Twitter Facebook Linkedin Youtube

KÜLTÜR SAVAŞLARI: AYAZ ATA VE NASREDDİN HOCA, NOEL BABA’YA KARŞI

Sadık ÖNCÜ

Sadık ÖNCÜ

Kültür; tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerler ile bunları kullanmada ve sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümüdür.[1]

Kültürlerin oluşumunda birçok farklı dinamikler vardır. Bu dinamikler arasında; inanış (din), coğrafya, ekonomik geçim kaynakları, yönetim şekli ve hatta yemek yeme tarzları ve giyim türleri de vardır. Kültürlerin Neolitik Çağ’dan beridir aktarılması büyük bir gelişme göstermiş ve her nesil, miras aldığı kültüre maddi ve manevi katkı yaparak kendilerinden sonraki nesillere miras bırakmıştır.

Her insanın davranışları, kendi kültürünün değerlerine ve normlarına göre şekil bulur. Farklı kültürlerdeki insanlar, birbirlerinin davranışlarını, yaşam biçimlerini ve inançlarını kendi kültürlerinin ve dünya görüşlerinin filtreleriyle yorumlarlar. Bu da, kimi zaman tamamen zıt ve yanlış yorumlara sebebiyette verebilir.[2] Hatta sadece yanlış anlamalarla sınırlı kalmayarak, değerlerin çatışmasına ve güçlü olumsuz duyguların ortaya çıkmasına, diğer bir tabirle ‘Kültürlerarası Çatışma’ya yol açabilir. [4]

Kültürlerarası çatışmaları diğer çatışma türlerinden ayıran en önemli özellik, farklı kültürel değerlerin çatışmasının temelini oluşturmasıdır.  Bu değerlerden en önemlisi, şüphesiz ki dindir. Bir yanda Hristiyanlığı temsil eden ABD ve Avrupa, diğer yanda İslam dinini temsil eden Körfez-Arap Coğrafyası, Orta Asya ve ülkemiz Türkiye vardır.

Artık yeni mücadeleler, ‘kültür-din’ eksininde oluşmaktadır. Çünkü eğer bir toplum, kendi öz benliğini, dilini, inancını ve tarihini unutursa, her kulvarda kaybetmeye mahkumdur. Bunun önemini ve ciddiyetini anlayan devletler, süratle kültürlerini pazarlamaya başlamıştır.  Bu pazarlamayı TV dizileri ve müziklerden tutun da, giyilen elbiselerdeki logo basımlarına kadar genişletebiliriz. Sanırım dünyada Amerikan bayrağının rengini ve şeklini bilmeyen yoktur. Peki bu nasıl gerçekleşti? Çizgi filmlerin başındaki o Amerikan bayrağından, sanatçıların kullandığı repliklerden ve elbiselerin basımına kadar planlı bir yolculuk sayesinde.

Kültürlerarası mücadeleye güncel bir örnek olması açısından, yılbaşı kutlamalarını değinmek, gayet anlamlı olacaktır. Yılbaşı denilince akla ilk gelen, ( mevcut algı çalışmaları sayesinde) şirin mi şirin, tonton yaşlı bir dede olan Noel Baba’nın bacadan girip evlerin bacasından hediye bırakması olmaktadır.

Gerçekte böyle bir şey var mıdır peki? Hayır, yoktur. Bu bir efsanedir, hatta bunu birçok Hristiyan bile bilmektedir. Ancak gel gelelim bizim kültürümüzle hiç mi hiç alakası olmayan Noel Baba, adeta ailemizden birisi haline getirilmiştir.

Noel Baba’ya böyle bir ilgi gösterirken bizi biz yapan değerlerimize, yani Türk-İslam kültürüne aynı ilgiyi gösteriyor muyuz peki? Artık çocuklarımız ve gençlerimiz, Dini Bayramlarımızda aynı mutluluğu ve aynı heyecanı yaşayabiliyorlar mı? Maalesef hayır!

Ancak bu durumdan endişeli bir kesim, yani duyarlı insanlarımız da yok değil ve şu sözleri söyleyerek dert yanmaktalar: ‘Dinimiz ve kültürümüz elden gidiyor!’. Gerçekten de milli kültürümüz, Batının kültürüyle ciddi bir rekabet içindedir. Ve görünen o ki; kaybediyoruz! Acilen kültürümüzü korumamız lazım ama nasıl?

Yazımın bundan sonraki kısmında bu meseleye toplumsal ve sosyolojik perspektiften değil, kendi uzmanlık alanım olan ‘ekonomik’ perspektiften bakacağım. Çünkü bence bu durumun temel noktası ve çözümü; ‘Pazarlama’ ile ilgilidir.

Kültürümüzü ne kadar pazarlayabiliyoruz?  Noel’e milyonlarca dolar harcanırken, biz milli kültürlerimizin korunmasına ve tanıtımına ne kadar bütçe ayırıyoruz? Türk-İslam kültürü o kadar zengindir ki, Noel Baba ile yarışacak harikulade kültürel değerlerimiz bulunmaktadır. İşin mühim kısmı bu değerlerimizin pazarlama kısmındadır.

Soğuk Hanı: Ayaz Ata’mız

Eski Türklerde Soğuk Hanı olarak bilinen Ayaz Ata’mız, efsaneye göre kışın soğuk havalarda ortaya çıkan ve aç, fakir, kimsesiz garibanlara yardım eden bir ermiştir. “Ayaz” kelimesi, tüm Türk coğrafyasında yakıcı soğuk anlamına gelmektedir. Ay Tanrısının, soğuk havaya karşı Türkleri koruması için Ayaz Han’ı gönderdiğine inanılır. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nden Prof. Dr. Nurullah Çetin: ‘Ayaz Ata, Türklerin gerçek Noel Babası’dır. Etimoloji ve kültürel olarak Türk kültüründe bir kişilik olduğu kesindir” demiştir. [3]

ayaz-ata ayaz_ata_

Nasreddin Hocamız

Anadolu topraklarından çıkmış bir Türk-İslam alimidir Nasreddin Hoca. 1208- 1284 yılları arasında yaşamış, Akşehir’de doğmuş ve orada toprağa verilmiş nüktedan bir büyüğümüz. Sivrihisar’da ise, medrese öğrenimi görmüştür. Göle maya çalar, eşeğine ters biner. Oysa, bütün bu tuhaf hareketlerine, mantıklı ve felsefi açıklamaları vardır. Bu nedenle de Noel Baba’ya fark atar. Hem eğlendirici, hem düşündürücü, hem de öğreticidir. Çocuklara hediye dağıtmaz belki ama, her yaştan insana ve hemen hemen her duruma verilecek bir nasihat vardır torbasında.

nasreddin_hoca

Nasreddin Hoca şenlikleri, her yıl 5-10 Temmuz tarihleri arasında, Akşehir’de kutlanmaktadır. Her yıl, Akşehir Gölü’ne maya çalınmaktadır. Ancak Nasreddin Hoca, bundan daha fazla bir değeri hak etmektedir. Şenlik zamanlarında eşeği, bir müziği ve kostümü olan Nasreddin Hocamız ile kendimizi sadece Akşehir’le sınırlamamalı, dünyaya açılmalıyız.

Ayrıca çocuklarımızın ilgisini ve dikkatini çekmek için pelüş oyuncaklarını ücretsiz dağıtılmalıyız. Oyuncağın düğmesine basınca fıkra anlatan, dünya pazarında ise her dilde hizmet veren bir oyuncak tasarlasak ve bunu dünyada marka haline getirsek, şu an Noel Baba’ya çocuklarımız ihtiyaç duyar mıydı?

Bununla birlikte Nasreddin Hocamızı Ramazan (Şeker) Bayramıyla özdeşleştirmeliyiz. Ramazan Bayramında belediyelerimizin desteğiyle sokak sokak eşeğiyle gezen ve çocuklara fıkra anlatıp şeker dağıtan bir Nasreddin Hocayı ne de sabırsızlıkla bekler çocuklarımız.

Bu çözüm önerileri elbette genişletilebilir. Çünkü binlerce yıllık kültüre sahip bir milletten daha nice kahramanlar ve değerler çıkar. Hem kim bilir, belki bu öneriler sayesinde ailemizin üvey evladı olan Noel Baba’nın tahtını, öz değerimiz Nasreddin Hoca ve Ayaz Ata’mız alır…

 .

Sadık ÖNCÜ – Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi

İletişim: oncusadik@gmail.com

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

___________________________

KAYNAKÇA:

[1]  Vikipedi, Kültür, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kültür  (Erişim Tarihi:03.12.2016)

[2] Barutçugil İsmet, Kültürler Arası Çatışma, https://ismetbarutcugil.com/2013/03/23/kulturler-arasi-catisma/  (Erişim Tarihi:03.12.2016)

[3] Milliyet, Türklerin Ayaz Ata’sı Noel Baba’ya karşı, http://www.milliyet.com.tr/turklerin-ayaz-ata-si-noel-baba-ya-gundem-2172019/(Erişim Tarihi:03.12.2016)

[4] Daha fazla bilgi için bknz: FOREIGN AFFAIRS,TheClash of Civilizations,https://www.foreignaffairs.com/articles/united-states/1993-06-01/clash-civilizations

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz