Twitter Facebook Linkedin Youtube

SURİYE’DE ABD İLE AYRIŞMA EN ÜST SEVİYEDE; ABD, YPG’YE SİLAH YARDIMINI YASALLAŞTIRDI

Hürriyet Gazetesi Washington temsilcisi Tolga TANIŞ, “İki Müttefik El Bab’da Kilitlendi” başlıklı bugünkü yazısında; Türkiye ile ABD’nin Suriye’deki çıkar çatışmalarının önemli bir boyuta ulaştığını, Türkiye’nin El Bab operasyonunun ABD’yi yeni tedbirler almaya ittiğini ve Başkan Obama’nın 8 Aralık’ta yayınladığı kararname ile Suriye’deki özel kuvvet operasyonlarında YPG’ye silah yardımı yapılması önündeki yasal engelleri, “terörizme destek sağlayan ülkelere para ve silah aktarımı yapılmasını yasaklayan kanunlar” için muafiyet vererek  kaldırdığını yazdı.

İşte TANIŞ’ın o yazısı;

____

İki Müttefik El Bab’da Kilitlendi

DÜĞÜM Menbiç’te oluştu.

Kürtler 12 Ağustos’ta Gaziantep Karkamış’ın karşısında, Türkiye sınırından 35 km içerideki kenti DEAŞ’tan aldılar. Afrin ve Kobani kantonlarını birleştirmek için 50 km batıdaki El Bab’a doğru yürümeye başladılar. Tam 12 gün sonra, 24 Ağustos’ta, Türkler tek taraflı olarak Cerablus’tan Suriye’ye girdi. Amerikalılar beklemiyordu. Rakka operasyonuna odaklanmıştı Washington. Ve Kürtler önce kantonları birleştirecek… Menbiç’in 130 km doğusundaki Rakka’nın Türkiye sınırına erişimini kapatacak… Sonra da Rakka’ya yürüyecek diye hesaplıyordu. Ancak Cerablus operasyonu yüzünden bu plan bozuldu. O yüzden de Türklerin Suriye’ye girişine destek vermedi.

Ancak ne zaman ki Türk askeri Cerablus’a girdikten dört gün sonra YPG’yle çatışmaya başladı. Devreye girdi Amerikan Yönetimi. Ankara’yı durdurdu. Sonra da, bari bir tampon bölgede anlaşalım ve Türkiye güneyde YPG’nin aldığı bölgeler yerine batıya ilerlesin diye yeni bir pozisyon belirledi. Böylece Cerablus’ta başlayan Fırat Kalkanı Harekâtı’na hem havadan hem de karadan destek vermeye başladı.

Sorun, bu da işe yaramadı. Çünkü Türkler, DEAŞ’ın elindeki 98 km’lik Cerablus-Azez hattını kapattıktan sonra sınırdan en fazla 20 km derinliğe inmesi konusunda anlaşılan tampon bölgeyle yetinmedi. Cerablus’la başlattığı fiili durumu, Kilis’in karşısında, sınırdan 20 km içerideki Dabık’a girip tampon bölge için de denedi. Ve Dabık’tan geçip Türkiye sınırından yaklaşık 30 km içeride, Kilis Çobanbey’in karşısına denk gelen El Bab’a ilerlemeye başladı. Böylece Ankara ve Washington, Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den beri iki müttefik ülke arasında şimdiye kadar yaşanan en keskin görüş ayrılıklarından birinin içine düştü. Dört temel sebep rol oynadı.

1- RAKKA: 17 Ekim’de başlayan Irak Musul Harekâtı’ndan önce DEAŞ’ın Suriye’deki merkezi Rakka’nın da aynı anda kuşatılması Pentagon’un başından beri üzerinde çalıştığı plandı. Bu yüzden de YPG’nin ana unsur olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ni Arap çoğunluklu Rakka’ya yürümesi için iknaya çalışıyordu Amerikalılar. Anlaşma sağlandı. Buna göre Kürtler Rakka’yı alıp sonra yerel Araplara teslim ederek Obama Yönetimi’ne bir zafer hediye edecek… Bunun karşılığında da Afrin ve Kobani kantonlarını birleştirecekti. Bu birleşme hem Rakka kuşatmasına da katkı sağlayacaktı. Çünkü DEAŞ, Türkiye sınırına erişimini kaybedecekti. Türkiye’nin 15 Temmuz’u daha yeni atlatmasına rağmen 24 Ağustos’ta alelacele Cerablus’a girmesi de işte bu yüzden oldu. Kürt kantonlarının birleşmesini önlemek için. Ancak bu amaçla girişilen iş, Amerikalıların Rakka planlarını da bozdu.

2- KOORDİNASYON: Cerablus’la birlikte Türkiye ve ABD arasında DEAŞ’la süren mücadeledeki koordinasyon da zorlaştı. Amerikalılar önce Cerablus’ta, sonra Dabık’ta olduğu gibi her seferinde idare etmeye çalışsalar da, Türkler Suriye’deki stratejilerini fiili durum yaratarak belirlemeye başladı. Amerikalılarla konuşarak değil, yapacaklarını Amerikalılara bildirerek. Koalisyon Sözcüsü Albay John Dorrian, bölgedeki hava saldırılarında koalisyonla bir ihtilaf yaşanmaması için Türkiye’nin bilgi paylaşıp paylaşmadığını sorduğumda bana yazılı olarak aynen şöyle yanıt verdi: “Türk Hava Kuvvetleri planlanan saldırıların bölgesi ve zamanını bize bildiriyor. Bildirim saldırıyı düzenleyecek
hava aracının tipini içeriyor ama spesifik hedefin ne olduğunu içermiyor.”

3- ABD-YPG İŞBİRLİĞİ: Türkiye’nin müttefik ABD’ye rağmen izlediği strateji, ABD ve YPG arasındaki işbirliğini de olumsuz etkiledi. Çünkü ABD’nin verdiği sözlerle 5 Kasım’da Rakka operasyonuna başlayan Kürtler, ABD’nin verdiği güvenceye rağmen Türkiye’nin El Bab çevresinde Kürtlere yönelik hava saldırılarının devam ettiğini gördü. Gerçi Dorrian, Afrin’den El Bab’a yürüyen YPG güçleriyle ABD arasında bir iletişim kanalı olup olmadığını sorduğumda, “Koalisyon son aylarda Afrin Kürtleriyle aktif olarak çalışmadı. Ancak onlar da SDG birimi olduklarından General (Cemil) Mazlum (ABD’nin temasta olduğu kişi) komutasındalar. Şu anda Afrin Kürtleriyle doğrudan bir iletişimimiz
yok” diye cevap verdi. Ama Türkiye’nin El Bab’daki saldırılarının nasıl bir sonuç doğurduğunu hafta içi AFP’ye konuşan üst düzey bir Pentagon yetkilisi söyledi ve Kürtlerin bu yüzden Rakka’ya doğru ilerlemelerinin yavaşladığını açıkladı. Yetkili “(Kürtlerin) En büyük endişeleri, arkalarındaki Türklerin saldırı tehdidi” dedi.

4- ORTAK DÜŞMAN: En sonunda, yaşanan görüş ayrılığı, Türkiye ve ABD’nin Suriye’de 2014 yazından beri anlaşamadıkları “ortak düşman” konusunu da yeniden masaya getirdi. DEAŞ mı, Esad mı, YPG mi meselesi. Ve Rakka kuşatması, koordinasyon, ABD’nin yerel ortaklarla yürüttüğü işbirliği bu farklılıklar yüzünden zarar görünce Beyaz Saray, hafta içinde gerginliği bir üst aşamaya taşıdı. Başkan Obama, Suriye’deki özel kuvvet operasyonlarına “terörizme destek sağlayan ülkelere para ve silah aktarımı yapılmasını yasaklayan kanunlar” için muafiyet verdi. 8 Aralık’taki 2017-05 sayılı kararla, YPG’ye silah yardımı yapılması önündeki yasal engelleri kaldırdı.

.

Tolga TANIŞHürriyet

Takipçilerinizle paylaşınShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on TumblrEmail this to someone

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz