Twitter Facebook Linkedin Youtube

TRANSATLANTİK KÖLE TİCARETİNE KISA BİR BAKIŞ

Yunus Emre ?LKORKOR

Yunus Emre İLKORKOR

Afrika’da kölelik çok eskilere dayanmaktadır. Bunun en önemli nedeni ekonomik yapıyla ilgili olandır. Toprakların bol ancak nüfusun az olması ile iklim şartlarının uyumsuz, ekilecek alanların ise verimsiz olmaları nedeniyle artık ürün üretilememiştir. Bu durum ise devletsizliğe yol açmıştır. İnsanlar, otoriteden, vergiden ve baskıdan kaçtıkları için işgücü önem kazanmıştır. Bu da köleciliğin eski çağlardan beri var olmasına ve hatta kurumsallaşmasına neden olmuştur.

Yukarda bahsedilen durum daha çok Sahra-Altı Afrika ile ilgilidir. Bilindiği üzere Kuzey Afrika’nın kıyı kesimleri ile Mısır ve Etiyopya’da şehir devletleri ile merkezi uygarlıklar bulunmaktadır. Bu bölgelerde var olan kölecilik kurumunun dinamiği farklılık göstermektedir.

Her ne kadar Afrika’da köleciliğin tarihi eski olsa da modern kölecilik anlayışının temelinde 16. yüzyılda başlayan Atlantik ticareti yatmaktadır. Gemilerle Avrupa, Amerikalar ve Afrika’yı bağlayan Atlantik ticareti, kölelerin toplu halde gemilerle taşınıp, geniş plantasyonlarda çalıştırılmasını içerdiği için eski tarihlerden bu yana süregelen köle ticaretinden hem nitelik hem de nicelik bakımından farklılık arz etmektedir.

15. yüzyılda Akdeniz ticareti üzerindeki İspanya – Portekiz mücadelesi ikincinin lehine bitmesi, İspanya’nın gözünü yeni alanlara dikmesine yol açmıştır. 16. yüzyıl itibariyle bu arayış kapsamında Amerikalara ulaşan fatihler, yeni yerler keşfetmişlerdir. Ne var ki silah, çelik ve mikrop etkisinin yardımıyla kolaylıkla ele geçirilmiştir. Gemilerle gelen fatihlerin taşıdığı Avrupa kaynaklı bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklığı olmayan nüfusunun çoğunu kaybeden yerel toplulukların ateşli silahlar sayesinde kontrol altına alınmışlardır. Bu da insan gücü ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

Portekizliler, ilk başta kendileri kıyıdan köle toplamaya çalışmışlardır. Yeni ele geçirilen bu yerler ile daha önce Portekizliler tarafından tesadüfen bulunan ve dönemin karlı ürünü şeker plantasyonlarına çevrilen Kanarya Adaları gibi bölgelerde ciddi işgücü ihtiyacı hissedilmiştir. Akıntı sisteminin keşfiyle Afrika’nın güney batısına keşifler başlatılmıştır. Çünkü gerek kıyıların yapısı gerekse Afrika’nın karanlık imajı nedeniyle geri çekilmişlerdir. Bu durum da Portekiz tüccarları ile Afrikalılar arasında eşit düzeyde ticaretin başlamasına neden olmuştur.
Bu ticaret Afrikalı tüccarlar ve hükümdarlar ile Avrupalı tüccarlar ve gemi kaptanları arasında gönüllü işbirliğine dayalı bir ilişkidir. Ateşli silahların yanı sıra lüks ürün olarak düşünülen Avrupa menşeli elbiseler Afrikalı elitler tarafından tercih edilmekte olup karşılığında Avrupalı tüccarlara savaş esiri veya suçlu ya da iç bölgelerde küçük klanlara mensup Afrikalılar (köleler), altın, fildişi ve tekstil sanayinde kullanılan bazı hammaddeler verilmiştir .

afrika kolelik

İlk kez 1518’de başlayan bu köle ticareti üç aşamada gerçekleşmiştir. Bu aşamalardan ilki kölelerin iç Afrika’dan kıyılara getirilmesini içeren Afrika Ayağıdır. Sahillerdeki zindanlarda çok zor koşullarda ortalama 6 ay bekletilen bu köleler, gemilere bindirilerek sürecin ikinci aşaması olan Orta Geçiş aşamasına geçilmiş olurdu. Aynı zamanda savaş makinesi ve yüzer hapishane olan köle gemilerinin temel fonksiyonu insandan köle üretmektir. Aileleriyle, vatanlarıyla bütün bağları kopartılan, aşağılanan ve insanlıktan çıkartılan köleler kültürel şok yaşamışlardır. Bu durum çok sayıda kölenin yolculuk esnasında bunalıma girerek ya da kötü koşullardan ölmesine neden olmuştur. Bu aşamada intihar etmek, topluca şarkı söylemek ve dini inançlar bir direniş gösterme amacını taşımıştır. Son aşama ise Brezilya, Karayipler ve Güney ABD gibi bölgelerde gemilerin bölgenin işgücü ihtiyacını karşılayacak köleleri boşaltıp, burada üretilen plantasyon mallarını (şeker, kahve, tütün,pamuk vs.) yükledikleri Amerikalar Ayağıdır. 4 yüzyıl süren bu ticaret gemilere yüklenen yaklaşık 18 milyon kölenin, 5 milyon kadarı bu aşamayı tamamlayamamıştır.

Ticaret Üçgeni de denen bu köleci ticaret ilişkisinin kapitalizme etkisi üzerine farklı görüşler bulunmaktadır. Kölecilik olmadan kapitalizmin doğmayacağını savunan grup, Endüstri Devriminin kölecilik birikimiyle finanse edildiğini iddia etmektedir. Marx’a göre kapitalizmin oluşması için bir ilk birikime ihtiyaç vardır. Bu bağlamda gerek İngiltere’de köylülerin topraklarından koparılması gerekse global ölçekte köle emeğinin kullanılması ilkel birikim için gereken işgücü ihtiyacını karşılamıştır. Öte yandan bu Ticaret Üçgeni de Endüstri Devrimi için gerekli finansmanın elde edilmesini ve kıyı bölgelerde (Liverpool, Bristol vs.) kurulan bankalar ve sigorta şirketleri sayesinde de finansal sistemin kurumsallaşmasını sağlamıştır. Beyaz Marksist düşünürler kölelikle kapitalizm ilişkisini görmezden gelmişlerdir. Eric Williams’ın bu konudaki tezi uzun yıllar boyu görmezden gelinmiştir. Global Afrika için önemli olan Kapitalizm ve Kölelik isimli çalışmasına göre köleliğin yükselişi ve bitirilişi kapitalizmin köleliğin sermaye ve emek üretim faktörlerine ihtiyaç duymasıyla bağlantılıdır.

Bununla birlikte kölelikle kapitalizmin yükselişi arasındaki ilişkiyi ortaya koymak adına yapılan bazı nicel analizlerde özellikle İngiltere özelinde köle ticaretinden oluşan gelirin sanıldığı kadar yüksek olmadığı iddia edilmektedir. Bu çalışmaların temel tezi transatlantik köle ticaretinin o dönemki küresel ticaret hacminin küçük bir kısmını oluşturduğudur. Fakat günümüzde bu tezlere fazla itibar edilmemektedir.

.

Yunus Emre İLKORKOR

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

__________

*Bu çalışma, Ankara Üniversitesi SBE Global Afrika ders notu ve kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.

Yunus Emre İlkorkor Hakkında

Yunus Emre İLKORKOR: (Ankara) Çorum doğumludur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden lisans, Washington DC ‘de bulunan American Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünden yüksek lisans derecesi almıştır. Halen Ankara Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler Bölümünde Afrika Çalışmaları yüksek lisans programına devam etmektedir. İyi derecede ingilizce bilmekte olup Fransızca okur-yazarlığı bulunmaktadır. Daha İyi Düzenleme, Düzenleyici Reform, Kamu Politikaları, Uluslararası Kalkınma, Kamu-Özel Sektör İşbirliği Modelleri, Afrika ve Pasifik Asya ilgi duyduğu alanlardır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz