Twitter Facebook Linkedin Youtube

DEVLET SIRTINI MATURİDİ’YE YASLAMIŞSA

(Bir fotoğrafın bendeki karşılığı)

Türkiye Cumhuriyeti bir “hüdayinabit” değildir…

Gelmişi, geçmişi vardır.

1923’te bir anda tarih sahnesine çıkıvermiş hiç değildir.

Geçmişi olduğunun bin türlü delili, bin türlü örneği vardır.

Bunlardan sadece ikisi bile Türkiye Cumhuriyeti’nin hüdayinabit olmadığının göstergesidir.

Biri bu yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) temeli olan Kara Kuvvetleri’nin kuruluşunun 2225’nci yılını kutluyoruz. (Mete Han’ın ordusu MÖ 209’da kurulmuştu)

İkincisi, 20’nci yüzyılın hemen başında Osmanlı’da kurulan Teşkilatı Mahsusa’yı Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) atası kabul ediyoruz.

Bu iki örneği niye verdiğime gelince…

Az biraz sabredin.

AMELDE HANEFİ, İTİKATTA MATURİDİ

Şimdi başka bir bahis açmak istiyorum.

Rahmetli Ömer Lütfi Mete ve Mahir Kaynak ortaklaşa bir kitap çıkarmışlardı. “Derin Devlet” ismiyle. O kitapta “devlet aygıtının hafızasından” da epeyce söz edilir. Her ne kadar Mete, “Türkiye’de derin devlet yoktur. Keşke olsaydı” da der, ama konumuz bu değil.

“Derin devlet” kavramı etrafında dolaşanların kulağına şu cümle hep gelmiştir:

“Devletin amelde mezhebi Hanefi, itikatta Maturidi’dir!”

Bu cümle üzerinden o kadar çok okuma yapılabilir ki “devlet”e dair.

Ama ben size sadece “Neden Maturidilik Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilmemiş resmi itikadi mezhebidir?” sorusuna minik bir katkı vermek niyetindeyim.

Çünkü, devlet aklı, tebaası içinde bir çok etnik, dini ve mezhebi farklılıklar olmasına rağmen bilginin öğrenilebilir bir şey olduğunu kabul eden İmam Maturidi’ninitikadi düşüncesini kendisine rehber edinmiştir.

Dini açıdan Şia’dan (ve elbet FETÖ’den) en büyük farklılığı da bu dur zaten!

İmam Maturidi, bilgi edinme yolunu duyu, haber ve akıl olarak belirler. “Maturidi’yi göre, bilgi vehbi olamaz; kesbî’dir.”

Yani, insan bilgiyi yaradılıştan elde etmez. Sonradan öğrenerek elde eder.

Yine Maturidi’de, doğru akıl yürütme ile ortaya çıkan bilgi Allah’ın kanunudur, sünnetullahtır. Allah insana akletme, aklını kullanma ve iyi ile kötüyü ayırma özelliğini vermiştir.

Maturidi bu görüşleri ile bilginin kaynağını vehb (doğuştan gelen) ve mükaşefe (keşif) kabul edenlerle ayrılmıştır.

Şia’nın ve bugün memleketin başına bela olan FETÖ’nünbilginin,“Rüya ve keşif“ ile elde edilebileceğine yönelik itirazlarını İmam Maturidi yüz yıllar önce söylemiş ve sistematik hale getirmiştir.

Maturidilik itikatta bu memlekette yaşayanların çoğunluğunun mezhebidir. Dedim ya “Devletin amelde mezhebi Hanefi, itikatta Maturidi’dir.”

FETO’NUN ‘RÜYA VE KEŞİF’ YALANINA DİNİ İTİRAZ MATURİDİ’NİN DÜŞÜNCESİDİR

Türkiye Cumhuriyeti FETÖ ile uzun zamandır mücadele ediyor. FETÖ, sadece uluslararası bir terör örgütü değil aynı zamanda “din kisvesi” altında faaliyet yürüten de bir yapı.

FETÖ aynı zamanda sapkın bir itikada da sahip.

Elebaşının rüya ve mukaşefe ile bilginin kaynağına ulaştığına inanıyorlar. (Oysa genel kabul; ehli sünnete göre, rüya ile amel edilemez ve keşif kişinin kendini bağlar!)

Her Perşembe gecesi Hazreti Peygamberimiz ile semada görüştüğünü ve O’ndan bilgi ve talimat aldığına da…

Rüyada Peygamberimizi gördüğü ve tivitlerin iki katına çıkarılması talimatı verdiğine de…

Büyük meleklerle sürekli görüştüğüne de inanılan bir şizofren elebaşı var ortada.

Dahası, “Kainat imamı, seçilmiş Mehdi” olduğuna inanılan da FETÖ elebaşı…

Yani ki itikadi olarak İmam Maturidi ile taban tabana zıt düşüncelere sahip bir yapı var karşımızda.

TERÖR ÖRGÜTLERİ SIRTINI ABD’YE/PYD’YE, DEVLET MATURİDİ’YE YASLAMIŞTIR

Toparlayalım.

Cumhurbaşkanımız son olarak Özbekistan’ı ziyaret etti. Bu ziyarete ilişkin öyle bir fotoğraf karesi yansıdı ki olup bitenlerin tamamının özeti niteliydi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, sağına Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı, soluna MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı alıp İmam Maturidi’nin kabrinin önünde hatıra fotoğrafı çektirdi.

Fotoğrafı görünce şunları düşündüm:

Birincisi, Semerkant’ta ata yurdunda devletin devamlılığına vurgu yapıldı…

İkincisi, İmam Maturidi’nin kapısında devletin ilan edilmemiş resmi itikadının Maturidilik olduğu bir kez daha ilan edildi…

Üçüncüsü, o fotoğrafta, FETÖ gibi sapkın inanışlara karşı mücadele vermiş ve bilginin kaynağının vehp ve keşif olmadığını itikadi temellere oturtmuş bir ekolün sahibi olan İmam Maturidi’ye sırtını yaslamış devleti gördük…

Dördüncüsü, birliğimizin temsilcisi Cumhurbaşkanımız, vatanımızın bekçileri MİT ve Genelkurmay Başkanları ile manevi önderlerimizden İmam Maturidi aynı karede buluşmuştur.

Beşincisi ve sonuncusu, FETÖ’ye de onun gibi sapık düşüncelere de bugünlerde mezhep üzerinden emperyal duygularını kabartan İran’a da çok anlamlı bir mesaj verilmiş.

Haksız mıyım?

.

Hasan ÖZTÜRKYenişafak

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz