Twitter Facebook Linkedin Youtube

MHP’DE DEĞİŞİM MÜMKÜN MÜ? MUHTEMEL DEĞİŞİM SİYASETTEKİ BOŞLUĞU DOLDURUR MU?

Mahkemenin Kurultayın toplanması yönündeki kararından sonra “MHP’de değişim olur mu? Olursa genel başkanlığa kim gelir? MHP’deki muhtemel genel başkan değişimi siyasetteki muhalefet boşluğunu doldurur mu?” gibi sorular daha çok sorulur oldu.

Devlet Bahçeli’nin kimilerine göre siyasi basiretsizliğinden kaynaklanan yanlış politikaları, kimilerine göre ise vazifesinin gereği olarak bilinçli yanlış hamleleri nedeniyle MHP’nin Kürt milliyetçisi HDP’nin bile gerisinde kalması, partideki muhalefeti harekete geçirmişti. Bahçeli’nin MHP Tüzüğündeki (md.63) ve o Tüzüğün dayandığı Siyasi Partiler Kanunundaki apaçık hükümlere (Md.14)* rağmen olağanüstü kongreyi toplamaması, konunun mahkemeye intikal etmesi ve mahkemeden de Bahçeli’nin tutumunun haksız olduğuna ilişkin bir kararın çıkması, Bahçeli’yi genel başkanlık makamında iyice eğreti hale getirdi. Bahçeli’nin demokrasinin gereğini yerine getirmeye bir türlü yanaşmaması, MHP camiasına demokrasiyi layık görmemesi, hatta mahkeme kararını bile uygulamaya yanaşmaması ve partiyi kendisi ile kaim görüp daha iyi noktalara götürebileceklerini iddia edenlere bırakmayı zül addeder bir tavır sergilemesi, siyasete onurlu bir vedayı kendisi için neredeyse imkansız hale getirdi.

Tüm bunlara bir de Bahçeli’nin yaş ve sağlık durumu eklendiğinde, MHP’de Bahçeli ile yola devam edilmesi imkansıza yakın hale geldi. Bu durumda Bahçeli’nin genel başkan olduğu 1997 yılından itibaren her tıkandığında sistemin düğümünü çözecek hamleler yaparak siyasette çok kritik roller üstlenen MHP’ye, artık miadını dolduran Bahçeli’nin yerini dolduracak ve sistemle barışık bir genel başkan bulma zamanının geldiği anlaşılıyor. Yani MHP’de genel başkan değişimi, artık kaçınılmaz görünüyor.

Peki sistem için çok kritik fonksiyonlar icra eden MHP gibi kilit bir partinin başına kim geçer? Mevcut adaylar içinde ön plana çıkan iki aday üzerinden genel başkanlık için kimin hazırlanıyor olabileceğine değinelim.

Bu adaylardan ilki, Meral Akşener. Akşener, Bahçeliye ilk bayrak açanlar arasında en önde gelen ve kurultay için gerekli imzaların toplanmasında ön planda olan aday. Uzun zamandır sahada ve MHP tabanından olduğu kadar diğer siyasi parti tabanlarından da büyük ilgi görüyor. Gittiği yerlerde adeta Genel Başkan gibi karşılanıyor ve dinleniyor. Eğer genel başkan seçilirse, MHP’ye büyük bir heyecan ve sinerji getireceği çok aşikar. Ancak Akşener’in bazı handikapları da var. Bunlardan ilki; paralel yapılanma konusundaki duruşunun net olmaması ve bu yapıya sempati beslediğine ilişkin oluşan algılar… Bu konu, Akşener’in zayıf karnını oluşturuyor. Başta Bahçeli olmak üzere siyasi rakiplerinin ve kendisinden çekinenlerin bu konu üzerinden kendisine yüklendiği ve ilerleyen dönemlerde daha da yüklenecekleri görülüyor. Ayrıca Akşener, bugüne kadar yaptığı konuşmalarda beylik laflar dışında çok fazla bir şey söylemedi. Ülkeye ve millete hizmet açısından ne gibi düşüncelerinin olduğu, hatta böyle düşüncelerinin olup olmadığı bile tam olarak anlaşılamadı. Babaanne yerine başbakan olacağını söylemekte ancak başbakan olduğunda neleri daha iyi hale getireceğinden hiç bahsetmemekte. Bu durumda da eğer genel başkan seçilirse başlangıçta oluşturduğu bu heyecan ve sinerjiyi devam ettirebileceğine ilişkin kafalarda soru işaretleri oluşmakta.

Akşener dışında ön plana çıkan diğer bir aday da Prof.Dr. Ümit Özdağ… Yakından tanıyanların ifadesiyle garantici bir kişiliği olan Özdağ, MHP Genel Başkan Yardımcısı iken Şubat sonunda istifa ederek olağanüstü kurultay çağrısı yaptı. İstifa ettiğinde adaylığı konusunda net bir duruş sergilemeyen ancak kendisini tanıyanların aday olacağından şüphe etmedikleri Özdağ, resmi olarak 9 Nisan’da Rize’de adaylığını ilan etti. 27 Mayıs 1960 Darbesi’ne Kurmay Yüzbaşı olarak fiilen katılan Muzaffer Özdağ’ın oğlu olan ve ordu ile münasebetleri her zaman iyi olan Özdağ, 1999’da kurduğu ve 2004’e kadar faal olan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) başkanlığı döneminde de TSK ile iyi ilişkiler içinde olmuştu. 2005 yılında da MHP Genel Başkanlığına aday olan ancak adaylığı kabul edilmeyerek partiden ihraç edilen Özdağ, 2010 yılında tekrar partiye üye oldu. 7 Haziran2015 seçimlerinde Gaziantep Milletvekili olarak Meclise giren Özdağ, 14 Kasım 2015’te MHP Genel Başkan Yardımcısı oldu. Rakiplerinin muhalefet ateşini yaktıkları dönemde MHP’de ikbali tadan Özdağ’ın genel başkan yardımcılığından istifasının Bahçeli ile istişareli olabileceğine ve kurultayda Bahçeli’nin aday olmayarak kendisi yerine Özdağ’ı işaret edeceğine dair bazı iddialar gündeme getirilmekte. Bahçeli’nin diğer muhaliflere her fırsatta çatarken, Özdağ’a eleştiri getirmemesi de buna delil olarak gösterilmekte. Yine AK Parti cenahından Bahçeli’ye sahip çıkan açıklamalarla birlikte Akşener’in üzerine gidilirken Özdağ’ın hedef alınmaması, Bahçeli’nin yerine Özdağ’ın düşünüldüğünü gösteren bir işaret olarak görülmekte. Benim de kanaatim, Bahçeli’nin MHP Genel Başkanı olarak miadını doldurduğu ve yerine Ümit Özdağ’ın hazırlandığı yönünde.

Peki MHP’deki muhtemel genel başkan değişimi, siyasetteki muhalefet boşluğunu doldurabilir mi? Kamuoyundaki genel kanaat; Bahçeli’nin yerine kim gelirse gelsin MHP’nin siyaseten daha iyi bir konumda olacağı yönünde. 19 yıldır partiyi yöneten bir ekibin değişmesinin partide bir heyecan ve sinerji oluşturacağı muhakkak. Ancak bu heyecan ve sinerjinin, genel başkanlığa halk nezdinde MHP’den daha fazla karşılığı olan Akşener seçilse bile uzun soluklu olmayacağını düşünüyorum. Çünkü MHP’nin en büyük handikabı, MHP camiasının bir övünç olarak aktardıkları kökleşmiş gelenekleri ve düşünce kalıplarıdır. Bu gelenekler ve kökleşmiş taban, bir avantaj olduğu kadar partinin zamanın ruhuna uygun politikalar belirlemesine ve hamleler yapmasına engel de olabilmektedir. Lider ne kadar bu düşünce kalıplarından kurtulmuş ve zamanın ruhuna ayak uyduruyor olursa olsun, tabanı bu gelenek ve kalıplardan kurtarması ve siyaseten büyük atılımlar gerçekleştirebilmesi zor olmaktadır. Bu durum, Kılıçdaroğlu genel başkanlığa seçildikten sonra CHP’de net bir şekilde müşahede edilmişti. Kılıçdaroğlu, başta başörtüsü olmak üzere pek çok konuda CHP’nin kalıplaşmış düşüncelerinin dışına çıkıp politikalar belirlemeye çalıştı ama taban buna direndiği için başarılı olamadı. Neticede de partiyi devraldığı noktanan çok ileriye taşıyamadı. Aynı durumun MHP’de yaşanması, çok da sürpriz olmayacaktır. Dolayısıyla genel başkan değişimiyle yaşanacak heyecan ve sinerji, büyük bir ihtimalle çok uzun soluklu olamayacak ve MHP Türk siyasetinde kilit parti olma özelliğini korurken, iktidar alternatifi bir parti haline gelemeyecektir.

Siyasette eksikliği hissedilen güçlü bir muhalefet boşluğu, ancak AK Parti benzeri kalıplaşmış düşünceleri ve kendine ayak bağı olabilecek bir geleneği olmayan, zamanın ruhunu iyi okuyabilen yeni bir oluşum veya oluşumlar kanalıyla doldurabilecektir.

.

Talip ERGUVAN

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

______________________

* İlgili hüküm şöyledir; “Büyük kongre parti tüzüğünün göstereceği süreler içerisinde toplanır. Bu süre iki yıldan az üç yıldan fazla olamaz. Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır.” Kanundaki “yapılır” ifadesi, parti yönetimine takdir hakkı tanınmadığını açıkça göstermektedir.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz