Twitter Facebook Linkedin Youtube

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞMEYLE MÜCADELE 12. TARAFLAR KONFERANSI VE SONUÇLARI

Mustafa ÇETİN

Mustafa ÇETİN

Türkiye; ormancılık, çölleşmeyle mücadele ve doğal kaynakların yönetimi konularında saha çalışmaları, projeler ve benzeri önemli çalışmalar yapmaktadır. Özellikle diplomatik alanda uluslararası müzakereler konusunda önemli faaliyetler yürütmekte ve bu müzakerelerde önemli somut adımlar atmaktadır. Diğer yandan az gelişmiş ülkelere yapılan kalkınma yardımlarında ‘Türk Tipi Yardım Modeli’ ile uluslararası arenada gündemdedir.

Türkiye’nin Diplomatik Hamleleri; Uluslararası Müzakereler

Türkiye, önemli konferanslara ev sahipliği yapmakta olup bunlar G20, Küresel Göç ve Kalkınma Zirvesi ve Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı (Ankara- Ekim 2015), Dünya İnsani Yardım Zirvesi (İstanbul- Mayıs 2016), 8. Küresel Göç ve Kalkınma Zirvesi (İstanbul- Ekim 2015 ve Göç ve Kalkınmada İstanbul Eylem Planı hazırlıkları (İstanbul- Haziran 2016) şeklinde sıralanabilir.

Dünyada 250 milyondan fazla insan, doğrudan çölleşme ve kuraklıktan etkilenmekte ve 4 milyar hektardan fazla arazi çölleşme tehdidi altında bulunmaktadır. Çölleşme ve arazi bozulumu, 1,5 milyar insanın sağlığını ve yaşamını doğrudan etkilediği gibi küresel ekonomiyi senede 490 milyar USD zarara uğratmaktadır. Çölleşme ile mücadele; arazi bozulmasını önlemeye, azaltmaya ve/ya dengelemeye, kısmen bozulmuş arazinin rehabilitasyonuna ve çölleşmiş arazinin iyileştirilmesine yönelik yapılan teknik, sosyo-ekonomik, yönetimsel ve yasal faaliyetleri içermektedir. Çölleşme deyince kum tepeleri akla gelse de çölleşme arazi bozulması sürecidir.

Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD), 1992 Rio Zirvesi’nde sürdürülebilirlik olgusu esas alınarak temelleri atılan ve 21. yüzyıl için yol haritası niteliğini taşıyan üç Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmesinden biridir. Bu sözleşme yanında, UNFCCC (BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) ve UNCBD (BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi) de planlama, süreç ve kararlarının birbirlerine paralel ve destekleyici olması açısından önemlidir. UNCCD, 17 Haziran 1994’te Paris’te kabul edilmiş ve 115 ülkenin imzasıyla 26 Aralık 1996’da yürürlüğe girmiştir. Günümüz itibariyle 195 ülke ve Avrupa Birliği sözleşmeye taraftır. Sözleşme, özellikle Afrika ülkelerindeki çölleşme sorunundan hareketle küresel düzeyde bu sorunun tespiti ve çözüm yollarının bulunması için ortak girişimi öngörür. İçeriği, katılımı ve yönetimi itibariyle çölleşmeyle mücadele alanında yürütülen en kapsamlı uluslararası girişimdir. Sözleşmenin gayesi; çölleşmeyle mücadele etmek, kuraklığın etkilerini hafifletmek, etkilenen ülkelerde sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasına katkıda bulunmak, çölleşme ile mücadelede uluslararası işbirliğini artırmak olarak sıralanabilir. Türkiye, 11 Şubat 1998’den beri sözleşmeye taraf ve UNCCD sürecinde aktif rol oynama hedefini sürdürmektedir. Diğer yandan Türkiye, çölleşmeyle mücadelede saha çalışmaları, projeler ve faaliyetleriyle önemli çalışmalar yapmakta, eğitimler, mevzuatlar, strateji ve eylem planları ve ağaçlandırma seferberliği ile çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca ‘Çölleşmeyle Mücadele’ isminde kurulan ilk genel müdürlükte Türkiye’de kurulduğu bilinmektedir.

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı, 12-23 Ekim 2015 tarihlerinde Ankara’da yapılmıştır. Konferansa sözleşme üyesi 195 taraf ülkeden 57 bakan, bakan yardımcısı, meclis başkanı ve BM üst düzey yetkilisi, 70 parlamenter ve 6 bin 615 kişi ve uluslararası kuruluş, özel sektör temsilcileri, basın mensubu ve sivil toplum temsilcileri ile bilim insanlarının katıldığını belirtebiliriz. Taraflar Konferansı (COP) süresince Genel Kurul (COW), Bilim ve Teknoloji Komitesi (CST), Sözleşmenin Uygulamalarının Gözden Geçirilmesi Komitesi (CRIC) toplantılarına ilaveten; Bakanlar Toplantısı, Parlamenterler Forumu, Sürdürülebilir İş Forumu, STK Forumu, Expo ve Yan etkinlikler (135 adet) oturumları düzenlenmiştir. Çölleşme, arazi bozulumu ve kuraklık (DLDD) sorunlarına ortak çözüm ve iyi uygulama yöntemlerinin geliştirilmeye çalışıldığı ve müzakere edildiği Konferans’ta öne çıkan üç gündem başlığı ön plana çıkmıştır;

1- Birleşmiş Milletler tarafından geçtiğimiz Eylül ayında kabul edilen “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin –özellikle 15.3. maddesinin – UNCCD hedef ve uygulamalarına entegrasyonun sağlanması,

2- Bu doğrultuda Arazi Bozulumunun Dengelenmesi (LDN) için ölçülebilir hedeflerin belirlenmesi,

3- Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı sonuçlarının da yansıtılacağı 30 Kasım-11 Aralık 2015’de Paris’te gerçekleştirilecek İklim Değişikliği 21. Taraflar Konferansı öncesi DLDD ve iklim değişikliğine ilişkin ortak görüş ve mesajların verilmesidir.

Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi (SDGs) ve hedeflerinin kabulünden bir ay sonra yapılan BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı (Ankara COP12) bünyesinde yapılan konuşmalarda özellikle 15.3 hedefi üzerinde çok durulduğunu söyleyebiliriz. Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi (SDGs) ve hedeflerinden 15. 3 maddesi “2030 yılına kadar, -çölleşme ile mücadele edilmesi, -çölleşme, kuraklık ve sellerden etkilenen araziler dahil bozulmuş arazi ve toprakların rehabilite edilmesi, -dünyanın arazi bozunumu dengelenmesinde (LDN) çaba göstermesi”, şeklindedir. Taraflar konferansında birçok ülkeden delege konuşmalarında bu maddeye atıf yapılmıştır. Diğer yandan belki ‘çaba göstermesi’ yerine daha bağlayıcı ve daha iddialı bir kelime kullanılması uzun olması zaman alacaktır. Fakat ‘Arazi’ faktörünün hem iklim ve hem de biyoçeşitlik üzerindeki baskın rolü eninde sonunda ortaya çıkacaktır.

Ankara İnisiyatifi ve Deklarasyonların Önemi

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı’na damgasını vuran ve özellikle Türkiye’nin COP12 dönem başkanlığı boyunca dikkat çekecek olan “Ankara İnisiyatifi” Türkiye’nin net olarak ifade ettiği bir fon oluşturma fikrine en büyük destek olmuştur. Ankara İnisiyatifi özellikle önümüzdeki 4 yıl boyunca (2016-2019) da gündemin önemli konularından olacağı düşünülmektedir. Ankara COP12 Konferansında alınacak kararların hedefine ulaşmasını desteklemek ve En Az Gelişmiş Ülkelerin çölleşmeyle mücadele konusundaki çalışmalarına katkı sağlamak gayesiyle bu “Ankara İnisiyatifi” başlatılmıştır. Ankara İnisiyatifi Türkiye’nin çölleşme ve arazi bozulumuyla mücadele konularındaki bilgi ve tecrübelerini diğer ülkelere sunacaktır. Bu inisiyatife Türkiye dört yıl boyunca toplam 5 milyon $ katkı sağlayacaktır.

Ankara İnisiyatifi yanı sıra Ankara Bakanlar Deklarasyonu, Sürdürülebilir Arazi Yönetimi İş Formu Deklarasyonu, Parlamenterler Formu Deklarasyonu, Çölleşmeyle Mücadele İçin Gençlik Deklarasyonu, STK’lar Deklarasyonu, Sendikalar Deklarasyonu önemli belgeler olarak bilinmektedir. Bakanlar Deklarasyonunda, bakanlar “Arazi Tahribatının Dengelenmesi” kavramının ve hedeflerinin küresel bir hedef olarak kabul edilmesine öncü oldukları dile getirilmiştir. Bakanlar Deklarasyonunda, Arazi tahribatı, kuraklık ve çölleşmenin bu seviyede devam etmesi durumunda, küresel düzeyde bütün insanlığın, su kıtlığı, fakirlik, açlık ve güvenlik tehdidine, göçlere maruz kalacağı belirtilmiştir. BM Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Hedefleri doğrultusunda ülkeler “Arazi Tahribatının Dengelenmesi” konusunda ulusal hedeflerini belirlemeye ve bunu gerçekleştirmek için gerekli çalışmalar yapmaya davet edilmiştir.

Çölleşme ve arazi tahribatı iş dünyası için de riskler içermekte, doğrudan ve dolaylı olarak birçok sektörü olumsuz yönde etkilemekte ve Taraflar Konferansları esnasında Sürdürülebilir Arazi Yönetimi İş Forumu (SAY İş Forumu-SLM Business Forum) gerçekleştirilmektedir. Kore ve Namibya’dan sonra Türkiye’de yapılan 3. Sürdürülebilir Arazi Yönetimi İş Forumu ham madde veya üretim materyali olarak “toprağı” kullanan sektörler çölleşmeden, diğer bir ifade ile Sürdürülebilir Arazi Yönetiminden doğrudan etkilenen ve müdahil olması gereken sektörlerdir. Ormancılık, kâğıtçılık, madencilik, alt yapı ve malzeme, gıda ve içecek gibi sektörler arazi bozulmasından en fazla etkilenecek olan sektörler arasındadır. Ülkemiz tarafından değerlendirme yapıldığında; ormancılık (tüm alt sektörleri ile birlikte), gıda, tarım, hayvancılık, madencilik, ulaşım, su, elektrik aynı zamanda kimya, hazır giyim, turizm ve hatta sigorta ve finans gibi araziyle tedarik ve değer zincirleri üzerinden dolaylı bağları olan sektörlerle uğraşan özel sektör konuya müdahil olmuştur. 12. Taraflar Konferansı’nın en önemli çıktılarından birisi de iş dünyasının süreçte daha aktif yer almasının sağlanması olmuştur. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve UNCCD Sekretaryası işbirliğiyle düzenlenen İş Dünyası Forumu bu toplantıda çölleşmeyle mücadele çalışmalarında özel sektörün çeşitli fon, teşvik ve desteklerden daha fazla faydalanması tartışılmıştır. Böylece özel sektörün dinamizminin ve gücünün harekete geçirilmesi için önemli adımlar atılmıştır.

Parlamenterler Forumunda, Parlamenterler sürdürülebilir bir kalkınma için arazi tahribatının dengelenmesi konusunu kendi parlamentolarına taşımaya ve gerekli finansmanının oluşturulması konusunu gündeme almaya karar vermişlerdir. Arazi haklarının yasal çerçevesinin oluşturulması için parlamentoların çalışması gerektiği karara bağlandı. Sürdürülebilir arazi yönetiminin sağlanması için teşvik politikalarının gözden geçirilmesi ve gerekli mevzuatın katılımcı bir şekilde hazırlanması ya da var olan mevzuatların güçlendirilmesi yine alınan kararlar arasında bulunmaktadır.

STK’lar Ankara COP12 başlamadan önce kendi aralarında çalışmalar yaparak UNCCD COP12 gündemi öncesinde beyin fırtınası yapmışlardır. Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı toplantı süreçlerine aktif olarak katılarak söz sahibi olmuşlardır.

Gençlik Forumu, ‘Daha Yeşil Bir Dünya İçin Genç Gel’ çağrısıyla çıktığı yolda çeşitli programlar organize ederek, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansında ilk defa Gençlik Deklarasyonunu yayımlamıştır. Bu deklarasyonda gençler; Taraflar konferansı sürecinde aktif görev almayı, UNCCD süreçlerinde aktif olarak temsil olunmayı ve gelecekleri hakkındaki kararlarda bulunmak istediklerini belirtmişlerdir. Çölleşmeyle Mücadelede gençlerin rolünü belirginleştirmek gayesiyle Gençlik Platformu olarak bundan sonraki UNCCD süreçlerine dahil olunması ve Gençlik Forumları düzenleyerek yola devam edilmesi planlanmaktadır.

“Çölleşme ve Arazi bozulumundan etkilenenler” İş dünyası, Sendikalar, Gençler ile Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansında temsil olunması çok önemlidir. Özellikle Yerel Yönetimlerin konferans sürecinde aktif katılım sağlaması önemli kararların alınmasında gelecek dönemde daha fazla katkı sağlayacaktır.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 21. Taraflar Konferansı

Ankara COP12, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 21. Taraflar Konferansı’ndan (UNFCCC- COP21) bir ay önce yapılan önemli bir uluslararası müzakeredir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İklim Zirvesi (COP-21) 30 Kasım-11 Aralık tarihleri arasında Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleşmektedir. Zirvede ülkeler, küresel sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğinin önlenmesi ve küresel ısınmanın belli seviyelerde tutulması hedefleriyle yasal bağlayıcılığı olacak küresel bir anlaşmayı müzakere edebilmek için bir araya geldiler. Özellikle üç Rio Sözleşmesinin (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi- UNFCCC, Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi-UNCCD ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi- UNCBD) arasındaki sinerjinin oluşması, Ankara COP12 Konferansının önemli çıktılarındandır. Konferansta, çölleşmeyle mücadele ederken diğer bir yandan da biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini de içerecek bütüncül yaklaşımların hayata geçirilmesi, bu üç sözleşme için ortak göstergelerin ve izleme mekanizmasının yürütülmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.
cevre
Foto 1. Rio Sözleşmeleri arasında heyecan verici güçlü bir enerjinin oluşması önemlidir.

Sonuç

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansında Yüksek Düzeyli Toplantılar oturumu açılışında konuşan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmalarında özellikle «Vicdanların çölleştiği bir Dünya’da toprağın çölleşmesini önlemek mümkün değildir.» ifadesi delegeler ve basın üzerinde büyük tesir meydana getirmiştir. Kuzey Akdeniz Bölge Ofisi’nin İstanbul’da kurulması için Evsahibi Ülke Anlaşması imzalanmıştır. Konferans organizasyonu çok başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu konferansta alınan kararlar, bundan sonraki konferanslarda ve belgelerde «Ankara Kararları» olarak anılacaktır.

Ankara Kararları olarak; sözleşmenin kapsamının, kurak, yarı kurak ve yarı nemli alanların dışındaki arazi tahribatını kapsayacak şekilde genişletilmesi, ülkelerin “Arazi tahribatının dengelenmesi” konusunda ulusal hedefleri belirlemesi ve bunu gerçekleştirmek için gerekli çalışmaların yapılması, “Arazi tahribatının dengelenmesi” için özel bir fon kurulması için UNCCD Sekretaryası’nın çalışma başlatması, Küresel Çevre Fonundan (GEF) çölleşme ile mücadele çalışmalarına daha fazla kaynak ayırılması, en az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere çölleşme ile mücadelede teknik ve mali destek verilmesi, Üç Rio sözleşmesi arasında sinerji oluşturulması ve ortak izleme göstergelerinin tespit edilmesi, İş dünyasının çölleşme ile mücadele çalışmalarında daha aktif rol alması, Türkiye’nin Dönem Başkanlığında Sözleşmenin yeni stratejisini hazırlamak üzere “Hükümetler arası bir çalışma grubunun” oluşturulması, Çölleşme ve kuraklıkla ilgili erken uyarı mekanizmalarının oluşturulması, Bilimsel sonuçların karar vericilere aktarılması için “Bilim Politika Arayüzü Çalışma Grubu” faaliyetlerinin desteklenmesi üzerinde alınan kararlar öne çıkan kararlar olarak dikkat çekmektedir.

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı müzakereleri sürecinde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve arazi kullanımının iklim değişikliği ile mücadele ve biyoçeşitliliğin korunmasındaki rolünün defalarca referans gösterilmesi, COP-12’nin şimdiye kadarki en bütüncül yaklaşım ve karar alma mekanizmasını entegre edebilen Taraflar Konferansı (COP) olma özelliğini gündeme getirdiğini dile getirebiliriz.

Bir sonraki Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı (COP13), 2017 sonbaharında düzenlenmesine karar verilmiştir. Türkiye önümüzdeki dönemde Ankara İnisiyatifiyle beraber COP 12 Başkanlığında önemli başarılara imza atacağı ve çölleşmeyle mücadelede başarısını pekiştireceği öngörülmektedir. Özellikle çölleşmeye hassas ülkelerde kuraklıkla mücadele ve erken uyarı sistemlerinin kurulması konusunda fikir birliğine varılırken Türkiye’nin çölleşmeyle mücadele lider ülke konumu pekiştiği rahatlıkla dile getirilebilir.

.

Mustafa ÇETİNcetin516@gmail.com

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Takipçilerinizle paylaşınShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on TumblrEmail this to someone

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz