin bölgede tutunmasını da zorlaştıracak.

Türkiye – Irak ilişkilerinde ekonomik adımlar

Bölgeyi yangın yerine çeviren ve küresel güçlerin organize ettiği terör örgütlerinin faaliyetlerinin en önemli amacı; bölgeyi istikrarsızlaştırmaktır. Bölgenin, yeraltı zenginlikleri ile küresel güçlerin iştahını kabarttığı açıktır. Yaşanan olaylar ve bölgenin giderek kan ve gözyaşı havzası haline dönüşmesi de bunu kanıtlar niteliktedir. Bu durumda da elbette ki bölge, ekonomik anlamda zor zamanlar yaşamaya başlamıştır. Savaşın yoğun olduğu, sivil vatandaşların can verdiği bir coğrafyada ekonominin işlemesinden söz etmek oldukça zordur. Buna rağmen Türkiye ile Irak arasında ekonomik ilişkiler devam etmiştir. İkili ticari ve ekonomik ilişkiler ile ilgili Dışişleri Bakanlığı internet sitesinde aşağıdaki tablodaki bilgiler verilmiştir. [vi]

Türkiye–Irak ekonomik ilişkilerinin gelişmesinin iki ülkenin de yararına olduğu açıktır. Bu bağlamda ticari ilişkilerin daha da geliştirilmesi için bölgesel sorunlarla ortak mücadele etme kararlılığı gereklidir. Bölgede yaşanan siyasal, etnik ve mezhep çatışmalarının önüne geçebilme adına stratejik ortaklığın önemi büyüktür.

Başbakan Binali Yıldırım’ın Başbakanlık koltuğuna oturmasıyla beraber Türkiye’nin değişen ve “Düşmanları azaltmayı, dostları arttırmayı” önceleyen dış politikasının bölgesel dengeleri değiştireceğinin ciddi örneklerinden biri de, Irak ziyareti oldu. Bilindiği üzere Rusya ile ilişkilerin düzelmesi ile bu kapılar açılmaya başlamıştı. 2016 yılı boyunca Türkiye-Irak arasındaki gerginliği hatırlayacak olursak, yeni yıldaki bu olumlu adımın önemi daha net görülmekte.

Bu gelişmeler gösteriyor ki Türkiye, Arap baharı öncesi güvenlik algılamalarına ve böylelikle bölge ülkeleri ile işbirliği yaklaşımına geri dönmüş durumdadır. Umut ederiz ki tüm bu pozitif gelişmeler bölgemize huzur getirir.

.

Muhammed IŞIK

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

_________________

KAYNAKÇA:

[i] http://www.bilgesam.org/images/IRAK-7-1.pdf

[ii] http://www.mfa.gov.tr/turkiye-irak-siyasi-iliskileri.tr.mfa

[iii] http://www.haberler.com/basika-nerede-basika-krizi-nedir-8869830-haberi/

[iv] http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38541590

[v] http://www.aljazeera.com.tr/haber/yildirim-barzani-ile-gorustu

[vi] http://www.mfa.gov.tr/irak-ekonomisi.tr.mfa

Aday Uzman Hakkında

SASAM kadrosunda yer almak isteyen adaylar için, 3 aylık bir ön üyelik süreci uygulanmaktadır. Bu üç aylık süre sonunda adayın sitemizde yayınlanan çalışmaları, Merkezimizin düzenlediği etkinliklere ve çalışmalara katılımı, Merkezimizin tanıtımına katkısı vb. hususlar dikkate alınarak, SASAM kadrosuna kabul edilip edilmemesi hususu karara bağlanmaktadır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz