Twitter Facebook Linkedin Youtube

RADİKALLEŞME VE TERÖRLE MÜCADELEDE RADİKALLEŞMENİN ÖNLENMESİ ÇALIŞMALARI

Süleyman ERDEM

Günümüzde devletler ve birçok uluslararası kuruluş, güvenlik amaçlı yüz milyarlarca dolara varan miktarlarda harcamalar yapmakta ancak bu paranın çok az bir kısmı, şiddet içeren aşırılığın ve radikalleşmenin nedenlerini araştırmaya ve bu nedenlerle mücadeleye ayrılmaktadır.

Oysa radikalleşme, sadece ulusal ve uluslararası güvenliği değil, toplumsal düzeni ve toplum içinde yaşayan insanların huzur ve güvenliğini de tehdit eden bir süreçtir. Çünkü radikal kişiler, toplumda birlikte yaşadıkları diğer insanlarla anlaşma yoluna gitmeden ve bazı durumlarda sert yöntemler kullanarak, kendi doğrularını topluma veya bireye kabul ettirme eğilimi içindedirler.[1]

Radikalleşmenin Tanımı

Büyük Türkçe Sözlükte radikal; “kökten, köktenci”; radikalleşme ise; “radikalleşmek durumu” yani “köktenci hale gelme durumu” olarak tanımlanmaktadır.[2] Radikalleşme, bireylerin ve grupların yasal ve şiddet içermeyen siyasal faaliyetlerini de (aktivizm) içerebilmekle birlikte, daha çok yasadışı ve şiddet içeren siyasal faaliyetleri (radikalizm) içermektedir. Radikalleşmenin aşırısı; devlet dışı bir grubun veya organizasyonun, hem devlet güçlerini hem de hükümeti destekleyen sivil vatandaşları hedef aldıkları terörizm halini almaktadır.[3]

Radikalleşme, özellikle son yıllarda artan bir şekilde bilimsel çalışmaların konusu olsa da, henüz bu kavram için uluslararası kabul gören bir tanım oluşmamıştır. Mevcut tanımlar, iki ana tema üzerinde yoğunlaşmaktadır:[4]

1-Radikalleşmenin şiddet içeriğine vurgu yapılan tanımlar: Bu tanımlarda, radikalleşmenin belirlenen hedefe ulaşmak için şiddet kullanımını kabul ve teşvik eden yönüne vurgu yapılmaktadır.

2-Radikalleşmenin daha genel bir tanımlaması: Bu tanımlarda, radikalleşmenin toplumda geniş kapsamlı değişimleri (demokrasiye tehdit oluşturup oluşturmadığı veya belirlenen hedeflere ulaşmak için şiddet kullanımı veya kullanım tehdidini içerdiğine bakılmaksızın) kabul ve teşvik eden yönüne vurgu yapılmaktadır.

Bu bağlamda radikalleşme ile ilgili bazı tanımlamalar şöyledir;[5]

Hollanda Güvenlik Servisi’nin (AIVD) radikalleşme tanımı: “Radikalleşme; demokratik düzen ile çelişen veya demokratik düzene tehdit oluşturan toplumsal değişimleri takip etmeye ve/veya (gerektiği takdirde anti demokratik yollarla) bu değişimleri desteklemeye hazır olma durumunun artıyor olmasıdır.”

Birleşik Devletler İçişleri Bakanlığı’nın radikalleşme tanımı: “Radikalleşme; kişilerin terörizmi ve şiddet içeren aşırılığı desteklemeye ve bazı durumlarda terörist gruplara katılmaya başladıkları süreçtir.”

McCauley ve Moskalenko, radikalleşmeyi tanımlarken grup dinamikleri üzerinde yoğunlaşmaktadır: Onlara göre; “Radikallik; grup içi şiddeti ve grubun savunması için fedakârlık talebini meşru kılacak şekilde inançların, duyguların ve davranışların artan bir şekilde aşırılığa kaçmasıdır.”

Wilner ve Dubouloz ise radikalleşmeyi şu şekilde tanımlamaktadırlar: “Radikalleşme, kişilerin aşırı politik, sosyal ve/veya dini fikirler ve emeller edinmeye ve belirlenen hedeflere ulaşmak için gelişigüzel şiddeti meşru görmeye başladığı, kişisel bir süreçtir.”

Bu tanımlar içinde Wilner ve Dubouloz’un yukarıdaki tanımı, kanaatimce doğruya en yakın olanıdır. Ancak bu tanımda da katılmadığım hususlar bulunmaktadır. Öncelikle ‘radikallik’ ile ‘şiddet’i eşdeğer görmek, bugün en çok yapılan hatalardan biridir. Barlett, Horgan ve Borum, radikal fikirlere sahip pek çok insanın terör faaliyetlerine katılmadığını ve pek çok teröristin de derin ideolojik bir fikriyata sahip olmadığını, hatta geleneksel anlamda hiç radikalleşmediklerini ifade eden yazarlar arasındadır. Yani şiddet ve terör, radikalleşme ve radikalliğin olmazsa olmaz bir unsuru değildir. Bu nedenle de radikalleşmenin tanımı yapılırken, şiddet unsurunu bu tanıma dâhil etmek, doğru bir yaklaşım değildir.

Wilner ve Dubouloz’un yukarıdaki tanımında eleştirilmesi gereken diğer bir husus ise, radikalleşmenin “kişisel bir süreç” olduğu ifadesidir. Çünkü radikalleşme, McCauley ve Moskalenko’nun çalışmalarından görülebileceği üzere; sadece bireysel değil, grupsal ve hatta kitlesel düzeyde yaşanan süreçlerle de oluşabilmektedir. Bu nedenlerle, Wilner ve Dubouloz’un tanımındaki bu hususları düzelterek, radikalleşmeyi şu şekilde tanımlamayabiliriz; Radikalleşme, kişilerin aşırı politik, sosyal veya dini fikirler ve emeller edinmeye başladığı kişisel, grupsal veya kitlesel bir süreçtir.[6]

1960’ların sonlarında başlayıp son yıllarda artarak günümüze gelen araştırmalar sonucu radikalleşme üzerine oluşan (sınırlı) literatür, bireylerin yıkıcı ve terörist faaliyetlere katılmalarını meşrulaştıran inanç ve davranışları, niçin ve nasıl edindikleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Araştırmacılar, 1960’ların sonlarından itibaren bu soruya farklı seviyelerde analizler yaparak cevap bulmaya çalışmışlar ve bu analizler; birey, grup, netvörk (ağ), organizasyon, kitlesel hareketler, sosyo-kültürel bağlam ve ulusal/uluslararası bağlam seviyelerinde yapılmıştır.[7]

Radikalleşme üzerinde yapılan ilk çalışmalarda; terör faaliyetlerinin dramatik sonuçlarıyla ilişkilendirilen “sapkın” davranışın, zihinsel veya kişisel anormallikler göstermesi gerektiği düşüncesiyle, bireysel seviyeye odaklanma eğilimi gösterildi.  Bu düşünce tarzı, beraberinde terörizmi izah etmek ve özgün bir terörist profili belirlemek için bir yığın klinik izahlar getirdi. Ancak kırk yıllık terörizm araştırmaları, sadece “çılgın” veya “hasta ruhlu” insanların terör faaliyetlerine giriştiği yönündeki algının tamamen yanlış olduğunu gösterdi. Yine de bu çalışmalar sonucunda, hala anlamlı ve istikrarlı bir terörist profili oluşturulamadı. Terörist profiliyle ilgili (sadece çılgın ve hasta ruhlu insanların terörist olduklarına dair) bu ilk naif düşünceler, genel olarak aşıldı ve terörizm; bir “durum” değil, dinamik bir “süreç” olarak kabul görmeye başladı.[8]

Günümüzde radikalleşme ile ilgili çalışmalarda; şiddete bulaşan insanların ne düşündükleri, nasıl böyle düşünmeye başladıkları ve son olarak da nasıl düşünce evresinden eylem evresine geçtikleri araştırılmaktadır. Ancak radikalleşme üzerindeki bu yoğunlaşma; “tüm radikal inançların terörizmin bir öncüsü olduğu” şeklinde yanlış bir algıyı da beraberinde getirmemelidir. Zira radikal fikirlere sahip pek çok insanın terör faaliyetlerine bulaşmadığı ve pek çok teröristin de derin ideolojik bir fikriyata sahip olmadığı, hatta geleneksel anlamda hiç radikalleşmediği bilinmektedir. Bu bağlamda şu sonuca ulaşılabilir; şiddeti meşrulaştıran aşırı görüşler ve inançlar geliştirerek radikalleşmek, terörizme bulaşmanın muhtemel yollarından biridir, ancak tek yolu değildir.[9]

Radikallik ile şiddet ve terörizmin aynı anlama gelmediğine dair bir gösterge, Pew ve Gallup gibi anket kuruluşlarının yapmış oldukları anket sonuçlarında yer almaktadır. Bu kuruluşların anketlerine göre; İslam dünyasının yaklaşık %7’lik kısmı –yaklaşık 100 milyon kadar Müslüman- cihadî faaliyetlere sempati duymakta ancak bunların ancak birkaç bini şiddete bulaşmaktadır.[10]

Radikalleşme, belirli bir siyasal veya ideolojik düşünce sistemi çerçevesinde gerçekleşebileceği gibi; dini, ırki, kültürel veya ekonomik çıkar ekseninde de gerçekleşebilir. Dolayısıyla radikal faaliyetler, büyük organizasyonel bir faaliyet olarak gerçekleştirilebildiği gibi bireysel veya küçük grup faaliyetleri biçiminde de gerçekleşebilmektedir. Din temelli radikalleşmelerde radikallik; aslında (çoğu kez) dini buyruklardan değil, bireylerin dini buyrukları yorumlama tarzından veya dini buyruklara yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır.[11]

Radikalleşme, “yukarıdan aşağıya (top down)” veya “aşağıda yukarıya (bottom-up)” şeklinde olabilmektedir. Yukarıdan aşağıya radikalleşme; bir radikal grubun organize bir “eleman kazanma kampanyası” ile yeni üyeler arayışına girmesi durumunda meydana gelen radikalleşmeyi tanımlamaktadır. Aşağıdan yukarıya radikalleşme ise; bireylerin veya küçük grupların, mevcut bir radikal gruptan bağımsız bir şekilde radikal hisler ve inançlar geliştirmesi ve bu aşamadan sonra mevcut radikal gruplarla iletişime geçmesi veya kendi inisiyatifi ile radikal faaliyetlere girişmesidir.[12]

Radikalleşmenin Önlenmesine Yönelik Ulusal ve Uluslararası Çabalar

Son yıllarda, radikalleşmenin önlenmesine yönelik çalışmaların terörle mücadelede çok önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmış ve radikalleşme çalışmaları için ulusal ve uluslararası seviyede kurumlar/yapılar kurulmaya başlanmıştır. Bunlardan biri olan Radikalleşme Farkındalık Ağı (Radicalisation Awareness Network – RAN), Avrupa Komisyonu tarafından 9 Eylül 2011 tarihinde başlatıldı.[13] Girişim çerçevesinde, üye devletlerde şiddetin, radikalizmin ve bireylerin terörist eylemlere katılmasının önlenmesi amaçlanmakta. Oluşturulan bu ağın; sosyal hizmetliler, dini liderler, genç siyasi liderler, polisler ve araştırmacılar gibi Avrupa Birliği’nde radikalleşmeye karşı kilit rol oynayabilecek aktörleri bir araya getirmeyi, internetin (özellikle de sosyal medyanın) radikal hareketler tarafından propaganda için kullanımını etkisiz hale getirmeyi ve bu konuda toplumsal bir bilinç oluşturmayı hedeflediği ifade edilmekte. Radikalleşme hareketlerinin şiddete başvuran aşırıcılığa dönüşmeden önlenmesi için çalışmalar yürüten ağın, bir internet forumu ve AB çapında çeşitli konferanslarla desteklendiği [14] ve böylece radikalleşmeye karşı bilincin artırılmasının hedeflendiği belirtiliyor.[15]

Radikalleşme çalışmaları için (ulusal düzeyde) kurulan bir diğer kurum ise; Almanya Federal Göçmen ve Mülteci Dairesinin bünyesinde kurulan Radikalleşme Başvuru Merkezi’dir.[16] Türkiye’de, Almanya’daki Müslümanları engellemek ve dindarlaşan toplumu takip etmek için yeni bir adım olarak değerlendirilen ve tepki gören Merkez, 2012 yılı başından itibaren faaliyetini sürdürmektedir.[17] Web sitesi Almanca ve Türkçe hizmet veren bu Merkez, kendisi veya yakını radikal akımlara kapılan kişilere şu şekillerde ücretsiz ve somut yardım sunduğunu duyurmaktadır:[18] Merkez;

 “• Bir ilk başvuru noktası oluşturur, sıkça sorulan soruları cevaplar ve sorun hakkında bir ilk fikir vererek aydınlatır,

  • Çevrimiçi ve karşılıklı görüşme yoluyla yardım seçenekleri hakkında ilk bilgileri sağlar,
  • Özel durumlarda uygun bir merkez aracılığıyla kişisel danışmanlık ve yardım sunar ve aracılık yapar,
  • Tüm alanlardaki uzmanlarla doğrudan iletişim kurar ve
  • Benzer durumdaki diğer kişilerle ve/veya kendi kendine yardım inisiyatifleriyle iletişim kurulmasına aracılık eder.”

Radikalleşme Başvuru Merkezinin “Radikalleşme ile ilgili sıkça sorulan sorular” başlıklı dokümanında, bir kişinin İslamcı aşırı bir topluluğa katıldığının ya da radikalleşmeye başladığının anlaşılması için; aşağıda yer alan hususların birkaç tanesinin bir araya gelmesinin önemli bir işaret olabileceği belirtilmektedir.[19]

Oğlunuz/ arkadaşınız/ tanıdığınız/öğrenciniz son zamanlarda

  • Dış görünüşünü belirgin bir şekilde değiştirdiyse; örneğin farklı giyinerek, saç şeklini değiştirerek, konuşması ya da tavırları ile Yaşam tarzını (yeme ve uyku alışkanlıkları, hobbileri) belirgin bir şekilde değiştirdiyse ve önceki tarzını uygunsuz olarak tanımlıyorsa
  •  Şimdiye kadarki çevresi ile olan ilişkilerini kısıtlıyor hatta kesiyorsa
  •  Bunun yerine belirgin bir şekilde radikal İslamcı görüşleri savunan yeni arkadaşlara, internet sayfalarına ya da hatiplere ilgi duyuyorsa
  •  Dinin hayatındaki yerine önceden olduğundan çok daha fazla önem veriyorsa
  •  Kendi dini inancına yönelik eleştiriye izin vermiyorsa ve her şeyi daha çok siyah beyaz kategorilerinde (“bunu farklı gören herkes haksızdır/ kötüdür / kafirdir “) düşünüyorsa
  •  Dini savunması söz konusu olduğunda giderek artan bir derecede saldırgan kelimeler ve ifadeler kullanıyorsa

Radikalleşme çalışmaları için kurulan bir diğer yapı ise; bir web sitesidir. http://www.radicalisationresearch.org/ adresinden erişilen site, İngiliz Hükümeti tarafından desteklenen Din ve Toplum Programı’nın (AHRC/ESRC Religion and Society Programme) sponsorluğunda faaliyet göstermektedir. Sitenin amacının; “politika yapıcılar, gazeteciler ile radikalleşme, fundamentalizm ve aşırıcılık gibi alanlarda çalışan herkese, yüksek kalitede akademik araştırma imkânı sunmak” olduğu belirtilmekte ve dinin, günümüzde yaşanan şiddet üzerinde etkisi ile 11 Eylül hadisesinden sonra belirginleşen “Müslüman aşırılıkçılığı!” konularına özel önem verildiği vurgulanmaktadır.[20]

Radikalleşme çalışmalarına yönelik diğer bir yapı ise; Eylül 2013’te oluşturulan ve 2014 yılı ortasında faaliyete başlayacağı ifade edilen, ABD ve Türkiye’nin birlikte finanse ettikleri “Küresel Sosyal Sorumluluk ve Kalkınma Fonu”dur. Fonun gelecek on yılda 200 milyon dolardan fazla kaynak toplayacağı[21] ve Somali, Yemen ve Pakistan gibi ülkelerdeki cihatçıların ideolojik ve eleman devşirme faaliyetleri ile mücadele amacıyla, şiddet ve aşırıcılık karşıtı yerel faaliyetlere destek vereceği belirtilmektedir.[22] Fonun, farklı bölgelerden hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklığı ile kurulduğu ve şimdiye kadar kamu ve özel sektör işbirliği ile oluşturulan ilk küresel fon olduğu ifade edilmektedir.

Türkiye’de radikalleşme ile ilgili çalışma yapan tek kurum, Polis Akademisi bünyesinde 2006 yılında kurulan Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar Araştırma Merkezi (UTSAM)’dir.

UTSAM’ın; teori ile pratiği bütünleştirerek, terörizm, sınıraşan suçlar, insan ticareti, göçmen kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, organize suçlar ve siber suçlar gibi güvenliği ilgilendiren alanlarda politika yapıcılara, karar vericilere ve uygulamacılara bilgi üretiminde bulunmak amacıyla kurulduğu ifade edilmektedir.[23] Merkezin; radikal hareketler, radikalleşme ve radikalleşme süreçlerine ilişkin yayınları bulunmaktadır.

Ancak radikalleşmeye dair sadece UTSAM bünyesinde yürütülen çalışmaların, Türkiye açısından yeterli olmadığı kanaatindeyim. Zira İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporda; Suriye’ye El Kaide örgütü bağlantılı El Nusra Cephesi ve Irak Şam İslam Devleti saflarında savaşmak için giden 500 Türk bulunduğu ifade edilmektedir.[24] Resmen tespit edilemeyenlerin ve her geçen gün yeni gidenlerin de olabileceği düşünüldüğünde, gerçek sayının daha fazla olması ihtimal dâhilindedir. Suriye’ye gidenler dışında her yıl yapılan El-Kaide operasyonlarında tutuklanan kişilerin sayılarında da artış olduğu ve internetteki radikal söylemlerde bulunan web sitelerindeki artış göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’nin acilen radikalleşme üzerinde yoğunlaşacak ve radikalleşmeye karşı bireylere ve ailelere psikolojik ve dini konularda profesyonel destek verecek bir yapıya ihtiyacı vardır. Mevcut durumda radikalleşme ile mücadele, bir nebze de olsa Toplum Destekli Polislik (TDP) kanalıyla yürütülüyor olabilir. Zira TDP’nin amaçlarından birinin de; Eğitim çağı çocuklarımızın ve gençlerin suçlara ve kötü alışkanlıklara karşı korunmasına yönelik etkin çalışmalar yürütmek” olduğu belirtilmektedir.[25]

Ancak bu faaliyetlerin, tek görevi radikalleşme ve radikalleşmenin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmak ve bu konularda vatandaşlarımıza ücretsiz danışmanlık hizmeti vermek olan; profesyonellerin istihdam edildiği merkezi bir yapıdan yürütülmesi, çok daha sağlıklı sonuçlar alınmasını sağlayacaktır.

Terörle mücadelede uzun vadede başarılı olabilmek için; radikalleşme üzerine detaylı araştırmaların yapılması, bireylerin niçin ve nasıl radikalleştiklerinin bilinmesi ve radikalleşme nedenleri ile mücadele edilmesi gerektiği, dünya çapında kabul gören bir anlayış haline gelmiştir. “Sivrisineklerin avlanmakla bitirilemeyeceği, nihai çözümün bataklığı kurutmakla mümkün olduğu” analojisinden yola çıkılarak, radikalleşme nedenleri üzerinde yoğunlaşılmalı ve vakit çok geç olmadan bu nedenlerin giderilmesi için çaba sarf edilmelidir.

.

 Süleyman ERDEMsuleyman@sahipkiran.org

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

___________________________

[1] Şahin, Kamil ve Türkkahraman, Mimar, (2011), “Türkiye’de Toplumun Radikal Hareketlere Bakış Açısı”, Akdoğan, Hüseyin, Kahya Yavuz ve Altun, Nurullah (Der.), Orta Doğu’daki Siyasal Gelişmeler ve Güvenlik, Ankara: Polis Akademisi Yayınları, ss.183.

[2] Büyük Türkçe Sözlük, (2014), (http://tdk.org.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.530711d1d54221.76221814, Erişim Tarihi: 13.12.2013)

[3] McCauley, Clark, Moskalenko, Sophia, (2010), Individual and Group Mechanisms of Radicalization, Protecting the Homeland from International and Domestic Terrorism Threats, the US Department of Defense Strategic Multi-Layer Assessment (SMA), White Paper: Counter Terrorism, ss.82.

[4] Borum, Randy, (2011), “Radicalization into Violent Extremism I: A Review of Social Science Theories”, Journal of Strategic Security, Volume 4, Number 4, Winter 2011, ss.12.

[5] Borum, ss.13.

[6] Erdem, Süleyman, (2016), Cihatçılar: El Kaide ve IŞİD’e Katılanların Hikayesi, İstanbul: Yakın Plan Yayınları, ss.209.

[7] Borum, ss.14.

[8] Borum, ss.14.

[9] Borum, ss.8.

[10] Atran, Scott, (2010), “Pathways to and From Violent Extremism: The Case For Science-Based Field Research”, http://www.edge.org/conversation/pathways-to-and-from-violent-extremism-the-case-for-science-based-field-research (Erişim Tarihi:02.02.2014)

[11] Şahin ve Türkkahraman, ss.187.

[12] McCauley, ve Sophia, ss.82.

[13] AB Genelinde Radikalleşme ile Mücadeleye Hız Verilecek, (Erişim Tarihi: 02.02.2014), http://www.ikv.org.tr/images/upload/data/files/ab_genelinde_radikallesme_ile_mucadeleye_hiz_verilecek.pdf

[14] European Commision, (2014), (http://ec.europa.eu/dgs/home-affairs/what-we-do/networks/radicalisation_awareness_network/index_en.htm , Erişim Tarihi: 15.01.2014)

[15] Avrupa Birliği Bakanlığı, (2011), (http://www.abgs.gov.tr/files/bulten/bulten_ekim_2011.pdf, Erişim Tarihi: 11.12.2013)

[16] Merkezin web adresi: http://www.initiative-sicherheitspartnerschaft.de/

[17] “Almanya’da Müslüman Fişlemesi!”, (Erişim Tarihi: 02.02.2014),  http://www.haberturk.com/dunya/haber/775087-almanyada-musluman-fislemesi

[18] Radikalleşme Başvuru Merkezi, (Erişim Tarihi: 02.02.2014), http://www.bamf.de/SharedDocs/Anlagen/DE/Downloads/Infothek/Sonstige/beratungsstelle-info-tuerkisch.pdf?__blob=publicationFile

[19]Radikalleşme ile ilgili sıkça sorulan sorular, (Erişim Tarihi: 02.02.2014), http://www.initiative-sicherheitspartnerschaft.de/SharedDocs/Anlagen/SPS/DE/Downloads/sps-faq-radikalisierung-TR-startseite.pdf?__blob=publicationFile

[20] Radicalization Research, (2014), (http://www.radicalisationresearch.org/about-us/, Erişim Tarihi:11.12.2013)

[21] U.S. Department of State, (2013), (http://www.state.gov/r/pa/prs/ps/2013/09/214853.htm, Erişim Tarihi: 12.12.2013),

[22] U.S. and Turkey to Create Fund to Stem Extremism, (Erişim Tarihi: 02.02.2014), http://www.nytimes.com/2013/09/27/world/us-and-turkey-to-create-fund-to-stem-extremism.html

[23] UTSAM, (2014), (http://utsam.org/Sayfa.aspx?Pid=4&Cid=2&Lang=TR, Erişim Tarihi: 02.02.2014)

[24] “Suriye’ye Savaşmak İçin Giden 500 Türk’ün Kim Olduğu Soruldu”, (Erişim: 02.02.2014), http://www.haberler.com/chp-li-tanrikulu-suriye-ye-savasmak-icin-giden-500-5370513-haberi/

[25] Toplum Destekli Polislik, (2014), (http://www.asayis.pol.tr/Sayfalar/TDP.aspx Erişim Tarihi: 02.02.2014

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz