Twitter Facebook Linkedin Youtube

KIBRIS’TA NELER OLUYOR?

Hacı Mehmet BOYRAZ

Hacı Mehmet BOYRAZ

Kıbrıs’ta sular durulmuyor. Adada Rum Yönetimi’nin doğalgaz arama faaliyetleri için çalışmalara başlamasına Türkiye kayıtsız kalmadı. Adadaki son gelişmeleri Kıbrıs konusunda uzman bir isme Girne Amerikan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin IŞIKSAL ile konuştuk…

______

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), doğalgaz arama faaliyetleri yürüttüğü bölgeye Türkiye’nin de bir sismik araştırma gemisi göndermesi üzerine barış müzakerelerinden çekilmişti. Barış Müzakerelerinde son durum nedir acaba? Kısa ve uzun vadede nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?
Kıbrıs müzakerelerinde şu an Rum tarafı, uluslararası tanınmışlığını da kullanarak avantaj elde etmek için, müzakere sürecinde kabul edilemez şartlardan biri olan kendi egemenliğini kabul ettirme konusunda diretiyor. Rumların iddia ettiği egemenliği kabul etmek demek, zaten Kıbrıs ‘sorununun’ ortadan kalkması anlamına geliyor. Bu durum, bir satranç maçı örneğiyle de açıklanabilir. Rum tarafı Türk tarafının acemi bir oyuncu olabileceği olasılığıyla, devamlı olarak mat hamlesi yapıyor.
Rum tarafının hidrokarbon arama ve çıkarmaya ilişkin tek yanlı girişimleri, hiç kuşkusuz bölgedeki güvensizliği daha da derinleştirmekte ve gerginliği daha da artırmaktadır. Bu durum, Rum tarafının aslında zamana oynadığını ve hidrokarbon gelirlerinden tek taraflı olarak yararlanmak istediği gerçeğini ortaya koyuyor. Bir başka ifade ile Rum tarafı, kendi lehindeki statükoyu sürdürmeye çalışıyor. Dolayısıyla son gelişmeler, aslında müzakerelerde al/ver sürecine geçmemek için Rum tarafı tarafından yaratılan yapay krizlerden bir tanesidir. İki tarafın da şu anki pozisyonunu değiştirmeyeceğini varsayarsak, iki taraf yeniden masaya otursa bile, ben en azından 2015 KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar çok önemli bir gelişme beklemiyorum.

huseyin isiksal
Hâlihazırda, doğalgaz aramalarındaki durum nedir? Ön araştırmalar dâhilinde ciddi bir rezerv olduğu belirtiliyor. Eğer böyle bir kaynak varsa, GKRY bölgede 2022’den itibaren çıkarmak istediği gazla milyarlarca gelir elde etmeyi planlıyor. Ancak bunun için çok büyük miktarlarda yatırım gerekiyor. Adaya en yakın Türkiye üzerinden gaz sevkiyatı yapmak, anlaşmazlık nedeniyle mümkün olmadığından, çıkarılan gazın sıvılaştırılarak nakliyatının sağlanması planlar dâhilinde. Ancak buradaki gaz kaynaklarının bu denli büyük bir yatırımı amorti edeceğini düşünüyor musunuz?
Tam miktarı belli olmamakla birlikte, yaklaşık 50 milyar dolarlık brüt bir gelirden bahsediliyor. Bu miktar, Türkiye ekonomisi için küçük bir rakam olarak görünse de Rum tarafının şu an içinde bulunduğu dar boğazı düşündüğümüzde, azımsanacak bir rakam değil. Buradaki temel hedef, Rum gazını İsrail gazı ile birleştirerek İsrail üzerinden veya gemilerle nakliyatını sağlamak. Bu şekilde yatırımlar, kâr getirebilir. Böylelikle Türkiye devre dışı bırakılmaya çalışılacak. Yine de Türkiye’nin dâhil olmadığı hiçbir denklem, ekonomik anlamda istenilen sonuçları getirmeyecektir. Aslında tüm taraflar, bu gerçeğin farkında. Yine de Türkiye’den içinde Filistin sorunu da dâhil olmak üzere çok çeşitli tavizler koparılmak için bu alternatifler geliştirilmeye çalışılıyor.
Başbakan Sayın Davutoğlu: “Anadolu’dan KKTC’ye gidecek olan sudan GKRY de yararlanabilir” dedi. Türkiye bu denli yapıcı bir tavır içerisinde iken, GKRY Kıbrıs adasının doğal kaynaklarını tek başına sahiplenme adına neden bu denli yıkıcı bir tavır içerisinde?
Kıbrıs’taki sorunun temelinin Rumların egemenliğini Türk tarafına kabul ettirme isteği olduğu düşünüldüğünde ve 1974 müdahalesinin Rum tarafında yarattığı travma göz önünde bulundurulduğunda, Rumların bu tavrı anlaşılabilir diye düşünüyorum. Bu tavır, kesinlikle sadece ‘ulusal çıkar’ ile açıklanamaz. Olayın çok ciddi psikolojik, sosyolojik, siyasi ve iktisadi yönleri de var. Bu yönler, bazen Türkiye’den çok net görülemeyebiliyor.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, Kıbrıs’ta yükselen tansiyonu düşürmek için Ankara, Atina ve Lefkoşa üçgeninde ziyaretler gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Yararlı olacağını düşünüyor musunuz?
Şu anki konjonktüre bakıldığında, masaya dönmesi gereken tarafın Rum tarafı olduğu çok açık. Ancak Rumlar, bu gerçeği kabul etmek yerine tam tersine tüm güçleriyle çalışarak ABD ve AB’nin Türkiye üzerindeki baskılarını artırmasını istiyorlar. Oysa gerçekte baskı yapılması gereken taraf Rum tarafıdır. ABD ve AB, bu gerçeği göremediği sürece bu ziyaretler sembolik anlamların dışına çıkmaz.
Son gelişmeler, Barış Müzakereleri kadar Türkiye’nin AB Üyelik Müzakere Sürecini de olumsuz etkiledi. Kısa bir zaman önce GKRY, birçok faslı bloke ettiğini ilan etti. Genişleme süreciyle ilgili kararların hâlâ daha ulusal iradelerin kontrolünde olması AB’nin genişleme politikası için bir tehdit değil midir?
Bu sorun benim de çeşitli platformlarda dile getirdiğim çok önemli bir sorundur. Sonuçta GKRY gibi minik bir devlet bile Türkiye gibi bir devletin tam üyeliğini bloke edebiliyor. AB’nin kendi iç mekanizmasındaki aksaklıklar, ilerde topluluğa çok zarar verecektir. Bu sorunu yine AB’nin kendi içinde aşması gerekir.
Kıbrıs’ta yaşanan son gelişmeler, 23-24 Ekim’de Brüksel’de toplanan AB liderler zirvesinin sonuç bildirgesine de yansıdı. Türkiye’yi “Kıbrıs’ın karasularındaki ve münhasır ekonomik bölgesindeki egemenlik haklarına saygı göstermeye” çağıran AB liderleri, AB’ye katılımın şartlarından birinin de AB üyesi ülkelerin tamamının tanınması olduğunu belirtti. Bu hususta GKRY’nin AB’ye “Kıbrıs Adası” olarak girmesi, hâlâ daha tartışmalı bir konu iken AB’nin bu konudaki tavrını neo-liberal bir hamle yerine neo-realist bir tavır olarak görebilir miyiz?
Bu konuda söylenecek çok şey var aslında. Bence AB’nin veya Rum tarafının tavrında pek bir değişiklik yok. Bence kendi içinde liberal ama dışarıya karşı son derece sert bir realist bakış açısı var Batı’nın. Çifte standartları, siyasetin her boyutunda görmek mümkün.. AB, gümrük birliği antlaşması ile Türkiye’den istediklerinin çoğunu elde etti. Bu nedenden dolayı bu tavırlarını değiştireceklerini sanmıyorum.


Hacı Mehmet BOYRAZ

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Doç. Dr. Hüseyin IŞIKSAL Hakkında
Doç. Dr. Hüseyin IŞIKSAL, lisans eğitimini Doğu Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde “Yüksek Başarı” ile tamamlamıştır. Takip eden süreçte sırasıyla Warwick Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde Master derecesini, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde Doktorasını tamamlamıştır.

Sahipkıran Akademi Hakkında

Sahipkıran AKADEMİ; üniversite öğrencilerine çalışmalarını yayınlayabilecekleri bir platform sağlamak ve öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine katkı sağlamak üzere, Merkezimiz çatısı altında yeni oluşturulmuş bir yapıdır. “Türkiye’nin geleceğinin mimarları, Sahipkıran’da buluşuyor!” sloganı ile gayretli ve üretken üniversitelileri, çalışmalarını bu platformda paylaşmaya ve SASAM’ın etkinliklerine katılmaya davet ediyoruz. Sahipkıran AKADEMİ üyeliği, tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Üye olan öğrenciler, istedikleri zaman üyelikten çıkabilmektedirler. Üye olmak veya üyelikten çıkmak için bilgi@sahipkiran.org adresine, talebinize ilişkin e-posta göndermeniz yeterlidir. Talebiniz, en geç 3 iş günü içinde sonuçlandırılacaktır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz