Twitter Facebook Linkedin Youtube

DOĞAL KAYNAKLAR KALKINMAYI BERABERİNDE GETİRİR Mİ?

Sadık ÖNCÜ

Sadık ÖNCÜ

Bir ülke için sahip olduğu doğal kaynaklar, çok büyük önem arz etmektedir. Doğalgaz, petrol, kömür vb. gibi doğal kaynakların ülke ekonomilerine katkısı yadsınamaz. Ancak bir ülkenin büyük doğal kaynakları olsa bile neden refahı artmaz ve hatta üstüne azalır?

Maalesef bazen doğal kaynaklara sahip olmak, pek de şanslı bir durum olmayabiliyor. Çünkü bu durum, ülkeye zenginlikle birlikte belirli riskler de getiriyor. Ve bu riskler, kimi zaman çok ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Bu risklerin değişik versiyonları, birbirinden farklı birçok ülkede yaşanmıştır.

.

Versiyon 1: DUTCH DISEASE

Dutch Disease, Hollanda hastalığı anlamına gelmektedir. 1960’lı yıllarda Hollanda’nın Kuzey Denizi’nde doğalgaz bulması sonucu yaşanan bir durumdur.

Doğalgazın bulunmasıyla birlikte Hollanda’nın milli para birimi olan Florin, büyük bir değer artışı göstermiş ve üretilen Hollanda ürünleri, yurtdışında yüksek fiyatlar nedeniyle alıcı bulamamıştır. Ancak bu duruma karşılık ithalat da büyük ölçüde artmıştır. Hollanda parası değerlendiği için artık çok daha fazla yabancı ürün alabilmektedir.

dutch-diseaseGrafikte doğalgaz bulunmasıyla birlikte üretilen ürünlerin azalmasını ve doğalgaz üretimi ile  ülkedeki döviz kurunun eş zamanlı olarak artmasını görmekteyiz.

Doğal kaynakların bulunması sonucu ülke ekonomisinin büyüyeceği yerde küçülmesi, bize bir ülkede sonradan bulunan kaynakların son derece dikkatli kullanılması gerektiğine yönelik önemli bir tecrübe sunmaktadır.

Versiyon 2: ORTADOĞU – ‘Ortadoğu’daki ülkeler neden hala sanayileşmeyi başaramadı?’

opec-share-of-world-crude-oil-reserves-2015

Şu anda en önemli doğal kaynaklardan birisi, tartışmasız petroldür. Petrol açısından en büyük rezervlere sahip coğrafya, Ortadoğu’dur. Nijerya, Irak, İran, Kuveyt ve Libya, dünyanın en büyük petrol üreticileri/ihracatçıları arasında yer alan ülkelerdir. Peki, bu saydıklarım arasından hangi ülkeler veya kaç ülke dünyanın en iyi 20 ekonomisi olan G-20’de vardır?

Bu ülkelerin hepsine yakını çok uzun yıllardır petrole sahiptirler. Hollanda örneğindeki gibi ülke belirli bir sanayileşmeyi ve refah düzeyini yakaladıktan sonra petrol ve doğalgaz bulma söz konusu değildir. İşte tam da bu yüzden, Hollanda’daki gibi ülkenin mihenk taşı olan siyasi kurumlar tam oturmadan böyle kaynakların bulunması sonucu, mevcut siyasi kurumlar kapsayıcı olmaktan gittikçe uzaklaşarak sömürücü kurumlara dönüşmüşlerdir. Çünkü mevcut doğal kaynakların tekeli devlettedir ve girişimciler ile iş adamları, vakitlerini ülke çıkarına yarar sağlayacak ekonomik aktivitelerle geçirmek yerine mevcut siyasi iktidarı etkileyerek, rüşvet vererek satın alma ve rant elde etme yoluna gitmektedirler. Hatta rant kavgaları öyle bir boyuta ulaşmaktadır ki, ülke derin bir ekonomik bunalımla birlikte iç savaşın eşiğine gelebilmektedir. Ve işin korkutucu yanı ise doğru adımlar atılmadığı sürece, bu sürecin bir kısır döngü halinde devam edecek olmasıdır.

Gelelim asıl soruya: ‘Ortadoğu’daki ülkeler neden hala sanayileşmeyi başaramadı?’

ulkelerin-dogal-kaynak-gelirleri

Haritada görüldüğü gibi Ortadoğu coğrafyasının en büyük ihracat kalemini petrol oluşturmaktadır. Petrol ihracatından büyük paralar kazanan bu devletler, kaynak aktarımını farklı sektörlere ve sanayiye yap(a)mamakta ve bu da, katma değeri yüksek olan sektörlerin gelişimini engellemektedir. Bazı durumlarda ise petrolle gelen paralar, iç savaşı finanse etmektedir ve rant gruplarına gitmektedir. Bu durum da toplumda gelir adaletsizliğine neden olmakta ve halkın devlete ve kamu kurumlarına olan inancını gittikçe azalmaktadır.

Doğal kaynakların zenginlik yaratması ve etkin kullanılması için 3 altın kural:

1-) Büyüme etkisinin olumlu olabilmesi için hükümetin paranın yüksek seviyelerde değerlenmemesi için çok dikkatli olması gerekir.

2-) Doğal kaynakların ihracatı ile gelen zenginleşme, sanayiye aktarılmalı ve doğal kaynakların üretimine aşırı yüklenmeyip farklı sektörlerin gelişmesi sağlanmalıdır.

3-) Siyasi rant oluşumları engellenmelidir.

 .

Sadık ÖNCÜ – Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi

İletişim: oncusadik@gmail.com

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

 

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz