Twitter Facebook Linkedin Youtube

KERKÜK BARUT FIÇISI GİBİ!

Ziya ABBAS

Yrd.Doç.Dr. Ziya ABBAS

ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmesiyle birlikte Kerkük ve tartışmalı bölgeler, ülkenin çözemediği en büyük anlaşmazlık konusu olmuştu. Kerkük’te demografik yapı, 2003 öncesi Araplaştırma ve 2003 sonrasıysa Kürtleştirme politikalarına maruz kalmış ve büyük ölçüde değiştirilmişti. Halen de değiştirilmeye devam ediyor. İşgal ile birlikte Iraklı Kürtler, Kerkük’te başat rol oynamaya başlamış ve Peşmergeler şehirde asayişten yegâne sorumlu konumuna gelmiştir. Iraklı Kürtler, merkezi hükümete bağlı güvenlik güçlerinin Kerkük ve tartışmalı bölgelere girmelerine müsaade etmemiş, bu bağlamda zaman zaman çatışma çıkmış ve büyük krizler yaşanmıştır.

Kerkük ve tartışmalı bölgelerde anlaşmazlıklar ve belirsizlikler devam ederken, Haziran 2014’te Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) beklenmedik bir şekilde ülkenin üçüncü büyük ili olan Musul başta olmak üzere ülkenin yaklaşık %25’ini kontrol etmiştir. Sünni nüfusun yoğun olduğu bölgeler ile birlikte tartışmalı bölgelerin büyük bir kısmı, IŞİD’in kontrolüne geçmiştir. Türkmen, Şii, Hıristiyan, Şabak ve Yezidiler başta olmak üzere yüzbinlerce insan, IŞİD saldırısından kaçmış ve kendi ülkelerinde mülteci durumuna düşmüştür. Söz konusu bölgelerde adı geçen etnik kesimler, özellikle Türkmen Beşir köyü, Amirli ve Sincar Yezidileri ise, yer yer IŞİD vahşetine maruz kalmışlardır. Tartışmalı bölgelerde yaşayan söz konusu etnik kesimler, neredeyse tamamen bu bölgelerden kaçarken, bölgelerin geri kalan kesimlerinde IŞİD saldırıları halen devam etmektedir.

Burada dikkat çeken husus, tüm dünyanın gözü önünde demografik dokuya yeniden şekil verilmek istenmesidir. Erbil çevresi, Zummar ve Sincar’da olduğu gibi, tartışmalı bölgelerin büyük bir kısmında Peşmergeler de, Irak ordusu gibi kısa sürelik çatışmalardan sonra anlamsız bir şekilde geri çekilmişti. IŞİD’ın girdiği bu bölgelerde Sünni Arap ve Türkmenler bölgeyi terk etmedi. Zira bunlardan önemli bir kesim, IŞİD’e destek vermekteydi. Geriye kalan çoğunluksa, ya şeriat uygulama ve IŞİD’in iyi yönetim sergileyeceği propagandasına aldanmış, ya da mülteci durumuna düşmektense sessizce evinde kalmayı tercih etmişlerdi. Ancak IŞİD, bu şekilde düşünüp yurtlarını terk etmeyenleri de uygulamalarına ve eylemlerine katılmaya zorlamakta ve bu nedenle yeni göçler yaşanmakta.

Ancak son zamanlarda IŞİD militanları, alışık olmadık bir şekilde mukavemet göstermeden geri çekilmeye başladırlar ve Peşmerge güçleri, beklenmedik bir hızla ilerleyip kayıp ettiği bölgeleri tekrar kontrol etti. Bunun yanı sıra Peşmergeler, daha önce kendi denetimleri altında olmayan tartışmalı bölgeleri de yavaş yavaş kontrol etmeye başladı. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileri, “toprak kontrol edenindir” sloganı ile bir daha bu topraklardan çekilmeyeceklerini, zaman zaman basın açıklamalarında vurguluyor. IŞİD’ın kontrolü sırasında kalmayı tercih eden Sünni Arap ve Türkmenler, Peşmergelerin yeniden kontrol ettiği söz konusu bölgelerde, IŞİD’in saldırısına maruz kalan Yezidi ve Kürtler tarafından intikam saldırılarına maruz kalıyor. Başka bir ifadeyle tartışmalı bölgeler, önce IŞİD eliyle Şii Türkmen, Şii Şabak ve Hıristiyanlardan arındırıldı. Daha sonra yavaş yavaş IKBY kontrolüne geçiyor ve Peşmerge ve Peşmergeyle birlikte hareket eden Kürt ve Yezidilerin eliyle Sünni Arap ve Sünni Türkmenlerden de arındırılıyor.

Son günlerde IŞİD, Kerkük ve çevresine yöneldi ve/veya burada saldırıların dozunu giderek arttırıyor. Yukarıda değinilen etnik temizlik yönündeki gelişmeleri yakından izleyen ve doğru yönde analiz eden Kerkük halkı, bu gelişmelerin IKBY ile IŞİD arasında bir plan ve anlaşma doğrultusunda gerçekleştiği kanaatindedir. Aynı planın Kerkük üzerinde uygulanmasından da endişelenmektedir. Başka bir ifadeyle Kerkük’teki Şii Türkmenler ile Şii Araplar, IŞİD’in Kerkük’e girme tehlikesinin arttığını, diğer bölgelerde olduğu gibi Peşmergelerin savaşmayacağını ve kendilerini IŞİD’e kolay yem olarak bırakacakları endişesi içindedirler. Kerkük’teki Sünni Türkmenler ile Sünni Araplar da, IŞİD’in Kerkük’e girmesi ve daha sonra Peşmergelerin şehri kontrol etmesi durumunda, diğer bölgelerde yaşanan intikam saldırılarına maruz kalacaklarından endişelenmektedirler. Kısacası Kerkük’te ister Türkmen, ister Arap, ister Sünni veya Şii olsun kimse Peşmergeye güvenmiyor. Dolayısıyla bu kesimler, kendi önlemlerini almaya çalışıyorlar. Kerkük’teki Şii Türkmenler ile Şii Arapların merkezi hükümete bu yöndeki baskıları sonucu, Sistani’nin cihat fetvası doğrultusunda ve merkezi hükümetin denetiminde oluşturulan “Toplumsal Yığınak” birliklerinin Kerkük’e gönderilmesi gündeme geldi. Kerkük’ün güvenliğinin arttırılmasının gerektiğini savunan Iraklı Şiiler, IKBY ve Peşmergelerin şiddetli itirazlarıyla karşı karşıya kaldı. Karşılıklı açıklamalar ve söylemden de anlaşıldığı üzere giderek artan gerilim, tehlikeli boyutlara ulaşmış durumda. Özellikle IŞİD’e karşı mücadelede aktif rol oynayan Bedir Örgütü lideri Hadi el Amiri’nin Kerkük’ü ziyaret etmesi ve merkezi hükümete bağlı güçlerinin gerek duyulduğu zaman Kerkük’e gireceği ve hiç kimsenin buna engel olamayacağı yönündeki mesajlarının ardından, IKBY yetkilileri peş peşe açıklamalarda bulundu. IKBY yetkilileri, Kerkük’ün güvenliğinin sağlanmasında Peşmergelerin yeterli gücünün olduğunu, kendi talepleri dışında Toplumsal Yığınakların Kerkük’e girmesi durumunda, söz konusu gücü milis olarak algılayacakları ve gerekli askeri mücadele verecekleri yönünde açıklamalar yaptılar.

Gerilim bir süre daha devam edecek ve bu şekilde seyir ederse çatışmaya dönecek gibi görünüyor. Zira iki taraf da, tutumunda ısrarlı gözüküyor. Nitekim Iraklı Kürtler, Kerkük için “Kürdistan’ın Kudüs’ü” ve kırmızı çizgileri olduğu şeklinde ifadeler kullanırken, Şiiler de Kerkük sizin için Kudüs ise “Bizim Necefimizdir” sloganı kullanmakta ve Kerkük’e girmekte kararlı görünmektedirler. Kerkük halkı ise, tüm bu gelişmelerden endişe duymakta… Zira yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı, Peşmergelere güvenmemektedir. Bu bağlamda halkın endişesini arttıran nedenlerden biri; IŞİD’in esir aldığı askerleri ve sivilleri vahşice katlederken, geçen gün Peşmergelerle bir anlaşma gereği karşılıklı esir mübadelesi yapmasıdır. Öte yandan taraflar arasında çıkacak çatışmaların, doğrudan Kerkük halkını etkilemesi söz konusudur. Kısacası meydana gelecek çatışmalardan en çok Kerkük halkı zarar görecektir.

.

Yr.Doç.Dr. Ziya ABBAS – SASAM Irak Masası Koordinatörü

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Ziya Abbas Hakkında

Ziya ABBAS: (Ankara) 1977 yılında Irak’ın Türkmen ilçelerinden Telafer’de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Telafer’de okuduktan sonra Musul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Aynı bölümde Yakınçağ ve Yeniçağ Tarihi Bilim Dalında yüksek lisansa başladı “Fatih Sultan Mehmet Devrinde Osmanlı Devleti 1451-1481 (Politik Çalışma)” adlı çalışma ve üstün başarıyla yüksek lisans derecesini aldı. Daha sonra Türkiye’ye gelen Abbas, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Uluslararası İlişkiler Bölümünde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir konu olan Şiilik çalışmaları üzerinde yoğunlaşarak “Irak’ta Şii Merciliğinin Siyasi Rolü” adlı bir çalışmaya imza atarak Doktora derecesini aldı. Halen Ortadoğu üzerinde çalışmalarına devam eden ABBAS’ın bu bağlamda hem Arapça hem de Türkçe çok sayıda çalışması bulunmaktadır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz