Twitter Facebook Linkedin Youtube

GÜNDEM TERÖR, NEDENİ DIŞ TEZGAH!

Oktay ÇINAR

Terör eylemi, bir toplumun değerlerine zarar veren çeşitli faaliyetleri içine alan ilgili toplumda devlet, güç ve otoritesini zaafa uğratarak o toplumu içten çökertme hedefine yönelik bir sosyal sapma davranışıdır. Durum böyle olunca, terör eylemlerini ve terörist grupları oluşturan kişilerin genel mantık yapılarını, yaşadıkları çevreyi, ailelerini, ortak yönlerini, psikolojik yapılarında belirli bir bozukluk olup olmadığını ve onları eylemlere iten faktörlerin neler olduğunu ele almak gerekmektedir. Bilimsel araştırmalar, terör olgusunun sosyal nedenleri arasında; hızlı nüfus artışı, düzensiz kentleşme, gelir dağılımındaki eşitsizlikler, istihdam sorunu, ekonomik sıkıntılar, belirtilen hususlarla bağlantılı olarak büyük şehirlere göç, göçün bireylere getirdiği sosyal, kültürel, ekonomik, psikolojik sorunları sayı mıştır. [1]

İngiltere’de bulunan Maplecroft adlı küresel analiz şirketi tarafından uluslararası şirketler için yapılan Terörizm Risk Endeksi’nde en çok terör riski olan ilk 9 ülke; Irak, Afganistan, Pakistan, Somali, Lübnan, Hindistan, Cezayir, Kolombiya ve Tayland şeklinde sıralanmıştır. Endeks, ülkelerdeki terör saldırılarının sıklığı ve saldırılar sonucu ölen insan sayısı gibi kriterlere göre her altı ayda bir yenilenmektedir. Maplecroft, Irak’taki terör durumunun geçen yıla göre iyileştiğini, ancak 2009 yılında yaklaşık 4 bin 500 sivilin hayatını kaybetmesinin Irak’ı listede yine ilk sırada tuttuğunu bildirdi. Endekse göre, terör riski yüksek olan ülkelerden bazıları ve sıralamadaki yerleri şöyle: Filipinler (10), Türkiye (14), Rusya (15), Nijer ’ya (24) ve İspanya (34). İngiltere (41), Çin (43), ABD (46) ve Fransa (56) “orta riskli” ülkeler arasında yer alırken, Almanya (81), Kanada (116) ve Avustralya’ya (120) “düşük riskli” ülkeler sıralamasında yer verildi. [2]

Terör örgütleri dış desteksiz yaşayamazlar. Ancak, terörün yeşerdiği ortam, ülke içi sorunlardır. Dolayısıyla ülke iç bünye olarak zayıfsa, terörizmi silâh olarak kullanan odaklar amaçlarına ulaşabilirler. Bu kapsamda, ülkemizdeki terörizmin iç kaynakları; ekonomik, siyasal ve yönetime ilişkin, sosyo-kültürel, eğitim sisteminden kaynaklananlar ve psikolojik etkenler ile dış nedenler:

1-Yunanistan’ın Pontus hayallerine Amerika, İngiltere ve Fransa’da Türkiye’yi parçalamak amacı ile büyük destek vermesi.

2- 1950’den sonra Patrikhane Amerika’nın desteği ile Türkiye aleyhine tekrar çalışmaya başlamış, olmayan hakları varmış gibi göstererek Kıbrıs’ta da EOKA terör örgütünü desteklemiştir. Günümüzde de adeta bir Yunan kurumu gibi çalışmaktadır. AB’de bunun faaliyetlerine sıcak bakmaktadır. Amaç Fener Patriği’ne Evrensellik (Ekümenlik) hüviyeti vererek İstanbul’u Ortodoksluğun merkezi yapmaktır. Yani kısaca Bizans’ı ihya etmek ve Pontusu yeniden kurmaktır. Amaç tamamen dini olmayıp siyasidir ve Türkleri bu bölgeden çıkarma düşüncesiyle her yolu denemektedirler.

3-Suriye ve Irak’tan sonra İran da hem Irak’a hem de Türkiye’ye karşı PKK’yı kullanabileceği mesajını vermektedir. PKK ise; Türkiye’ye karşı İran’dan da yararlanmaya başlamıştır. Türkiye’ye komşu üç ülkenin sağladığı bu hareket alanı PKK’yı rahatlatırken, örgüt iç bölgelere daha fazla sızarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni daha geniş ve kontrolü zor bir alana yayılmaya zorlamıştır.

4-Amerika’nın hedefi jeopolitik önemi çok büyük olan ülkemizi çeşitli hain planlarla, içten içe bölüp parçalamak ve atalarımızın kanlarıyla yıkanmış bu toprakları ele geçirebilmek amacı ile doğuda kukla bir devlet olacak Kürdistan’ı kurmaktır. ABD’nin gerçek bir demokrasi ve özgürlüğe tahammülü yoktur. Geri kalmış, yoksul ve sömürülen ülkemizin mazlum halkının kalkınmaya veya özgürlüklerine kavuşmaya yönelik çalışmalarına tahammülü ise hiç yoktur. ABD kendisinin güçlü olduğunu göstermek ve ona karşı gelenleri yok etmek için oyunlar oynamaktadır. (Eşref Bitlis cinayeti)

5-İngiltere geçmişte kabul ettiremediği Sevr’ i günümüzde dosdoğru olmasa da dolaylı olarak kabul ettirme çabaları içindedir. İngilizlerin amacı Doğu Anadolu’da Ermenilere ait bir ulus devlet kurdurup devleti kendi nüfuslarına geçirmek böylece Rusların güneye yayılma politikalarına karşı bir tampon oluşturmaktır. Ayrıca İngiltere zamanında “Kıbrıs Katili” olarak anılan Makarios’ a yardım etmiştir. İngiltere halen Kıbrıs’ ta iki tarafı da kışkırtmaktadır.  Sevr’ i unutamayan devletlerden biri de Fransa’ dır. Geçmişin sömürgecisi bugün ise kendisini gelişmiş devlet olarak isimlendiren Fransa gelişen ve güçlenen ülkemize sözünü geçiremeyeceğini anlayınca ülkemiz üzerinde çeşitli hain oyunlar oynamaktadır. Bu oyunlardan bir tanesi olan Ermeni meselesi oyunuyla ülkemizi yıpratmak istemektedir. İşte bu yüzden kendi başkentlerinde Ermeni soykırımı olarak nitelendirdikleri oyunu temsil eden anıtı devlet töreniyle açmışlardır. Fransa Parlamentosu Ermeni soykırımı yasasını ayakta alkışlamıştır. Peki bunu sadece 300 bin Ermeni oyu için mi yapmıştır? Tabi ki hayır. Bundaki amaç Türkiye’yi yıpratmak ve eskiden olduğu gibi bazı terör örgütleri tarafından vatandaşlarımızın zalimce katledilmesidir. 1915’ten günümüze kadar yapılan Ermeni, Kıbrıs ve Yunan Propagandalarında da Ermeni konusu işlenmektedir. Ermenileri maşa olarak kullandıkları da bir gerçektir. Ne var ki; Avrupa her ikisini de maşa olarak kullanmaktadır. Yunanistan, Ermeni faaliyetlerinin merkezi durumundadır. Özellikle Ermenilere uygulandığı iddia edilen soykırım günümüzdeki asılsız Kürt Sorunu ile paralellik kurularak Türkiye’nin soykırımı tanıması ve tazminat ödemesi talep edilmektedir. Türkiye’nin Ermeni soykırımını tanımadığı sürece Avrupa Birliği’ ne kabul edilmemesi için AB ülkeleri nezdinde propaganda yapılmaktadır. Ayrıca Yunanistan, tarihsel olarak Türkiye aleyhine faaliyetlerde bulunan Ermeni kuruluşlarına da ev sahipliği yapmaktadır. Örneğin Asala, Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları, Yunanistan Ermeni Gençlik Teşkilatı, Ermeni Ulusal Komitesi, Ermeni Halk Eylem Birliği, Ermeni Devrim Ordusu (ARA), Ermeni Ulusal Direniş Hareketi, Selanik Ermeni Gençlik Örgütü, Ermeni Tutuklularını Kurtarma Komitesi, Ermenistan’ın Kurtuluşu İçin Silahlı Propaganda Birliği, Ermeni Hayır Cemiyeti, Ermeni Kültür Derneği, Ermeni Ortodoks Merkezi Komitesi.

6- Türk-İslam kültüründe eriyip kaybolmaktan korkan İranlılar, İslam aleminde ayırıcı ve aykırı görüşlere yer veren Şiiliği ülkemizde yayarak ayakta tutmayı ayrıca ülkemizin laik ve demokratik sistemini çökertmeyi planlamaktadırlar. Bu yüzden PKK’ya destek vermekte ve Hizbullah, IBDA-C gibi dini ağırlıklı örgütlerle de Türkiye’yi yıpratmaktadır. PKK terör örgütünü bizzat barındırmakta, silah, kamp yeri temin etmekte ve örgüt elemanlarının sınırdan geçişlerinde kolaylık sağlamaktadırlar. Cilvegözü’nde yakalanan 6 tır dolusu silahın sanıklarından bir tanesi bu silahları İran’ın Suriye üzerinden Lübnan’daki Hizbullah’a götürdüğünü, eğer PKK’ya götürselerdi direk İran sınırından alabileceklerini belirterek İran’ın PKK’ ya sınırlarda göz yumduğunu açıkça ortaya koymuştur.

7-Siyonizm’in “Arz-ı Mev’ud” merkezli İsrail’in Dünya hâkimiyeti hedefini, Büyük Ortadoğu Projesi ile gerçekleştirmesinin son aşaması; Irak, Suriye ve Türkiye’nin parçalanmasıdır. Bunun önemli bir adımı olarak Irak, Suriye ve Türkiye KÜRDİSTAN’larının kurulması ve tek çatı altında toplanması planlanmıştır. Ancak bu sonuca karşı özellikle Türkiye’den gelecek haklı tepkileri törpülemek ve halkı ikna etmek üzere palavra bir kılıf hazırlamıştır: Artık Barzani bölgesinin Irak’la, PYD bölgesinin Suriye ile birlikte kalması imkansızmış. Türkiye’nin de Kürt sorununa çözüm bulması ve anarşi belasından kurtulması için Güneydoğusuna özel ve özerk bir statü kazandırması kaçınılmazmış… Üstelik Kürdistan, Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu zengin petrol yataklarını barındırmaktaymış… Bu nedenle bölgede oluşacak Birleşik Kürdistan’ın hamiliği Türkiye için tarihi bir fırsatmış. Böylece Türkiye, Amerika ve Avrupa’ya rağmen bölgesel bir güç ve küresel bir aktör olacakmış!.. gibi söylemler ile milleti buna psikolojik olarak hazırlayıp Türkiye’nin bundan büyüyerek çıkacağı algısı yabancı yazar ve haber ajansları tarafından yerleştirilmek istenmektedir. Evet, ülkemizin büyük bir felakete doğru sürüklendiğini, çok tehlikeli bir Türk-Kürt kapışmasının sinsice körüklendiğini görmekteyiz. Çünkü özerklik sonrası, Dış güçlerin: Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde Türklere, Türklerin yoğunlukta olduğu yörelerde Kürtlere saldırıları kışkırtıp kardeş katliamına girişileceğini biliyoruz. Top yekûn teyakkuzda olup bu gibi saldırıları ve girişimleri soğukkanlılıkla yönetmek zorundayız.

Fransa’nın Strasburg kentinde Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi’nin 30. oturumunda göç ve mülteci sorunu konusunda Bursa Belediyeler Birliği Başkanı Mustafa Dündar bir sunum yaptı. Sunuma başlarken, Brüksel’deki saldırıları kınayan Başkan Dündar, Avrupalı meslektaşlarına yüklenerek, “Bugün Brüksel’de ve Türkiye’de son dönemlerde yaşanan terör olaylarını kınamak istiyorum. Gerek Avrupa’da gerek Ankara ve İstanbul’da onlarca insanın yaşamına mal olan saldırılar sadece ülkemize değil tüm insanlığa ve değerlerimize yapılmıştır. Ancak ne Ankara ne de İstanbul saldırıları uluslararası camiada gerekli yankıyı bulmamıştır, bir tepkiye neden olmamıştır. İçinde bulunduğumuz hassas dönemde siz Avrupalı dostlarımızı Paris’teki saldırılardan sonra ortaya konan tavrı Türkiye’deki saldırılara da göstermesi gerekirdi. Ancak böyle bir tavırla gelecekte sizin ülkenizi de tehdit etmeyeceği garanti olmayan uluslararası terörle mücadele kararlılıkla sürdürülebilirdi. Bugünkü Brüksel saldırısı bunu göstermiştir” dedi. Başkanımız gibi yeri geldiğinde lobi çalışması yapmayı ve bunu finansa etmeyi bilmeliyiz, öğrenmeliyiz.

.

Oktay ÇINAR

______________________

DİPNOTLAR:

[1] Gökay Havabulut, Kenanda Bir Kuyu, (http://www.kenandabirkuyu.org/turkiyede-terorun-kaynaklari-ve-sebepleri), (18.12.2016)

[2]Cumhıriyet,(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/120304/Teror_riski_en_cok_olan_ulkeler.html,(18.12.2016)

 

Takipçilerinizle paylaşınShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on TumblrEmail this to someone

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz