Twitter Facebook Linkedin Youtube

“BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (BOP) VE ORTADOĞU’NUN GELECEĞİ” KONULU ÇALIŞTAYIMIZ GERÇEKLEŞTİ

Merkezimizce düzenlenen okuyucularımıza açık etkinliklerin 46.sı, Arap Baharı ile birlikte başlayan ve tüm Ortadoğu ile Kuzey Afrika ülkelerini etkileyen istikrarsızlığın arka planının dayandığı iddia edilen Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) irdelendiği, yine BOP bağlamında Suriye’de yaşanan ve ülkemizi de etkileyen iç savaşın geldiği boyut ve bundan sonra varabileceği noktaların masaya yatırıldığı bir çalıştay şeklinde gerçekleşti.

Çalıştayda aşağıdaki tespitler ve görüşler ifade edilmiştir;

– Dünya kamuoyuna deklare edildiği şekliyle Büyük Ortadoğu Projesi; “Ortadoğu ve yakın çevresi coğrafyasında yer alan ülkelerde Batılı anlamda demokrasinin sağlanması, terörizmin ortadan kaldırılması, ekonomik ilişkilerin arttırılması ve ekonomik işbirlikleri sağlanarak bölgenin istikrara kavuşturulmasıdır”.

Ancak gerçekte; Amerika Birleşik Devletleri’nin ve onun liderliğini üstlendiği Batı Blokunun kendilerine rakip olabilecek muhtemel güçlerin oluşmasını engellemek; petrol, doğalgaz, bor ve toryum gibi değerli kaynaklar üzerinde denetim sağlamak; ve İsrail’in güvenliğini emniyet altına almak gibi amaçlarla, 20.yüzyılın başında çizilen haritaların yenilenmesi ve Fas’tan Endonezya’ya kadar uzanan Müslüman bölge ülkelerinin tekrar dizayn edilmesini amaçlayan bir projedir.

– BOP’un arka planında teo-politik kaygılar olabileceği yönünde görüşler dile getirilmiştir. (Teo-politik; Siyaset alanındaki tutum ve davranışların dinî temellere dayanması şeklinde tanımlanabilir.) Bu bağlamda BOP’un; Yahudilerin Vaadedilmiş Topraklar’da büyük İsrail Devletini kurmaları için zemin hazırlanması gibi dinî bir yönünün de bulunabileceği ifade edilmiştir.

pland

– Teo (din) ve politika kelimelerinin birleşmesiyle oluşan Teo-politikin, Ortadoğu politikalarının belirlenmesinde sanıldığından daha etkili olduğu, özellikle Suriye İç Savaşı’da dini sembollerin tüm taraflarca çok fazla kullanıldığı, Evanjelik Hristiyanlar, Yahudiler, Şiiler ve Selefi Cihatçıların politika ve icraatllarında dinî inanç ve kehanetlerin çok fazla rol oynadığı savunulmuştur. Ayrıca, Armagedon, Deccal, Hz. İsa’nın gökyüzünden inmesi, Süfyani, Mehdi, Melhame-i Kübra gibi kavramların Suriye İç Savaşıyla birlikte çokça zikredildiği ve/veya dolaşıma sokulduğu ve Ortadoğu’daki aktörlerin refleks ve hareket tarzını anlayabilmek için teo-politik yaklaşımların ihmal edilmemesi gerektiği ifade edilmiştir.

– Çalıştayda ifade edillen diğer bir görüş ise; Büyük Ortadoğu Projesi de dahil olmak üzere çoğu politikanın temelinde ekonomik kaygıların (eko-politik) yattığı yönündedir. Bu görüşe göre; dini argümanlar ve kehanatler, bu ekonomik kaygılarla oluşturulan politikaları haklı ve meşru göstermek için kullanılan enstrümanlardır. Ekonomik perspektiften bakıldığında, son dönemlerde Ortadoğu için zikredilen Ortadoğu devletlerinin şehir devletleri şeklinde parçalanması ya da balkanizasyon (Balkanlaştırma) projesinin, küresel ekonomik sistem açısından daha uygun bir proje olabileceği ileri sürülmüştür. Balkanlaştırma; bölgenin etnik, milli, dini, mezhepseli ve bölgesel nedenlerle birbirleriyle ve kendi içlerinde sürekli çatışacak küçük devletçiklere bölünmesi olarak tarif edilebilir.

– Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) ve bu projeye dair Amerikan Subayı Yarbay Ralph Peters tarafından hazırlanıp Armed Forces Journal (Silahlı Kuvvetler Dergisi)’nin Haziran 2006 baskısında yayınlanan aşağıdaki BOP Haritasının, Ortadoğu’daki gelişmelere göre güncellenmiş olma ihtimali yüksektir. Zira günümüzde Suriye’nin kuzeyinde kurulmaya çalışılan PKK/PYD koridoru, haritada yer almamakta ve bugün Suriye’nin parçalara bölünmesi şeklinde zikredilen planların aksine, Suriye büyük ölçüde bütünlüğünü korumaktadır.

buyuk_ortadogu_projesi_bop_haritasi

– CIA Başkanı John Brennan, West Point askeri akademisi tarafından çıkarılan ‘CTC Sentinel’ adlı yayın organına verdiği mülakatta; “Irak ve Suriye’nin devlet yapısının telafi edilemeyecek şekilde bozulmuş olabileceğini, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanabileceğinden kuşku duyduğunu ve iki ülkenin de merkezi bir hükümet tarafından yönetilebileceğini tahmin etmediğini” belirtmiştir. Bu ifadeler de, yukarıda verilen haritanın zaman içerisinde güncellenmiş olabileceğini göstermektedir.

– BOP’un ilk planlandığı gibi uygulanamayacağına dair bir işaret de, Rusya’nın dünya siyasetinde tekrar etkili olmaya  başlamasıdır. Gürcistan, Kırım ve Ukrayna’dan sonra Suriye’ye de aktif müdahalede bulunan Rusya’nın bölgede dengelenebilmesi için Türkiye’nin üniter yapısını kaybetmeden güçlü şekilde varlığını koruması gerekmektedir. Tıpkı Sevr Anlaşmasından (1920) sonra SSCB’nin kurulması (1922) ve Türkiye’yi parçalamayı hedefleyen bu anlaşmanın uygulanamadan Sovyetleri dengelemek üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını tescilleyen Lozan Anlaşması’nın (1923) yürürlüğe konulmasında olduğu gibi… Mevcut haritadaki haliyle Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesi, yeniden emperyal politikalar güden Rusya’nın bölgedeki etkisini ve hakimiyetini artıracak, bu da başta ABD olmak üzere Batı’yı zora sokacaktır.

– Rusya’nın tekrar emperyal politikalar gütmeye başlaması, BOP’un hedefinde Rusya’nın da yer alıyor olmasıyla izah edilebilir. Zira Arap Baharı ile başlayan süreçte karmaşa yaşanan ülkelerin hepsi, Soğuk Savaş döneminde Sovyetlerin etkisi altında olan ülkeler idi. Rusya’nın BOP’un hedefinde kendisinin de olduğunun farkına vardığı ve bu nedenle savunma yerine saldırıya geçtiği, bu bağlamda bugüne kadar Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine yönelik uyguladığı Türk nüfusu bölme politikasından vaz geçerek, Türk nüfusu birleştirici politikalar (Altın Türkler Forumu gibi) uygulamaya başladığı da ileri sürülen tezler arasındadır.

– Ancak Rusya’nın ciddi ekonomik sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Rusya’nın aktif ve saldırgan politikalarını, ülke içinde yaşanan ekonomik krizi, ülke dışına ihraç etme niyeti olarak okuyan analizler de bulunmaktadır. Rusya, kısa vadede ekonomik kriz nedeniyle içine kapanmak zorunda kalır ve Rusya Federasyonu içinde ayrışma yaşanırsa, BOP’un ilk haliyle, kaldığı yerden devam etmesi beklenebilir.

– Mevcut durumda Avrupa ülkeleri ile ABD arasında menfaat çatışması yaşandığı görülmektedir. Avrupa’nın nüfusu gittikçe yaşlanmakta ve başta Suriye olmak üzere Müslüman Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden gelen göçler, Avrupa ülkeleri için büyük endişe oluşturmaktadır. İngiltere’nin AB’den ayrılma kararının (BREXIT) en önemli faktörlerinden biri de, bu göç dalgasında duyulan endişe olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla Ortadoğu’nun karışması ve bölge ülkelerinde yaşanan/yaşanacak iç savaşlar, Avrupa’ya göçü artıracağı için AB’nin menfaatleriyle uyuşmamaktadır. Özellikle Suriye İç Savaşından sonra yaşanan göçler, Avrupa ülkelerinin BOP’a bakış açılarını etkilemiş olabilir.

ÇALIŞTAYDAN KARELER:

dsc00022dsc00082dsc00065dsc00036dsc00085dsc00034dsc00014 dsc00004 dsc00007 dsc00009 dsc00012suleyman-erdem-3rasim-bozbugasuleyman-erdem-4dsc00013dsc00033

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz