Twitter Facebook Linkedin Youtube

SULTAN ABDÜLHAMİT’İN IRAK VE SURİYE’DEKİ PETROL POLİTİKASI

Muhammed IŞIK

Muhammed IŞIK

Irak ve Suriye’de bugün yaşanan acıların sebebi petroldür. Binlerce masum insanın vahşice öldürüldüğü bu topraklarda geçmişte de siyasi çekişmeler olmakta ve akıl oyunları oynanmaktaydı. Osmanlı Devletini olabildiğince güçsüz ve aciz bırakmak isteyen batının Düyun-u Umumiye ile bu amaçlarına epey yaklaştıklarını söyleyebiliriz. Mali sıkıntılar yaşayan Osmanlı Devleti’ni kukla yapmaya çalışan Batının gözü kulağı araştırma yaptırdıkları uzmanlardaydı. Eğer istedikleri ve amaçladıkları sonuca ulaşabilirlerse, Osmanlı Devletinin idam fermanını yayınlayıp devleti istedikleri gibi parçalayacaklardı.

Petrolün keşfi ve Osmanlı topraklarında bulunuşu

İskoç kimyacı James Young, 1847 yılında İngiltere’nin Derbyshire bölgesindeki kömür ocağında doğal bir petrol sızıntısına rastlar. Young, buradaki petrolü damıtarak hafif ve ağır petrolü elde eder. Hafif petrol ile gaz lambalarında kullanılan madde elde edilir. Bu yöntem zaten binlerce yıldır bilinen ve kullanılan bir yöntemdir, ancak ilk kez elde edilen ağır petrol, her şeyi değiştiren buluş olur. Bu petrol türevi, makinelerin yağlanmasında kullanılır. Petrolü günümüzün amaçlarına uygun şekilde bulan ve keşfeden ilk kişi James Young’dur.

1871 yılında Fırat ve Dicle nehirlerinin vadilerinde petrol olduğunun farkına varan İngilizler, bu toprakları ele geçirmek veya bu petrolü bir şekilde işletebilmek için çalışmalara başlar. En usta ajanlarını ve uzmanlarını bölgeye gönderirler. İngilizler Sultan II. Abdülhamid’e bölgede kazılar yapmak istediklerini bildirirler ve bu izni zamanla alırlar. Sultan II. Abdülhamid, bu kazıları ve çalışmaları yakından takip eder. İngilizler kazı bahanesiyle petrol kuyuları kazmaya başlayınca, Sultan II. Abdülhamid İngilizlerin ikiyüzlü siyasetini bahane ederek Musul ve Bağdat’ta açılan kuyuları kapattırır. Ortadoğu petrollerinin stratejik öneminin farkında olan Sultan, hemen girişimlere başlar ve geniş çaplı bir araştırma yaptırır.

Sultan II. Abdülhamid, Hazine-i Hassa’dan, yani kendi şahsi malından ödenek çıkararak geniş kapsamlı bir petrol rezervi çalışmasına girilmesi için emir verir. Sultan’ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada yabancı ve yerli mühendisler yer alır. Musul ve Bağdat çevresinde, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapılır. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi, çalışmalarını 22 Ekim 1901’de Sultan II. Abdülhamid’e rapor halinde sunar. Padişaha sunulan raporda; Musul, Kerkük, Bağdat ve Erbil’de gösterilen petrol yataklarının yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Bismil, Siirt, Hakkâri gibi bugün Güneydoğu Anadolu sınırları içindeki petrol yatakları da tespit edildiği belirtilir. İlkel yöntemlerle çıkartılan petrolün ekonomik değeri düşük olduğu için modern tesislerin kurulmasının gerekliliği de bu raporda yerini alır.

abdulhamid_petrol_haritasi

Sultan II. Abdülhamid’in Osmanlı topraklarını koruma mücadelesi

Sultan II. Abdülhamid, petrol haritası ile belirlenen bölgenin yüksek petrol rezervlerine sahip olduğunu iyice anlayınca “gelecekte bu topraklar devletin elinden çıkabilir” diye kaygılanmış ve bu toprakları kendi mülkiyetine geçirmiştir. Fakat bu gayreti çabucak boşa çıkarılmıştır. Petrolün ne kadar önemli bir yer altı kaynağı olduğunu bilen Batı, boş durmamış ve Sultana darbe düzenlenmesini sağlamıştır. Darbeyi (sözde) vatan sevgisiyle düzenleyen İttihatçılar, bu kirli oyunun farkında olmadıklarından Batının planına maşa olmaktan öte bir vazife üstlenmemişlerdir. İngiltere ve Almanya başta olmak üzere Batı devletlerinin oyununa gelen İttihatçılar, 1908 İttihatçı darbesinden sonra baskı yoluyla Sultan II. Abdülhamid’in özel mülkünün bir kısmı devlet hazinesine aktardı. 1909 yılına gelindiğinde özel mülkün tamamı devlet hazinesine aktarılmış oldu. Hukuksuz olarak gerçekleşen bu girişimlerle Sultanın petrol siyaseti baltalandı.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Sultan II. Abdülhamid’in şahsi mülkü olan yerler hakkında girişimler olmuşsa da, istenen neticeler elde edilemedi. Özellikle de Lozan görüşmelerinde Sultan II. Abdülhamid’in şahsi mülkü olan yerlerde hak talebinde bulunmuş olsak da, iş işten geçmişti. İttihatçıların günü kurtarma kaygıları yüzünden hukuka aykırı olarak Sultanın özel mülkünü devlet mülkü haline getirmeleri, en çok İngilizlerin işine yaradı. Irak ve Suriye topraklarında istedikleri hamleleri yapıp manda rejimiyle idare edilen devletçikler kurmayı da başardılar. Bugün kan gölüne dönmüş bu topraklarda, geçmişte yapılan bu ve benzeri stratejik hataların bedelleri ödenmektedir maalesef.

Petrol Haritası ne kadar gerçekçiydi

TPAO’nun (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) yaptığı araştırmalar, Sultan II. Abdülhamid’in hazırlattığı haritanın bugün bile geçerliğini koruduğunu gösteriyor. Petrol haritasında gösterilen yerlerde, mesela Batman’ın Kozluk ilçesinde sondaj yapan TPAO, Nisan 2013’te Türkiye’nin en verimli ve kaliteli petrolüne ulaştı. Bunun üzerine bütün gözler ve dikkatler Sultan II. Abdülhamid’in bir asır önce hazırlattığı petrol haritasına çevrildi. Gerek TPAO’nun gerekse Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın haritada yaptığı incelemeler sonucunda bugün bilinen veya üzerinde araştırma yapılan birçok petrol sahasının bir asır öncesinden tespit edildiği anlaşıldı.

Petrol ve enerjinin stratejik öneminden dolayı her türlü çatışmaya ve savaşa sebep olduğu bilinen bir gerçektir. Siyasilerin aldığı veya almadığı kararlar ve uygulamalar, ülkenin geleceğini derinden etkilemektedir. Kapitalizmin açığa çıkardığı kirli düzenler, oyunlar devletlerin geleceğini belirler. Irak ve Suriye başta olmak üzere kapital düzenin kurduğu devletçikler, bugün yerle bir edilmiş durumdadır. Bir buçuk asır önce yapılan kirli planların ve arkasında yatan petrol kavgasının, bugün binlerce insanı hayatından edeceğini kim bilebilirdi ki? Batı bunun farkındaydı ve sabırla politikalarını sürdürdü. Zira insan hayatının onlar için zerrece bir değeri yoktu. Bunun bilincinde olmalı ve Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde yaşanan etnik çatışmaları bu açıdan da okumayı bilmeliyiz.

Dipnot: Petrol haritası ilk olarak Doç.Dr. Arzu Terzi’nin hazırladığı “Bağdat-Musul’da Abdülhamid’in Mirası Petrol ve Arazi” başlıklı bilimsel çalışmada yer almıştır. Terzi’nin kitabındaki fotoğraflar da İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde bulunan “Yıldız Abdülhamit Dönemi” albümlerinden seçilerek yayınlanmıştır.

.

Muhammed IŞIK

SASAM Aday Uzmanı

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

_________________

KAYNAKÇA:
1 –http://www.bilgingozel.com/tarih/petrolun-antik-tarihi-ve-kesfi.html

2 –http://www.tariharastirmalari.com/abdulhamit_han_petrol.html

3 –Arzu Terzi, Bağdat-Musul’da Abdülhamid’in Mirası Petrol ve Arazi, İstanbul, 2009

4 –Semerkand Dergisi, Şubat 2000

5-http://www.somuncubaba.net/pdf/0166/

6- www.somuncubaba.net-2014-08-0166-18II_Abdulhamidin_petrol_haritası.pdf

sahipkiran Hakkında

Sahipkıran; 1 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş, Ankara merkezli bir Stratejik Araştırmalar Merkezidir. Merkezimiz; a) Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunan; ülkemizin her alanda daha ileri gitmesi ve milletimizin daha müreffeh bir hayata kavuşması için elinden geldiği ölçüde katkı sağlamak isteyen her görüş ve inanıştan insanı bir araya getirmek, b) Ülke sorunları, yerel sorunlar ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik araştırma ve incelemeler yaparak, bu sorunlara çözüm önerileri üretmek, bu önerileri yayınlamak, c) Tespit edilen sorunların çözümüne yönelik ulusal veya uluslararası projeler yürütmek veya yürütülen projelere katılmak, ç) Tespit edilen sorunlar ve çözüm önerilerimize ilişkin seminer ve konferanslar düzenleyerek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, amacıyla kurulmuştur.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz